Sırf rol olsun diye iki-üç gün bile “demokratlık rolü” oynayamadılar. Kendi ayağıyla gelen, “kaçma şüphesi” bulunmayan komedyen Deniz Göktaş’ı ters kelepçeyle emniyete götürdüler.
Sabaha karşı çok sayıda demokratik kitle örgütü ve kuruma yönelik ev baskınları gerçekleştirildiği; üyemiz ve aynı zamanda İHD Ankara Afet ve Ekoloji Komisyonu üyesi Tuğba Kahraman, Gençlik Komisyonu üyeleri Mert Ahmet Aldemir ve Zehra Camcı ile üyelerimiz Hasan Basri Usta, Şevin Özden, Metin Uzunöz, Serap Ağcaoğlu ve Mahmut Kahraman’ın da aralarında bulunduğu 209 kişinin gözaltına alındığı bilgisi
tarafımıza ulaşmıştır.
Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımını hedef alan bu tür uygulamalar, ifade, örgütlenme ve katılım hakkına yönelik ciddi ihlaller doğurmaktadır. İnsan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve toplumsal muhalefeti baskı altına alma girişimleri kabul edilemez.
İnsan hakları mücadelesi baskı, sindirme ve yıldırma politikalarıyla engellenemez. Yaşanan hukuksuzlukların karşısında susmayacak, gözaltına alınanların durumunu yakından takip etmeye ve hak ihlallerini kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.
İnsan haklarıyla insandır.
Deniz Poyraz'ı Unutmadık, Unutmayacağız !
İzmir'de halkların eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin her anında yanımızda olan arkadaşımız Deniz Poyraz'ın katledilişinin 5. yıl dönümündeyiz.
#DenizPoyraz, 17 Haziran 2021 tarihinde İzmir'de HDP İl Örgütü binasında Onur Gencer tarafından gerçekleştirilen ırkçı bir saldırı sonucu katledildi. Dosyada yer alan çok sayıdaki veri ve bulgu, cinayetin örgütlü bir suç olabileceğine işaret etmesine rağmen mahkeme, avukatların bu yöndeki tüm taleplerini reddetti; davayı bireysel bir suç olarak değerlendirerek yargılamayı bu çerçevede sürdürdü ve kararını verdi.
Dosyanın eksik bırakılması, Deniz Poyraz'ın maruz kaldığı insanlık dışı şiddetin ve cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını engelledi. Cinayetin gerçek faillerinin, bağlantılarının ve arka planının yeterince araştırılmaması; bir yandan cezasızlık algısını güçlendirirken, diğer yandan kadınlara yönelik şiddet ve nefret suçlarıyla mücadele konusunda toplumsal adalet duygusunu zedeledi.
Deniz Poyraz cinayetinin tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve adaletin eksiksiz biçimde sağlanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. İnsan hakları mücadelesinin bir parçası olan kadınlar olarak, Deniz Poyraz'a yönelik işlenen bu cinayetin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz.
Adalet sağlanıncaya kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
İHD Merkez Kadın Komisyonu
İskenderun Kadın Platformu Üyesi Avukat Mehtap Sert, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerdeki artışın temel nedeninin yasalar değil, “cezasızlık politikası” ve uygulama süreçlerindeki erkek egemen tutum olduğunu vurguladı.
👇
https://t.co/SaJN88ov99
İHD ve TİHV heyeti olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i TBMM'deki odasında ziyaret ettik.
İHD olarak mutlak butlan kararının ve dün CHP Genel Merkezine yönelik polis saldırısının ardından Özgür Özel ziyaret ederek geçmiş olsun ve dayanışma duygularımızı ilettik.
Heyette TİHV Genel Başkanı Metin Bakkalcı, Vakıf gönüllüleri İsmail Boyraz ve Handan Taze ile Genel Sekreterimiz Osman İşçi yer aldı.
Özgür Özel ile gerçekleştirilen görüşmede, heyetimiz "İHD ve TİHV’in mutlak butlan kararıyla başlayan süreci yakından takip ettiğini, kararın siyaset kurumuna, demokrasiye, hukukun üstünlüğü ilkesine zarar veren bir karar olduğunu" belirtti.
MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.
Bu kararla birlikte Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesi; ayrıca 38. Kurultay öncesi görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik özellikle belediyeler üzerinden yürütülen yargı süreçlerinin antidemokratik yönüne ilişkin daha önce de defalarca açıklamalar yaptık. Gözaltılar ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi baskılar yarattığını, demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladık.
Bugün verilen bu karar ise yalnızca bir parti içi mesele değil, açık biçimde sivil siyasete yönelik yargısal müdahaledir. Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karar, aynı zamanda seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hâle getirmektedir. Zira bu karar, kurultay süreçlerine ilişkin denetim ve yetki çerçevesinde verilmiş, kesin ve itiraz edilemez nitelikte kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarını fiilen yok sayan bir sonuç doğurmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bu yaklaşım, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişini değil; seçim süreçlerine ilişkin kurumsal güvencelere duyulan toplumsal güveni de ortadan kaldırma riski taşımaktadır.
Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır.
İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu “mutlak butlan” kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.
İskenderun’da MESEM öğrencisi Mahir Buğra Karagön’ün ölümüne ilişkin soruşturmada işyeri sahibi Sami Çelik tutuklandı. Aile avukatı Mehtap Sert, dosyadaki teknik bulguların sistematik ihmali ortaya koyduğunu belirtti. https://t.co/r9b2LJ0lM0
Cumartesinin ,gezinin ,emeğiyle kimliğiyle tüm canlılara annelik yapma yetenegine sahip kadınların şahsında 1 mayısta hayatını kaybeden Mesemli Mahir Buğra Karagön annesi anneler günün kutlu olsun
BASINA VE KAMUOYUNA
Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan; aylardır uluslararası tutma koşullarına uygun bir hapishaneye sevk edilme talebiyle açlık grevi eylemini sürdüren Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen’in sevk taleplerinin kabul edildiği ve bunun üzerine mahpusların açlık grevini sonlandırdığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır.
Mahpusların sağlık kontrolleri sonrası sevklerinin gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
Bu yeni tip yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan tecrit ve izolasyon politikalarına karşı, mahpusların yaşam haklarını ve insan onuruna yaraşır koşulları kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
İnsan Hakları Derneği
Merkezi Hapishane Komisyonu
Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde Açlık Grevi Eylemi Gerçekleştiren Mahpusların Sevk ve Refakatçi Talepleri Derhal Kabul Edilmelidir
#YaşamaSesVer