Adliyede çalıştığını belirten bir kişi, vatandaşların kendisine sorduğu sorulardan duyduğu rahatsızlığı video çekerek anlattı:
“Okumayı söktüğünüz zaman bunların hepsini anlatacağız, arkadaşlar.”
Bu kadar mücadelenin içinde ayakta kalabilen avukat olur; kalamayan ziyan olur.
Avukatlık öyle bir serbest meslektir ki bazen iki üç ay tek kuruş kazanamazsınız. Moraliniz bozulur, uykularınız kaçar. Hele bir de bakmakla yükümlü olduğunuz bir aileniz varsa, yükünüz daha da ağırlaşır.
Bazen de öyle dönemler olur ki nefes almaya, yemek yemeye, ailenizi görmeye vakit bulamazsınız. Biraz para kazanırsınız belki ama bu kez de işin stresi, müvekkilin beklentisi, dosyanın ağırlığı zihninize çöker.
Bir de adliye gerçeği vardır. Avukatlık, biraz da reddedilmek ve o retlerle mücadele etmektir. Talebiniz reddedilir, itirazınız reddedilir, emeğiniz görmezden gelinir. Bu da insanda ciddi bir yılgınlık oluşturur.
Sonuç olarak avukat, feleğin çemberinden geçer. Gerçekten avukatlık yapan biri, 30 yaşından sonra artık bambaşka bir insandır.
Bu kadar mücadelenin içinde ayakta kalan avukat olur; ayakta kalamayan ziyan olur.
Aziz Yıldırım’ın Mbappé’yi “Empepe” diye telaffuz etmesi, Gültekin Onay’ın da “Anlamadım, kimi?” diye sorması bu seçim döneminin en komik sahnelerindendi. 😀
Tam “körler sağırlar birbirini ağırlar” tablosu.
Aziz Yıldırım için başkanlık, Gültekin Onay için de spor programı sunuculuğu yaşı geçmiş gibi.
Çevremde insanlar deli gibi "zayıflama iğnesi" kullanıyor. Bir de herkes patır patır saç ektiriyor. Bu kadar talep varken on seneye kilo sıkıntısı da kellikte tarihe karışacak gibi. İktisat yalan söylemez her talep arzını doğurur.
Günü; bir hastane stresi, birkaç dilekçe, bir dava açılışı, bir hacı ziyareti, iki düğün ve sayısız telefon görüşmesiyle tamamladık sayılır. Muhtemelen hayatımın hiçbir döneminde bir günde iki ayrı düğüne gitmem, hatta gidemem. Bugün de aradan çıkmış oldu.
Amedspor’un Serkan Reçber tercihi bence doğru. Süper Lig tecrübesi var, sahadan geliyor, oyuncu portföyü geniş. Bazılarının milliyetçi duygularına hitap etmeyebilir ama futbolun gerçeklerine hitap ettiği açık.
Teknoloji alanında yapay zekâ dünyayı kasıp kavuruyor; meslekleri dönüştürüyor, bazı meslekleri bitiriyor ve adım adım kültürel bir değişime yol açıyor.
Sağlık alanında ise halk arasında “zayıflama iğnesi” olarak bilinen ilaçlar benzer bir devrimin kapısını aralıyor.
Yan etkileri ve uzun vadeli sonuçları henüz tam olarak bilinmiyor; fakat kilo verdirdiği ve kiloya bağlı hastalıklar üzerinde olumlu etkiler doğurduğu artık açıkça görülüyor.
Avukatlara duyurulur;
Bazı özel hastaneler, doğum yapan annelerden SUT’a aykırı şekilde fahiş ücretler alıyor.
Oysa Sağlık Uygulama Tebliğine göre SGK, doğum hizmeti için hastaneye ödeme yapıyor. Özel hastane de mevzuatın izin verdiği sınırda ilave ücret(%200) alabilme hakkına sahip; kafasına göre “doğum paketi” adı altında vatandaştan yüksek bedeller isteyemez.
Üstelik aldığı her bedeli koduyla birlikte faturalandırmak ve hastaya vermek zorunda.
Müvekkillerinizden doğum için özel hastaneye yüksek ücret ödeyen varsa; ayrıntılı fatura, makbuz ve kart sliplerini isteyin. Mevzuata aykırı fazla tahsilat varsa tüketici hakem heyetine başvurup iadesini talep edebilirsiniz.
Bu bir reklam değildir.
Amaç, vatandaşı mağdur edenlerin yanına yaptıklarının kâr kalmamasıdır.
Kaldı ki bir avukat açısından Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru yapmak ekonomik bir faaliyet de değildir. Çünkü Tüketici Hakem Heyetleri vekâlet ücretine hükmetmez. Dosyayı takip etseniz de etmeseniz de sonunda avukatlık ücreti alamazsınız.
Buradaki amaç para kazanmak değil; tüketicilerin haklarını bilmelerini sağlamak, haksız uygulamalara karşı ses çıkarmak ve hukukun sunduğu imkânları hatırlatmaktır.
Bir kişi hakkını aradığında belki birkaç yüz lira kazanır; ancak haksız kazanç elde edenler binlerce kişiyi aynı yöntemle mağdur edemez. Bazen en büyük kamu hizmeti, vatandaşın hakkını nasıl arayacağını göstermektir.
Bir ev sahibi, kiracıyı çıkarmak için mahkeme yoluna gitmek yerine elektrik ve suyu kestirdi.
“Benim evim, istersem yaparım” diye düşündü belki.
Ama Yargıtay'a bir avukat dur dedirtti:
Kiracıyı yıldırmak için elektrik veya suyu kesmek; TCK 123 kapsamında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu gündeme getirir. Şartları varsa TCK 116 kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali de tartışılabilir.(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/6407 E. – 2025/728 K.)
Japonya’nın nüfusu 2025 verilerine göre 123 milyona gerilemiş. 2070 projeksiyonu ise 87 milyon.
Teknoloji, disiplin, düzen işini çözmüşler ama nüfus meselesinde sıkıntıdalar.
Kendilerine tavsiyem: Türkiye’den göç alın. Hem bura rahatlar hem nüfusunuz dengelenir.
Fenerbahçe Başkan Adayı Hakan Safi futbolcularla yaptığı sözleşmelere "success fee" (başarı primi) eklemeyi sevdiği söylemiş. Bizim ki mesleki deformasyon işte, direk aklıma avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeler geldi.
Bildiğim kadarıyla Japonya'da avukatlık sözleşmelerinde de "success fee" uygulaması oldukça yaygın.
Türkiye'de ise özellikle iş davalarında sonuç odaklı, başarıya bağlı ücretlendirme içeren anlaşmalarla sıkça karşılaşıyoruz.
Kanaatimce avukatlık mesleğinde de, mevzuatın izin verdiği sınırlar içerisinde, başarıya bağlı ücretlendirme mantığı oldukça faydalı olabilir. Neticede bir dosya alıyorsunuz, bazen on yıl sürüyor. Ücretin tamamını en başta tahsil ettiğinizde, zaman içinde dosyanın ekonomik karşılığı eriyor; bunun sonucu olarak motivasyon kaybı yaşayan taraf çoğu zaman avukat oluyor.
Bu nedenle makul bir başlangıç ücretiyle birlikte, dosyanın belirli aşamalarının tamamlanmasına veya olumlu sonuçlanmasına bağlı ek ücretler ("success fee") öngörülmesi daha dengeli bir model gibi geliyor bana. Böylece hem müvekkil süreci daha rahat finanse eder hem de avukatın dosyayı sonuna kadar aynı motivasyonla takip etmesi teşvik edilmiş olur.
Hakan Safi: "Oyuncularla konuşurken “success fee”yi (başarı bonuslarını) çok severim. Derbiye ayrı para, hat-trick’e ayrı para… İstediklerinin iki katını verdim. Şaşırdılar. Sen atacaksın ki hep beraber mutlu olacağız. Kazandıktan sonra 500 bin euronun ne önemi var? Yeter ki şampiyon olalım."
(Kerem Kolukısa)