"Özel kanun çıkardım" bahanesiyle temel kuralları çiğnemek hukuki güvenliği bitirmektir. Bugün bu kanunla kazanılmış haklar gasp ediliyorsa, yarın bu ülkede kimse tapulu evinin, kapısındaki arabasının, bankadaki üç kuruş tasarrufunun veya şirketindeki hissesinin güvende olduğunu hissedemez. Kimsenin yarın ne olacağını öngöremediği bir sisteme hukuk devleti diyemeyiz, bu tasarı kanun hukuk güvenliğinin temeline konmuş bir dinamittir.
PBLK MESELESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!
Kanunun 3. maddesinin 5. f��krasında PBLK kapsamındaki yatırımcılar yine “fon pay sahibi” olarak tanımlanıyor.
17 Eylül öncesinde satış talimatı verip işlemi gerçekleşmeyen yatırımcıların öncelikli ödeme hakkı tartışması ise devam ediyor.
Satış emri vermiş, parasını alamamış yatırımcı neden diğer fon pay sahipleriyle aynı tasfiye sırasına tabi tutuluyor?
Bu soruya hala tatmin edici bir yanıt bekleniyor.
#PBLK #FonMağdurları #SPK
Sürecin başında SPK, plbk olan kişilerin ödemelerinin öncelikli olarak yapılacağı bizzat yayınladığı bültende kanunun 79. maddesine atıf yaparak bu iradesini açıkça ortaya koymuştu.
Ardından geri alma (clawback) mekanizmasıyla tahsil edilen her meblağın, her fonun kendine özgü fon havuzuna aktarılacağını kararlaştırmıştı. Bu karar; Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen uygun, adil bir yaklaşımdı.
Ancak gelinen noktada, tasfiye veya tazmin sürecinin dinamiklerine aykırı şekilde, "PPF dışındaki yatırımcıların zaten bu riski göze aldığı" yönünde malesef hukuki temelden yoksun iddialar ileri sürülmektedir.
Yatırımcıların yüksek risk grubundaki bir emtiayı veya finansal enstrümanı tercih etmesi, piyasa koşullarından kaynaklanan finansal riskleri üstlendikleri anlamına gelir; hiçbir şart altında dolandırılma, suistimal veya nitelikli dolandırıcılık riskini kabul ettikleri şeklinde yorumlanamaz.
Son olarak SPK tarafından yapılan güncel açıklamayla, clawback mekanizması kapsamında geri alınan paraların doğrudan ve yalnızca PPF (Para Piyasası Fonu) havuzuna aktarılacağı belirtilmiştir. Bu tasarruf, açıkça mülkiyet hakkının özüne dokunan net bir ihlal teşkil etmektedir.
Bir hukukçu olarak, hukukun en temel ilkelerinin adeta birer oyuncak gibi her gün yeni bir keyfiyetle, yeni bir hukuksuz girişimle kuşa çevrilmesini şaşkınlıkla değil, açık bir infialle takip ediyorum; devletin ve kurumların en asli görevi mülkiyet hakkını ve vatandaşı korumak iken, her sabah hak gaspına kılıf uydurulan yeni bir idari karar güne başlamak artık sabrımızın sınırlarını fazlasıyla zorlamaktadır .
Yasal Mevzuat ve Hak İhlali Gerekçelerimiz:
Mülkiyet Hakkının İhlali (Anayasa m. 35 & AİHS Ek 1 No'lu Protokol): Clawback yoluyla tahsil edilen paralar, doğrudan doğruya ilgili fonun mal varlığından haksız şekilde çıkan ve o fonun yatırımcılarına ait olan değerlerdir.
Bu paraların, aidiyeti olmayan başka bir fona (PPF) aktarılması, mülkiyet hakkının elinden alınması ve mülkiyetin sebepsiz yere yer değiştirmesi demektir.
Türk Borçlar Kanunu 77. maddesi uyarınca : "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür."
Clawback (geri alma) ile tahsil edilen paralar, hisse/serbest fon havuzlarının varlığından usulsüzce, suistimalle çıkmış olan paralardır. Bu paralar o fonların mal varlığına aittir. Hukuki ve fiili zarar hisse/serbest fon havuzunda doğmuşken, tahsil edilen bu paraların hiçbir haklı sebep, illiyet bağı ve yasal gerekçe olmaksızın PPF havuzuna aktarılması, PPF fonu yatırımcılarının veya o havuzun "sebepsiz zenginleşmesi", İdare, eliyle sebepsiz zenginleşme yaratamaz.
Hukuki Güvenlik ve İstikrar İlkesi: İdare (SPK), bültenlerinde önce clawback ile gelen paranın her fonun kendi havuzuna aktarılacağını taahhüt edip, daha sonra geriye dönük olarak bu kuralı değiştiremez. Bu durum, idari istikrar ve hukuki belirlilik ilkelerini zedeler.
Özetle; riskli enstrüman seçen yatırımcının mülkiyet hakkı, az riskli enstrüman seçene feda edilemez! Hukuka aykırı şekilde PPF havuzuna yönlendirilen clawback tutarlarının, gerçek hak sahibi olan fon havuzlarına iade edilmesi yasal bir zorunluluktur! Aksi durum, idari yargı nezdinde iptal davasına ve mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle anayasal başvuru yollarına tabidir.
Daha kötü ne olabilir diyorum… Her gün yenisi geliyor.
Genel hisse iade hesabına (clawback) aktarılan paralar da önce para piyasası fonlarına dağıtılacakmış. Para kalırsa diğer fonlara sıra gelecek.
Diğer fonların yatırımcıları olarak bizim mağduriyetimiz daha mı değersiz?
https://t.co/K0Nw04gXdO
Sürecin başında SPK, plbk olan kişilerin ödemelerinin öncelikli olarak yapılacağı bizzat yayınladığı bültende kanunun 79. maddesine atıf yaparak bu iradesini açıkça ortaya koymuştu.
Ardından geri alma (clawback) mekanizmasıyla tahsil edilen her meblağın, her fonun kendine özgü fon havuzuna aktarılacağını kararlaştırmıştı. Bu karar; Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına ve evrensel hukuk ilkelerine tamamen uygun, adil bir yaklaşımdı.
Ancak gelinen noktada, tasfiye veya tazmin sürecinin dinamiklerine aykırı şekilde, "PPF dışındaki yatırımcıların zaten bu riski göze aldığı" yönünde malesef hukuki temelden yoksun iddialar ileri sürülmektedir.
Yatırımcıların yüksek risk grubundaki bir emtiayı veya finansal enstrümanı tercih etmesi, piyasa koşullarından kaynaklanan finansal riskleri üstlendikleri anlamına gelir; hiçbir şart altında dolandırılma, suistimal veya nitelikli dolandırıcılık riskini kabul ettikleri şeklinde yorumlanamaz.
Son olarak SPK tarafından yapılan güncel açıklamayla, clawback mekanizması kapsamında geri al��nan paraların doğrudan ve yalnızca PPF (Para Piyasası Fonu) havuzuna aktarılacağı belirtilmiştir. Bu tasarruf, açıkça mülkiyet hakkının özüne dokunan net bir ihlal teşkil etmektedir.
Bir hukukçu olarak, hukukun en temel ilkelerinin adeta birer oyuncak gibi her gün yeni bir keyfiyetle, yeni bir hukuksuz girişimle kuşa çevrilmesini şaşkınlıkla değil, açık bir infialle takip ediyorum; devletin ve kurumların en asli görevi mülkiyet hakkını ve vatandaşı korumak iken, her sabah hak gaspına kılıf uydurulan yeni bir idari karar güne başlamak artık sabrımızın sınırlarını fazlasıyla zorlamaktadır .
Yasal Mevzuat ve Hak İhlali Gerekçelerimiz:
Mülkiyet Hakkının İhlali (Anayasa m. 35 & AİHS Ek 1 No'lu Protokol): Clawback yoluyla tahsil edilen paralar, doğrudan doğruya ilgili fonun mal varlığından haksız şekilde çıkan ve o fonun yatırımcılarına ait olan değerlerdir.
Bu paraların, aidiyeti olmayan başka bir fona (PPF) aktarılması, mülkiyet hakkının elinden alınması ve mülkiyetin sebepsiz yere yer değiştirmesi demektir.
Türk Borçlar Kanunu 77. maddesi uyarınca : "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür."
Clawback (geri alma) ile tahsil edilen paralar, hisse/serbest fon havuzlarının varlığından usulsüzce, suistimalle çıkmış olan paralardır. Bu paralar o fonların mal varlığına aittir. Hukuki ve fiili zarar hisse/serbest fon havuzunda doğmuşken, tahsil edilen bu paraların hiçbir haklı sebep, illiyet bağı ve yasal gerekçe olmaksızın PPF havuzuna aktarılması, PPF fonu yatırımcılarının veya o havuzun "sebepsiz zenginleşmesi", İdare, eliyle sebepsiz zenginleşme yaratamaz.
Hukuki Güvenlik ve İstikrar İlkesi: İdare (SPK), bültenlerinde önce clawback ile gelen paranın her fonun kendi havuzuna aktarılacağını taahhüt edip, daha sonra geriye dönük olarak bu kuralı değiştiremez. Bu durum, idari istikrar ve hukuki belirlilik ilkelerini zedeler.
Özetle; riskli enstrüman seçen yatırımcının mülkiyet hakkı, az riskli enstrüman seçene feda edilemez! Hukuka aykırı şekilde PPF havuzuna yönlendirilen clawback tutarlarının, gerçek hak sahibi olan fon havuzlarına iade edilmesi yasal bir zorunluluktur! Aksi durum, idari yargı nezdinde iptal davasına ve mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle anayasal başvuru yollarına tabidir.
@schlamper2006@babuscusener Bizzat benim de haklarım bu kanunla etkileniyor. Avukat olarak bu hukuksuzluğa ses çıkarmadan izlememi mi tercih ederdiniz?
ÖZETLE: Kanun, Sermaye Piyasası Kurulunun 17/9/2026 tarihli kararlarıyla 6362 sayılı Kanun m.128 uyarınca tasfiyesine karar verilen ve Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarına özgü; diğer fonlar için genel ya da sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi kurmuyor (m.1). Tasfiyeyi Kurulun gözetim ve denetiminde, Kurulca görevlendirilen kuruluşlar yürütüyor; Borsa fiyatının varlığın gerçek değerini yansıtmadığı ya da tasfiyeyi geciktireceği hâllerde Kurul geri alım, hâkim ortağa satma hakkı ve toptan satış gibi yöntemlere karar verebiliyor, varlıkların Borsa dışında satışına onay verebiliyor (m.3/1–2). Fon pay sahipliği MKK kayıtlarıyla mutabakatla belirleniyor; 17/9/2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilip fonun temerrüdü ya da fiyatın açıklanmaması yüzünden gerçekleşmeyen talimatlarda payları bloke edilenler de #PBLK pay sahibi sayılıyor (m.3/5).
Dağıtılabilir nakit, tasfiye kararından önceki gün sonu fiyatıyla hesaplanan toplam tutarı karşılamıyorsa pay sahibinin net yatırım tutarı, fona yaptığı her nakit giriş ve çıkışın tasfiye tarihine kadar TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenmesiyle MKK'ca hesaplanıyor (m.4/1). Kurulun belirlediği fonlarda, endekslenmemiş net yatırım tutarını geçmemek üzere, net yatırım tutarı 1.000.000 TL'nin altında olanlara bu tutarda, üzerinde olanlara en çok 1.000.000 TL ara ödeme yapılabiliyor; para piyasası fonları dışında ara ödeme hesaptaki payların önceki gün sonu değerini aşamıyor (m.4/2). Nakit yetmezse Kurul, ödemelere net yatırım tutarı en düşük pay sahibinden başlanmasına ve/veya herkese uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarına karar verebiliyor (m.4/3). Tasfiyeden önce paylarını fona iade ederek ödeme alanlar, girişlerinin aynı yöntemle güncellenmiş tutarını aşan getirilerini Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edebiliyor (m.4/4).
Fon malvarlığından mevzuata aykırı olarak ya da şeklen uygun olsa da fonun menfaatine gerçek bir ekonomik amacı olmadan ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler ya da üçüncü kişiler lehine çıkarılan değerler hukuka aykırı çıkarılmış sayılıyor (m.5/1). Zarardan önce portföy yönetim şirketi sorumlu; şirketten tahsil edilemiyor ya da edilemeyeceği açıkça belliyse Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile onlarla birlikte hareket edenler şahsen sorumlu, görevden ayrılmak sorumluluğu kaldırmıyor (m.5/2). Kurulun bildirimi üzerine TMSF 6183 sayılı Kanuna göre tahsil ve takip başlatıyor ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun bazı hükümlerini uygulayabiliyor; bu kapsamda açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili (m.5/4). 6362 sayılı Kanun m.104 (piyasa bozucu eylemler), m.106 (bilgi suistimali) ya da m.107'deki (piyasa dolandırıcılığı) fiilleri işlediği ya da bunlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilenlere tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmıyor (m.3/6).
Fonlarla bağlantılı soruşturmalarda CMK m.128'e göre elkoyma kararı verilebiliyor; fona iadesi mümkün para ve sermaye piyasası araçları fona ya da geri kazanım hesabına iade ediliyor, fona devredilemeyen malvarlığına TMSF kayyım atanabiliyor (m.6/1–2). Müsaderesine karar verilen ve fon malvarlığından çıktığı mahkemece belirlenen değerler Hazineye gelir kaydedilmeden fona ya da geri kazanım hesabına aktarılıyor (m.6/3). TMSF nezdinde her fon için ayrı izlenen geri kazanım hesabı yalnız tasfiye ve pay sahiplerine ödeme için kullanılabiliyor; kamu alacakları için bile haczedilemiyor, ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz konulamıyor (m.6/4–5).
Malum kanun Resmi Gazete'de yayımlandı. Yatırımcıyı bölmek, kalabalığın sesini kesmek için çıkarılan bu garabet düzenlemeyle artık resmen karşı karşıyayız. Ama pes etmek yok. Unutulan hak, kaybedilmiş haktır; asıl mücadele şimdi başlıyor.
Piyasada yatırımcıyı en çok yıpratan şey belirsizlik. Artık net bir adım atılmalı. Herkes yol haritasını çizmek için günlerdir metnin yayımlanmasını bekliyor.
Hukuk güvenliğinin her gün darbe aldığı bir dönemde, üniversiteden Ceza Hukuku hocam Ümit Kocasakal'ın yeniden İstanbul Barosu başkanı seçilmesi çok değerli bir adım. Fakültede dersini dinlerken bize aşıladığı o tavizsiz hukuk inancını tekrardan İstanbul Barosu'nda görecek olmak çok kıymetli. Ümit Hocamın bu konuşması, amfideki o net duruşunun hiç değişmediğini gösteriyor. Tebrikler Hocam.
@KursatSarsilmaz Sizi çok iyi anlıyorum çünkü birebir aynı durumdayım. İdarenin sorumluluğunu netleştirecek hukuki argümanlar üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Kendi sürecimde ne yapıyorsam, hangi adımı atıyorsam hepsini buradan anlık ve şeffaf şekilde paylaşacağım.
⚠️PBLK’nin geriye dönük olarak iptal edilmesi veya geçersiz kılınması yönündeki teklif, mülkiyet hakkı ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Özellikle takas kesinliği ilkesini doğrudan zedeleyen bu adım, mevcut yasal düzenlemeler kapsamındaki hak sahiplerinin hukuki statülerinin, müteakip bir kanun eliyle tek taraflı olarak değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, hukuk devletinin en temel unsurlarından biri olan hukuki öngörülebilirlik ilkesini zedeleyerek, gelecekte benzer finansal krizlerde yürürlüğe konabilecek keyfi ya da istisnai uygulamalara emsal teşkil etme riski taşımaktadır.
📌 "Takas Kesinliği İlkesi" ile ilgili olarak;
👉 Bugün kanun teklifine "Takas Kesinliği İlkesi" yok sayacak hükmü eklettiniz. Belki günü kurtarmak için.
👉 Bu sadece fon meselesi değil.. Uzun yıllar sermaye piyasaları bu maddenin sıkıntısını çekecek. Yatırımcıyı çekmek için gittiğiniz her ortamda bu madde karşınıza çıkacak.
👉 Eğer takasın korunacağını yatırımcılar güvenmezse o ülkeye yatırım yapmaz.
👉 Yol yakınken dönün bu işten...
Bu süreçteki en temel problemlerden biri şeffaflık eksikliği. Yeri geldiğinde tek bir gazeteciye cevap vermek için anında basın duyurusu yayınlayan kurumların, binlerce yatırımcıyı ilgilendiren kritik bir konuda tek bir resmi açıklama dahi yapmaması hukuki güvenliği derinden zedeliyor.
@KeremSerindere1 Bakın bu idarenin hizmet kusurunun net ikrarıdır. Mevcut ekonomik durumda kendisini enflasyondan korumak için arayışta olan insanlara "Zaten 7 üzerinden 7 riskli fon almışlar." açıklaması yapanlar bu konuşmayı iyi dinlesin.
@brky__1905@babuscusener Kanunlar önceye etkili olabilir. Ancak buradaki durumda söz konusu kanun ile hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği çok açık. Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekir.
@brky__1905@babuscusener Kanuna bakılırsa artık ayrı değerlendirilme ihtimali kalmadı. Maalesef amaç hukukun uygulanması değil sadece siyasi kaybın azaltılması.
@KeremSerindere1 Geri ödemelerin hızlanması için yapılacak en güzel hamle etkin bir soruşturma süreci olur. Şimdiye kadar işletilen süreç maalesef bu konuda yeterli değil. Haksız kazanç elde edenlere yönelik baskının arttırılması lazım.