aksine delillerin toplanmadığı, karartıldığı ve sürecin sürüncemede bırakıldığı 6 yıllık bir hukuk skandalının itirafıdır. Gülistan'ı değil, şüphelileri koruyan o 6 yıllık karanlıkta payı olan her bir kamu görevlisi hukuk önünde hesap vermelidir.
#GülüstanDoku#Adalet
Maddi gerçeğin ortaya çıkması, makam koltuklarının değişimine mi bağlıdır?
Gülistan Doku dosyasında 6 yıl sonra yaşanan gelişmeler, adaletin tecellisi değil; geçmişteki ağır ihmaller zincirinin tescilidir.++++
kusuru veya ihmal nedeniyle denetimden kaçtı?
• Önceki soruşturma makamlarının "delil yok" diyerek kapattığı dosyada, bugün ortaya çıkan bu devasa "cinayet" şüphesi neden 6 yıl boyunca görmezden gelindi?
Bu dosyanın bugün yeniden açılması bir başarı hikayesi değil;++
Hızın ve yüzeyselliğin kutsandığı, öfkenin güç olarak pazarlandığı bu çağda; sorunları kaba kuvvetle çözmeyi meşrulaştıran anlayış değişmedikçe hiçbirimiz güvende değiliz.
Artık sadece faili değil, bu şiddet iklimini ve sorumluluğumuzu sorgulama zamanı.”
Siverek’teki bu saldırı, şahsi bir suçun ötesinde toplumsal bir alarmdır.Bireysel silahlanmanın normalleştiği ve şiddetin bir ‘iletişim dili’ haline geldiği bir ortamda yaşıyoruz. Alfred Adler’in dediği gibi: ‘Şiddet, yetersizliğin en uç noktadaki dışavurumudur.’
Dün Siverek’te skandal bir kararla Özlem Batman firmasının otobüs şoförü ile otobüste yolcu olarak bulunan bir hemşerimiz Siverek Otogarı’nda bir Cumhuriyet savcısını basit şekilde yaralamaktan tutuklandı.
Hemşerilerimizin ifadelerine göre otobüs Siverek Otogarı’nda iken otobüs şoförü ile Cumhuriyet savcısı arasında yaşanan tartışmada savcı şoföre hakaret etmiş, bunun üzerine araya giren yolcuya da savcının hakaret etmesi üzerine yolcu savcıya bir tekme atmış.
Bunun üzerine şoför ve yolcu savcıyı basit şekilde yaralamak suçundan tutuklanmış.
Basit yaralama suçunun cezasının adli para cezası, seçenek yaptırımlara çevrilme ile kısa süreli hapis cezası öngörmesi ve yaralama eyleminin savcının görevinden kaynaklanmamasına rağmen iki hemşerimizin tutuklanması ölçülü değildir.
Bu nedenle tutuklama kararı kabul edilemez olup HSK’nın yargı yetkisini keyfi kullanarak tutuklama kararı veren hakim hakkında inceleme başlatması gerekir.
Yargının tutuklama rejiminin uygulanmasında bu şekilde kişiler arasında ayrım yapması kamu vicdanını rahatsız etmenin dışında, toplumda yargıya duyulan güveni de zedelemektedir.
İki hemşerimizin bayramı cezaevinde geçirmeden itiraz üzerine serbest bırakılmasını diliyorum.
Dün Siverek’te skandal bir kararla Özlem Batman firmasının otobüs şoförü ile otobüste yolcu olarak bulunan bir hemşerimiz Siverek Otogarı’nda bir Cumhuriyet savcısını basit şekilde yaralamaktan tutuklandı.
Hemşerilerimizin ifadelerine göre otobüs Siverek Otogarı’nda iken otobüs şoförü ile Cumhuriyet savcısı arasında yaşanan tartışmada savcı şoföre hakaret etmiş, bunun üzerine araya giren yolcuya da savcının hakaret etmesi üzerine yolcu savcıya bir tekme atmış.
Bunun üzerine şoför ve yolcu savcıyı basit şekilde yaralamak suçundan tutuklanmış.
Basit yaralama suçunun cezasının adli para cezası, seçenek yaptırımlara çevrilme ile kısa süreli hapis cezası öngörmesi ve yaralama eyleminin savcının görevinden kaynaklanmamasına rağmen iki hemşerimizin tutuklanması ölçülü değildir.
Bu nedenle tutuklama kararı kabul edilemez olup HSK’nın yargı yetkisini keyfi kullanarak tutuklama kararı veren hakim hakkında inceleme başlatması gerekir.
Yargının tutuklama rejiminin uygulanmasında bu şekilde kişiler arasında ayrım yapması kamu vicdanını rahatsız etmenin dışında, toplumda yargıya duyulan güveni de zedelemektedir.
İki hemşerimizin bayramı cezaevinde geçirmeden itiraz üzerine serbest bırakılmasını diliyorum.
“SAVUNMAYA YÖNELİK HER SALDIRI ,HUKUK DEVLETİNE YÖNELİK BİR SALDIRIDIR”
Bugün Siverek Otogarında Cumhuriyet Savcısı ile iki yolcu arasında çıkan tartışma sonrası şüpheliler hakkında ;müştekinin yargı mensubu olmasının önemi gözetilerek salt bu neden ile tutuklama kararı verilirken ; 10.06.2024 tarihinde Şanlıurfa Adliyesin’de vekil olarak görev yaptığı dosyada karşı tarafın fiziki saldırısına maruz kalan baromuz üyesi Av.Enes KAYA’ya yönelik gerçekleşen şiddet cezasız kalmıştır.
Bilindiği gibi; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Tanımlar “ başlıklı 6. Maddesinin d paragrafı uyarınca avukatlar Hâkim ve Savcılar gibi “yargı görevi yapanlar” arasında bulunmaktadır.
Yargının avukata yönelik gerçekleşen şiddet eylemini basit bir hakaret, tehdit ve darp girişimi gibi görmesi ; ancak aynı nitelikteki söz konusu şiddetin hakim yada savcıya yönelik gerçekleştiğinde ise failin cezalandırılmasına yönelik karar almasının sahip olduğu gücü bağımsız,tarafsız ve adil kullanmadığının kanıtıdır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukata Karşı İşlenen Suçlar” başlıklı 57. maddesi “Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü içermesine rağmen bugüne kadar bu madde Emniyet ve Yargı makamlarınca hak ettiği ciddiyetle uygulanmamıştır.
Bu durum hak arama özgürlüğünün temsilcisi biz avukatlara yönelik şiddeti uygulayan saldırganlara ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmemesine ve saldırganların hak ettikleri cezaları almamalarına, böylece saldırganların cesaretlenmelerine yol açmaktadır.
Unutulmamalıdır ki; yargının kurucu unsuru olan savunmaya yönelik her saldırı, özünde hukuk devletine yönelik bir saldırıdır.Avukatlara karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakim ve savcılara karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanmalıdır.
Şanlıurfa Barosu olarak her zaman ve her koşulda ;AVUKATA KARŞI ŞİDDET SON BULANA DEK ISRARLA VE KARARLI BİR ŞEKİLDE MÜCADELE EDECEĞİZ!
Ya ben içimden %100 kazanırız dediğim davayı bile müvekkile kazanma ihtimalimiz yüksek ama… diye cevap veriyorum. Siz nasıl her davayı kazanma garantisi veriyorsunuz?