SAVUNMANIN TANIKLIĞINDA ADLİ YIL
İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri, 2025–2026 Adli Yılı Değerlendirme Basın Toplantısı düzenleyecektir.
Toplantıda;
⚖️ 2025–2026 Adli Yılı boyunca İstanbul Barosu’nun yürüttüğü çalışmalar,
⚖️ Meslektaşlarımıza yönelik saldırılar ve savunma hakkına dönük ihlaller,
⚖️ İstanbul Büyükşehir Belediyesi yargılamalarına ilişkin son gözlem ve değerlendirme raporları,
⚖️ Cezaevlerinde gerçekleştirilen incelemeler ve tespit edilen hak ihlalleri,
⚖️ Hukuk devleti, insan hakları ve bağımsız savunmanın korunmasına yönelik çalışmalar
kamuoyuyla paylaşılacaktır.
📅 20 Temmuz 2026 Pazartesi
🕧 12.15
📍 İstanbul Barosu
Tüm meslektaşlarımızı toplantımıza bekliyoruz.
🔴İLK 6 AYDA 150 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ!
🎙️ @KadinCinayeti Genel Temsilcisi Gülsüm Kav:
Değişmeyen gerçek; kadınların en çok evde, evdeki erkek tarafından ve ateşli silahla öldürülmesi. Bu sorunu çözmek istersek yapılacaklar açık: Ateşli silahlara rahat ulaşmayı engellemek, boşanma sürecindeki kadınları korumak ve kadınları aileye mahkûm eden politikadan vazgeçmek.
🔗https://t.co/5HRY4nKS7F
🟣 Cezasızlık sadece ceza vermemek değil, delilleri toplamamaktır’
📍 Kadın örgütleri, şüpheli ölümlerin önemli bölümünün arkasından şiddet olayları çıktığını belirtirken birçok dosyada etkin soruşturma yürütülmediğini vurguluyor.
https://t.co/z5MjRbIvqy
Eğitimde fırsat eşitliğini toplumsal gelişimin sağlanmasında şart gören, Cumhuriyetin kazanımlarına ve çağdaş yaşam değerlerine derinden bağlı olan, evini ve bankadaki nakit birikimini gelecek kuşakların yolunu aydınlatmak adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayan çok değerli bağışçımız Seyfi Dursunoğlu’nu aramızdan ayrılışının 6. yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
🔹"Hüseyin Can Güneri tanırım ben. Son derece başarılı bir arkadaşımız, genç bir arkadaşımız. Arkasında gerçekten bir hikaye var"
🔹"Cezaevlerinin içinde bulunan lojmanlarda yetişmiş, büyümüş."
🔹"Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş bir genç, Sayıştay raporu var, İçişleri Bakanlığı'nın raporu var.
🔹"Daha kendisi gözaltındayken, çıkacaksınız, 'Kuşkularım var' diyeceksiniz.
🔹"Çankaya sonuç itibariyle en sembolik yerlerden bir tanesi CHP açısından.
🔹"Başkanıyla ilgili olarak masumiyet karinesine aykırı bir biçimde ve yargıyı etkileyerek masumiyet karinesine aykırı bir biçimde mülkiye müfettişlerinin suç bulmadığı kamu yararına kurumunun bir suç bulmadığı konu hakkında kendisi gözaltındayken hakime çıkacakken kuşkularım var diyeceksiniz.
@hcanguner
İSTANBUL BAROSU HEDEFTEKİ MESLEKTAŞLARININ YANINDA
148 yıldır fikir, dayanışma ve eylem birliğiyle savunma mesleğine yönelen her türlü saldırıya karşı duran İstanbul Barosu olarak, hukuksuz tutuklamalarla hedef alınan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılması talebiyle İstanbul hukuk kurumlarıyla birlikte Çağlayan Meydanı’ndan seslendik.
Savunma mesleğinin sesi kısılırsa, toplumun sesi kısılır. Makbul avukat ve makbul baro olmayacağız, susmayacağız. Hedef alınan meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
"Aslında kestiğiniz kendi sesiniz, bizim sesimiz değil."
Avukatlar, ÇHD İstanbul Şubesi (@CHDistanbulsb_) Başkanı Av. Ezgi Önalan, ÇHD üyeleri avukat Yunusemre Işık ve Doğa İncesu'nun NATO operasyonunda tutuklanmasını Çağlayan Adliyesi önünde protesto etti.
İstanbul Barosu (@istbarosu)
Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Leyla Süren (@avleylasuren):
"Değerli basın mensupları, değerli meslektaşlarım, kıymetler yurttaşlar; benden önce basın açıklamasını yapan bütün meslektaşlarımın belirttiği üzere, savunma tutuklu durumda.
İstanbul Barosu olarak her açıklamamızda belirttiğimiz üzere, Anayasa madde 13 ve madde 19 gereği hiçbir sebep yokken meslektaşlarımız tutuklu.
Avukatlar, Avukatlık Kanunu'nun gerektirdiği aşamalar geçirilmeden evlerinde, sokakta ya da ofislerinde gözaltına alınıp, günlerce tutulup, ondan sonra Çağlayan ya da Anadolu Adliyesi'nde tutuklanmakta.
Özellikle son yapılan Ezgi ve Yunus Emre ve Doğa arkadaşımızda müvekkilleriyle görüşmeleri bile suç gibi gösterilmekte.
Değerli basın mensupları, sizlerden daha çok bizi videoya alan bir meslek var: sevgili emniyet mensupları.
Ve ben şüpheli ölüm çalışan bir avukat olarak biliyorum ki en çok intihar vakaları da yine emniyet mensuplarında maalesef.
Bu sebeple biz avukatlar olmasak, değerli emniyet mensupları, o şüpheli ölümleri araştıracak kimse yok.
Basının her haber paylaştığında, o haberler yüzünden Kayhan gibi, İsmail Arı gibi, Alican gibi, Pınar gibi basın emekçileri tutuklandığında, yine savunma onların sesleri oluyor.
Ya da kadınlar ve çocuklar birlikte öldürüldüğünde, yine savunma mesleği onların sesi oluyor.
İşte bu sebeple, biz avukatlara ayrıcalık istemiyoruz.
Biz yurttaşların sesi olan savunmanın ancak anayasa ve kanun çerçevesinde gözaltına alınabileceğini ve tutuklanacağını söylüyoruz.
Aslında kestiğiniz kendi sesiniz, bizim sesimiz değil.
Bu nedenle, şu an hapishanede olan Can Atalay, Ezgi, Yunus Emre, Doğa, Sezin ve Fırat ve Mehmet Pehlivan ve bunun gibi birçok isim aslında sizin sesiniz ve kendi sesinizi tutukluyorsunuz
İstanbul Barosu olarak 148 yıldır olduğu gibi, her yerde, herkes için, her zaman adalet demeye devam edeceğiz.
Savunmanın sesi olmaya devam edeceğiz çünkü 148 yıldır tek yaptığımız bu. Her zaman söylediğimiz gibi; makbul avukatlar, makbul barolar olmayacağız.
Meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz."
15 TEMMUZ'UN ONUNCU YILINDA
15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine, demokratik hukuk devletine ve halkın iradesine yöneltilmiş ağır bir saldırıdır. Darbe girişimleri, hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, hukuk devleti ve demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz. 15 Temmuz’da yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.
Ancak demokratik hukuk devletinin korunması, yalnızca darbe girişimlerinin bertaraf edilmesiyle değil; sonrasında alınan tüm tedbirlerin Anayasa’ya, temel hak ve özgürlüklere ve hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olmasıyla mümkündür. Onuncu yılında 15 Temmuz’un en önemli dersi budur.
Ne var ki, darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile çok sayıda kamu görevlisi yargı kararı olmaksızın kamu görevinden çıkarılmış; bu işlemler ve bunlara karşı oluşturulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, hak arama özgürlüğü, adalete erişim, etkili başvuru ve adil yargılanma hakları bakımından ağır hak ihlali iddialarını gündeme getirmiştir.
Olağanüstü hal sürecinde yürürlüğe konulan düzenlemelerle kamu gücünü kullananlara geniş hukuki koruma sağlanmış; aynı dönemde yapılan anayasa değişikliği ile Cumhuriyetin anayasal birikimi ve parlamenter demokrasiye dayanan siyasal mirası terk edilerek parlamenter sistem sona erdirilmiş, yürütme yetkileri tek makamda toplanmış ve kuvvetler ayrılığına dayalı denge ve denetim mekanizmaları büyük ölçüde tasfiye edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Darbe Araştırma Komisyonu’nun raporunun kamuoyuyla paylaşılmaması ve darbe girişiminin tüm yönleriyle araştırılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması, olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılması ve kamu vicdanının tatmini bakımından önemli bir eksiklik olarak varlığını sürdürmektedir.
15 Temmuz’a giden sürecin bütün yönleriyle değerlendirilmesi; kamu yönetiminde liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik ve laiklik ilkelerinin tavizsiz biçimde uygulanması, benzer tehditlerin yeniden yaşanmaması bakımından zorunludur.
Aradan geçen on yıl göstermektedir ki darbe girişimiyle gerçek anlamda yüzleşmek, yalnızca faillerin cezai sorumluluğunun ortaya konulmasıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda hukuk devletinin, kuvvetler ayrılığının, bağımsız ve tarafsız yargının ve temel hak güvencelerinin yeniden güçlendirilmesini gerektirir.
İstanbul Barosu olarak, 15 Temmuz’un onuncu yılında bir kez daha vurguluyoruz ki; demokrasinin güvencesi hukukun üstünlüğü, insan hakları, yargı bağımsızlığı ve Anayasa’nın üstünlüğüdür. Darbelere de hukuk devletini zedeleyen her türlü uygulamaya da aynı ilkesel kararlılıkla karşı çıkıyor; insan haklarına dayanan, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini savunmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Fatih Altaylı: “Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının 11. günü bugün ve adını anan yok.
Deniz’in pek umurunda değildir muhtemelen ama memleketin halini anlamanız açısından hatırlatmak istedim.
Deniz’in tutuklanmasının açıklanan nedeni olmasa da, asıl nedeni “halkın bir bölümünün inandığı dinî değerler ile alay ettiği iddiası.”
Kendisine yönelik sosyal medya linci bu nedenle başladı.
Ancak o günden beri yine sosyal medyada iktidarın ideolojisine yakın hatta dindar ya da dindar görünümlü pek çok komedyenin “din ile”, “İslamiyet ile”, “İslam’ın kuralları ya da şartları” ile dalga geçmek demesek de bu konuları “tiye alan” şovları dolaşıyor.
Öyle şeyler söylüyorlar ki, Deniz’in “Dört kitaptan favorim sonuncusu” demesini dinle dalga geçmek olarak anlayanların, bu şakalar karşısında isyan etmeleri gerekiyor.
Sakın yanlış anlamayın, etsinler demiyorum, böyle şakalar dünyanın her yerinde yapılıyor ve kimse de bu şakaları duyunca dinden, imandan çıkmıyor ama mesele ortadaki çifte standart.
Ama zaten Türkiye’de her şey böyle değil mi.
Yolsuzluk konularındaki çifte standart, şaka konusunda mı olmayacak?
Bizdense her şey mubahtır anlayışı, dinî şakalar konusunda mı olmayacak?”
“Her şey tek başımıza yaşamamıza göre ayarlanmış. Girişte de söylüyorlar, ‘Artık tek başınasın’… Hücre 6 adım uzunluğunda, 5 adım genişliğinde. Tabii bunun 2 adıma 2 adımlık kısmı banyo ile kaplı. Tezgah, masa, dolap, ranza derken doluyor hücre. Burada bize adeta ‘kafes hayvanı’ muamelesi yapılıyor.”
Ayça Söylemez bir mahpus mektubundan alıntıladığı bu satırlarla kuyu tipi hapishaneleri yazdı
https://t.co/Ude0AO9EHb
DİLOVASI DAVASINDA SAVUNMANIN HEDEFE KONMASINA VE CEZASIZLIĞA KARŞI...
Dilovası faciası bütün toplumu etkileyen, cinayet diyebileceğimiz bir olaydır. Böyle bir olayın ardından mağdur ailelerin adalet arayışı olduğu gibi, toplumun da adaletin tecellisi yönünde bir beklentisi vardır.
Başından beri ilgiyle izlediğimiz bu davanın seyrinde, İstanbul Barosu üyesi bir avukata soruşturma açılmasıyla birlikte önümüzde çifte görev bulunmaktadır:
https://t.co/uYkwQwv0Qkölye işletmecisinden gerekli denetimi yapmayan görevlilere kadar bu cinayetin faillerinin mutlaka cezalandırılması, cezasızlık uygulamasının son bulması için çalışmak.
2.İlk görevimizi de olanaklı kılacak şekilde; adaletin tecellisi ve cezasızlığın son bulabilmesi için savunmanın mesleğini serbestçe yapabileceği koşulların tesis edilmesi.
Siyasal etkiler sonucu, savunmanın öznesi olan avukatın görevini ifa ederken yaptığı açıklamaların herhangi bir soruşturmaya konu edilmesi kabul edilemez.
Dikkatlerimiz 21 Temmuz’da asıl suçluların yargılanacağı duruşmada olacaktır.
Bu davada Kocaeli Barosunun yanında olacağız ve İstanbul Barosu olarak bu davayı yakından izlemeye devam edeceğiz.
Kocaeli Barosu başkanı Av. Kadir Caner Karakadılar, Dilovası katliamının sorumlu patronlarından Ali Osman Akat şikayetçi olduğu için ifadeye çağırılan avukatımız Saruhan Efe Kadaifçi'ye destek vermek için yanımızdaydı.
Davamızın başından beri bizlere, mücadelemize ve bugün avukatımıza verdiği destek için teşekkür ederiz.
@kocaelibarosu@kadircaner
#DilovasıİçinAdalet
🟣 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (@kcdplatformu ), kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine dair yılın ilk 6 aylık verilerini düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
📍Yılın 6 ayına ilişkin verilere göre, 150 kadının katledildi, 151 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadınların yüzde 61’i evde katledilirken, şüpheli ölümlerin de yüzde 64’ü evde gerçekleşti.
https://t.co/YulVjINVxU
Dilovası İşçi Katliamı davası da adalet mücadelesini savunan avukatlarımız da yalnız değildir!
Dilovası işçi katliamı ailerimizin avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, patron Ali Osman Akat’ın şikâyetiyle ifadeye çağrılmasının ardından konuştu:
“Avukatlık, ezilenin ve sesi çıkmayanın yanında olmaktır. Biz bu düzenin altında yakılarak katledilen 7 insanın avukatlığını yapıyoruz. Bu baskılar bizi yıldıramaz.”
Bu süreçte yanımızda duran barolara, baro yönetimlerine, avukatlara ve tüm kamuoyuna teşekkür ederiz.
Dayanışmanız, Dilovası ailelerinin adalet mücadelesini büyütüyor.
7 canımız için adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecek.
#DilovasıİçinAdalet
FİKİR, DAYANIŞMA VE EYLEM BİRLİĞİYLE BİR ARADA!
İstanbul Barosu olarak, meslekte 25 ve 30 yılını tamamlamış meslektaşlarımıza plaketleriyle ve meslekte 90 yaşını aşmış üstatlarımıza onur ödülleriyle saygımızı sunmaktan büyük sevinç duyduk.
Yetmiş bini aşan üyemizle; fikir, dayanışma ve eylem birliğinde hukukun üstünlüğünü savunmaya ve insan haklarını korumaya baromuzda kurumsal olarak devam edeceğiz. Meslektaşlarımızla birlikte, mesleğin onurunu beraberce savunduğumuz nice güzel yıllarımız olması dileğiyle.
Like an oil slick, the crackdown on main opposition party CHP is spreading relentlessly across #Türkiye. Next phase is on & target moved to #Ankara. They started by main district #Çankaya & its Mayor @hcanguner. The selective persecution is obvious & we can guess the next steps.