Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a dua etmiş ve ’Yarabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim’ demiş... Dua tutmuş; Davut, kızının adını Ayşe koymuş... Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş ve ’Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et’demiş...
Dinleyenlerden biri dayanamamış:
"Yahu bunun neresini düzelteyim... Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil koç olacaktı!"
Dediği her şey; ilkeli, doğru ve birçok siyasetçiden daha tutarlı.
Ama zamanlama, zemin ve verilen mesaj bir o kadar manidar.
Kısacası “Ben Kemal, CHP için geliyorum” demiş.
19 Mayıs; bağımsızlık ruhunun, umut ve gençliğin bayramıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun 🇹🇷
Antalyaspor, 11 yıl sonra Süper Lig’e veda etti. Aslında bu düşüş yıllardır gelen yanlış yönetimlerin, plansızlığın ve şehrin futbola yeterince sahip çıkmamasının sonucu.
3 milyon nüfuslu bir şehirde, tribünlerin 3-4 bin kişiyi zor görmesi düşündürücü. Finansal olarak yıpratılan bir kulübün ligde kalması zaten başlı başına bir mucizeydi.
Yazık oldu bu şehrin takımına… Belki yeniden Süper Lig’e dönmesi yıllar alacak. Ama bu şehre gerçek bir futbol kültürü kazandırılmadan, kalıcı hiçbir başarı da hiç gelmeyecek.
Türkiye siyasetinin geldiği nokta gerçekten insanın içini acıtıyor.
Bir tarafta düşüncelerinden dolayı cezaevine giren muhalif siyasetçiler, diğer tarafta yıllarca en ağır hakaretlerle anılan yapılarla bugün çıkar uğruna yan yana poz verenler…
Türk milleti bunların hiçbirini hak etmiyor. Çünkü bu ülkenin insanı yıllardır geçim derdiyle, işsizlikle, hayat pahalılığıyla mücadele ederken; siyasette konuşulan rakamlar artık milyon eurolarla ifade ediliyor. Siyaset makamlarında oturanlar ile halk arasındaki uçurum, bugünkü adaletsizliğin fiziksel kanıtı… Sadece adaylık süreçlerinde bile havalarda uçuşan servetler, lüks hayatlar, yatlar, rezidanslar, özel uçaklar…
Siyaset makamı halka hizmet etmek için vardır, zenginleşmek için değil. Halka sırtını dönmüş, vatandaşın yaşadığı gerçekliğe kör insanlar bu ülkenin sorunlarını çözemez. Çünkü ay sonunu düşünmeyen biri, market hesabı yapan insanın derdini anlayamaz.
Bir yanda çeyrek asırdır ülkeyi yönetenlerin oluşturduğu ağır ekonomik ve sosyal tablo, diğer yanda umut olması gereken muhalefetin sürekli rüşvet iddiaları, tapeler, davalar ve güç savaşlarıyla gündeme gelmesi… Türk halkı siyasetçilerin kokuşmuş hayatlarından, kendilerini artık temsil etmeyen bir meclisten gerçekten yoruldu.
Bu ülke böyle kurulmadı. Bu millet sadece güçlülerin kazandığı, dürüst insanların kaybettiği bir düzen için mücadele vermedi. Türkiye’de yeniden hukuka, liyakate, adalete ulaşmak için temiz siyaset bir mecburiyettir.
Bu ülkenin yeni bir nefese, yeni bir dile ve gerçekten halkın yanında duracak insanlara ihtiyacı var.
Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında 3 gün süren yargılamanın ilk celsesi bugün sona erdi. Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek dışında dosyadaki tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi.
Dosyada müvekkilim olması sebebiyle başından sonuna kadar salondaydım; sadece izleyen değil, sürecin içinde olan biriydim.
Muhittin Böcek hakkında herkesin söyleyecek sözü var. Ama benim dikkatimi çeken yer bambaşka.
Mahkeme heyetinin tutumu ve dosyaya yaklaşımı; ölçülü, dengeli ve kendi içinde tutarlıydı. Duruşma da aynı şekilde, gereksiz gerilimlerden uzak, olması gerektiği tempoda ilerledi.
Böcek’in savunmasında meseleyi siyasi bir şova çevirmemesi, sağlık gerekçesine dayanan tahliye talebini sade ve doğrudan dile getirmesi bence not edilmesi gereken bir detaydı.
Ama asıl kırılma anı başka bir yerdeydi.
Duruşma arasında Akın Gürlek’in sözleri salona düştüğü anda herkesin yüzündeki ifade değişti. Bir beklenti vardı… Muhittin başkan tahliye olur mu? ve bir anda yerini soğuk bir sessizliğe bıraktı. Salonun havası gerçekten değişti.
Ceza yargılaması ağırdır. Süreç yorar, cezaevi insanı içeriden kemirir.
Ama daha ağır bir şey vardır:
İnsanın böyle bir günde arkasına baktığında kimi gördüğü.
30 yıl boyunca milyonluk bir şehri yönetmiş bir insanın, hayatının belki de en kritik günlerinden birinde duruşma salonunda 100 kişiyi dahi bulamaması…
Bence asıl mesele tam olarak burası.
Çünkü bazı yalnızlıklar, mahkeme kararlarından daha ağırdır.
Büyük bir çınarı kaybettik…
Tarihi sadece anlatan değil, yaşatan; bilgisiyle nesillere ufuk açan çok kıymetli bir hocayı uğurluyoruz. İlmi, zarafeti ve keskin zekâsıyla hafızalarımızda daima yaşayacak.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#İlberOrtaylı
Dubai ve Bahreyn gibi “dünyanın en güvenli” diye pazarlanan merkezler bile İran’ın füze ve vekil güç hamlelerinin hedefi oluyor. Bölgede ABD üslerine yönelik saldırılar ve beklenen karşılık, küresel dengeleri sarsarken piyasalar da bu gerilimi ağızlarından salya akarak satın alıyor. Rejim tartışmaları, güç hesaplaşmaları ve derin jeopolitik mücadeleler… Ortadoğu hiç olmadığı kadar kırılgan ve karışık. Allah ülkemizi her türlü kargaşadan muhafaza etsin.
Yılmaz Tunç her konuşmasında “Türkiye bir hukuk devletidir” diyordu. Çiçeği burnunda bakan Akın Gürlek ise ilk canlı yayınında sürekli “Ben 86 milyonun adalet bakanıyım” vurgusunu sürekli yaptı.
Oysa bunlar bir bakanın özellikle altını çizmesi gereken cümleler değil, zaten var olması gereken temel gerçeklerdir. Türkiye’nin hukuk devleti olması da, adalet bakanının ülkenin tamamını temsil etmesi de tartışma konusu değil, yönetim sistemimizin doğasıdır.
Bir şeyi bu kadar tekrar etme ihtiyacı doğuyorsa, insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Acaba asıl mesele, eksikliği hissedilen şeyin kendisi mi?
Allah mentioned in Quran 57:25 that iron was sent down from above (anzalna), not created on earth. No natural process from earth has enough energy to even create a single atom of iron.
“Terörsüz Türkiye” söylemi, bayrak yakarak inşa edilemez. Bu topraklarda hür yaşamanın asgari şartı, bu bayrağa saygıdır. Türk bayrağı bu milletin ortak namusu ve onurudur!