kendi halindeliği sevmek. kalabalığın telaşına karışmayan, aceleye bulaşmayan bir hal bu. kimsenin benimle, ne yaptığımla ilgilenmemesi hafif bir huzur veriyor. dünyanın bitmeyen gürültüsü yerine saksıda sessizce büyüyen bir çiçeğin sabrına eşlik etmek daha anlamlı geliyor artık.
ruhunda incelik barındıran şeyleri severim; düşünmeyi, düşünülmeyi.. basit görünen, lâkin nazarımda ihtişamlı mânâlar uyandıran şeyleri severim. “Görünce aklıma sen geldin”le başlayan cümleler kadar duru bir meşakkattir benim sevgi dilim.
Kemal Sayar diyor ki;
Kimi insanlar vardır size sadece var olmanızla bile sıra dışı bir şey yapıyor olduğunuz hissini verirler. Adeta içinizdeki güzelliği çekip çıkarır ve yüzünüze tutarlar. Onlar bu çağın soyluları, çiçek dirilticileridir. Olur da elinizi tutarlarsa bırakmayın
kendi küçük dünyanda huzuru bulmak gibisi yok. düzenli bir ev, pencere önünde açan çiçekler, taze demlenmiş çayın yayılan kokusu. bu dinginliğe eşlik eden dürüst dostluklar ve sadakatle kurulan sade bir hayat. az insan, temiz bir yaşam ve içten gelen derin bir huzur.
hayatimdan cikan insanlara hicbir gondermede hicbir imada bulunmuyorum cunku zaten tum enerjimi kesmis oluyorum, dikkat cekmek de istemiyorum ozel bi merakim da olmuyo, uzak bi ani gibiler, unlu dusunurun dedigi gibi, giden gitmistir, gittiginde de literally bitmistir artik
Kemal Sayar der ki; “Kimi insanlar vardır, size sadece var olmanızla bile sıra dışı bir şey yapıyor olduğunuz hissini verirler. Adeta içinizdeki güzelliği çekip çıkarır ve yüzünüze tutarlar. Onlar bu çağın soyluları, çiçek dirilticileridir. Olur da elinizi tutarlarsa bırakmayın.”
öyle çok inanıyorum ki. her şeyin en güzeli olacağına, her zorluğun ardında bir kolaylık olduğuna, nasip olmadıysa daha güzelinin benim için saklandığına ve nasip olan her şeyin de benim için en güzeli olduğuna o kadar çok inanıyorum ki. ve bu inanç içimi kıpır kıpır ediyor.