The court’s decision to accelerate the debate in @ekrem_imamoglu’s trial, while even preventing him from being present in the courtroom, exposes the truth: @RTErdogan wants this political shame trial closed while all eyes are on the @NATO summit. He is wrong. Military alliances matter. But they can never become an excuse to ignore a mortal wound to democracy. Europe’s spotlight stays on İmamoğlu and on Turkey’s democrats.
Deniz’in serbest olması gerektiğini düşünüyorum ama bir siyasi parti liderinin adeta baskın yapar gibi gidip de mahkeme heyetini baskı alarak bunu sağlaması hiç hoş değil. Deniz serbest kalacak ama masum olduğu için değiş, Kılıçdaroğlunun mahkemeyi baskı altında tutması yüzünden olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Ekrem İmamoğlu hakkında)
" Bir Frankeştayn ürettiler, onun ceremesini çekiyorlar.
CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hayırlı olacaktır. Türkiye'nin vesayetten arınmış bir anamuhalefet partisine ihtiyacı var."
Kasım 2025 tarihinde yayımlanan 3.809 sayfalık İBB iddianamesinde 414 kişi yargılanmaya başlandı.
Birleşen dosyalarla birlikte 110’a ulaşan tutuklulardan bugüne dek 51’i tahliye edildi.
Dün tahliye edilen İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık ile bugün konuştum.
Perşembe gecesi cezaevinden çıkan Saltık bu sabah üniversite sınavına girmiş.
“Sizin gibi hukukçu olacağım” dedi telefonda, içimden neler geçtiğini sizler tahmin edersiniz. Bu süreçte dayanışma gösteren herkese teşekkürlerini iletiyor.
En son ara kararla tahliye olan 9 kişi dahil, özgürlüklerine kavuşan herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
İBB dosyasında 59, diğer dosyalarda tutuklananlarla birlikte çok sayıda kişi halen cezaevinde..
Ekrem İmamoğlu başta olma üzere belediye başkanlarımız.. İçlerinde hasta olanlar, yaşı ilerlemiş olanlar var..
Nitelikli bürokrat arkadaşlarımız.. Ranta, talana karşı çıkan şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, iletişimciler, avukatlar.. Ata yadigarı Üsküdar’ın yağmalanmasına karşı çıktığı için saldırıya uğrayanlar, çocuklarıyla tehdit edilmelerine karşılık kadınlık onuruyla direnenler..
içerde geçirdiği süre isnat oluna suçun hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımına çoktan karşılık gelmesine rağmen tahliye edilmeyen siyasetçiler..
Türkiye bu tip davaları daha evvel gördü, bu davada daha fazlasına da tanıklık etti.
Hakim huzurundaki beyanlarla insanlar nasıl iftiraya zorlandıklarını, kendilerine nasıl hukuka yabancı vaatlerde bulunulduğunu bir bir anlattılar.
Bir ülkede hukuk ve adalet duygusu kaybedilirse geriye bir şey kalmaz.
Hukuk tarihinde insanlar, zora dayalı kaotik yaşama son vermek için kendi iradeleriyle yaptırım gücünü devlete devretmiş, böylece kaos yerine düzen ve istikrar amaçlamışlardır.
Adaletin olmadığı yerde vicdanlar susar, hukuk siyasetin aracı haline gelirse istikrar sağlanamaz.
Bu ülke ve bu devlet, bu memlekette yaşayan herkesin bugünü ve ortak geleceğidir.
Demokrasi ekmek gibi, su gibi yaşam kaynağıdır. Kaybı başka bir şeye benzemez.
Hepimizin tarihle sınandığı, tarihe not edildiğimiz zamanlardayız..
Notumuz geçer olsun, sınıfta kalmayalım..
#SONDAKİKA | İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na:
"Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve 'arınma' ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan 'saray kayyumu' bu vahim ifadeleri derhal okusun!"
https://t.co/c0No35hdlF
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
“Hodri meydan Kılıçdaroğlu! Biz senden arınıyoruz!”
Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Çervatoğlu: "Betona gömeceğini düşünüyorsun; Ekrem İmamoğlu ve bizim arkadaşlarımız ha? Hodri meydan! Harcı biz yapacağız, o betona kim gömülüyor göreceğiz."
Ekrem İmamoğlu'na tavsiye: Tarihin kendisine rol verdiği beklenen 'kurtarıcı' olduğunuzu düşünüyorsanız milletin karşısına sıfır partiyle çıkmalısınız.
Sizden önceki 'kurtarıcılar'; Menderes, Özal, Erdoğan yaptığı gibi.
CHP ağır statükoları, ağaları, beyleri çok olan bir parti.
Büyük mücadeleler, herkesin aynı düşünmesiyle değil, ortak hedefte buluşabilmesiyle kazanılır.
Ancak üzülerek görüyorum ki içine sürüklendiğimiz tartışma bölünmeye zemin hazırlamaktadır.
Unutanlar için bölünmenin, sert iç kavgaların nelere mâl olduğunu bir kez daha hatırlayalım… 1994 yılıydı. İstanbul’da üniversite öğrencisiyken yerel seçim kampanyasındaydım, dün gibi hafızamdadır. SHP %20, DSP %12, CHP %1,4 oy almış, sosyal demokratlar bölünmüştü. Partimizin bugünkü milletvekilli İlhan Kesici Bey de ANAP’ın adayı olarak %22 almıştı. Ve o sandıktan, Recep Tayyip Erdoğan %25 oranla sıyrılmıştı. Ankara’yı Melih Gökçek aynı şekilde kazanmıştı. O parçalanmışlık, ülkemize 32 yıldır çok ağır bedeller ödetiyor.
Üstelik bugünün Türkiye’sinde seçim barajı yüzde 50’dir. Bütün demokrasi güçleriyle bir araya gelmemiz gerekirken sürüklendiğimiz bu parçalanmanın izahı yoktur. Tek başına yükselen ağaç dikkat çeker ama fırtınaya direnen ormandır.
Yangına benzin bidonuyla koşan herkese soruyorum: AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini ister mi? Zinhar. AKP’nin tek isteği fitne ateşine odun taşınmasıdır. Evimizin içinde kavga seslerinin yükselmesidir.
İçeride düşman aramanın siyasi mücadelemize hiçbir faydası yoktur. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir.
Genel Merkezimizin stratejik hataları ve ağır savrulmaları karşısında üç düşünüp bir konuşmamız yanlışları onayladığımız ya da kör olduğumuz anlamına gelmemektedir.
Makamının ağırlığını kaldıramayan, siyasi ve ahlaki zafiyetleri olan insanlar her siyasi partide karşınıza çıkabilir. Önemli olan bölünmeden, bu unsurlarla aranıza mesafe koyarak yolumuza devam etmemizdir.