@nevsinmengu Okuduğumda Deniz Göktaş’ın böyle bir söylemde bulunacağına inanmamıştım, onun duruşuna hiç uygun gelmemişti. Okuyup dinlediklerimizi akıl süzgecinden geçirmekten başka çare yok.
Backrooms filmindeki “Hayatında hiç köpek görmemiş birine köpeği tarif edip resmini çizdirmek” benzetmesi ne kadar doğru…vicdanı, merhameti, inceliği, naifliği, empatiyi içinde bu duyguları taşımayanlara anlatmaya çalışmak gibi... Dünya hassas kalpler için cehennem…
@idgoktas Ah ne iyi geldi mesajınız, yine siz bize iyi geldiniz, en kısa zamanda sizi 3. kez sahnede izlemeyi ve bu süreçte göz kırpma emojinizi görmemeyi diliyorum 💙
MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a yönelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.
Benim gözümden 📷
Mesleğini aşkla yapan, sevgi dolu, hem kendi hem kalbi güzel, prenses bir öğretmen…Fark yaratan öğretmenlerimiz, çocuklarımızın hayatına ne kadar güzel dokunuyor, ne kadar teşekkür etsek az❤️
Tiyatro; duyguların, hikâyelerin ve hayatın sahnede yeniden hayat bulduğu bir yolculuk.
Sahneye emek veren ve bu büyüyü paylaşan herkesin Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.🎭
#YapıKrediAfifeTiyatroÖdülleri
“Dimitrina’yla aşkımız mutlu sonla bitememişti ama iyi ki yaşanmıştı çünkü her insan gerçek aşkı bir kez olsun tatmalıdır bence, vuslat mümkün olmasa da hatırası yeter!”
Ayşe Kulin, “Aylardan Kasım Günlerden Perşembe”, s.113
#EverestYayınları#AyşeKulin