MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a y��nelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktas��ndayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
“Allah sizin Allah’ınız değil lan” cümlesini bir kamu görevlisinin T.C’de herhangi bir vatandaşa kuramayacağını düşünebilirsiniz. Uzlaşmacı tavırdan son derece uzak, saldırgan bir polis amirinin utanç verici anları…@EmniyetIzmir sicillerini gizleyen işkencecilerle işimiz bitmedi
Ankara Barosu olarak alanda ve kurumlarda İzmir Barosu avukatlarına destek olmak için 27 Haziranda hazırdık.
Güvenlik güçleri ne yazık ki usulleri hiçe sayarak; ihtarsız, güvenlik koridorsuz, yakalama tutanaksız gözaltı yaptı. Tüm sürecin takipçisiyiz.
Ülkemizi uluslararası hukuk karşısında mahçup eden bu müdehaleleri ve faillerini kınıyorum. Türk Polis Teşkilatı köklü bir kurumdur. “Anayasa yok devlet burda benim” diyen bazı polislere göz yumulması teşkilata zarar vermektedir.
14 Haziranda Ankara Barosu’nu temsilen Kuşadası 1. Onur Yürüyüşüne bağımsız gözlemci avukat olarak katıldım.
Anayasal hakların gasp edildiği, polisin usule uymadığı, ters kelepçenin ve direkt avukatlara yönelik de ihlallerin yapıldığı müdahaleler mevcuttu.
@besimecz Düzenli ve sürekli olmadıkça baskın gibi denetim yapmak vatandaşı yorar. Kameranın karşısına geçip ifşa gibi denetim yapmak doğru değildir. Ayrıca ne hikmetse hep kaldırımda marul satana sataşılıyor. Önünde siyah bmw marka araçların olduğu restoranların denetlendiği video yok.
TTB’nin göz yaşartıcı spreyin kullanılma mesafesine uyulmadığında kimyasal silah gibi değerlendirildiği kararına karşın işkenceci polisin keyfi şiddeti dün Ankara sokaklarındaydı.
İşlenceci polisin avukat meslektaşların müzakereci tutumuna verdiği cevabı görüyorsunuz.
Ankaralılar, Kurtuluş Parkı'nda nöbette olan Doruk Madencilik işçileri için yürüdü
Kolej Metro çıkışından nöbet alanı olan Kurtuluş Parkı'na yürüyen Ankara Emek Demokrasi Güçleri herkesi madencilere destek olmaya çağırdı
"Maden işçisi yalnız değildir"
Maaşlarını almak için haftalardır eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding önünde açıklama yapıyor.
Gökay Çakır:
12 ayda iki kere maaş almak ne demek?
Emniyet güçlerimize söylüyorum; üç maaş almayın bakalım siz burada emir verebilecek misiniz?