✒️ Görevini ihmal etmek, elinde telsizle sadece oturup izlemek ve olumsuzluklara göz yummak, bir şehre ve o şehrin insanına yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Liyakat ve sorumluluk, o telsizin hakkını vermeyi, sokaktaki her aksaklığa anında müdahale etmeyi gerektirir.
Emanet edilen makamlar, yetkileri sadece seyretmek için kullanma yeri değildir. Sahada alın teri dökenlerin emeğine ve halkın hakkına göz yumanlar, görevini ihmal edenler en ağır cezaları ve vicdani sorumluluğu hak ederler. Çünkü o gemi, elinde telsizle oturanlarla değil; sorumluluk bilinciyle sokak sokak denetim yapanlarla yürür.
✒️ Masa başında oturarak ne sokakların çilesi biter, ne de o makamların hakkı verilir. Bir şehrin, bir sokağın gerçek derdini anlamak için koltuktan kalkıp sahaya inmek, tozu toprağı yutmak gerekir. Adana Oto Center'ın arkası da, Yüreğir'in de, Seyhan'ın da sokakları masadan göründüğü gibi değildir.
Emanete sahip çıkmak ve liyakatle yönetmek tam olarak bunu gerektirir: Şehrin her köşesini, her caddesini yerinde denetlemek. Çünkü sokakta alın teri dökmeyen, halkın arasında olmayan yöneticilerin yürüttüğü gemi, en küçük dalgada karaya oturmaya mahkumdur.
Bu gemiyi limana sağ salim ulaştıracak olan şey, masada oturmak değil; sorumluluk bilinciyle, liyakatle sahanın ve sokağın hakkını vermektir.
**Karakterin Küçük Bir İspatı: Sigara İzmariti** ✍️
Yere atılan bir sigara izmariti, sadece birkaç santimetrelik bir çöp parçası değildir; bir insanın toplumsal ahlaka bakışının küçük bir vesikasıdır. "Küçücük şeyden ne olur?" diyerek kaldırıma, ağaç dibine ya da parktaki çimlerin üzerine bırakılan her izmarit, arkasında derin bir saygısızlık izi bırakır.
Çevre ahlakı, büyük nutuklar atmakla değil, küçük adımlarla başlar. Kendine saygısı olan insan, keyifle tüttürdüğü tütünün artığını doğanın sırtına yüklemez. Sokaklar ve parklar hepimizin ortak evi, emanetidir; o küçük izmariti ait olduğu yere, yani çöp kutusuna atmak ise asil bir karakterin en temel borcudur.
**Ahlakın Hafifliği, Pet Şişenin Ağırlığı** ✍️
Yere fırlatılan bir pet şişe, sadece doğada yüzlerce yıl çürümeyen bir plastik atık değildir; aynı zamanda yere düşen bir toplumsal ahlaktır. Arabasının camından o şişeyi yola savuran el, aslında kendi saygısını ve medeniyet bilgisini de dışarı fırlatmaktadır.
"Biri nasıl olsa temizler" rahatlığı, kamusal alana ve başkasının emeğine yapılmış en büyük saygısızlıktır. Kul hakkı ve çevre ahlakı, tam da kimsenin bizi görmediği anlarda o pet şişeyi cebimizde ya da çantamızda taşımayı gerektirir. Temiz bir şehir, temiz bir karakterin en net göstergesidir.
**Çöpümüz, Kimliğimizdir** ✍️
Büyüklerimiz boşuna dememiş, "Aslan yattığı yerden belli olur" diye. Bir insanın iç dünyasını, karakterini ve çevresine duyduğu saygıyı anlamak için uzun uzadıya konuşmaya gerek yoktur. Bazen sokaktaki tek bir hareket, bin kelimeden daha çok şey anlatır.
Cebinden çıkan boş sigara kutusunu, birkaç adım ötedeki çöp kutusuna atmak yerine fırlatıp kaldırıma fırlatan o el, aslında sadece sokağı kirletmiyor; kendi karakterinin aynasını da oraya bırakıyor.
Çevre temizliği, belediyelerin temizlik işçilerine zimmetlenmiş bir görev değil, bireysel bir ahlak meselesidir. Kendine saygısı olan insan, bastığı toprağa, nefes aldığı havaya ve birlikte yaşadığı topluma da saygı duyar. Unutmayalım; aslan gibi yaşamak, arkanda çöp yığınları değil, zarafet ve saygı bırakmayı gerektirir.
✏️ Kent yaşamının en temel göstergelerinden biri olan çevre temizliği, ne yazık ki masa başında oturarak, sahaya inmeden yönetilemez. Sabahın erken saatlerinde, henüz gün ağarırken sokakları, parkları ve Seyhan Baraj Gölü çevresindeki rekreasyon alanlarını bizzat yerinde incelemek, sahadaki eksiklikleri doğrudan görmek elzemdir. Kontrolsüzce bırakılan atıklar Adana'mızın estetik dokusuna zarar verirken, bu zafiyetin önüne ancak masa başından kalkıp sahada aktif denetim yaparak geçilebilir.
Bu noktada ilgili idari makamların ve idarecilerin, sabahın erken saatlerinden itibaren sorumluluk alanlarında bizzat bulunması, temizlik faaliyetlerini yerinde sevk ve idare etmesi gerekmektedir. Eksikliklerin ivedilikle giderilmesi ve yasal yaptırımların sahada kararlılıkla uygulanması, yetkili kurumların en asli görevidir.
Ancak unutulmamalıdır ki, sürdürülebilir bir çevre yönetimi yalnızca sahadaki idari tedbirlerle mümkün olamaz. Her vatandaşın da kamusal alanları koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Temiz bir şehir; makamların sabahın erken saatlerinde sahada gösterdiği görev bilinciyle, bireylerin toplumsal saygısının birleştiği yerde inşa edilir.
✏️ Adana'nın en önemli simgelerinden biri olan Seyhan Baraj Gölü ve çevresindeki rekreasyon alanları, son dönemde ne yazık ki ciddi bir çevre kirliliği ve zafiyet içerisindedir. Kentimizin nefes borusu niteliğindeki bu eşsiz göl manzarasında, su kenarlarına ve yeşil yürüyüş yollarına kontrolsüzce bırakılan atıklar, hem su havzasının ekolojik dengesini tehdit etmekte hem de Adana'nın estetik dokusuna büyük zarar vermektedir.
Bu noktada ilgili idari makamların ve yerel yönetimlerin bölgedeki denetim mekanizmalarını sıkılaştırması, temizlik faaliyetlerini artırması ve yasal yaptırımları kararlılıkla uygulaması elzemdir. Yetkili kurumların göl çevresinde ivedilikle aksiyon alması ve çevre düzenini sağlama görevini en üst düzeyde ifa etmesi beklenmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki, sürdürülebilir bir çevre yönetimi yalnızca idari tedbirlerle mümkün olamaz. Göl manzarasının tadını çıkaran her vatandaşın, kamusal alanları koruma ve çevre bilinciyle hareket etme sorumluluğu bulunmaktadır. Temiz bir Adana, kurumların görev bilinciyle bireylerin toplumsal saygısının birleştiği yerde inşa edilir.
✍️ Kamusal alanların, rekreasyon sahalarının ve kent sokaklarının düzeni, temizliği ve güvenliği, yalnızca masa başında alınan kararlarla veya kâğıt üzerindeki planlamalarla sağlanamaz. Şehrimizin en önemli değerlerinden olan Adnan Menderes Bulvarı göl kenarı şeridinde yaşanan yoğun çevre kirliliği ve Yüreğir ilçemizin arterlerindeki altyapı zafiyetleri, yönetimsel denetimin sahada bizzat ve kesintisiz bir şekilde bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Kurumsal koordinasyonun ve saha disiplininin yeniden tesisi için, en üst düzey mülki ve yerel idarecilerin sürece doğrudan müdahil olması gerekmektedir.
Bu bağlamda; gerek Adana Büyükşehir Belediye Başkanı gerekse Yüreğir Belediye Başkanı, bürokratik sınırların ötesine geçerek **bizzat sahaya inmeye, sorunları yerinde müşahede etmeye ve denetim mekanizmalarını bizzat sevk ve idare etmeye davet edilmektedir.** Belediye başkanlarının sahada varlık göstermesi, hem alt kademedeki hizmet birimlerinin çalışma disiplinini en üst seviyeye çıkaracak hem de çevre kirliliğine veya altyapı ihlallerine sebebiyet veren unsurlara karşı idari kararlılığın en somut göstergesi olacaktır.
Halkın ortak kullanım hakkını ve kamu yararını korumak adına; ilgili belediye başkanlıklarının yetkili makamlarınca ivedilikle sahada inceleme programlarının başlatılması, eksik bütçe ve iş makinelerinin sorunlu bölgelere doğrudan emirle sevk edilmesi ve sokak bazlı temizlik zimmet sisteminin işlerliğinin yerinde denetlenmesi büyük önem arz etmektedir.
✍️ Kamu idarelerinin ve yerel yönetim birimlerinin çevre koruma ve kentsel estetik alanındaki en temel sorumluluğu, vatandaşların ortak kullanımına ayrılmış kamusal ve doğal alanları temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde muhafaza etmektir. Şehrimizin en önemli doğal ve rekreasyon alanlarından biri olan Adnan Menderes Bulvarı göl kenarı bölgesinde gözlemlenen ve çevre sağlığını tehdit eden yoğun çöp yığınları, kamusal hizmetlerin sürekliliği ve çevre denetimi ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.
Mevcut durumda; piknik ve mesire alanı olarak kullanılan göl havzası ve çevresinde periyodik temizlik işlemlerinin aksaması, atık konteynerlerinin yetersizliği veya düzenli boşaltılmaması, hem su ekosistemine zarar vermekte hem de kentsel bir kirlilik odağı oluşturmaktadır. Bu hizmet ve koordinasyon zafiyetinin kalıcı olarak bertaraf edilmesi adına, verimliliği saha tecrübeleriyle sabit olan **"bölge ve hat bazlı personel görevlendirme/zimmet sistemi"** Menderes göl kenarı şeridinde de kesintisiz bir şekilde yürürlüğe konulmalıdır. Hizmet alanlarının personel bazında net olarak tanımlanması ve sürekli denetim mekanizmalarının kurulması, ihmalkarlıkların önüne geçecektir.
Bu bağlamda; ilgili belediyelerin Temizlik İşleri Müdürlükleri ile Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlıkları tarafından gerekli araç, personel ve mobil temizlik ekiplerinin acilen bahse konu mağduriyet bölgesine sevk edilmesi, biriken çöp yığınlarının hızla tasfiye edilmesi, atık toplama ünitelerinin artırılması ve kamusal düzeni ihlal ederek doğal alanları hoyratça kirleten unsurlara karşı **5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ilgili mevzuat hükümleri uyarınca en üst sınırdan idari yaptırım ve cezai işlemlerin tavizsiz uygulanması** hususunda gereğinin yapılmasını kamu yararı adına arz ve talep ederim.
✏️ Bir şehrin temizliği, huzuru ve düzeni, yalnızca yerel yönetim birimlerinin, emniyet teşkilatının ya da zabıta amirliğinin yasal sorumluluğuna bırakılamayacak kadar geniş kapsamlı bir kamu görevini ifade etmektedir. Kamu otoritesinin her yaşam alanında kesintisiz denetim sağlamasının fiziki imkansızlığı göz önünde bulundurulduğunda; **her vatandaşın kendi sokağında kamu düzenini koruma, yasalara riayet edilmesini gözetme ve toplumsal bilinci yüksek birer denetleyici olarak hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır.**
Vatandaşların denetim ve kolluk sorumluluğunu sahiplenmesi; ikamet ettikleri çevrede kamu düzenine aykırı eylemlere karşı duyarlılık göstermelerini gerekli kılar. Bu bağlamda, genel çevre sağlığı kuralları ve atık yönetimi mevzuatı hiçe sayılarak sokaklara, kaldırım ve ortak kullanım alanlarına **BİLİNÇSİZCE VE KAÇAK OLARAK BIRAKILAN ESKİMİŞ EV EŞYALARI İLE KATI ATIKLAR**, kamu düzenini açıkça ihlal etmektedir. Vatandaşların, yeni bir eşya ediniminde gösterdikleri nakliye ve lojistik özeni, söz konusu eşyalar eskidikten sonra da göstermeleri; bu atıkları kuralsızca sokağa terk etmek yerine belediyenin ilgili birimlerine bildirerek, yasal bertaraf/nakliye ücreti mukabilinde belirlenmiş resmi atık alanlarına ulaştırmaları hukuki bir zorunluluktur. Kentsel estetiği ve yaya güvenliğini tehdit eden bu usulsüz atık dökümlerine karşı müdahil olmak, kamu bilincinin en temel göstergesidir.
Söz konusu bu bilinçsiz atık yönetimi ve sokaklara kuralsızca bırakılan eskimiş eşyalar, mevzuata aykırı şekilde faaliyet gösteren **SOKAK ATIK TOPLAYICILARI İLE ÇÖP HURDACILARI** için de kontrolsüz bir hareket alanı hazırlamaktadır. Kamu ortak kullanım alanlarında bulunan çöp konteynerlerini ve bırakılan atıkları talan ederek çevreye saçan, sokakları açık hava hurdalığına dönüştürerek halk sağlığını ve çevre güvenliğini ciddi şekilde riske atan bu denetimsiz yapıların ivedilikle sokaklardan toplatılması idari bir zorunluluktur. Bu kişilerin yarattığı çevresel zayiat, hem mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini düşürmekte hem de temizlik hizmetlerini yürüten kamu personelinin emeğini sabote etmektedir.
Tam da bu noktada vatandaşların yönetsel bir ciddiyetle hareket etmesi; sokaklarındaki usulsüzlüklere, bilinçsiz atıklara ve kamu malına zarar veren her türlü illegal faaliyete karşı devlet disipliniyle yaklaşmasını gerektirir. "Bireysel alanın temizliği yeterlidir" anlayışı, kamusal sorumluluk ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Sorumluluk bilinci, kamusal alanların da ortak birer yaşam alanı olarak muhafaza edilmesini zorunlu kılar.
Toplumsal kuralların ihlaline, çevre kirliliğine ve sokakları işgal eden denetimsiz hurda faaliyetlerine karşı sessiz kalındığı takdirde, kentsel huzurun ve kamu düzeninin tesisi mümkün olmayacaktır. Bir şehir, sakinlerinin kurallara gösterdiği saygı ölçüsünde düzenli ve kamusal duyarlılığı oranında yaşanabilir kalır. Yaşam alanlarımıza idari bir ciddiyet ve kurumsal bir dikkatle sahip çıkmak, toplumsal huzura ve geleceğimize karşı ifa etmekle mükellef olduğumuz en temel vatandaşlık borcumuzdur.
✏️ Bir şehrin temizliği, huzuru ve düzeni sadece belediyenin temizlik işçisine, polisine ya da zabıtasına ihale edilemeyecek kadar büyük bir sorumluluktur. Devletin her sokağın başına 24 saat nöbet tutacak bir görevli dikmesi imkansızdır. İşte bu yüzden, **her vatandaş aslında kendi sokağının bekçisi, polisi, kaymakamı ve valisi olmak zorundadır.**
Vatandaşın "bekçi ve polis" olması demek; mahallesine, sokağına aidiyet duygusuyla sahip çıkması demektir. Gece yarısı sokağa gizlice eski eşya bırakan birini gördüğünde uyarabilmek, kaldırıma usulsüzce çöp yığanlara karşı durabilmek ve çevreyi talan eden duyarsızlığa karşı sesini çıkarabilmek gerçek bir vatandaşlık görevidir.
Ancak sokaklarımızdaki düzeni ve huzuru tehdit eden en büyük unsurlardan biri de denetimsizce sokaklarda cirit atan çöp hurdacılarıdır. Çöp konteynerlerini talan eden, içindekileri etrafa saçan ve sokakları adeta birer açık hava hurdalığına çeviren bu kontrolsüz yapıya karşı acilen önlem alınması gerekmektedir. Çevreyi ve halk sağlığını hiçe sayarak sokaklarda hurda toplayan, topladıkları atıklarla yolları ve kaldırımları işgal eden bu kişilerin acilen sokaklardan toplatılması yasal bir zorunluluktur. Onların yarattığı bu kaos ve kirlilik, mahallelinin ve temizlik işçilerinin emeğini bir çırpıda yok etmektedir.
İşte tam da bu noktada vatandaşın "kaymakam ve vali" olması, sokağındaki bu tarz usulsüzlüklere, kamu malının zarar görmesine ve çevre katliamına devlet ciddiyetiyle sahip çıkması, yetkilileri göreve çağırması demektir. "Ben kapımın önünü süpürdüm, gerisi beni ilgilendirmez" mantığı bencilliktir. Asıl mesele, sokağı da evin bir odası gibi görebilmek, sokakları güvensiz ve kirli hale getiren bu çöp hurdacılarına karşı dik durabilmektir.
Eğer bizler kendi sokağımızdaki haksızlığa, pisliğe, sokakları mesken tutan hurdacıların yarattığı düzensizliğe göz yumarsak, o sokakta ne huzur kalır ne de adalet. Bir şehir, sakinlerinin duyarlılığı kadar temiz, vatandaşının ciddiyeti kadar düzenli olur. Sokağımıza bir yönetici ciddiyetiyle, bir kolluk görevlisi dikkatiyle sahip çıkmak; hem yaşadığımız çevreye hem de geleceğimize olan borcumuzdur.
Pençe-Kilit Harekât Bölgesindeki görev esnasında 22 Mayıs 2026'da geçirdiği araç kazasında yaralanan ve o günden bu yana hastanede tedavi gören Ulş. Uzm. Çvş. Abdurrahman Hilal, maalesef kurtarılamayarak 30 Haziran 2026 tarihinde şehit düşmüştür.
Aziz şehidimize Yüce Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyoruz. Şehidimizin ruhu şad olsun.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin başkanlığında Emniyet Genel Müdürümüz Sayın Ali Fidan’ın da yer aldığı heyet, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed eş-Şara tarafından kabul edildi.
Toplumsal huzurun, adaletin ve güvenin en temel direği, hayatın her alanında helali ve haramı gözeterek hareket etmektir. Kul hakkına özen göstermek, emeğe saygı duymak ve dürüstlükten ödün vermemek, bir toplumu bir arada tutan en güçlü manevi bağdır. Bu değerleri göz ardı eden yaklaşımlar, kısa vadede ne kadar güçlü görünürse görünsün, toplumun vicdanında kalıcı bir yer edinemezler.
Bazen kişisel hırsların veya geçici menfaatlerin peşine düşenler, kendi hatalarını gizlemek için daha çok ses çıkarmayı ya da suni kalabalıkların arkasına saklanmayı seçebilirler. Kendi eksikliklerine **halkı barikat** yapmaya çalışan, yapıcı eleştiri yerine **parayla yuhalatma** gibi yöntemlere başvuran ya da devletimizin birliğini temsil eden en üst makama, Cumhurbaşkanlığına karşı nezaketsiz bir dil kullanan tutumlar toplumsal barışa katkı sunmaz. **Talancılara alkış** tutan ya da haksız kazançları görmezden gelen bu tür yapay adımlar, maalesef en çok da yarının teminatı olan **çocuklarımızın** zihninde derin yaralar açar.
Oysa nezaketten ve doğruluktan uzaklaşarak örülen o kâğıttan kaleler, hayatın gerçekleri karşısında er ya da geç etkisini yitirir. Öfkeyle veya haksızlıkla bir yere varılamayacağını zaman her zaman bizlere göstermiştir. Hayatın o şaşmaz terazisi ve toplumun ortak sağduyusu, geçici gürültüler dindiğinde geriye sadece kimin ne kadar samimi olduğunu bırakır.
Asıl kalıcı olan; her türlü zorluğa rağmen boğazından tek bir haram lokma geçirmeyen, dilini ve niyetini temiz tutan insanların duruşudur. Kimseye haksızlık etmeden, rüzgâra göre eğilip bükülmeden, karakterini ve çizgisini koruyarak **onurlu kalmayı** başaran vakur insanlar, evlatlarına bırakılacak en güzel lekesiz mirası taşıyanlardır. Günün sonunda tüm yapay gerginlikler unutulup giderken, bu temiz duruş geleceğe uzanan sarsılmaz bir saygınlık olarak dimdik ayakta kalacaktır.
🖋️ "Önce ülkem" ifadesi, Dr. Devlet Bahçeli’nin siyasete ve devlete bakışını özetleyen en güçlü temel taşıdır; Dr. Devlet Bahçeli için bu ifade, geçici siyasi hesapların çok ötesinde, Dr. Devlet Bahçeli’nin millete verdiği ebedi bir sözdür. Dr. Devlet Bahçeli’nin her adımında "önce ülkem" şuuru hissedilir, zira Dr. Devlet Bahçeli bu şiarı bir slogan değil, Dr. Devlet Bahçeli’nin bir hayat felsefesi olarak bizzat kendi yaşamında ilmek ilmek işlemiştir. Dr. Devlet Bahçeli, "önce ülkem" diyerek aslında bu gök kubbenin altında yaşayan her bir ferdin, Dr. Devlet Bahçeli'nin duruşunu örnek alarak devlete sadakat göstermesi gerektiğini vurgular.
Dr. Devlet Bahçeli'nin bu yaklaşımı, dik duruşun ancak "önce ülkem" diyebilme cesaretiyle mümkün olduğunu Dr. Devlet Bahçeli olarak bizlere öğretmiştir. Dr. Devlet Bahçeli için "önce ülkem" demek, şahsi çıkarları bir kenara itip, devletin bekasını her şeyin üzerinde tutan Dr. Devlet Bahçeli'nin o sarsılmaz iradesini temsil eder. Gök kubbenin şahitliğinde, Dr. Devlet Bahçeli'nin "önce ülkem" diyerek attığı her adım, bir abide gibi yükselmektedir. Nihayetinde Dr. Devlet Bahçeli, "önce ülkem" ilkesini hayatının merkezine koymuş bir lider olarak, Dr. Devlet Bahçeli'nin izinden gidenlere, bu vatanın ancak bu sarsılmaz sadakatle korunabileceğini Dr. Devlet Bahçeli'nin kendi asil duruşuyla göstermiştir.
🖋️ "Önce ülkem" ifadesi, Dr. Devlet Bahçeli’nin siyasete ve devlete bakışını özetleyen en güçlü temel taşıdır; Dr. Devlet Bahçeli için bu ifade, geçici siyasi hesapların çok ötesinde, Dr. Devlet Bahçeli’nin millete verdiği ebedi bir sözdür. Dr. Devlet Bahçeli’nin her adımında "önce ülkem" şuuru hissedilir, zira Dr. Devlet Bahçeli bu şiarı bir slogan değil, Dr. Devlet Bahçeli’nin bir hayat felsefesi olarak bizzat kendi yaşamında ilmek ilmek işlemiştir. Dr. Devlet Bahçeli, "önce ülkem" diyerek aslında bu gök kubbenin altında yaşayan her bir ferdin, Dr. Devlet Bahçeli'nin duruşunu örnek alarak devlete sadakat göstermesi gerektiğini vurgular.
Dr. Devlet Bahçeli'nin bu yaklaşımı, dik duruşun ancak "önce ülkem" diyebilme cesaretiyle mümkün olduğunu Dr. Devlet Bahçeli olarak bizlere öğretmiştir. Dr. Devlet Bahçeli için "önce ülkem" demek, şahsi çıkarları bir kenara itip, devletin bekasını her şeyin üzerinde tutan Dr. Devlet Bahçeli'nin o sarsılmaz iradesini temsil eder. Gök kubbenin şahitliğinde, Dr. Devlet Bahçeli'nin "önce ülkem" diyerek attığı her adım, bir abide gibi yükselmektedir. Nihayetinde Dr. Devlet Bahçeli, "önce ülkem" ilkesini hayatının merkezine koymuş bir lider olarak, Dr. Devlet Bahçeli'nin izinden gidenlere, bu vatanın ancak bu sarsılmaz sadakatle korunabileceğini Dr. Devlet Bahçeli'nin kendi asil duruşuyla göstermiştir.
🖋️ "Dik duruş", Dr. Devlet Bahçeli'nin hayatının merkezine yerleştirdiği ve Dr. Devlet Bahçeli'nin her hamlesiyle ete kemiğe büründürdüğü sarsılmaz bir karakter abidesidir. Dr. Devlet Bahçeli için dik duruş, fırtınalı siyasi atmosferde rüzgâra göre yön tayin etmek değil, Dr. Devlet Bahçeli'nin ilkeleriyle harmanlanmış bir omurgayı muhafaza etmektir. Dr. Devlet Bahçeli'nin sıkça vurguladığı "önce ülkem ve milletim" düsturu, Dr. Devlet Bahçeli’nin bu dik duruşunun temel yapı taşıdır; zira Dr. Devlet Bahçeli bilir ki, bir milletin bekası ancak Dr. Devlet Bahçeli gibi sarsılmadan ayakta kalanların iradesiyle korunabilir.
Bu anlamda dik duruş, Dr. Devlet Bahçeli’nin şahsında, makam ve mevki hırslarının çok üzerinde, Dr. Devlet Bahçeli'nin devlet aklına ve milletin geleceğine adanmış bir ömrün özetidir. Dr. Devlet Bahçeli’nin her sözü, bu dik duruşun bir yansıması olarak gök kubbe altında yankılanır. Dr. Devlet Bahçeli, hayatı boyunca Dr. Devlet Bahçeli'nin çizgisinden şaşmadan, başkalarının alkışına değil, sadece Dr. Devlet Bahçeli'nin kendi vicdanına ve milletinin bekasına odaklanarak dik duruşunu korumuştur. Dr. Devlet Bahçeli'nin miras bıraktığı bu asil duruş, zamanın ötesinde Dr. Devlet Bahçeli’nin adıyla özdeşleşen, herkesin örnek alması gereken bir vakar abidesidir. Nihayetinde Dr. Devlet Bahçeli, dik duruşun sadece bir siyasi tavır değil, gök kubbe altında onurlu bir yaşamanın tek yolu olduğunu bizzat kendi duruşuyla Dr. Devlet Bahçeli olarak kanıtlamıştır.
✍️ **Parayla yuhalatanlar**, güçlerini kaybetme korkusuyla akıllarını ve ahlaklarını da yitirmiş, acziyetin en dip noktasına vurmuş zavallılardır. Kendi usulsüzlüklerini, korkaklıklarını ve haksızlıklarını örtbas edecek hiçbir haklı gerekçeleri kalmadığı için, çareyi üç kuruşa haysiyetini kiraya veren kiralık kalabalıkların arkasına saklanmakta bulurlar.
Bugün kendi menfaatleri ve kirli senaryoları bozulmasın diye **halkı kendilerine barikat** yapan o karakteri bozuk güruh, dürüst ve haklı sesleri susturabilmek için bu **paralı yuhalatma** tiyatrosunu sahneler. Kamu gücünü şahsi ikballerine paravan ederek kibir kulelerinden sokağa nizam vermeye kalkışanlar, parayla tuttukları o figüranların çıkardığı gürültüyle hakikatin sesini bastırabileceklerini, sokağın gözünü boyayabileceklerini sanırlar.
Oysa parayla satın alınan öfkenin de, sipariş üzerine atılan nâraların da sokağın çıplak gerçeği karşısında zerre kadar hükmü yoktur. Pusulası sadece cebine konan paraya ve gücün rüzgârına göre yön değiştirenlerin ne alkışında bir şeref bulunur ne de yuhalamasında bir haysiyet. Hakikatin o ilk sert fırtınası koptuğunda, o kiralık kalabalıklar da, arkasına saklandıkları o yapay barikatlar da anında un ufak olur; geriye sadece maskelerin ardındaki o yalnız ve çıplak çürüme kalır.
Hayatın şaşmaz terazisi günü geldiğinde, o paralı tetikçileri de, onları avuçlarındaki kirli paralarla sahneye süren o sahte kahramanları da tarihin unutulmuş çöplüğüne fırlatıp atacaktır. Geleceğe ve yarına kalacak olan tek şey; o kiralık gürültülere, paralı tehditlere asla boyun eğmeyen, güce biat etmeyen, karakteri düzgün ve her şeye rağmen **onurlu kalmayı** başarmış vakur insanların sarsılmaz haysiyetidir.
Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Sayın Ali ÇARDAKCI, Yenifoça Jandarma Komando Teröristle Mücadele Okul Komutanlığımızda düzenlenen 89’uncu Dönem Jandarma Astsubay Komando Temel Kursu Kapanış Töreni’ne katıldı.
Üstün disiplin, yüksek fiziki yeterlilik ve mesleki donanımla yetişen Jandarma Komandolarımız, vatanın her köşesinde aziz milletimizin huzur ve güvenliği için büyük bir kararlılıkla vazifesini sürdürecektir.🇹🇷
📍İzmir
🗓️26 Haziran 2026