AVRUPA PARLAMENTOSU'NDAN FLAŞ AKIN GÜRLEK KARARI
AP Türkiye Raporu 381 oyla kabul edildi. Raporda, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in insan hakları ihlalleri gerekçesiyle AB yaptırım listesine alınması çağrısı yer aldı. Yaptırım için tüm AB ülkelerinin oy birliği gerekiyor.
Raporda seyahat engeli ve varlık dondurma gibi talepler bulunuyor.
Adalet Baanı Akın Gürlek, geçtiğimiz günlerde şu açıklamayı yapmıştı:
"Biz görevimizi yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Hazırlanan rapor bağlayıcılığı olmayan bir tavsiye kararıdır."
Google, Uçuş Simülatörü dünya çapında herkes için kullanıma açıldı. ✈️
Simülatörü başlatmak için:
- Google Earth'ü açın.
- Üst kısımda Dünyayı keşfedin'e tıklayın.
- Araçlar menüsünü açın.
- Menüden Uçuş simülatörü'nü seçin.
İstanbul Emniyeti suç işlemeye devam ediyor.
Fatoş Pınar’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını bu kadar kısa sürede nasıl tespit ettiniz?
Disiplin soruşturması açtınız mı?
Soruşturmacı görevlendirdiniz mi?
Bu açıklama, suçu gizleme açıklamasıdır. Bu da suçtur.
Büyükşehir belediyesinde yönetici bir kadına çıplak ve uyuşturucu kaçakçısı gibi cinsel bölge muayenesi ile gözaltı işlemi yapanlar yargılanacaksınız...
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
Baş örtülü bacılarımız diyerek yola çıktılar, bir anneyi çırıl çıplak arama ve çocuklarıyla tehdit etme noktasına geldiler.
Çünkü ortada suç yok.
Suç yaratmak için, işkencenin türlüsünü yapıyorlar.
Bu açıklamayı KK'nın yazma ihtimali de var; ama kendisinin yazmadığına, yazının saray çevresindeki iletişim ekibiyle birlikte kaleme alındığına eminim.
"Topyekün halk ayaklanması" çağrısı yapmakla bizi saçmasapan bir şekilde suçlayan iktidar mahfilleridir. Kılıçdaroğlu, genel merkezi iktidar desteğiyle işgal ettiği ilk gün de kürsüden, yine parti kapatma ve yöneticilerini tutuklama sebebi yapılacak terör ve casusluk ithamlarında bulunmuştu. Demek ki grup kürsüsüne çıksa, bu yazdıklarını grup kürsüsünden de dile getirecekti. Bugün o oyunu bozan her bir yol arkadaşıma şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye ekonomik sisteminin yapı taşlarından olan Koç Ailesi’nin 100. yıl etkinliklerine Kayyum Kılıçdaroğlu yerine seçilmiş genel başkanımız Özgür Özel’i çağırması çok şık bir hareket. Atlanmaması gereken bir konu.
Türkiye'de orta sınıfın vize başvurusu, konser, kahve, havalimanında yiyecek içecek gibi tüketim alışkanlıklarını sunan sektörler siyasi iktidar bağlantılı gruplar tarafından ele geçirilmiş durumda. Orta sınıf ülkedeki vergi yükünü çektiği yetmiyormuş gibi bir de buralar üzerinden silkeleniyor.
İBB duruşmasında Ekrem İmamoğlu'nun doğum günü kutlandı.
Dilek İmamoğlu, "Seni seviyorum sevgilim, iyi ki doğdun" yazılı pankart açtı.
Ekrem İmamoğlu "Fazla uzatmayalım, anneme babama niye doğurdunuz davası açmasınlar" diye espri yaptı.
(Ali Macit)