Barış al partini başına çal, toplumsal muhalefet senin gibi 2-3 algıcı tenekeyle duracak seviyede değil oraları geçtik. Ancak maşa olmaya bu denli motive olacak kadar ne vaadedildi sana sadece onu merak ediyorum. Kılıçdaroğlu’ndan sonra en çok nefret edilen ikinci adamsın yüzün de kösele gibi hiç utanman da yok.
Samsung bayisinden mikrodalga fırın alacaktım. Aynı bayi (2018 yılı) mikrodalgayı 350 liraya pazaryerinde satıyor. Dedim nasılsa İzmirde gidip elden alayım da pazaryerine komisyon ödemesin adam. Dümenden sordum abi bu ürün kaça 550 ama 500 olur dedi. Abi nakit alcam yap bişeyler dedim 475 olur dedi. Abi nette 350 ye satıyorsun dedim, o fiyatı güncelleyeceğiz yanlışlık olmuş dedi. Mağazadan çıktım pazaryerinden “aynı dükkandan” 350 liraya aldım. Allah akıl fikir versin.
⚖️ “Jet Hakim” olarak tanınan Hacı İbrahim Gözükara Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine atandı.
Gözükara, görev yaptığı mahkemelerde davaları kısa sürede sonuçlandırması nedeniyle kamuoyunda “Jet Hakim” olarak tanınıyor.
Yaklaşık 19 yıllık meslek hayatında baktığı 20 bine yakın davanın önemli bölümünü ilk celsede karara bağlaması, bu unvanla anılmasının en önemli nedeni oldu.
#HSK #Yargı #Bursa
HSK, 4 bin 608'i adli yargı, 359'u idari yargı olmak üzere 4 bin 967 hâkim ve savcının görev yerini değiştirdi.
Kararnamede, Ankara Adliyesi'nde görev yapan 14 başsavcı vekili görevden alınarak düz savcı yapılması dikkat çekti. Ankara Adliyesi'nin üst yönetimi büyük oranda değişti.
Asfalt çalışmaları sırasında @BodrumBel kepçesi havai internet kablomuzu kopardı. Salı günü arıza bildirdik. Gelen giden yok. Müşteri hizmetlerini arıyorsun otomatik yanıt sistemine aktarıyor. 5 gündür internet yok. İnternet hizmeti alabilmek için kendimizi yakmamız mı gerekiyor? @TTDestek
Partiyi arınma sürecine sokan demokrat (!) dede “kurultayda rüşvet aldım" deyip itirafçı olan Veysi Uyanık'ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık’ı MYK'ya almış. Ne arınma ama!
Partilere kayyum atayabilirler ama bizlere teker teker atayamazlar. Toplumsal muhalefeti hayata geçirmek gerek!
Bir avukatın üstlendiği davalardan dolayı “üç kuruşa tamah” ettiğini söylemek. Bunu sıradan bir vatandaş söylese kaile alınmaz ancak avukat sıfatıyla söylemek en başta mesleğimize ihanet.
Siz “Kılıçdaroğlu’nun avukatı” sıfatıyla şov yaparken de hakaret davalarından “üç kuruşa tamah” ettiğinizi söyler bir başkası, gücünüze gider.
15 Temmuz sonrasında tutuklanan onlarca azılı Fetöcünün avukatlığını (3 kuruşa tamah ederek) üstlenen Hüseyin Aygün denen şahsiyet, utanmadan sıkılmadan Genel Başkanımıza iftira atabiliyor!
Omurga sorunları yaşadığını bilsek de kendisini hoş göremeyiz!
Yönelttiği yalan ve iftiralarından ötürü derhal yasal yollara başvuracağız…
@kilicdarogluk
Bir not: sayın Kemal Kılıçdaroğlu @BirGun_Gazetesi okumuyor. Gazetenin bu hale gelmesinden derin üzüntü duyuyor…
Ne zamandan beri siyasal bir çözümlemeyi hakaretle süslüyorsunuz?
Siz hangi bağışın, reklamın, “desteğin” aparatı oldunuz da @kilicdarogluk “aparat” diyebiliyorsunuz?
Ha gayret, Ekrem Beyden yeni bir Terzi Fikri çıkaracaksınız…
Çok yazık…
Rakamlara bakın. X başkan şunu yaptı diye haber yaptırabilmek için 1 milyonu gözden çıkarmanız lazım. Dünyanın en haklısı bile olsanız parasız sesiniz duyulmuyor. Bu ortamda temiz siyaset nasıl kendine imkan bulacak? Siyasete yurttaşın resetleme yapması lazım.
Yeni nesil medyanın ve dijital medya haberciliğinin arka planındaki devasa finansman çarkı bir sır değil
Gündemi belirleyen büyük X haber hesaplarının belirli bir algıyı köpürtmek veya tartışma yaratmak için tweet başına 35-40 bin TL aldığı ,haber sitelerinin ve gazetelerin ise büyüklüklerine göre ‘yönlendirilmiş’haber başına 50 bin ile 300 bin TL arasında bütçeler kestiği bir ekosistemin tam ortasındayız.
İşin çok daha çarpıcı olan kısmı ise bu yönlendirme ve fonlama mekanizmasını sadece şirketlerin değil, aklınıza gelebilecek her siyasi partinin ilgili birimlerinin aktif olarak kullanması.
Peki bu işi en çok kim yapıyor? diye soracak olursanız pastanın en büyük dilimi ve bu operasyonların en yoğun yürütüldüğü adres olarak karşımıza CHP çıkıyor.
Ana akım yayın organlarına milyonlarca lira, sosyal medyadaki popüler sayfalara ise aylık yüz binlerce lira akıtılarak kitleler manipüle ediliyor.
Haberciliğin temel ilkelerinin yerini maalesef sipariş gündemler almış durumda.
Artık önümüze düşen her habere ve sosyal medyadaki her tartışmaya bu bilgi ile bakmak zorundayız.
Aldığım ‘sözde’ bir teklifi aşağıya bırakıyorum.
AKP yargısıyla muhalefet dizayn ediliyor, buna teşne olan koltuk düşkünü birisine ne denir? İlkeli olsaydı halkın sesini dinleseydi öldükten sonra da muteber anılırdı. Şimdi sizin gibi 3-5 şakşakçı dışında herkes lanet okuyacak kendisine. Geçiniz.
Yine Kılıçdaroğlu'na serbest atış sezonu açılmış! HalkTV, SözcüTV insanları galeyana getirmede çok başarılı, iktidar medyasına taş çıkartırlar! Öyle ki, utanmadan KK'nu AKP işbirlikçisi ilan edip insanları da buna inandırıyorlar. Bu tam bir beyin yıkama, vicdan, akıl devre dışı.
Mahkeme kararıyla göreve gelenler zerre kadar Türkiye’nin iyiliğini düşünüyorsa ve onur taşıyorlarsa AKP yargısının kararıyla göreve gelmeyi reddeder ve istifa ederler. Peki düşünüyorlar mı? Tabi ki de hayır. Lanet olsun onlara o zaman.
Büyük mücadeleler, herkesin aynı düşünmesiyle değil, ortak hedefte buluşabilmesiyle kazanılır.
Ancak üzülerek görüyorum ki içine sürüklendiğimiz tartışma bölünmeye zemin hazırlamaktadır.
Unutanlar için bölünmenin, sert iç kavgaların nelere mâl olduğunu bir kez daha hatırlayalım… 1994 yılıydı. İstanbul’da üniversite öğrencisiyken yerel seçim kampanyasındaydım, dün gibi hafızamdadır. SHP %20, DSP %12, CHP %1,4 oy almış, sosyal demokratlar bölünmüştü. Partimizin bugünkü milletvekilli İlhan Kesici Bey de ANAP’ın adayı olarak %22 almıştı. Ve o sandıktan, Recep Tayyip Erdoğan %25 oranla sıyrılmıştı. Ankara’yı Melih Gökçek aynı şekilde kazanmıştı. O parçalanmışlık, ülkemize 32 yıldır çok ağır bedeller ödetiyor.
Üstelik bugünün Türkiye’sinde seçim barajı yüzde 50’dir. Bütün demokrasi güçleriyle bir araya gelmemiz gerekirken sürüklendiğimiz bu parçalanmanın izahı yoktur. Tek başına yükselen ağaç dikkat çeker ama fırtınaya direnen ormandır.
Yangına benzin bidonuyla koşan herkese soruyorum: AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini ister mi? Zinhar. AKP’nin tek isteği fitne ateşine odun taşınmasıdır. Evimizin içinde kavga seslerinin yükselmesidir.
İçeride düşman aramanın siyasi mücadelemize hiçbir faydası yoktur. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir.
Genel Merkezimizin stratejik hataları ve ağır savrulmaları karşısında üç düşünüp bir konuşmamız yanlışları onayladığımız ya da kör olduğumuz anlamına gelmemektedir.
Makamının ağırlığını kaldıramayan, siyasi ve ahlaki zafiyetleri olan insanlar her siyasi partide karşınıza çıkabilir. Önemli olan bölünmeden, bu unsurlarla aranıza mesafe koyarak yolumuza devam etmemizdir.