Anadolu İslamı budur, gelir sana Ulu Caminin inşası sırasında arazide evi bulunan gayri müslimin evini satmadığı için o bölümü ibadethaneye açmayan ve şadırvan koyan padişahlarının büyüklüğünü anlatırken diğer yandan insanların güzel kupon arazilerine çökmek için mecliste kanun çıkarır.
Aynısını İsrail'de Yahudi Filistinliye yapıyor. İşte sizin bu yöneticileriniz, mecliste bu kanunları çıkartanlar,kendi halkına bu zulmü reva görenler tağutturlar, bu tağutları meşrulaştırmaya çalışan din adamlarınız ile aynı dinden değiliz.
Şu futbolculara mücahit muamelesi yapmayı bırakın artık.
Tribün önünde secde edip Filistin bayrağı sallıyor, ardından Coca Cola reklamı yapıyor.
Coca Cola'nın İsrail malı olduğunu sağır sultan duydu.
Ama Filistin artık populist bi sıçrama tahtası, şov ve PR mezesi maalesef.
Gerçekten Filistin'e hisleri samimi olan biri,
Filistin'in katliam finansörlerinin reklamını yapabilir mi şu 2,5 yıllık vahşetin ortasında?!
Ya hepsini geçtim;
Niye gençlere 'rol model' gibi palazlandırıyorsunuz her tarafından oluk oluk haram para akan bu kirli sektörün aktörlerini?
Allah'ın 'şeytan işi pislik' dediği kumarın dünyadaki en büyük çarkını döndüren futbol sektörünün dişlileri bu adamlar.
Dünyanın en büyük kumar masası olan bir sektörde flaşlar patlarken secde ediyorlar erkeğin tesettürünü çiğneyerek,
Gelsin yağmur gibi sağanak sağanak alkış-şöhret tufanı.
Sonra spot ışıkları sönünce de gayri İslâmî yaşamlarına dönüyorlar dolu dizgin.
Siz de böylelerini parlatıp cilalamaktan heder ediyorsunuz kendinizi buralarda.
İlla birilerini güzelleyecekseniz rol model kıtlığı yok âlem-i İslâm'da.
Buyrun hakikî mücahitler cihadın tozuna toprağına bulanmış Beyt'ü-l Makdis toprağında.
Onları övün doya doya.
Adam kıtlığı varmış gibi kadrajda ayrı, perde ardında gayrı tipleri şişirdikçe şişiriyorsunuz.
Sonra dönüp pişkince duygularınızla alay eder gibi kardeşlerinizin katillerini semirtiyorlar gözünüzün içine baka baka,
Sizin sırtınıza basarak tırmandıkları şöhret basamaklarından.
BTK'DAN ÇİFTE STANDART YAZIKLAR OLSUN!
NATO Zirvesi kapsamında onlarca hesabı sansürleyerek erişim engeli getiren iktidar BTK aracılığıyla korkunç bir çifte standart ve hukuk garabetine imza atıyor. Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararına göre aynı kararla erişim engeli getirilen Tülay Gökçimen'in hesabı 24 saat içinde "bir yanlış anlaşılma" olduğu belirtilerek hemen açılıyor. Ancak benim hesabım hala kapalı. Rabbimiz Azze ve Celle bu adaletsizliği, çifte standartı, adam kayırmayı görüyor. Hakkımı helal etmiyorum. Avukatım gereken hukuki itirazlarda bulunsa da ilahi mahkeme kurulduğunda da davacı olup hakkımı arayacağım.
Basına ve Kamuoyuna
Bilindiği üzere büyük İslam âlimi ve Kürt milletinin öncü şahsiyetlerinden biri olan Bediüzzaman Said-i Kürdi, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etmiş ve ertesi gün Halil-ür Rahman Dergâhı Camii avlusuna defnedilmiştir. Ancak defnedilmesinden 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından 12 Temmuz 1960’ta mezarı parçalanarak naaşı bilinmeyen bir yere kaçırılmıştır.
Olayın arka planında, darbe yönetiminin Said-i Kürdi’nin Urfa’ya defnine büyük bir tepki gösterdiği görülmektedir.Nitekim 20 Haziran 1960 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Fahri Özdilek’in konuyu gündeme getirmesi üzerine Milli Birlik Komitesi Başkanı ve daha sonra Devlet Başkanı olan Cemal Gürsel, “Niçin oraya gömdünüz?” diye sormuş ve “Orası yarın Kürtlüğün merkezi haline gelecek. Siz büyük günah yaptınız” diyerek itirazını dile getirmiştir. Gürsel, daha sonra “Ben sizin yerinizde olsam, bir rüyada bu adam kendisinin Isparta’ya naklini istemiş der ve oraya naklederim. Bu yapılmış bir hatadır. İşlerimiz rahatladıktan sonra bunu düşüneceğiz” şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Tutanakta açıkça belirtildiği üzere Said-i Kürdi’nin naaşının kaçırılmasına gerekçe olarak Kürt kimliği ve Urfa’nın Kürtlüğün merkezi olacağı endişesi gösterilmiştir.
Darbeciler, daha sonra sahte rüya senaryosundan vazgeçerek kardeşi Abdülmecid Nursi'ye zorla imzalattıkları dilekçe üzerine, resmi olarak düzenlenen belgede Said-i Kürdi’nin Isparta’ya defnedildiğini kayda geçirmişlerdir.
Urfa Barosu olarak 2017 yılından beri Merhum Said-i Kürdi’nin kayıp naaşı ile ilgili olarak adli ve idari açıdan hukuki girişimlerde bulunduk. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine iki defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gittik.
Bugün, vefatının 66. yıl dönümünde bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz ki; Merhum Said-i Kürdi’nin mezarının darbeciler tarafından açılarak naaşının gasp edilmesi, açık bir insanlık suçu ve mezar dokunulmazlığının da ağır ihlalidir.
Bu nedenle kayıp naaş her nerede ise getirilerek buradaki mezarına iadesini talep ediyoruz.
Urfa Barosu olarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevimiz çerçevesinde, bu talebimizin vicdani, hukuki ve insani bir sorumluluk olduğunu vurgulamaya devam edeceğiz. Konunun takipçisi olmaya, gerek ulusal, gerekse uluslararası platformlarda gerekli adımları atmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.
Merhum Bediüzzaman Said-i Kürdi’yi mezarının parçalanarak naaşının kaçırılışının 66. yıl dönümünde, bir kez daha rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyor, mezarını parçalayarak naaşını kaçıranları ve faşist zihniyetlerini tel’in ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Urfa Barosu: "Olayın arka planında, darbe yönetiminin Said-i Kürdi’nin Urfa’ya defnine büyük bir tepki gösterdiği görülmektedir.Nitekim 20 Haziran 1960 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Fahri Özdilek’in konuyu gündeme getirmesi üzerine Milli Birlik Komitesi Başkanı ve daha sonra Devlet Başkanı olan Cemal Gürsel, “Niçin oraya gömdünüz?” diye sormuş ve “ORASI YARIN KÜRTLÜĞÜN MERKEZİ HALİNE GELECEK. SİZ BÜYÜK GÜNAH YAPTINIZ.” diyerek itirazını dile getirmiştir. Gürsel, daha sonra “BEN SİZİN YERİNİZDE OLSAM, BİR RÜYADA BU ADAM KENDİSİNİN ISPARTA'YA NAKLİNİ İSTEMİŞ DER VE ORAYA NAKLEDERİM. BU YAPILMIŞ BİR HATADIR. İŞLERİMİZ RAHATLADIKTAN SONRA BUNU DÜŞÜNECEĞİZ.” şeklinde ifadelerde bulunmuştur.
Tutanakta açıkça belirtildiği üzere SAİD-İ KÜRDİ'NİN NAAŞININ KAÇIRILMASINA GEREKÇE OLARAK KÜRT KİMLİĞİ ve URFA'NIN KÜRTLÜĞÜN MERKEZİ OLACAĞI ENDİŞESİ GÖSTERİLMİŞTİR."
👇👇
Dersim Barosu'na çağrı,
Bilindiği üzere 2 gün önce Pir Seyid Rıza ve arkadaşlarının idamına ilişkin 6 adet fotoğraf, tarihçi Sedat Ulugana tarafından kamuoyuna açıklandı.
Sedat Ulugana bugün X(Twitter) hesabından yaptığı açıklamada ise bahse konu fotoğrafların sansürsüz halinin başka bir araştırmacının da elinde olduğunu belirtmiş.
Dersim Barosu'nu bu fotoğrafların kimler tarafından ve nasıl servis edildiği ile ilgili bir araştırma yapmaya, edinilecek bilgilerle ve kamuoyuna ilk defa yansıyan fotoğraf delilleri ile birlikte Pir Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilmesi ve Ailelere teslim edilmesi için Avukatlık Kanununun Barolara/Baro Yönetim Kurullarına yüklediği insan haklarını savunmak ve korumakla ilgili yükümlülük uyarınca, idari ve yasal girişimlerde bulunmaya davet ediyorum. Selamlarımla.
Urfa Barosu'na kayıtlı Avukat Nurullah Küçükoğlu. 10/07/2026, Urfa/Riha.
2019 Trump mektubu, 1964 Johnson mektubundan daha ağır hakaret ve tehditler içeriyordu:
“Aptallık etme, erkeklik taslama.Ekonominizi yok ederim”.
Buna rağmen 1964’teki etkiyi bırakmadı.
Sebebi, Trump’ın yoz kişiliği kadar bizim taraftaki alışma durumu (kösele teorisi) olabilir.
SKANDAL!
Özgürlük Nöbeti Platformumuzun Twitter hesabı mahkeme kararıyla erişime engellendi. Siyonist teröristleri ifş** eden, rapor ve makaleler yayımlayan, Gazze'deki insani drama, soykırım ve katliama dikkat çeken itidalli, ne yaptığını bilen ve pek çok konuda hassas davranan sayfamız eli kanlı soykırımcı Katil Trump'a karşı sesini yükseltmesin diye kapandı. Ne diyebilirim ki yazıklar olsun. Bu hesapları paşa paşa açacaksınız. Göreceğiz hep beraber.
Köprü üstü Müslümanları; zamanında köprü üstünde slogan atarken alttan siyonizme giden ticaret gemilerine ses çıkarmadığı gibi köprülere yansıtılan terörist devlet bayraklarına da ses çıkarmayacak elbette.
Mısırlı futbolcu Zico: "Tebrikler Arjantin. Dünya Kupası zaten ayarlanmış. O yüzden hakeme veya başka bir faktörlere hiç ihtiyaçları yoktu. Hakem adaletsiz. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Bütün bir milletin emeğini boşa harcıyorlar. Kupa Arjantin'e veriliyor."
Dürüst olmak gerekirse, bu futbol tarihinin en adaletsiz ve haksız karşılaştırması.
Ronaldo kariyerine Sporting Lizbon'da sıfırdan başladı ve Premier Lig, La Liga ve Serie A'da oynayarak hepsinde başarıya ulaştı.
Messi ise kariyerine Barcelona tarihinin en büyük döneminde, başarı için gerekli tüm unsurlara sahipken başladı. Ancak Barcelona'dan ayrıldıktan sonra Paris Saint-Germain'de feci şekilde başarısız oldu.
Milli takımlarda Messi prestijli bir kulüpte oynarken, Ronaldo mütevazı bir kulüpte oynuyor. İlk büyük şampiyonlukları onunla geldi.
Ve tüm bunların üstüne, saha dışında inanılmaz bir destek gördü. Her iki yılda bir Copa América'yı kazanması için ona organize ettiler. Son Dünya Kupası'nda kazanmasına yardımcı olmak için ona neredeyse bir sürü penaltı verdiler. Ronaldo'yu geçmesi için hak etmediği Ballon d'Or ödüllerini ona verdiler.
Ancak Ronaldo tam tersini yaptı. Kariyerindeki her başarı en zorlu yollarla geldi. Şüphelerden tamamen uzak, muhteşem bir kariyer.
"Amerika'dan nefret ediyorum ama daha çok Amerika'nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum!" Seyyid Kutub
NATO'ya hayır dedikleri için sabah 04.00'te birçok ilde ev baskınlarıyla 12 kişi gözaltına alındı. Susanlara yazıklar olsun.
🔴 NATO karşıtı pankart gerekçesiyle 16 yaşındaki çocuk tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi!
İstanbul'da NATO Zirvesi öncesi İslami çevrelerin hesaplarına getirilen erişim engellerini protesto için muhtelif bölgelere pankart asan 16 yaşındaki R.A gözaltına alındı.
Savcı, "Halkı Suç İşlemeye Teşvik ve Tahrik Edici Propaganda yapmak" suçlamasıyla çocuk hakkında tutuklama talep etti.
Mahkemeye çıkarılan R.A, imza ve yurt dışı çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.
Bu iş artık iyice çığırından çıktı. Mavi Marmara katılımcılarından Fevziye Şenoğlu ve aktivist Sabiha Baturay NATO karşıtı protestolarından sonra sabaha karşı 04.00'te evlerine yapılan operasyonla gözaltına alınmışlar. 80 bin Gazzeli kardeşimizin katillerine karşı anayasal haklarını kullanarak protesto yapan insanları gözaltına almak hukuku çiğnemek değil de nedir? Trump gibi bir soykırım destekçisi için kendi öz vatandaşlarınıza bu zulmü yapmayın.
Eğitim İlke Sen Başkanı Ahmet Örs de NATO operasyonlarında memleketi Tokat’ta gözaltına alınmış.
Herhangi bir yazı, konuşma, eylem sebebiyle değil, sadece Trump gidene kadar ses çıkaramasınlar diye evlerin kapısı kırılıp gözaltı yapılıyor.
🔴 Direniş Çadırı'ndan Mavi Marmara gazisi Fevziye Şenoğlu ve Sabiha Baturay, NATO karşıtı açıklama ve eylemleri sonrası bu sabah 04.00'te evlerine yapılan operasyonla gözaltına alındı.
Avrupa Filistin eylemlerinde Sumud Filosu aktivistlerine yapılan işkencelere dikkat çekmeye devam ederken bizim yerli işbirlikçi alçak medyamız talimatlarla Sumud'u görmezden gelmeye devam ediyor. Kalitemiz bu. Bu ezik aşağılık medyayı da işbirlikçileri de hepsini bir gün tasfiye edeceğiz.
Mamak’ta doğmuş, Kadıköy’de serpilmiş, kısıtlı bir kitleye hitap eden, muhtemelen Kuran-ı Kerim’in adından başka bir şey bilmeyen birinin yaptığı bir saygısızlığın cezası tutuklanmak olacaksa mesela Fatih’te doğmuş, hayatı Müslümanlara İslamı anlatarak geçmiş, bundan para da kazanmış adamların Kuran’a, peygamber efendimize aleni hakaretler eden sözde müfessirler, ehli sünnetin kaleleri, atanamamış filozoflar neden cezasız kalıyor? Bu çocuk cahil ve belli ki siyasal yobaz. Ya saydıklarım? Adaleti şekillendiren şey sosyal medya tepkisi mi ülkemizde? Yoksa gücümüz bu çocuğa mı yetiyor?