Davacının alış ve satışlarının büyük kısmının hakkında olumsuz tespit bulunan mükelleflerden yapıldığı tespiti davacının düzenlediği tüm faturaların sahte olduğuna karine olamaz.
Adana BİM - 1. Vergi Dava Dairesi
Esas No.: 2020/29 Karar No.: 2020/31
-GÜNCEL KARAR-İİK 89/3 kapsamında gönderilen haciz ihbarnemesi sebebiyle açılacak menfi tespit davalarında “İSPAT YÜKÜ”hangi tarafa aittir?(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2071 Esas,2025/5259 Karar ve 05.11.2025 Tarihli Karar)
“…2004 sayılı Kanunun 89/3 maddesinde ''...Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur..." düzenlemesine yer verilmiştir.
2004 sayılı Kanunun 89/3 maddesindeki bu açık hüküm uyarınca, icra dairesi tarafından gönderilen birincive ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen ve üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği üzerinemenfi tespit davası açan üçüncü şahsın, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna aitolmadığını ispat etmeye mecbur olduğu sabittir.”
Mobil bankacılık dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu var mı, yok mu?
Bu soruya bilirkişi heyetlerinin nasıl yaklaştığını gösteren çok değerli bir akış diyagramı ile karşılaştım. Şekilde, bankacılık dolandırıcılığı davalarında bankanın sorumluluğunu 4 aşamalı şekilde irdeliyor.
Güvenli giriş yapılmış mı?
Bankaların Bilgi Sistemleri Yönetmeliği m.34 uyarınca iki bağımsız bileşenle kimlik doğrulama şart. Güvenli giriş yoksa doğrudan banka sorumlu.
İşlemler risk içeriyor mu?
Güvenli giriş yapılmış olsa bile iş bitmiyor. Yönetmelik m.36, bankaların giriş sonrasındaki işlemleri de izlemesini emrediyor. Gece geç saat, yüksek meblağ, ilk kez kullanılan alıcı hesap, müşterinin geçmiş davranış deseniyle uyumsuzluk, bunların hepsi risk unsuru. Risk yoksa bankanın da sorumluluğu yok.
Banka ilave güvenlik süreci işletmiş mi?
Risk tespit edilmişse bankanın hızlıca aksiyon alması gerekiyor. Almamışsa sorumluluk var.
Güvenlik süreci önleyici ve etkin mi?
Banka aksiyon almış ama sadece bilgilendirme SMS'i göndermişse? Dolandırıcılık olaylarında paralar saniyeler içinde kripto paraya çevrilirken, SMS bildirimi etkin bir önlem sayılabilir mi? Süreç etkin değilse yine sorumluluk var.
Bu çerçevedeki kritik tespit şu;
Tanımlı/güvenli cihazdan yapılmış olması savunması tek başına bankayı sorumluluktan kurtarmıyor. Çünkü cep telefonları zararlı yazılımla veya uzaktan erişim uygulamalarıyla ele geçirilebiliyor. Yönetmelik de zaten zararlı yazılım bulaşmış olabileceğini gösteren belirtileri açıkça risk unsuru olarak sayıyor.
O halde tablo net.
- Bankaların sorumluluğu şifre göndermekle veya mobil onay süreciyle sınırlı değil.
- Giriş sonrasındaki işlem takibi de mevzuat gereği zorunlu.
- Özen kurumu olan banka, müşteriden çok daha fazla dolandırıcılık bilgisine sahip; buna göre davranmak zorunda.
- Müşterinin olası kusuru, bankanın kusurunu ortadan kaldırmıyor.
Bu diyagramı oluşturan bilirkişi heyeti harika bir değerlendirme yapmıştı. Bu vesileyle burdan da paylaşarak olası uyuşmazlıkların değerlendirmesinde faydalı olmasını dilerim.
-HAKSIZ AZİL HALİNDE AVUKATLIK ÜCRET ALACAĞINA İLİŞKİN HGK KARARI-
-İŞ SAHİBİ TARAFINDAN HAKSIZ AZİL YAPILDIĞI VE AVUKAT İLE İŞ SAHİBİ ARASINDA AVUKATLIK ÜCRET SÖZLEŞMESİ BULUNMADIĞI DURUMDA;AVUKATLIK KANUNU 164. MADDESİ UYARINCA TALEP EDİLECEK ÜCRETE YÖNELİK DAVANIN BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILMASI MÜMKÜN MÜDÜR? (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(13)3-279 Esas,2022/3 Karar ve 18.01.2022 Tarihli Kararı)
“İlk derece mahkemesi olan Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesince belirsiz alacak davası açılabilir şeklinde karar verilmiş Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı yanlış bularak bozmuş yerel mahkemenin direnmesi üzerine HUKUK GENEL KURULU YEREL MAHKEMEYİ HAKLI BULMUŞ VE SÖZ KONUSU DURUMLARDA BELİRSİZ ALACAK DAVASI AÇILABİLECEĞİNE HÜKMETMİŞTİR.
Daha evvel yazmıştım ama gözden kaçtı sanırım. Sürekli aynı soru geldiğinden hatırlatmakta yarar var.
Gayrimenkul alanlara ve satanlara vergi dairelerinden bu aralar aşağıdaki gibi yazılar geliyor.
Mealen; sen tapuda evin bedelini düşük gösterdin. Aslında bölgedeki rayiç bedeller benim tespit ettiğim kadar. Gel eksik bildirdiğin bedeli artırıp tapu harcını öde.
Bu uygulamanın hukuki bir yanı yok. Zira;
📌 Tapuda yapılan satışlarda belediyelerden temin edilen vergi değeri (uygulamada rayiç bedel yazısı denir) üzerinden satış yapılır. Kredi kullanılan ve kredi tutarının vergi değerinden fazla olduğu hallerde ise kredi tutarından düşük yapılmasına izin verilmez. Ancak bir gayrimenkul değerleme raporu aranmaz. Paranın güvence bedeline yatırılması gibi bir zorunluluk da yoktur. Yani bu sistemdeki açmazı yaratan devletin bizatihi kendisi.
📌 Ben bölgedeki rayiç bedelleri tespit ettim, o da şu aralıkta demek de hatalıdır. Zira belirsiz tespitlere dayalı, neye göre olduğu belli olmayan, evin özelliklerinden kaynaklı olmayan afaki rayiç bedel aralıklarının bir anlamı yoktur.
📌 Alıcı veya satıcının ikrarı yoksa, alıcı veya satıcı arasında tapuda gösterilenden daha fazla bir para alışverişi olduğu vergi idaresince tespit edilmemişse, sırf bu tip yazılara dayalı olarak tapu harcı ödetme dayatması yapılamaz.
📌 Danıştay 9. Dairesi bir kanun yararına bozma kararında diyor ki "...tapu harcına esas alınan matrahın gerçekte olandan düşük beyan edildiği hususunun somut olarak ortaya konulamadığı görüldüğünden, eksik incelemeye dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatta ve bu tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davanın reddine yönelik vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır…" (T. 20.05.2021, E. 2020/6223, K. 2021/3075 (Resmi Gazete: T. 14.07.2021, S. 31541).
📌 Yani idare, alıcı ve satıcı arasında fazladan para ödendiğini ve tapudaki bedelin düşük gösterildiğini somut olarak ispatlamadığı (örneğin bankadan yapılan para transferi gibi) ispatlamadığı sürece bu yazılar bir anlam ifade etmiyor. Alıcı ve satıcılar bu yazıları alınca "ben tapuda gösterdiğimden daha fazlasını almadım/vermedim" diye cevap verse, idarenin yapacağı sonraki işlemlerin hepsi hukuka aykırı olacaktır.
📌 İdare bu durumda bu aralar alıcı ve satıcıları takdir komisyonuna sevk ederek takdir komisyonu kararına istinaden cezalı tapu harcı hesaplayıp ihbarname marifetiyle tebliğ etmekte. Somut tespit olmayan durumlarda açılacak davaların, yukarıda belirttiğim kanun yararına bozma kararının gerekçesinde yazılı nedenlerle iptal edileceği kanaatindeyim.
Bankaya elden yatan paralara ilişkin özellikle serbest meslek mensuplarını ilgilendiren karar:
Somut Tespit Zorunluluğu ve Varsayıma Dayalı Tarhiyat Yasağı Yargı kararlarında, banka hesaplarına yatan paraların (nakit veya havale) doğrudan ticari veya mesleki kazanç olarak nitelendirilerek vergilendirilmesi için vergi inceleme elemanları tarafından somut ve hukuken geçerli tespitlerin yapılması gerektiği istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır. Danıştay 3. Dairesi'nin 05.11.2024 tarihli, E:2023/5223, K:2024/5599 sayılı kararında, re'sen vergi tarh edilirken matraha ait verilerin varsayım veya kanaat yoluyla değil, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararda, davacının banka hesabına bizzat kendisi tarafından yatırılan nakit tutarların, "kontrol muayene ücreti" gibi spesifik açıklamalar içermediği sürece, sadece elden yatırılmış olmasının mesleki kazanç sayılması için yeterli olmadığı, idarenin bu tutarların mesleki faaliyete ilişkin olduğunu somut delillerle kanıtlayamadığı durumlarda tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Müvekkilim, eski adresinden ayrılalı 7 yıl olmuştu. İdarenin tebligatları hâlâ o adrese gidiyordu. Kapıya pusula yapıştırılıyor, dosyaya "tebliğ edildi" yazılıyordu. Müvekkilin haberi yoktu. Süreler kâğıt üzerinde sessizce işliyordu.
Bir gün karşısına 3.463.236,27 TL'lik bir borç durum belgesi çıktı.
Ödeme emirlerine karşı dava açma süresi (on beş gün) çoktan geçmişti. Görünürde tek kapı vardı: zamanaşımı.
Ama o kapının arkasında, çoğu zaman fark edilmeyen bir başka kapı daha var.
Vergi Dava Daireleri Kurulu, borcun ilk kez "borç durum belgesi" ile öğrenildiği hâllerde bu belgeye karşı dava açılabileceğini ve dayanak ödeme emirlerinin esasının da denetlenebileceğini içtihat hâline getirmişti. Usulsüz tebliğin yarattığı "kesinleşme" görüntüsünün arkasındaki hukuka aykırılık, ancak bu yolla görünür hâle gelecekti.
Bu içtihada dayanarak Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nde dava açtım.
Mahkeme dosyayı formel bir incelemeyle geçiştirmedi. UYAP'tan adres araştırması yaptı; müvekkilin 28/2/2018'den beri beyan ettiği yerleşim yeri adresiyle idarenin tebligata çıkardığı adresi yan yana koydu. Ödeme emirlerini birer birer elden geçirdi ve sade, ama derin bir gerekçe yazdı:
— Adres kayıt sisteminde yer almayan bir adrese — kapıya pusula yapıştırılmış olsa dahi — yapılan tebligat usulüne uygun değildir; tahsil zamanaşımını kesmez.
— Kanuni temsilciye yapılan iki tebligat arasında VUK m.14 ve 102 uyarınca aranan on beş günlük makul süreye riayet edilmediğinden ikinci tebligat da usulsüzdür (vergi dairesi, olayda 10 gün beklemişti).
Böylece, 2016-2017-2018-2019 vade tarihli borçlar 31/12/2021, 31/12/2022, 31/12/2023 ve 31/12/2024 itibarıyla tahsil zamanaşımına uğramış kabul edildi. Borcun yaklaşık %85'i terkin edilmiş oldu.
Bu karar bana sonucundan önce yöntemiyle kıymetli geliyor. İyi gerekçe, kazanan taraftan çok, hukukun zaferi oluyor.
İlgilenenlere yararlı olmasını dilerim.
(Hatay 1. Vergi Mahkemesi, 31/3/2026, E. 2025/504, K. 2026/312)
#VergiHukuku #Zamanaşımı #MükellefHakları
AVUKATLARI HEDEF GÖSTEREN DİLİN VE CEZASIZLIĞIN SONUCU:
BİR MESLEKTAŞIMIZ DAHA KATLEDİLDİ!
28.04.2026 tarihinde Bursa ili Gürsu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırı sonucunda, Baromuza kayıtlı meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin yaşamını yitirdiğini, kız kardeşinin de yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Edinilen bilgilere göre; saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin, meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe tarafından başlatılan icra takibinin borçlusu olduğu ve meslektaşımızın yalnızca avukatlık görevini yerine getirmesi sebebiyle hedef alındığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu saldırı doğrudan doğruya avukatlık faaliyetinin icrasına yönelmiş olup, mesleki görev nedeniyle işlenmiş ağır bir suçtur.
Bu saldırı, yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir şiddet eylemi değil; savunma hakkına, hukukun üstünlüğüne ve yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğine yönelmiş alçak bir saldırıdır.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin hayatını kaybetmesine neden olan bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Sorumluların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılması ve en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Bu kapsamda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile temas halinde olduğumuzu, failin yakalanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için süreci yakından takip ettiğimizi ve üzerimize düşen her türlü çabayı göstereceğimizi özellikle vurgularız.
İstanbul Barosu olarak, meslektaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyor; yetkili makamları bu konuda ivedilikle harekete geçmeye davet ediyoruz.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’yi rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı; yaralıya acil şifalar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İSTANBUL BAROSU
ÜZGÜNÜZ! ÖFKELİYİZ!
KATLEDİLEN MESLEKTAŞIMIZ İÇİN EYLEMDEYİZ!
Tüm üye meslektaşlarımızı;
1-) Yarından itibaren, bir hafta boyunca duruşmalara girerken vefat eden meslektaşımızın fotoğrafını cübbelerimize asmaya, (Meslektaşımızın fotoğrafını Baro odalarından temin edebilirsiniz)
2-) Duruşmada söz alırken, vefat eden meslektaşımızı anarak avukatların hedef gösterilmesine vurgu yapmaya,
3-) Bursa’daki basın açıklaması ve yürüyüşe hep birlikte katılmaya,
30.04.2026 – Perşembe
Saat: 12:30
Bursa Adliyesi önü (Uluyol)
4-) Baro önünde gerçekleştireceğimiz basın açıklamamıza çağırıyoruz.
Saat: 18:30
Yer: İstanbul Barosu Merkez Binası - Taksim
Tüm meslektaşlarımızı ortak tutum almaya, katledilen meslektaşımızı anmaya ve eylemlere katılmaya davet ediyoruz.
Not: Bursa’da yapılacak yürüyüş için otobüs kaldırılacak olup, hareket bilgisi şu şekildedir:
Bakırköy İncirli Ömür Plaza: 09.00
Şişhane (Taksim) Pera arkası: 09.00
Kadıköy Evlendirme Dairesi: 09.30
Kayıt için (Hüseyin Güleryüz) 0536 381 93 38 no’lu telefonun aranması rica olunur.
Avukatlar için vergi denetimi daha soğumadan belediyeler ÇTV açısından yoklamaya, güncellemeye başladı. Beyan ve kayıt var mı, çalışa sayısı güncel mi vs vs?
3572 sayılı m.2 kanun gereği avukatlar/noterler vs işyeri açma ruhsatından muaf. Bizde Bildirim baroya yeterli. Belediyenin bu denetimi yapma hakkı da ayır tartışma (avukat ofisine baro temsilcisi olmadan girme, denetleme vs)
Geçen yıl hukuk gruplarında da home ofis avukatın durumu, sanal ofis durumu konuşulmuştu. Aşağıdaki kararı paylaşayım o dönemden.
Bizim ofis açısından yarışma konusu olacak konu ise hem SGK’lı hem vergi levhalı (arabulculuk ve sebepli) meslektaşlar açısından ayrıca bir ÇTV beyanı gerekip gerekmeyeceği. Bana kalsa gerekmez ama belediyeye göre gerekiyor. Bakalım bu macera nasıl bitecek.
Sahte fatura ceza davalarında vergi avukatı neden önemli biliyor musunuz? Açıklayayım.
Bana ulaşan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında müdafi, savcı, hakim, istinaf mahkemesi hakimlerinden hiçbirisi etkin pişmanlığa etki eden idari vergi cezası ile etki etmeyen idari vergi cezası arasında ayrım yapmadığından dosya yersiz mahkumiyetle sonuçlanmış.
Bu konuda 2025 yılında Yargıtay 11. CD tarafından verilen nadir kararlar var. Ama bu aktörlerin hiçbirisi bu karardan ve bu vergi cezalarının türünden haberdar değil.
Sahte fatura ceza davaları sadece bir ceza davası değildir. Ceza yargılaması hukuku yanında vergi usul hukuku bilgisini de gerektiren özel bir dava türüdür.
UYAP AVUKAT PORTAL’DA GİZLENEN EVRAKLAR VAR‼️
Ceza dosyalarının en kritik belgeleri (tahliye müzekkereleri, tutuklama - tahliye kararları, adli kontrol kararları, infaz yazışmaları, tutuklu dilekçeleri vb) avukattan saklanıyor.
UYAP'tan dosyayı takip ettiğini sanan savunma makamı, özgürlüğü doğrudan etkileyen işlemlerden habersiz bırakılıyor.
Tablo ironik:
Tutuklama kararı veriliyor, tutukluluk inceleniyor, tahliye müzekkeresi yazılıyor, infaz kurumuyla yazışmalar yapılıyor; fakat dosyayı takip ettiğini zanneden avukat bunları UYAP’ta göremiyor.
Avukat kalem kalem dolaşmak, telefon trafiği yürütmek veya fiziki dosya peşinde koşmak zorunda bırakılıyor.
Teknik sorundan çok, savunma hakkını fiilen kısıtlayan bu sistematik perdeleme, Anayasa 36. ve AİHS 6. maddelerinin açık ve yaygın ihlalidir.
📢@Adalet_Bakanlik@abBilgiIslem’e açık çağrıda bulunuyoruz:
Ceza dosyalarında savunma makamından gizlenen tüm evraklar derhal görünür hale getirilmelidir.
🔴SAVUNMA MAKAMI YARGILAMANIN DEKORU DEĞİLDİR! ⚖️
#SavunmaHakkı #AdilYargılanma #UYAP #AvukatHakları #AvukatlarınAvukatıyız
İlamdan doğan alacağın temlikinde, temlik alan kişi ilamlı takip yapamaz. Temlik alan alacağını ancak ilamsız takip yoluyla talep edebilir.
Sonuç: Takibin iptali
12. Hukuk Dairesi, 2025/6513 E., 2025/7581 K
🔥AVUKATIN EŞİNİN HESABINA ALDIĞI BİR KISIM PARA NEDENİYLE SALINAN CEZALI VERGİNİN İPTALİNE DAİR DANIŞTAY GÜNCEL EMSAL🔥
Hiç belge düzenlenmeyen bir adet para transferine ilişkin olarak davacının eşi tarafından verilen ifadede, anılan transferin mesleki faaliyetine ilişkin olmadığının beyan edildiği, bu para transferine ilişkin herhangi bir karşıt tespit yapılmaması sebebiyle hiç belge düzenlenmeyen para transferinin idarece mahiyetinin iş ilişkisinden kaynaklı olup olmadığı hususunun tam olarak ortaya konulamadığı hk.
İşçinin, işyerinde kendisine mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesi yeterli olup, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğinin ispat külfeti işverene aittir.
(Yarg.22.HD.2015/11958E. 2016/15623K)
Vekili olduğum dosyadan, davacının banka hesabına gelen tüm tutarların vergilendirilemeyeceği, (aksi idarece kanıtlanmadıkça) davacının beyanına itibar edilmesi gerektiğine dair emsal.
İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ SEKİZİNCİ VERGİ DAVA DAİRESİ ESAS NO : 2025/1720 KARAR NO: 2026/53
Dün paylaştığım banka hesabına gelen ve çıkan tutarlar ile kazanca dair (vesika olmasa bile) davacı beyanının üstünlüğüne dair güncel emsal karar gerekçesi.
Yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmayan somut olayda, tapu iptal tescil davasına ilişkin olarak; taşınmazın harca esas değeri üzerinden Av. Kanunu m.165/4 gereği %15 akdi vekalet ücreti belirlenmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2024/3665 E. 2025/2537 K.
• SGK Hacziyle Karşılaşanlar Dikkat: Yargıtay’dan Emsal Karar
SGK prim borçları nedeniyle konulan hacizlerde çok kritik Yargıtay kararı ⚖️
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (15.10.2025), SGK tarafından banka hesaplarına konulan hacizlerin otomatik ve sınırsız şekilde uygulanamayacağını net şekilde ortaya koydu.
Karara göre;
SGK haciz uygulayabilmek için
• Ödeme emirlerini ilgili kişiye usulüne uygun tebliğ etmiş olmalı
• Ödeme emrinin kesinleştiğini ispatlamalı
• Zamanaşımını kesen somut işlemleri dosyada açıkça göstermeli
Aksi hâlde, ödeme emri kesinleşmeden ve zamanaşımı denetlenmeden uygulanan hacizler hukuka aykırı kabul ediliyor.
Yargıtay ayrıca;
Şirket borçları nedeniyle yöneticilere haciz uygulanabilmesi için
• Kişinin hangi dönemde yönetici olduğu
• Yönetim kurulu üyeliğinin ticaret sicili kayıtlarıyla ispatı
• Borcun doğduğu dönemle görev süresinin örtüşmesi
hususlarının ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini vurguladı.
Önemli bir nokta:
Zamanaşımı yalnızca borcun süresine bakılarak değil,
SGK’nın bu süre içinde zamanaşımını kesen işlem yapıp yapmadığı incelenerek değerlendirilmek zorunda.
Sonuç olarak;
Eksik inceleme ile konulan SGK hacizleri kaldırılabilir.
Bu karar, SGK hacizleri ve zamanaşımı konusunda emsal niteliğindedir.
#SGK #Haciz #Zamanaşımı #Yargıtay #PrimBorcu #vergi #mükellef #muhasebe #alomaliye #önemli #karar #GİB #bunlarıbiliyormusunuz