@nedimhazar Cemaat gazetecilerinin dilinde/kaleminde kaale alınmamaktan kaynaklı bir agresiflik, marjinallik ve aşırılık gözlemliyorum. Bir tek cemaat tabanının bir kısmı bunları takip ediyor, onlar da dava şuuruyla ve elde bunlar olduğu için.
Bir KHK'lının çocuğudur YUSUF TARIK GÜL...
Ölümünde bile ayrımcılığa uğrayan
Ve cansız bedeni bir kez daha kurşunlanan çocuk.
Bir çocuk ölür: bu trajedidir.
Ama çocuklar arasında ayrımcılık doğarsa
işte o, tragedyanın ikinci perdesidir.
Çocukların adı, doğduklarında henüz tarihe bulaşmamıştır.
Onlar, hiçbir ideolojinin, hiçbir dosyanın, hiçbir geçmişin yükünü taşımaz.
Yusuf’un ismi Maraş okul saldırısında hayatını kaybedenler arasında ‘küçük’ harflerle ve parantez içinde yazıldı.
Diğer bütün öğrencilerin adı ‘BÜYÜK’ harflerle yazılırken onun adının ‘küçük’ ve parantez içinde yazıldı.
‘Ayrımcılık’ bununla sınırlı kalmadı; diğer çocukların cenazesine devlet erkanı katılıp aileye taziye mesajı sunarken, Yusuf’un cenazesine hiçbir siyasi ya da bürokrat katılmadı!
Adalet sadece mahkemede olmaz.
Bazen bir isimde olur.
Bazen bir cenazede.
Bazen bir bakışta.
Bir kelimenin yazılışı bile adaletin sınavıdır.
Çünkü kelimeler, niyetlerin en sade şeklidir.
Bir çocuğun adı küçük yazıldıysa, bu sadece bir harf meselesi değildir.
Bu, bir medeniyetin vicdanını hangi puntoda tuttuğunun göstergesidir.
Çünkü çocuklar büyük harflerle doğar.
Onların isimleri henüz kirlenmemiştir, henüz taraflara bölünmemiştir, henüz kimliklerin, dosyaların, geçmişlerin yükünü taşımaz.
Ve bir gün, bir kurşun gelir.
Bir çocuğu alır.
Asıl sualin başladığı andır bu:
Ölüm, herkesi eşitlemedi mi?
Eğer eşitlemediyse, demek ki sorun ölümde değil yaşayanlardadır.
Sadî Şirazi, Gülistanda şöyle der:
“İnsanlar bir bedenin uzuvlarıdır.”
Bir uzuv acı çektiğinde, diğerleri susamaz.
Ama eğer susuyorsa o beden artık canlı değil, alışmıştır.
Feridüddün Attar'ın o meşhur Mantık-ut Tayr'ında kuşlar hakikati ararken tek tek eksilirler, ölürler.
Ama hiçbir kuş, diğerinin yokluğunu “küçük” saymaz.
Çünkü hakikat, eksileni küçültmez eksilteni ortaya çıkarır.
İnsanlık seli tarihin puslu dehlizlerinde akarken en azından bir yerde adil olmaya çalıştı: cenazelerde.
Sophokles'in Antigone’sinde Antigone, Kralın yasaklamasına rağmen kardeşini gömer.
Çünkü bilir ki gömülmeyen beden değil, insanlıktır.
Bir çocuğun cenazesi yalnız kalıyorsa, orada eksik olan kalabalık değil eşitliktir.
Daha vahimi ise insanlıktır.
Pierre Bourdieu buna “sembolik şiddet” derdi: görünmez, ama yıkan.
Bir ismin küçük yazılması, bir çocuğun hayatını küçültmez elbette ama onu küçülten bir bakışı ifşa eder.
Harfler küçüldüğünde aslında kalpler küçülmüştür.
İngiliz ressam ve şair William Blake,
Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları'nda iki dünya kurar:
biri masumiyet
biri deneyim
Ve der ki:
Masumiyet kaybolduğunda, dünya büyümez kararır.
Yusufum gibi bir çocuğun adı, masumiyetin son kalan harfidir.
O harf bile eksiltilirse, geriye sadece deneyim kalır yani soğukluk.
Hayatı acılar ve elemlerle yoğrulmuş bahtsız ressam Arshile Gorky,
çocukluk travmasını resimlerinde taşıdı.
Onun tablolarında çocuk yoktur artık ama yokluğu vardır.
Çünkü bazı acılar çizilmez, boşluk olarak kalır.
Bir çocuğun adı eksik yazıldığında da aynı şey olur: Yazı tamamdır, ama anlam eksiktir.
Arthur Schopenhauer'da ahlak tek kelimedir: Merhamet.
Ona göre ahlak, başkasının acısını gerçekten hissedebilme kapasitesidir.
Yusufumun cansız bedeni bile merhamet görmedi.
Levinas ahlak için , “ötekinin yüzü” der durur ya.
Bir çocuğun yüzüne baktığında, orada artık hiçbir kimlik kalmaz: ne geçmiş, ne aidiyet, ne taraf.
Ak saçlı bir pir-i fani olan ve son demlerini yaşayan tarih göstermiştir ki;
bir toplum, önce çocuklarını eşit görmeyi bırakır.
Sonra ölülerini.
En sonunda da canlılarını.
Gazali o meşhur İhya'sında, kalbi anlatırken çocuğu örnek verir: kirlenmemiş, yön verilmemiş, henüz şekil almamış bir cevher.
Ne istediniz bu masum yavrudan, o masum isminden ve küçük bedeninden?
Bir çocuğun kaybı, bir bireyin ölümü değildir sadece,
yüklenmemiş bir istikbalin toprağa verilmesidir.
Adalet dediğin kayıp cevher, en zayıfın hakkıyla ölçülür.
Çocuk ise en zayıf olandır.
Bir çocuğun adı eksik yazıldığında, aslında eksilen o çocuk değildir o toplumu ayakta tutan son ince çizgidir.
O çocuk şimdi toprakta değil yalnızca,
bir cümlenin içinde eksik.
bir listede boşluk,
bir duada yarım hece,
bir annenin gözünde kapanmayan bir kapı.
Arkadaşlarının yanına yazılmadıysa adı,
bilin ki gökler onu yalnız bırakmaz.
Çünkü dünya bazen ayırır, ama toprak ayırmaz.
Yazıklar olsun çocuk ayrımcılarına.
Ve yazıklar olsun masumiyete saçılan kin ve nefret tohumlarına.
@ibuyukcelebi Hutbeyi YouTube den dinledim. Rakamları çok önemsiyor,çok dillendiriyorsunuz gibi geldi. Bu sözleri sanki Türkiye’den tanıyoruz. Rakamların günden güne daha çok kutsanacağı yönünde bir endişem oluştu. Ne dersiniz?
@jurnalhabertr Avrupa da yaşayan eğitimsiz ve cahil bir kadın. Takipçi kasmak için popüler olan bir konuda sırf konuşmak için konuşmuş, içi boş, zaman harcanmaya değmez. Keşke paylaşımın başına “boşuna tıklama” yazsaydınız.
@seyyah_ugur Eşinin sözde tavrı (?) nın bugün yazılması olduğu gibi, o gün Hocaya böyle bir şey demesi de patavatsızlık.
İnsanlar zaten imtihan oluyor iken, Sanki 40 yıllık dost arkadaşı gibi.
Hoca ile muhatap olmaktan kaynaklı bir sevindirik olma,çizgiyi aşma hali.hatadını anlar mı? Sanmam
@Profiozturk Konuşmalarınızda bir var mı? Hiç sanmıyorum.
Konu nerden başlarsa başladın dönüp dolaşıp tayyip’e küfür ile bitiyor.
Koca profesörsünüz.Gelecek nesle bir sözünüz, az mirasınız olsun.
Aynı cümleler, aynı yakınmalar aynı hakaretler.
Bizim oğlan cuma okur, Döner döner yine okur.
@Ugur0647@ozlemdogan_ Bunların geçim kapısı ve rantı büyük oyunu çözmekten geçiyorlar. “Yabancı servis, dış düşman” demekle geçimini sağlıyor bu besleme foncular. Dinin içini asıl boşaltanlar zirvesinden zırvasına görünürde namuslu dürüst, gizlide kokainci fuhuşçu rüşvetçi imam hatip neslidir.
@Nisanurcaydan Zihni Çakır özellikle proje davalarda kadrolu tanıktır. Hiç görmediği tanımadığı insanlar ile ilgili gerekeni yapar, istenen ifadeyi verir.
@mehmetdemirtr@d596721@yavuzagiraliog Bunun karısı kızı anası babası yok mu uyarsa daha fazla rezil olmasa. Köylü kafası hukuk okuyunca değişmemiş,cehalet kabalık ve zorbalık paçasından akıyor. Aklı başında bir tane savcı olsa bunu evinden alırdı biraz akıllanırdı. Gerçi sen de haklısın 70 ine gelmiş akıllanmamış..
@realist5520 Dolandırıcı bu. Vergi ödememek için gelirlerini saklıyor , sevgiliden hediye hikayesi uyduruyor. Devlet devlet olsa bunların ensesine çöker milletin hakkını millete iade eder de, nerde o devlet..!
@mehmetdemirtr Sinirine hakim olamayan zayif bir karakter.Yargının düştüğü içler acısı duruma bu tiplerin sebep olduğu açık. savcılık yaptığı dönemde gücü kuvveti yetindeyken Allah bilir ne ne ceberrıtluklar yapmıştır. akp den mv adayı olmak için savcılıktan istifa etmiş trol,ama aday olamamış
@Yunus_ERDOGDU Kendisi Durup dururken insanlar onu hedef yapmış gibi anlatmış. @osmansimsek_1 kendisinin bunlara saldırması nedeniyle bunların da karşı atağa geçtiği anda demek daha doğru olacak. Rüzgar eken fırtına biçer derler eskiler.
@Dogu_Perincek Perinçekgiller Ali bey gibileri insan yerine koyup muhatap bile olmazken (mesela sokakta kıvranıp öldüğünü görse kılını kıpırdatmayacakken) Ali bey de bir şirinlik bir şirinlik…Sanırım süreç Ali beyi teğet geçtiği için bu rahatlığı. @aliyurtseverr1@Dogu_Perincek