🟣 İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından düzenlenen, Türkiye’nin dört bir yanından gelen baroların Kadın Hakları Merkezleri, #EŞİK gönüllüsü avukatlar, kadın örgütleri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilen “12. Yargı Paketi ile Aile Hukukunda Yapılması Planlanan Değişikliklerin Kadın Haklarına Etkileri Çalıştayı”nın Sonuç Bildirgesi yayımlandı.
📌 Çalıştayda, aile hukukunda kadınların kazanılmış haklarını geriletecek düzenlemelere ilişkin ortak değerlendirmeler yapıldı ve şu talepler öne çıktı:
🟣 Temel hakları ve Medeni Kanun’daki kadın kazanımlarını hedef alan “torba yasa” ve “yargı paketi” yöntemlerinden vazgeçilmelidir.
🟣 Demokratik cumhuriyetin ve eşit yurttaşlığın güvencesi olan laik hukuk düzeni tavizsiz biçimde korunmalıdır.
🟣 Kadın ile erkek arasındaki sosyoekonomik güç eşitsizliği ve erkek şiddeti gerçeği karşısında, kadınların hak kaybına yol açacak aile hukuku arabuluculuğu sistemi kesin olarak reddedilmelidir.
🟣 Kusur, tazminat ve sosyoekonomik durum araştırması yapılmaksızın hayata geçirilecek bir “hızlı boşanma” modeli; kadınları aile konutu şerhinden ve tedbir nafakasından fiilen mahrum bırakacaktır. Yargıdaki gecikmelerin çözümü kadın haklarını geriletmek değil, aile mahkemelerini güçlendirmek ve liyakatli personel istihdam etmektir.
🟣 İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun ile güvence altına alınan ekonomik şiddet tanımının daraltılması kabul edilemez. Ekonomik şiddetin görünmez kılınması, kadınların malvarlığı ve ekonomik bağımsızlığı üzerindeki haklarını zayıflatacak, kadın yoksulluğunu derinleştirecek ve şiddet ortamından uzaklaşmalarını daha da güçleştirecektir.
🟣 Nafaka hakkı tartışmaya açılmamalı; en düşük nafaka standardı belirlenmeli, nafakanın tahsil yükü kadının üzerinden alınmalı ve devlet tarafından güvence altına alınmalıdır.
🟣 6284 sayılı Kanun eksiksiz uygulanmalı; yeterli bütçe ayrılmalı, uzman personel istihdam edilmeli ve barolar ile bağımsız kadın örgütleriyle iş birliği güçlendirilmelidir.
🟣 Yargı sistemindeki aksaklıkların bedeli kadınların kazanılmış haklarına ödetilemez. Kaynaklar; aile mahkemelerine, ŞÖNİM’lere, sığınaklara ve kadınların güçlenmesini sağlayacak politikalara ayrılmalıdır.
🟣 İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konulmalı; devlet, kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünü uluslararası insan hakları standartlarına uygun biçimde yerine getirmelidir.
Kadınların yaşam hakkı, eşitlik hakkı ve kazanılmış hakları pazarlık konusu değildir.
Kuyu Tipi Hapishane gerçekliğinden yeni haberi olanlar var bu coğrafyada. Bir insan, Gürkan Türkoğlu bu hapishanelerdeki insanlık dışı koşullara. TECRİDE karşı, hayatını ortaya koydu. Ve bugün yaşamı son buldu.#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
Kürt kadınları yıllardır anadilde sağlık hizmetine erişememekten kamusal alanda dışlanmaya kadar türlü eşitsizliği deneyimlerken bir de bu deneyimlerin kendini bilmez elitist çevreler tarafından hiçbir rahatsızlık duyulmadan mizah konusu yapılmasına tanık oluyoruz sabır allahım..
Her boşanan kadın ömür boyu yüksek nafaka alıyormuş gibi yaratılan algının vardığı yer AYM’nin iptal kararı oldu.Oysa gerçeklik; düşük nafaka miktarları, tahsil edilemeyen alacaklar ve derinleşen kadın yoksulluğu.Eşitsiz toplumsal düzeni yargı eliyle yeniden üretmek tam da budur.