MESLEKTAŞIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI LANETLİYORUZ!
Bursa’nın Gürsu ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden, İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’ye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm hukuk camiasına başsağlığı diliyoruz.
UYAP AVUKAT PORTAL’DA GİZLENEN EVRAKLAR VAR‼️
Ceza dosyalarının en kritik belgeleri (tahliye müzekkereleri, tutuklama - tahliye kararları, adli kontrol kararları, infaz yazışmaları, tutuklu dilekçeleri vb) avukattan saklanıyor.
UYAP'tan dosyayı takip ettiğini sanan savunma makamı, özgürlüğü doğrudan etkileyen işlemlerden habersiz bırakılıyor.
Tablo ironik:
Tutuklama kararı veriliyor, tutukluluk inceleniyor, tahliye müzekkeresi yazılıyor, infaz kurumuyla yazışmalar yapılıyor; fakat dosyayı takip ettiğini zanneden avukat bunları UYAP’ta göremiyor.
Avukat kalem kalem dolaşmak, telefon trafiği yürütmek veya fiziki dosya peşinde koşmak zorunda bırakılıyor.
Teknik sorundan çok, savunma hakkını fiilen kısıtlayan bu sistematik perdeleme, Anayasa 36. ve AİHS 6. maddelerinin açık ve yaygın ihlalidir.
📢@Adalet_Bakanlik@abBilgiIslem’e açık çağrıda bulunuyoruz:
Ceza dosyalarında savunma makamından gizlenen tüm evraklar derhal görünür hale getirilmelidir.
🔴SAVUNMA MAKAMI YARGILAMANIN DEKORU DEĞİLDİR! ⚖️
#SavunmaHakkı #AdilYargılanma #UYAP #AvukatHakları #AvukatlarınAvukatıyız
23.04.1919'da bir avukat tarafından İstanbul Barosu'na yazılmış dilekçeden: Kazanılacağına suret-i katiyede emin olmadığım bir davayı "ben bunu kabul edemem" diyorum.
Görülüyor ki ashâb-ı mesâlih kazanılamayacak bir davanın deruhte edilmesini muvafık bulmadıkları halde bilakis bir kısım meslekdaşlarım sırf bir kanaat-i ilmiye mahsulü olarak bu kabil davaların da deruhte edilmesini tecviz ediyorlar. İşte bendeniz teâruz eden bu iki fikirden birincisine meylederek kazanılacağına suret-i katiyede emin olmadığım bir davayı “ben bunu kabul edemem” diyorum. Bu tarz-ı hareketle ashâb-ı deâvi üzerinde iyi bir tesir tevlid ve bi’n-netice meslek-i vekâlet hakkında itimad ve emniyet tesis ve temin etmek istiyorum.
Tutuklama tedbiri en son uygulanması gereken ve özgürlük hakkını ilgilendiren bir tedbir olup bu niteliği itibariyle tutuklanan kişi ile avukatın görüşü, avukat için tanımlanan bir ayrıcalık değil yurttaşların savunma hakkı kapsamında masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının gereğidir.
Bu hakkın sınırlandırılmasına ilişkin tartışmaların ne hukuk sistemimize ne de gerçek anlamda adaletin tesisine faydası dokunur.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu akşam yaptığı açıklamalarla, Adalet Bakanlığı makamının taşıması gereken anayasal sorumluluğun sınırlarını bizzat aşan bir tablo ortaya koymuştur.
Adalet Bakanı sıfatını taşıyan bir kişinin, henüz yargılaması devam eden dosyalar hakkında ayrıntılı değerlendirmelerde bulunması ve etkin pişmanlık beyanlarını savunma konusu yapması yargı bağımsızlığı ilkesinin özüyle açıkça çelişmektedir.
Adalet Bakanı, geçmişte savcı sıfatıyla imza attığı iddianameleri bugün kamuoyu önünde savunur konuma yerleşmiştir. Bu tutum, dosyaya bakan hakim ve savcılar üzerinde nesnel bir baskı zemini üretmektedir.
Bir yargı mensubunun, hakkında karar vereceği dosyayı; aynı dosyanın eski savcısı, bugünün Adalet Bakanı ve aynı zamanda HSK’nın başkanı konumundaki bir aktörün ekranlardan anlatması, adil yargılanma hakkının yok edilmesidir.
Canlı yayında dile getirilen “tutukluların avukat görüşmelerine ilişkin yeni düzenleme” hazırlığı, savunma hakkı açısından alarm verici niteliktedir.
Avukat–müvekkil görüşmesi, ceza yargılamasının temel güvencelerinden biridir. Bu alanda “boşluk” iddiasıyla yapılacak her müdahale, tutukluluğu peşin cezaya dönüştürmektir.
Canlı yayında “zorlama yok, herkes kendi iradesiyle başvurdu” şeklinde sunulan etkin pişmanlık anlatısı, uygulamayla örtüşmemektedir.
Dosyalara yansıyan tablo; uzun tutukluluk, aile bireyleri üzerinden kurulan baskı, ekonomik ve psikolojik tehditlerle beyan üretildiğini açık ve bir net şekilde ortaya koymaktadır.
“Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. Bunlar tamamen yanlış bilgi” ifadesi ise gerçeği yansıtmamaktadır. İBB iddianamesinin kabul edilmesinin hemen ardından Yargıtay’a kapatma “ihbar”ı gönderen bizzat Sayın Bakan’ın kendisidir.
Belki de en vahimi ise; hakimler, iddianamenin aksine bir ara karar verdiğinde dahi bu kararın ardından mesleki geleceğiyle ilgili risk hesaplamak zorunda kaldığı bir sistemin işlemekte oluşudur.
Adalet Bakanı aynı zamanda HSK’nın başkanıdır. Bu gerçeklik, devam eden davalar hakkında yapılan her açıklamayı çok daha ağır bir anayasal sorun haline getirir.
Dolayısıyla;
Yargı dosyaları, siyasi meşruiyet üretmek için televizyon stüdyolarında anlatılamaz.
Savunma hakkı, “düzenleme yapacağız” denilerek daraltılacak bir alan olarak görülemez.
Etkin pişmanlık, baskı altında beyan üretmenin kılıfı haline getirilemez.
Adalet Bakanı’nın devam eden dosyalar hakkında tek taraflı anlatılar kurması hakimlere, savcılara ve topluma verilen açık bir mesajdır. Bu mesajın adı bağımsız yargı değildir. Bu mesaj, yargının siyasal gölge altında çalıştığını bir kez daha ilan etmektir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüşebildiğini, bu konuda mevzuatta bir açık olduğunu ve çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüş yapma hakkı konusunda mevzuatta hiçbir açık yok. CMK’nın 149 ve 154. maddeleri çok açık.
Daha önce fiili olarak kısıtlanmaya çalışılan bu hak konusunda İstanbul Barosunun açmış olduğu iptal davasının kabulü neticesinde, tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüş yapabilmesinin yolu açılmıştı.
Tutukluların avukatlarıyla yapacağı görüşmeleri kısıtlamaya dönük bir düzenleme, savunma hakkının ağır ihlali olur.
BOŞLUK DERKEN???
CMK m. 154/1- Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
Hakimlik ve savcılık pratiği tutuklamayı mahkumiyete eşdeğer görmek olan Beyefendinin, bakan olunca Kanunu yok sayması sürpriz olmadı!
@rslgksy bu kararın gerekçe kısmını
her icranın kapısına asmak lazım
İCRA HUKUK NEDİR,
CEBRİ İCRA TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN NEYİ İFADE EDER,
NEDEN İCRA İNFAZ var belki anlaşılır
***İcra Daireleri, KVKK ve Pasif Araç Sorgusu (BAM Kararı-27.11.2025)***
Bu Kararın Önemi: İcra dairelerinin, alacağın tahsiline yönelik işlemlerinin KVKK'dan istisna olması nedeniyle KVKK'yı gerekçe göstererek işlemi yapmaktan imtina edemeyeceklerini, "delil toplama görevim yok" diyerek de alacağın tahsiline yönelik olan, muvazaa ispatında kullanılabilecek bilgi/belge ve tasarrufun iptali davasına taraf olabilecek kişi bilgilerini elde etmeye yönelik talepleri yerine getirmekten imtina edemeyeceklerini ortaya koymuş olmasıdır.
Özeti: Alacaklının alacağına kavuşmasını sağlayan yollardan bir tanesi de İİK'da düzenlenen tasarrufun iptali davasıdır. Borçlunun öncesinde adına kayıtlı olan taşınır taşınmaz malların tespiti halinde alacaklı bu malların devrine ilişkin tasarrufların iptali ile de alacağın tahsilini temin edebilecektir. Alacaklının tasarrufun iptali davası açabilmek için tasarrufun hangi tarihte ve kime yapıldığı gibi bilgilere ihtiyaç duyacağı ve tasarrufun iptali davasının da özünde takibe konu alacağın tahsiline hizmet edeceği açıktır. Bu durumda alacağın tahsiline yönelik iş ve işlemleri yapmakla görevli icra müdürlüğünün alacaklı vekilinin açacağı bu davayı kime karşı ve hangi tarihli tasarrufa dayalı olarak açacağının tespitine yönelik talepleri yerine getirmekle yükümlü olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Alacaklı yanın bu yöndeki taleplerinin karşılanması kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük kriterlerine de uygun olacaktır. Yine, iptali istenecek tasarrufun konusu sadece takip borçlusu tarafından 3. kişiye yapılan tasarruf olacağından, bu anlamda 3. kişilerin tüm mal varlıklarının tespiti ve buna dair bilgilerin elde edilmesi gibi bir durum söz konusu olmayacağından ölçülülük kriterine de uygun düşecektir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, somut durumda, takip alacaklısı vekilince borçlunun pasif taşıt kaydının sorgusunun yapılması isteminde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilmelidir. O halde, icra müdürlüğünün bu yöndeki talebi reddetmesi yerinde olmadığı gibi mahkemece de bu karara yönelik şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Kararın Tamamı: https://t.co/CNezimkmWB
Aynı Konuda Önceki Tarihli Karar: https://t.co/fY5fMpAU7d
Bu pakette 31 Temmuz COVID mağduriyetlerinin giderilmesi ve TCK md. 158’e ilişkin düzenleme yapılması yönünde ciddi bir beklenti vardır.
Mahkûmlar ve yakınlarının bu beklentisi dikkate alınmalı; yasa çalışmaları ivedilikle tamamlanmalıdır.
📌 11. Yargı Paketi Hakkında
Ekim ayında Meclis’e sunulacağı açıklanan 11. Yargı Paketi’ne ilişkin henüz bir gelişme yaşanmamıştır.
Paketin kapsamı netleşmemekle birlikte, infaza yönelik genel düzenlemelerin sonraki döneme bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Paris'te 164 Fransız barosunun çatı örgütü Baro Başkanları Birliğinin Genel Kurulundaki bu alkışlar, yalnızca "onursal üye" seçilmem nedeniyle değil. Aynı zamanda başta İstanbul Barosu avukatları olmak üzere tüm Türkiye'de her gün her saat meslektaşlarımızın maruz kaldığı saldırılar karşısında gösterilen samimi dayanışmanın bir ifadesi. Sözkonusu saldırılara rağmen, hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma mücadelesi veren tüm Türkiyeli avukatlara gönderilen bir selam!
Değerli Meslektaşlarım,
12.04.2025 tarihinde gerçekleştirilen TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu'nun yeni dönem ilk toplantısında, Komisyonun değerli üyelerinin güven ve oylarıyla Sözcü olarak seçilerek Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun onayıyla göreve başladım. Kendilerine çok teşekkür ederim.
Yıllardan beri tamamen gönüllü olarak, bazen işimden bazen ailemden bazen de kendimden çalarak oluşturduğum zamanı meslektaşlarıma faydalı olmak gayesiyle harcadım. Okudum, araştırdım, denedim, öğrendim, paylaştım... Bilgiyi hiç bir zaman sadece kendime saklamadım, paylaştıkça çoğaldığına inandım ve gerçekten de aldığım geri dönüşlerden ve yardım taleplerinden çokça beslendim.
Bu yeni görevimde de elimden gelenin en iyisini yapmaya, başta beni bu göreve layık gören değerli Komisyon üyeleri ile birlikte çok değerli çalışmalar ortaya koymaya, çatısı altında faaliyet göstermekten gurur duyduğum Türkiye Barolar Birliği'nin vizyonuna ve misyonuna katkıda bulunmaya gayret edeceğim.
Komisyonumuza veya tarafıma ulaşan her meslektaşın yardım talebine mutlaka geri dönmeye çalışıyoruz. Elimizden geldikçe hızlı dönüş yapıyoruz. Ancak bazen elimizde olmayan nedenlerle geç dönüş yapabiliyoruz. Bu konuda bizi affedin.
Komisyon olarak faaliyetlerimizin başarıya ulaşmasında sadece bizim emeklerimizin yeterli olmadığını, siz değerli meslektaşlarımızın da bazen paylaşımlarımızı yeniden paylaşarak, bazen ilgili kurumlara doğrudan başvurular yaparak, bazen birlikte hareket etmek üzere Komisyonumuza bilgi vererek, bazen ise sadece yaşadığınız sorunları ve tespit edebildiyseniz çözümlerini Komisyonumuza ileterek vereceğiniz desteklerle başarıya ulaşabileceğimizi bilmenizi isterim.
Komisyonumuza [email protected] mail adresinden ulaşabilirsiniz.
Mesleğimizi daha da ileri götüren başarılı bir dönem geçirmek dileğiyle...