Yarın Özgür Özel için zor bir gün olacak.
Uzun süredir ilk defa Kılıçdaroğlu ile aynı ortamda bulunacak. Özel’in her zaman nezaket ve protokol takip ettiğini hatırlayın.
Elini sıksa konuşsa vay niye konuştun denecek.
Yokmuş gibi davransa bak uzlaşmıyor denecek.
Ilımlı konuşsa öfkemizi dindirdin bir de yiğidim aslanım çal bari denecek.
Sert konuşsa iktidarın gazabını üstüne çekmesi için vesile olacak.
Lütfen yarın Özel analizlerinizde ve tepkilerinizde makul, insani, yapıcı olun. Bizim klavye başında, Özel’in savaşın ortasında İmamoğlu ve diğer tutukluların ise Silivri’de olduğunu hatırlayın…
Zor kolay olsun @eczozgurozel Yanındayız.
eski sevgilim bir kere onur bu fenotipini ve varoşluğunu okuyarak örtmeye çalışıyor demişti. o gün aşık olmuştum ömrüm boyunca ilk defa birini beni anlamıştı
CHP birbirine girmedi, CHP yine AKP ile mücadele ediyor, AKP'nin görevlendirdiği kişilere karşı kurumsal yapısını korumaya çalışıyor. Bunu siz de biliyorsunuz ama yaşananları parti içindeki denk güçlerin mücadelesi gibi sunmak işinize geliyor. Sorsan muhalif gazetecisiniz.
Her kim bugün itidal çağrısı yapıyorsa, bizzat sarayın operasyonunun bir parçasıdır. O evre çoktan geçildi. Asıl mesele artık CHP’nin bu dönemeçten tek parça hâlinde çıkıp çıkamayacağı ve burada bize de büyük görev düşüyor. CHP’li bir belediye başkanının ya da milletvekilinin butlan kararını desteklemesi, onu sokağa bile çıkamayacak hale getirmeli ki bu durum açık bir ibret vesilesi olsun.
Böceklerin etkin pişmanlık ifadelerinde isnat edilen eylem rüşvet suçu teşkil etmez. Rüşvet suçunun sübut bulabilmesi için doğrudan maddi menfaat sağlayan tarafın kamu görevlisi olması şarttır. Siyasi parti yetkilileri kamu görevlisi sıfatını haiz olmayıp TCK 252/8’de özel olarak düzenlenen şahıslar arasında da değildir.
Burada karşılaşılabilecek tek hukuki müeyyide usulsüz bağışta bulunan kişi ve bağışı kabul eden parti sorumlusuna verilecek olan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ve ilgili bağışın artan kısmının Hazine’ye devridir.
Bu cezanın verilebilmesi için de bağışa konu miktarın yasal sınırı aştığı ve siyasi parti çalışmalarında kullanıldığı veya siyasi partinin kasasına girdiğinin her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispat edilmesi gerekir.
Gökhan Böcek’in belirtilen tarih aralığında CHP Genel Merkezi’ne gitmediği sabit olmakla birlikte bir an için gittiği kabul edilse dahi para verip vermediği, verdiyse de bu paranın nerede ve ne amaçla kullanıldığının ispatı fiili olarak imkansızdır.
Kısacası bu konu magazinel olmaktan öteye gidemeyecek ve hukuki bir sonucu da olmayacaktır.
Madencilere kalacak yer vermediniz, en son güne kadar tuvaleti bile açmadınız. Mülkiyeliler Birliği’nin madencinin kalması için açacağı yere bile doğrudan arayarak müdahale ettiniz..
Neden Hüseyin bey tüm bunlar?
Kayınvalidem 65 yaşında, iki çocuğunu tek başına büyütmüş bir kadın. Kısa süre önce sokaktan bir akbaş kırması sahiplendi. "Annemm" diye seviyor devasa hayvanı. E bu bir içgüdü. Kadınlar bakım verdiği canlıya karşı anaçlaşıyor. Köpekler de çok sadık hayvanlar, anaçlık hissini inanılmaz perçinliyorlar. Kendilerine bakım vereni anlayıp koruma ve bağlılık moduna geçiyorlar. Şimdi bu kadının anneliğine zeval mi geldi? İnanılmaz suni bir tartışma.
Bu arada arkadaşlar benim de bir köpeğim var ve sizi temin ederim dışarıda bu kadar çok vahşi insan yok. Köpekten korkanlar tabii ki oluyor ama karşılaştığımız insanların geneli köpeğimi seviyor, ona mama vermeye vs. çalışıyor. En azından onu görünce gülümsüyorlar. Ve çok sayıda insan, çocuğuna hayvan sevgisi aşılamak için yanımıza gelip "Çocuğum da sevebilir mi?" diye soruyor. Türkiye güzel bir ülke.
Süpürge reklamını izleyip "aa köpek annesi de olunabiliyormuş, ben en iyisi insan annesi olmayayım" diyen kimse olacağını sanmıyorum. Ama bunun bile yasaklandığını, şeytanlaştırıldığını görüp "özgürlüğün bu kadar baskı altına alındığı yerde çocuk sahibi olmayayım" diyen var.
Eczaneye gidip kendi adına madenciler için ilaç alanlar; açlık grevindeler diye su, limonata, şeker getirenler; bir yerden elektrik kablosu çekip madenciler için çay demleyenler; çoluk çocuklarıyla gelip polis bariyerlerinin arkasından destek için slogan atanlar; korkanlar, öfkelenenler, uzaktan izleyenler; bariyerlerin önünde bekleyenler ve bariyerleri yıkanlar; madencilerin çocuklarına oyuncak getirenler; kazandıklarını öğrendiklerinde "koş koş kazandılar" diye birbirilerini telefonla arayıp haber verenler; ayrılık vakti gelince gözleri dolanlar... @Basaranaksu_ 'la, Gökay başkanla ve işçi Adem'le sarılıp vedalaşıp parktan eve giderken yolda Nazım'ın "onlar" şiiri geldi aklıma; her şeyiyle halk böyle bir şey değil mi... Siyasal birliğini ve gücünü azıcık bile gösterdiğinde yolları kapattıkları onlarca polis aracı da, diktikleri yüzlerce polis de, hiçbir şey engel olamıyor. Belki duygusal gerekçelerle, madencilere ve ailelerine üzüldüklerinden, belki daha objektif nedenlerle, onu bilemeyiz ama Ankaralıların ya da o anda yolu parktan geçenlerin bir bölümü bu eylemin parçası oldu. Bu da temelde işçi sınıfının harekete geçtiğinde toplumu mobilize edebilmesiyle ilgili; bu kapasite asla kaybolmayacak. Doruk maden işçilerinin eylemi bunu bir kez daha kanıtladı.
İşçiler direndi, işçiler kazandı!
Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı, bu ülkede insanca yaşayıp çalışmanın onurunu kurtardı. Birliğin, direnişin ve mücadelenin değerini bir kez daha kanıtladı. Tek tek her bir madenci arkadaşımı kutluyorum.
Bu direnişe sadece kalbini değil omzunu da veren tüm emekçi halkımız da teşekkürü hak ediyor. Elinde bir avuç lokumla, bisküviyle, tuzla, suyla, çiçekle, hiçbiri yoksa sıcacık bir sarılmayla Kurtuluş Parkı’na koşan, Ankara’da olmayıp yüreği burada atan yurttaşlarımız sınıf dayanışmasının en güzel örneklerinden birine imza attı.
Bağımsız Maden İş Sendikası’nı ve tüm yöneticilerini de tavizsiz mücadeleleri, kararlı dirençleri için tebrik ediyorum.
Bu zafer önce direnen madencinin, ardından desteğini onlardan esirgemeyen halkımızındır!
Şimdi, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gücünü 1 Mayıs’ta da meydanlara çıkarmak üzere çalışma vakti.
Yaşasın Türkiye işçi sınıfı!
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
Fatih Altaylı:
"Cumhuriyet Halk Partisi, darbe sonrası tarihinin en güçlü günlerini yaşıyor ve oy oranı yine darbe sonrası tarihin en yüksek noktasında ama ilginç bir şekilde hepimizi “CHP’nin başarısız olduğuna” inandırmaya çalışan bir grupla karşı karşıyayız.
İktidar ve iktidar kontrolündeki medyanın bunu yapmasını anlıyorum, itirazım yok.
Ama kendini muhalif olarak tanımlayan, hatta CHP’li olarak konumlayan gazeteci veya fikir adamlarının bunu yapıyor olmasına, bu fikri pompalamasına gerçekten inanamıyorum.
“CHP iyi yönetilmiyor” korosuna, CHP’yi desteklediği düşünülen tek tük kanal ve yayın organı da dahil.
Yahu şu basit mantığı dahi kuramıyor musunuz Allah aşkına “CHP güçsüz olsaydı ve kötü yönetiliyor olsa idi, iktidara alternatif sunamıyor olsa idi bu operasyonlar olur muydu, 20 küsur CHP’li belediye başkanı cezaevinde olur muydu, geri kalanları diken üstünde oturur muydu?”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde ne bileyim mesela Ataşehir Belediyesi’ne ya da Bakırköy Belediyesi’ne niye bir operasyon yapılmadı?
Bu belediyeler pürü pak olduğu için mi, yoksa iktidarın böyle bir gerilime ihtiyacı olmadığı için mi!
Ya da Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar 2018’de görevden alınmasına rağmen niye tutuklanmadı da, tutuksuz yargılandı.
Kusura bakmayın ama bugünkü CHP yönetimi hiç de başarısız değil.
Karşısındaki orantısız güce, devlet mekanizmasının fütursuzca kullanılmasına ve elindeki kısıtlı imkanlara rağmen son 46 yılın en yüksek oy oranına sahip döneminde.
Sol bir partinin en yüksek oya ulaştığı 1989 Yerel Seçimleri’nde SHP’nin “rekor” sayılan oy oranı yüzde 28’di ve bu oyla 1. parti olmuştu.
Son yerel seçimde ise CHP yüzde 38 aldı.
Bugün de yüzde 30 ila 35 arasında bir yerde.
Haklı veya haksız tüm isnatlara tüm tutuklamalara, tüm karalamalara rağmen.
Oy oranı bırakın, bugün CHP olmasa kimsenin “kişisel haklar ve özgürlüklerden, fikir özgürlüğünden, basın özgürlüğünden, yargı bağımsızlığından, adaletten, evrensel hukuktan, Avrupa Birliği’nden” söz ettiği yok.
Bu kavramları yüksek sesle ve bitip usanmadan savunan tek parti hâlâ CHP.
CHP’yi eleştirelim, eleştirmeyelim demiyorum.
Ama eleştirirken elimizi de vicdanımıza koyalım.
Karalama ile eleştiriyi de birbirine karıştırmayalım."
Tazminatı yakmamak için? Koskoca holding elbet öder diye düşündükleri için? Başka bir maden bulamadıkları, çünkü neredeyse hepsinin ruhsatı aynı holdinge verildiği için? Madencilik dışında bir işten pek de anlamadıkları için? Asgari ücretle geçinemeyecekleri ve madende biraz daha fazlasını aldıkları için? Eşleri "aman bey ne yaparız işsiz kalırsan, az daha sabret öderler" diye gözyaşı döktüğü için? Alacaklarını içeride bırakıp gitmemek adına sözleşme gereklerini yerine getirmeye devam ettikleri için? Fuck off money'leri olmadığı için?
Bunlar herhangi biri olabilir mi Oktay?
Bu Oktay kendisine küfür edelim diye mi uğraşıyor yoksa ragebait işinde sağlam para mı var, biri beni bilgilendirebilir mi?
Adamlar 12 ayda iki kere, bak iki kere maaş almış. Bir düşünün, hanginiz ayakta kalabilirdiniz bir senede iki kere maaş alarak? Şuna isyan ettiler diye her gün gaz yiyorlar, gözaltına alınıyorlar. buna karşı durmazsak insanlık onurumuzun son zerresine kadar alır bunlar