Ece Üner, Ali Erbaş’ı adeta yerin dibine sokmuş:
“42 ülkeye 100'den fazla yurt dışı gezisi yapıp, dünyanın çevresini 13 kez dolaşmasına rağmen 8 yıldır makamına sadece 7.2 km uzaklıkta olan ANITKABİR'e tek bir kere gitmemiş bir nankör olarak biliriz.”
An itibariyle avukatlık mesleğini bıraktığımı söylemek istiyorum.
Artık aktif avukatlık yapmayacağım.
Bu hususu X’e yazmamın sebebi ise size bir kaç gerekçesini belirtmek istemem.
Siz ne kadar çalışırsanız çalışın, ne kadar hukuki gerekçe oluşturursanız oluşturun tek bir kişi (hakim, savcı veya katip) yaptığı tek bir hata(!) ile sizin 3 yılınızı çöpe atabiliyor. Çöpe atmayı bırakın, sizi +3 yıl da zarara sokuyor. Gerekçe dahi oluşturmaya zahmet etmeden, tek bir cümlesi ise yapabiliyor bunları. Ve hiçbir karşılığı yok, oturduğu yerden maaşını almaya devam ediyor.
Hukuk sistemimiz, güçlüye hizmet ediyor. Güçlüden kasıt bilin bakalım nedir? Para.
Rüşvet verebiliyorsanız, buyrun adliye orda. Daha fazla rüşvet dönen tek bir kurum daha görmedim ben.
Çok basit, olacak işleri oldurmayacak memurlar. Örnek: İcra dairesinde bir müdür yardımcısına tam 3 gün dil döktüm, Yargıtay kararı sundum anlattım ancak ikna edemedim. Sonra daha önce aynı işi yaptığını bildiğim başka bir dairenin müdüründen rica ettim; gelin anlatın lütfen diye. Sadece şunu söyledi; “müdürüm, bu olur ya” sadece bu cümleyle işi halletti.
Daha bir çok sebebi var ancak uzun uzadıya yazmayacağım.
Yozlaşmış karanlık düzeniniz başınıza yıkılsın inşallah.
Ben bu düzenin içinde kalarak bu düzeni yıkamayacağımı anladım. Yargınız da sizin olsun adliyeniz de; hakiminiz de savcınız da katibiniz de.
Avukatlığı bırakıyorum ancak Allah’a and olsun ki ben bu düzeni sizin başınıza yıkacağım.
Allah’a and olsun ki; bu düzeni kurandan tut, bu düzene ayak uyduran herkesten bunun hesabını soracağım.
Allah’a and olsun ki; adalet nedir size tattıracağım.