Fetöcu Doç. Dr. Önder Aytaç buyurmuş:
"Mahşer günü yaradanın sorgusuz sualsiz cennete koyacağı tek cemaat gülen cemaatidir"
Vatandaşın biriside güzel bir cevap vermiş; "Ahiret sorularını da mı çaldınız lan hainler."
1886'da Almanya'da Bosch kuruldu.
Bizde ise 1856’da Dolmabahçe sarayı, 1863’de Çırağan sarayı 1864’de Beylerbeyi sarayı, 1880’de Yıldız sarayı yapıldı. Hala saray yapmaya devam ediyoruz.
Tarihi Bir An...
Kayıp Bir Gol: Feyyaz Uçar'ın "Hayatımın Golü" dediği gol...
Türk futbolunun en özel, en trajikomik hikayelerinden birini, arşiv belgeleriyle ve o anın baş kahramanı Feyyaz Uçar'ın kendi sözleriyle yeniden canlandırmaya ne dersiniz?
Bu, sadece bir kafa golünün hikayesi değil; aynı zamanda 90'ların başındaki yayıncılık şartlarının, Boluspor yönetiminin TRT'ye olan haklı isyanının ve bir efsanenin kayıtlara geçmemiş en güzel anının öyküsüdür.
(Olayın Kara Kalem Çizimi ve Feyyaz'ın Anlatımı)
Şenol, Kadir ve Feyyaz'ın Kafası: Tarihe Çizimle Geçen Bir Başyapıt!
Yıl: 4 Şubat 1990 - 1989/90 Sezonu
Beşiktaş, Boluspor deplasmanında 5-1 gibi farklı bir skorla şampiyonluğa koşuyor. Maçın en özel anı ise, şampiyonluğun habercisi, ligin gol kralı Feyyaz Uçar'ın o muhteşem kafa vuruşu... Feyyaz, 27. golüne imza atarken şöyle anlatıyor:
"Şenol ile verkaça girdim, Kadir'e enfes bir pas verdi. Kadir ortaladı. Vole vurmayı düşündüm ama zemin ağırdı. bir kez sektirdim. Kalecinin çıktığını görünce kafayla çatalı gördüm. Hayatımın golüydü."
Ne yazık ki, bu golün TRT arşivlerinde tek bir kare görüntüsü yok. Neden mi? İşte hikayenin trajikomik kısmı burada başlıyor!
("Radyo Var, Görüntüye Ne Gerek Var?")
Skandal: TRT Kameramanı Stada Alınmadı!
Milyonlarca taraftar ekran başında bu maçı beklerken, Boluspor yönetimi TRT'den istediği yayın ücretini alamayınca stada kameraları sokmadı. Büyük bir arbede yaşandı. Olay o kadar büyüdü ki, TRT kameramanı Şeref Özer çareyi dönemin Bolu Valisi Gökhan Aydıner'e başvurmakta buldu.
Validen aldığı cevap ise Türk yayıncılık tarihine geçecek kadar absürttü: "Radyo maçı veriyor, görüntüye ne gerek var?"
Bu cevap yüzünden, Türk futbolunun gördüğü en güzel gollerden biri, TRT kameralarınca tarihe kaydedilemedi. Sporserler o muhteşem anı ancak ertesi günkü gazetelerdeki detaylı kara kalem illüstrasyonlardan zihinlerinde canlandırmak zorunda kaldı.
(Kayıp Hazine Bulundu!)
İnanılmaz!
Yıllar Sonra Görüntüsü Çıkan; O Efsane Gol!
Bu gol, hep "videosu olmayan efsane" olarak bilindi.
Ta ki bir Beşiktaş taraftarının o gün tribünde kendi amatör kamerasıyla kaydettiği bu nadide görüntüler ortaya çıkana kadar!
Bu, tarihin en gizli kalmış hazinelerinden birini gün yüzüne çıkarmak demek...
Siyah-beyazlı tarihin efsane kadrosu: ENGİN, RECEP, GÖKHAN, ULVİ, KADİR, RIZA, ŞENOL, WILSON, METİN, ALİ, FEYYAZ...
Şampiyonluğa koşan bu takımın Boluspor deplasmanında sergilediği süper futbol, Feyyaz Uçar'ın (2 gol) muhteşem performansı Metin ve Ali Gültiken'in (2 gol) golleriyle süslendi.
TRT'nin çekemediği, sadece 2000 Beşiktaş taraftarın ve Boluspor taraftarlarının canlı izleyebildiği o an, şimdi amatör bir kayıtta ölümsüzleşmiş durumda...
@figenozenn Lan amk çocuğu hangi partide milletvekilliği yaptın,
Bir sümüklü hocanın peşinden gittin ,
Şimdi nerdesin la Amerikanın piçi.
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
Bugün 39.gün
"Ne geçmiş tükendi
Ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar"
Karolsun fobiler, yaşasın Leo😂
Sevgili @idgoktas komedyandır, mizah yapar
Ters kelepçe, hutbe, kuyu tipi...Unutmayacağız
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Can Yücel’in mal varlığı – Metin Üstündağ
Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
*Gökyüzünde bi bulut
*Bitlis’te beş minare
*Biri yazlık, biri kışlık, iki platonik sevgili
*Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
*Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
*Palandöken’de bir plan, iki döken
*Kastamonu’da üç kasto
*Üç fay hattı
*Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
*Dünyada mekân
*Ahrette iman
*Denizde kum
*Uzayda yerçekimsizlik
*Bi çuval gazoz kapağı
*Bi kibrit kutusu sigara izmariti
*On sekiz saç biti
*Biri İngilizce 6 adet küfür
*Yirmi tane boş naylon poşet
*Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
*Bi kuru saç sakal, kıl, tüy, yün
*Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
*Bi ayakkabı çekeceği
*İki büyük taş kütlesi
*Bir adet ağaç gölgesi
*Üç kuş kanadı sesi
*Bi sürü kedi köpek
*Bi Marmara Denizi
*Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
*Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
*Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
*Nakit 15 kuruş
*Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bi ömür
Metin Üstündağ (Met-Üst)
Kaynak: Penguen Dergisi, 79.sayı
İllüstratör: Abdülkadir Elçioğlu/Aptülika
Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Hüseyin İnan'a aramızda 'dede' derdik. Doğrusu ona neden dede denirdi, pek düşünmemiştim. Hüseyin İnan 'dede'ydi, yani Alevi dedesiydi. Ailesi Kayseri Pınarbaşılı olan Hüseyin İnan, 68 gençlik hareketinin öne çıkmayan önderlerindendi. Sessiz, sakin haliyle aslında herkesin saygı duyduğu, söylediğine değer verdiği, ağır başlı ve etkili bir devrimciydi.
Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'la birlikte 6 Mayıs 1972 gecesi sabaha karşı Ankara'da Ulucanlar Cezaevi'nde idam edildi. Onları bizlerin yanı başındaki hücrelerden, Mamak Askeri Cezaevi'nden apar topar alıp götürmüşlerdi. Hüseyin'e son arzusu sorulduğunda darağacının yanı başında bekleyen avukatlarına şunları söylemek gereğini duymuştu:
"Babam, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, üzülmesin. Ayakkabılarım da hapishanedeki arkadaşlara hediyem olsun."
//Oral Çalışlar
Deniz Gezmiş korkuyormuşun?
Dede Hüseyin İnan’ın biz korkumuzu Kerbela’da bıraktık Deniz yoldaş
Selam olsun Deniz yoldaşa
Selam olsun Dede Hüseyin İnan’a
Bin selam..
Sürekli bir vicdan muhasebesindeyiz! Deniz Göktaş’tan söz ederken Merdan Yanardağ’ı unutma…
İmamoğlu evet de Selahattin Demirtaş’ı ihmal etme…
Osman Kavala’ya sahip çık Can Atalay,Çiğdem Mater’i es geçme…
Üsküdar,İzmit,Seyhan kadın başkanları hatırla…
Bir de isimsizler var..
Un señor muy amable, alto y guapo llamado Pedro se fue al campo y le compró un burro a un viejo campesino por 500€. El anciano acordó entregarle el animal al día siguiente. Pero al día siguiente el campesino le dijo:
- Lo siento Don Pedro pero el burro murió.
- Bueno, entonces devuélvame mi dinero. Dijo Pedro. - No puedo. Lo gasté todo.
- Pues entrégueme el burro.
- ¿Y para qué? ¿Qué vas a hacer con un burro muerto?
- Lo voy a rifar.
- ¿Cómo vas a rifar un burro muerto?
- No le diré a nadie que está muerto.
Tiempo después, el campesino se encontró con Pedro.
- ¿Qué pasó con el burro?
- Lo rifé, vendí 500 números a 20€ cada uno y gané 10,000€.
- ¿Y nadie se quejó?
- Solo el ganador y le devolví sus 20€.
Pedro se hizo político. Llegó a ser Asesor, Concejal, Diputado, Secretario general de su partido y después Presidente y enchufó a familiares y amigos y se hizo rico y poderoso. ¿Por qué? Porque encontró muchos burros en su camino y los fue rifando a mucha gente ingenua y vió que habiendo ingenuos podía llegar a Presidente.
Y ahí estamos. Y como dijo George Orwell:
"Un pueblo que vota por corruptos, ladrones y prófugos, no es víctima, sino cómplice."
“Kitap okumanın ne faydası var?” diyenlere…
Bir gün hocama şöyle dedim:
“Bir kitap okudum ama okuduklarımın çoğu aklımda kalmadı.”
Hocam bana bir meyve uzattı ve gülümseyerek:
“Bunu çiğneyip ye.” dedi.
Yedikten sonra sordu:
“Şimdi büyüdün mü?”
“Hayır.” dedim.
Bunun üzerine şöyle dedi:
“Belki büyüdüğünü hissetmiyorsun ama o meyve şimdi vücuduna dağıldı. Et oldu, kemik oldu, kan oldu, sinir oldu, deri oldu, hücre oldu… Seni fark ettirmeden besledi ve güçlendirdi.”
Sonra ekledi:
“Kitaplar da böyledir.”
Okuduğun her satır zihnine sessizce işler.
* Bir kısmı kelime dağarcığını zenginleştirir.
* Bir kısmı bilgi ve kültürünü artırır.
* Bir kısmı ahlakını güzelleştirir.
* Bir kısmı konuşmana ve yazına incelik katar.
* Bir kısmı hayata farklı pencerelerden bakmanı sağlar.
* Bir kısmı sevgini, merhametini ve empati duygunu büyütür.
* Bir kısmı özgüvenini artırır.
* Bir kısmı düşünmeyi, sorgulamayı ve doğru karar vermeyi öğretir.
Belki bunların hiçbirini o anda fark etmezsin. Ama her kitap, seni fark ettirmeden biraz daha olgunlaştırır, biraz daha zenginleştirir.
Kitap okumak bir şeye yaramaz; çünkü kitap okumak tek bir şeye değil, sayısız şeye yarar. O kadar çok faydası vardır ki, hepsini tek tek saymak mümkün değildir.
📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚
“İyi dostlar, iyi kitaplar ve huzurlu bir vicdan… İşte ideal hayat.”
— Mark Twain