Nasıl Türkiye, Türkiye’den daha büyükse AK Parti de mensuplarından çok daha büyük bir harekettir.
Biz sadece kendi insanımızın değil; gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz.
Büyüdük, güçlendik, dev olduk, #ÇeyrekAsırlıkDestan olduk ama davamızı unutmadık; nereden geldiğimizi, neyi temsil ettiğimizi, nereye gittiğimizi aklımızdan bir an olsun çıkarmadık.
Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, her sayfası farklı renkte olabilir, her sayfasında farklı bir hikâye olabilir.
Ama her kitabı bütünleştiren bir cildi vardır.
AK Parti, bir Türkiye kitabıdır. #ÇeyrekAsırlıkDestan
İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir.
Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir.
AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı.
İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için fırsat olarak gördük.
Ailesi için ömrü boyunca fedakârca çalışan, çabalayan, mücadele eden, tüm imkânlarını evlatlarına adayan kahraman babalarımızın Babalar Günü’nü tebrik ediyorum.
Aziz şehitlerimiz başta olmak üzere ebediyete irtihal etmiş tüm babalarımızı rahmetle yâd ediyorum.
Türkiye’yi dışarıda ve içeride vakarla temsil edecek, şartlar ne olursa olsun her platformda ülkemizin çıkarlarını cesaretle savunacağız.
Dikleşmeyeceğiz ama dik duruşumuzu da hiçbir zaman bozmayacağız.
ABD ve İran arasında varılan mutabakatı, bölgemizde sulh-u sükûnun hâkim kılınması adına önemli bir gelişme olarak görüyor, memnuniyetle karşılıyorum.
Tüm dünyanın uzun süredir ihtiyaç duyduğu bu haberin bölgemizde kalıcı huzur ve güven ortamının tesisine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.
İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Bu neticenin alınmasında ABD ve İran liderlikleri başta olmak üzere müstesna ara buluculuk gayretleri için Pakistan’a teşekkür ediyorum.
Ayrıca Katar ve Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlere sağladıkları desteği takdirle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.
Türkiye olarak bölgemizde barışın, istikrarın ve huzurun tesisine yönelik her türlü çabayı desteklemeye, diplomasi ve uluslararası hukuk temelinde kalıcı çözümlere katkı sunmaya devam edeceğiz.
Binlerce kilometre uzakta olsanız da Türkiye’nin her hanesinde, her sokağında, her meydanında kalpler sizinle atacak.
Şimdi yeni bir destan yazma zamanı.
Yolunuz, bahtınız açık olsun. Vurduğunuz gol olsun #BizimÇocuklar
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir.
Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir.
Bu hareket köksüz bir hareket değildir, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir.
Bu hareket ta en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır; bu hareket ümmet davasıdır.
Biz geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz.
Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların darbelerle, vesayet girişimleriyle, sokak olaylarıyla nasıl ziyan edildiğini, nasıl talan edildiğini gayet iyi hatırlıyoruz.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkası olan İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yılında Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyorum.
Fethin 573’üncü yılı kutlu olsun, mübarek olsun.
Rabb’imizin manevi bir lütfu olan Kurban Bayramı’nın ülkemiz, aziz milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.
Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle, acıyla, kalplerinde ince bir sızıyla karşılayan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Rabb’im bizleri hem millet hem de ümmet olarak merkezinde barışın, esenliğin, vahdet ve uhuvvetin olduğu daha nice bayramlara kavuştursun.
Bayramımız mübarek olsun.
On yıllar boyunca terörle ve terör eylemleriyle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımla, istihdamla anılıyor.
Yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, istihdam artıyor, tarım gelişiyor; çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın, vatandaşımızın yüzü gülüyor.
Terörün karanlık gölgesi çekilip huzurun aydınlattığı alanlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor.
Terörsüz Türkiye sürecinin menziline ulaşmasıyla birlikte inşallah yeni bir hikâye yazılmaya başlanacak.
Türkiye, ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları aşan ağır bir yükten kurtulurken terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis edilecek.
Bunun en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdi olacak.
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.