@medreyata Açılım safsatasının arka planını, alt metnini ve gelecekte Türk milleti olarak nelerle karşılacağımızı gayet açık ve anlaşılır bir dil ile anlatımınız için teşekkürler. Sonumuz hayır olsun..
Yılın başında 710 lira olan yurtdışına çıkış harcı bugünkü Resmi Gazetede yer alan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1.000 liraya yükselmiştir. Bu yeni tutar 1 Ocak 2026’da yeniden değerleme oranı kadar bir kez daha zamlanacaktır!
Chobani'nin sahibi çıkıp Türkiye’de 'Türkiyeliler' demiş. Ama ABD’de yoğurdu 'Greek Yogurt' (Yunan yoğurdu) diye satıyor.
Greek, Yunan demek değil mi? Madem kimliklerden bu kadar uzak duruyorsun, neden 'Greece Yogurt' yani 'Yunanistan yoğurdu' demedin?
Türkiye'de 'Türk' demekten kaçınıp ABD'de 'Yunan' demekten çekinmemek nasıl bir tutarsızlıktır?
Unutmayalım: Yoğurt, Türk mutfak kültürünün dünyaya armağanıdır. Zaten 'yoğurt' kelimesi bile Türkçedir.
Yoğurda Yunan diyorsun ama bu coğrafyayı yurt yapmış, herkese yuva olmuş Türk milletine 'Türkiyeliler' diyorsun.
Kendi milli kimliğini ifadeden çekinip, Yunan kimliğiyle kültürel markaya sığınmak açık bir tutarsızlık halidir.
Etnik kimliğiniz, yöreniz ne olursa olsun ama unutmayın ki hepimiz Türk milletiyiz.
Kimliğimizi pazarlama stratejilerine kurban etmeyin!
Tarihe geçecek o fotoğraf…
Mehmet Murat Çalık başkanımızın İzmir Şehir Hastanesi’nin mahkumları koğuşunda çekilen fotoğrafı.
Hastane’nin kapısında 80 yaşında annesi nöbet bekliyor.
#MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın
"Haccı yasakladılar!" öyle mi? Vay din düşmanları!?
1917-1947 yılları arasında savaşlar, savaş dönemi güvenlik tedbirleri, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı’nın Hicaz'ı kaybetmesi, bölgenin sömürge yönetimleri altına girmesi, Cumhuriyet döneminde diplomatik sorunlar, pasaport ve vize işlemlerine getirilen kısıtlamalar, 1929 Ekonomik Buhranı, 1948 döviz sıkıntısı, ulaşım zorlukları, salgın hastalıklar, güvenlik riskleri ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan ekonomik, sosyal zorluklar, güvenlik endişeleri ve devletin öncelikleri (*) vb nedenlerle Türkiye bu sürede resmi hac organizasyonu yapmadı. Ancak, bu dönemde yine de bazı kişiler kendi olanaklarıyla hacca gittiler.
1953’te çıkarılan bir kararnameyle hac yolculukları ilk kez düzenlemeye tabi tutuldu. Hac organizasyonu İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülmeye başlandı. 1979'da Diyanet İşleri Başkanlığı hac organizasyonları yapmaya başladı. Böylece hac yolculukları daha güvenli ve düzenli hale geldi.
Bu arada sadece Erken Cumhuriyet döneminde değil, öncesinde ve sonrasında da savaşlar, salgın hastalıklar, diplomatik sorunlar vb nedenlerle zaman zaman hacca gidişlerde sorunlar yaşandı.
Ayrıntı için bkz.
https://t.co/dbAh27449X
------
(*) Evet laik Cumhuriyetin çok başka öncelikleri vardı: Cumhuriyet, yüzde doksanı okur yazar olmayan halkı bir an önce okur yazar yapmak istiyordu. Bunun için Atatürk harf devrimini yaptı, Millet Mekteplerini açtı. Cumhuriyetin önceliği, yurdun en ücra köşelerine okul açmaktı. Çünkü 40 bin köyün 37 bininde okul yoktu. Cumhuriyetin önceliği bilimin ışığıyla toplumu aydınlatmaktı. Bunun için Tevhidi Tedrisat Kanunu yapıldı. Medreseler kapatıldı. İlk ve orta öğretim yeniden düzenlendi. Binlerce ilkokul açıldı. Çeşitli yüksek okullar, enstitüler kuruldu. Üniverste Reformu yapıldı. Halkevlerii açıldı. Köy Enstitüleri kuruldu. Cumhuriyetin önceliği çağdaş uygarlıktı. Atatürk, "En hakiki mürşit ilimdir fendir..." diyerek Türkiye'nin yüzünü çağdaş uygarlığa çevirmişti. Cumhuriyetin önceliği ümmeten "ulusa" dönüştü. Cumhuriyetin önceliği Türk dilini, Türk tarihini ve yeni Türk harflerini topluma anlatmak ve öğretmekti. Cumhuriyetin önceliği salgın hastalıklardan kırılan halkı iyileştirmekti. Cumhuriyetin önceliği yenidoğanları yaşatmaktı. Bunun için bir sağlık devrimi yapıldı. Hıfzısıhha kuruldu.Aşı üretildi. Cumhuriyetin önceliği yüzde 80'i köylü çiftçi olan halka toprak, tarım araç gereci, tohum, fidan, uygun kredi vermek, modern tarım tekniklerini öğretmekti. Cumhuriyetin önceliği neredeyse hiçbir şey üretilmeyen ülkede fabrikalar kurmaktı. Evet, Cumhuriyet o fabrikaları kurdu. Cumhuriyetin önceliği Osmanlı borçlarını ödemekti. Ve Cumhuriyet o borçları da ödedi. 1929 Ekonomik Buhranı koşularında, savaştan yeni çıkmış, yoksul bir ülkede Cumhuriyetin önceliği birilerini hacca göndermek değil, yurtdışına öğrenci göndermekti. O öğrenciler doktor olacak, mühendis olacak, mimar olacak ve Türkiye'yi yeni baştan inşa edeceklerdi.
Tarihi gerçekleri iktidarın işine gelecek biçimde çarpıtmak yerine bu gerçekleri halka anlatmak gerek miyor mu?
Habertürk yetkililerine açık çağrı. Var mı cesaretiniz bu gerçekleri duymaya?
Geçtiğimiz ay DEM’ li Sırrı Süreyya rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. ricali devlet dahil memlekette kim varsa hastane önünde kuyruk oldu. Memleketin en iyi lüks hastanesi Florance nightingale ve en iyi doktorları seferber edildi. Süreci ekranlardan dakika dakika verildi.
Yani son günleri dahil bir hıyrını görmediğini söylediği cumhuriyetin tüm imkanlarını dibine kadar sömürdü.
Okumak için Ankara’ya geldiğinde Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla ilk defa bir ögünde 3 çeşit yemek yenildiğini tecrübe eden Sırrı ömrünü ona bu imkanları sağlayan cumhuriyete karşı savaşmakla geçirdi.
Teröristbaşına babam dedi, devletin yıkılması milletin bölünmesi için terör örgütünün siyasi kanadında yer aldı, PKK’ lı leşler için şehit kavramını kullandı, sözde Ermeni soykırımı dahil her meselede Türk milletine hasımlık güttü.
Bu hasımlıkları güderken vekil oldu, Meclis başkan vekili oldu. Teröristbaşına babam dedi, barış elçisi oldu. Postacılığını yaptığı terör örgütünün taleplerini kabul etmezsek örgüt tarafından öldürüleceğimizi ima etti ve ölüm haberini verecek başçavuşun evimize geleceğini söyledi. Tartıştığı Enver Ayseveri evine örgütü yığmakla tehdit etti. Bu haliyle sevimli adam oldu. Barış elçisi oldu.
Ömrü Cihangir’in sosyetik mekanlarında geçti. Bu şatafatlı hayatı yaşarken muhalif aydın!!! sayıldı.
Dün Nihat Genç abimizin entübe edildiği haberini aldık. Bir gün evvel hastaneye gitmiştik. Yenge hanım ve oğlu vardı.
Nihat abi bir kuzey fırtınasıydı. Doğru, deli, dolu.
Hayatını bu millet için yaşadı. Kalemi bu toprakların en güzel hikayelerini yazdı. Eyvallahsızdı. Yeri geldi seyyar satıcılık yaptı.
Bir gün akşam yürüyüşü yaparken, gel dedi şurda sana bir döner ısmarlayayım. Abi aç değilim dedim. O an göz göze geldik, Fatih dedi param var. Param var dediği buraya yazsam pek çok insana komik gelecek bir rakamdı. İçim sızladı. Kitaplarından dolayı biraz telif gelmişti.
Hayattaki mal varlığı bir evi oldu. Evi aldığında aramış ve o çocuksu heyecanıyla evim var artık Fatih demişti. Ev görmesine eşimle gittim. Evi nasıl bir heyecanla gezdirdiğini anlatabilmek için Nihat Genç olmam lazım.
Yazacak çok şey var. Ancak yazacak takatim yok.
Sırrı, Cihangirin sosyetik mekanlarında muhalif aydın??? rolü keserken Nihat abi Yüksel caddesinde Engürü kıraathanesinde oturuyordu.
Nihat abi biricik evladına iş bakarken Sırrının kızı ve damadı Alaçatıyı üstlerine yapıyordu.
Bu toprakların soylu çocuğu Nihat Genç hastanede entübe halinde. Tedavi gördüğü hastaneye gelip gidenler sadece dostları. Ne ricali devlet var ne mersedeslerle, makam şoförleriyle gelenler…
Bir tarafta Cumhuriyet için yaşayan ve yazan Nihat abi diğer yanda Sırrı… Bu turnusol mahiyetindeki iki hayat size bir şey anlatamıyorsa benim yazarak anlatmam imkansız. Ne yazalım, ne anlatalım…
Al sana “mutsuz bir Kürt”, Sn. Özgür Özel.
Bu “mutsuzun” mutlu olması için ne yapmak gerek?
Vatan üzerinde ameliyata “evet” mi demek gerek?
Baraj mı yapmamak gerek?
Elektrik mi üretmemek gerek?
Sahi ne yapmak gerek Sn. Özel?
Uzun zamandır çekiliş yapmıyoruz. Beni takip eden ve bu gönderiyi RT eden 5 kişiye Milli Emlak kitabından hediye edeceğim. Çekiliş bayram haftasında yapılacaktır.
@fatihtezcan Fatih Tezcan, sen önce Lozan’ı tam anlamıyla öğren sonra hakkında birşeyler yazarsın. Bu arada Lozan’ı öğrenirken “yes be annem” dönemini ve Rauf Denktaş’ın nasıl yalnız bırakıldığınına ilişkin o döneme de göz at..
“Alya, babası hayatta olsaydı dahi Ceren Hanım’ın mekanlarında bir kez olsun bir yemek yiyemez, bir kez otellerinde kalamaz, bir kez olsun kumda rakının tadına bakamazdı. Yine bakamayacak!
Yıllarca ‘eşit yurttaşlık’ isteyen, ‘barış, özgürlük ve demokrasi’ için uğraşan(!) ve kahramanlaşan (!) Sırrı Süreyya Önder çok haklıymış meğer!
Ceren ile Alya ‘eşit yurttaş’ değil!”
ÇEKİLİŞ!!!
İmar Davaları Rehberi kitabımın yeni çıkan 7. baskısından üç adet hediye etmek istiyorum. Çekiliş için bu hesabı takip edip bu tweeti RT etmeniz yeterlidir. Kitap hakkında bilgi almak isteyenler için link: (https://t.co/LJzcpuenCH)
@zafersahin06 Zafer efendi sen rüyalar alemini de geçmişsin, orta gelirliler için güzel kampanya öyle mi, komik oluyosun girme bari şu toplara😂 hangi orta gelirlinin 62.000₺ aylık garanti geliri var? Kaldı ki ülkede artık ultra zengin ve ultra fakir sınıf var orta gelirli kavramı bitti.