@ilkeratamer Türkiyede gerçek gelir tespiti sorun olacaktır hocam. O nedenle kişinin gelirine oranla nafaka miktarının tayini somut olaylarda yeni sorunlar yaratabilir.
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
Bildiğiniz üzere annesi tarafından şiddete uğradığı için mahkeme kararıyla geçici velayetini alıp 2.5 yıldır burda beraber yaşadığım ancak Litvanya’daki boşanma anlaşmamıza dayanarak Litvanya tarafından iadesi istenen ve çocuğun durumunu görmezden gelip Avrupa’nın bendesi gibi davranan yetkililerin geçen sene mart ayında, aşağıdaki videoda da görüldüğü üzere, orada yaşayacaklarını bildiği için dehşet içinde ve can havliyle gitmek istememesine ve bunu ısrarla ifade etmesine rağmen gayri insani şekilde icra ile zorla benden ve vatanımızdan koparılan oğlumun bu sefer de annenin kocası tarafından şiddete uğradığını, çocuğumun oradaki mahkeme psikologuna verdiği ifadeden (fotoğrafta) öğrenmiş bulunmaktayım.
Ancak ne hikmettir ki alışıp rehabilite olduğu Türkiye’den zorla koparıp şiddet uygulayan annesine iki ekip polis zoruyla koparıp gönderen yetkililer, tüm ısrarlarımıza ve şimdi orada fiziksel ve duygusal şiddete uğradığını belirtmesine rağmen kılını kıpırdatmamakta, adeta üç maymunu oynayarak küçücük Türk vatandaşını orada yapayalnız ve korumasız kalmasına göz yummaktadır.
Beni takip edenler bilir. Oğlumu asla sosyal ya da geleneksel medyaya alet etmedim, etmezdim. Nitekim bu bir yıllık süreçte Litvanya mahkemesinin tüm yanlı tutumu ile bir türlü çocuğumun benle fiziksel temas kurmasına izin vermemesine rağmen meseleyi buraya taşımadım. Ancak 7.5 yaşındaki bir çocuğun artık hayati riski söz konusu. Çünkü oradaki mahkeme kendi vatandaşı olan anneyi kollama refleksi ile hareket ederek, annenin iddia dahi olsa çocuğuma dair hiçbir fiziksel, duygusal ya da başka bir kötü davranma iddiası bile olmamasına rağmen (bana dair yegane olumsuz iddiaları oğluma oyuncak almam, oynamam ve çikolata almam, Ciddiyim şaka değil bu) benle fiziksel temas hakkından bile mahrum bırakmaya devam etmesi küçücük çocuğu daha büyük şiddet olayları açısından riske sokmaktadır. Mahkeme eliyle, sözde kaçırma ihtimali nedeniyle, bir yıldır oğlumla sadece haftanın 3 günü 30’ar dakika online görüşmemize izin verilmekte. Ancak bu görüşmeler, oğlum annesinin kocasının kendisine şiddet uyguladığını anlattığından beri annesi tarafından engellenmekte ve yaklaşık 3 aydır online konuşmamıza dahi izin verilmemekte. Bu da 7.5 yaşındaki oğlumun tamamen onların insafına kalmasına yol açmakta.
Bir yıldır süren bu hukuksuzluğa rağmen Türkiye’deki hiçbir yetkili ile Vilnius konsolosluğumuz taleplerimize rağmen kılını kıpırdatmamış, söz konusu sanki bir Türk çocuğu değil de Fransızmış gibi davranılmakta.
İşte bu nedenlerden dolayı sesimi adalet ve dışişleri bakanlıkları ile ilgili yetkililere duyurup Türkiye’de doğmuş, Türkçe konuşan ve sizlerle bu toplumu derinden seven oğlumun oradaki gayri insani şiddet ortamından kurtarılması için yardımınızı rica ediyorum.
Bu platformun bir araya gelince neleri değiştirdiğine, olmazı oldurduğuna çokça şahit oldum.
Beno, yüreği insan ve hayvan sevgisi ile dolu, dışarda dilenen insan gördüğünde bile ağlayan ve onlara her şeyiyle yardım etmeye çalışan dünya merhametlisi bir çocuktu. Lütfen şimdi biz onun elinden tutup, içinde olduğu bu karanlık kuyudan çıkarmak için sesini duyuralım. Çok geç olmadan
@timucinkoprulu Hocam bu kitap sayesinde ceza hukuku özel hükümler dersini geçmiştim. Çok kıymetli, naçizane herkese tavsiye eder, teşekkürlerimi sunarım.
Avukata yönelik saldırılardan gına geldi artık. Ülke eğitilemez bir cahil topluluğundan oluşuyor. Avukat savunma makamını temsilen mesleğini yürütüyor. Ayrıca raporu veren de doktordur. Avukata saldırmak akıl eksikliğidir. Bu ülke insanından hiç umudum yok.
AVUKAT DAVANIN TARAFI DEĞİL
ADİL YARGILAMANIN GÜVENCESİDİR
Hiçbir acı ve haklılığın hiçbir şekli, savunma hakkının reddi için gerekçe olamaz.
Maktul, katil, hırsız, mağdur, haklı ya da haksız demeden herkesin adil yargılanma hakkının temini ve adaletin gerçek anlamda tecellisi için savunma hakkından yararlanma hakkı mutlaktır.
Bu hakkın yerine getirilmesinin güvencesi olan avukatlara saldırılmasını,
avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini,
bir gün herkesin ihtiyaç duyabileceği avukatların hedefleştirilmesini kabul etmiyor ve kınıyoruz!
Meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileğimizi sunarız.
#AvukatlıkSuçDeğildir
#AvukataŞiddeteSon
#AvukatlarınAvukatıyız
#AvukatHakları
@ilkeratamer@Deniz_Zeyrek Dolar bazlı değerlendirmenin de yanlış olduğunu düşünüyorum hocam. Zira dolar/tl dengesi de ülkemizde uygulanan faiz politikaları ile ciddi derecede aleyhe bozulmuş durumda. Yine alım gücü bakımından da dolar değerlendirmesinin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Saygılarımla
Mustafa Bey’in hesabından gidelim:
Avukat ayda hadi 3 tane ağır ceza dosyası alsın. Asgari ücret tarifesine göre toplamı 144.000 TL. Müvekkil de şahane insan, çıkardı şak diye peşin ödedi hem de.
Bu tutara KDV dahil. 24.000 TL KDV düşünce kaldı 120.000 TL.
120.000 TL’yi gelir vergisi matrahına ilave edecek avukat. Artık yüzde kaçlık dilime girerse o kadar da gelir vergisi ödeyecek. Hadi düz hesap 100.000 TL yapalım.
Aylık kira minimum 20.000 TL
Kira stopajı: 5.000 TL
Faturalar: 3.000 TL
Aidat: (Hadi az olsun) 1.000 TL
Bağkur: 7.735,98 TL (o da indirimli)
Muhasebe ücreti: 3.000 TL
Ay içindeki yol parası: 3.000 TL
Kırtasiye harcaması: 1.000 TL
Toplamı: 43.736 TL
Avukata kalan: Yuvarlak hesap 56.000 TL
Şimdi bu parayla da ev geçindirecek.
Lojmanı var mı avukatın? Yok. Hakimler ve savcıların? Var. Ha, büyükşehirlerde hepsine lojman çıkmıyor vs ama sonuçta bir imkan var.
Hakimler ve savcılar avukatlar gibi yukarıdaki ödemelere katlanıyor mu? Hayır.
Hakimlere ve savcılara servis var mı? Var. Avukata? Baronun belli güzergahlarda sağladığı kadar. O da her baroda yok.
Hakimler ve savcılar keşif gibi bazı hallerde ek ödeme alıyor mu? Alıyor. Avukatlar? Almıyor.
Hakimler ve savcılar, tayin olduklarında harcırah alıyor mu? Alıyor.
Ha, hakimlere ve savcılara ödenenlerde gözümüz var mı? Yok. Allah daha çok versin. İşleri kolay diyenimiz yok. Aldıkları maaş çok diyenimiz yok.
Ama niye kendilerine bir şey isterken emsali bizim üzerimizden verip de her defasında bizi hedef yapıyorsunuz? Niye konu hep bizim kazancımız? Kolaysa buyurun, istifa edin, yapın avukatlık. Bakalım her ay 144.000 TL kazanılıyor mu?
Yapmayın şunu artık.