Sevgili gençler!
Türkiye yaşlanıyor.
Daha kötüsü hızla yoksullaşarak yaşlanıyor.
📌 Dünya nüfusunda çocukların oranı %29.3.
Türkiye’de %24.8.
Çocuklarımızın nüfusa oranı hızla düşüyor.
📌 Dünya nüfusunda gençlerin oranı %15.6
Türkiye’de bu oran %14.8
Gençlerimizin nüfusa oranı hızla azalıyor.
Dünya yeni bir dönemin içinde. Meslekler tümüyle değişime uğruyor. Yapay zekanın hayatımızdaki yeri gittikçe büyüyor.
Çalışma ortamı, istihdam dönüşümü, yüksek teknoloji etkisi, bir çok ülkenin gelecek planlarına yön veriyor.
Ancak;
adaleti çalan,
refahımızı çalan,
huzurumuzu perişan eden,
sandığı, seçimi yok sayan,
enerjinizi tüketen,
ihtiyaçlarınızı umursamayan,
çökmüş, tükenmiş, miadı dolmuş,
sarayda sıkışmış zihniyetten kurtulma zamanıdır!
Ekonomide, teknolojide, kalkınmada sıçramaya; stratejik güçlü bir gelecek planına, yeni nesil genç kadrolara ihtiyacımız vardır.
Sayın Şaban Sevinç,
Bugünkü paylaşımınızda CHP’de kalacak milletvekilleri arasında ismime yer vermemişsiniz.
Beni yaklaşık 35 yıldır tanırsınız. Ankara Gençlik Komisyonu Başkanlığından, Gençlik Komisyonları Kurucu Genel Başkanlığına; SHP ve CHP Elazığ İl Başkanlığı görevlerime kadar partimin hemen her kademesinde mücadele ettim. Bu uzun siyasi yolculukta, gerektiğinde parti içindeki sol demokrat çizgide durarak genel merkez yönetimlerine muhalefet ettiğim dönemler de oldu.
Bu süreçte sekiz değerli genel başkanla çalışma fırsatı buldum. Ancak hiçbir dönemde kişiler üzerinden siyaset yapmadım. Çünkü bizler, günü kurtarmak ya da koltuk hesabı yapmak için değil; partimizin kurumsal kimliğini, siyasi kültürünü ve temel ilkelerini yaşatmak için siyaset yaptık.
Cumhuriyet Halk Partisi, bir kişinin partisi değildir. CHP; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu partide siyaset, genel başkanlara göre değil; Cumhuriyet’in değerlerine, demokrasiye, sosyal adalete ve partimizin köklü geleneklerine bağlılıkla yapılır.
Ailemizin büyük dedesi dersim 1 dönem mv Diyap ağadan gelen 103 yıllık bir çınarın CHP nin mensubu olan bir ailenin evladı olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmayı hiçbir zaman kişisel bir tercih olarak görmedim. Bunu, koltuk hesabıyla açıklanabilecek bir mesele olarak da değerlendirmem. Atatürk’ün, “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” sözünün sorumluluğunu taşıyan herkes için bu emanetin anlamı çok büyüktür.
Elbette siyasette herkesin kendi tercihleri olabilir. Herkes kendi vicdanına ve siyasi anlayışına göre karar verir. Buna saygı duyarım. Ancak ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmayı haklı gösterecek hiçbir siyasi gerekçe görmüyorum.
Şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekir: Bugün hangi makamda olursak olalım, hangi unvanı taşırsak taşıyalım, toplum bizi tanıyorsa, bize güven duyuyorsa ve bize görev verdiyse bunun en büyük sebebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatısı altında siyaset yapmış olmamızdır. Bu nedenle vefa, sadece kişilere değil; bizi var eden değerlere ve o büyük çınara gösterilmelidir.
Biz gelir geçeriz. Makamlar gelir geçer. Ama Cumhuriyet Halk Partisi kalır. Çünkü CHP, bir siyasi parti olmanın ötesinde, Cumhuriyet’in kurucu iradesidir.
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!
Bugün ülkenin adalet tarihinde en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Yer utandı, gök utandı, biz utandık olanlardan… Bir tek onlar utanmadı yaptıklarından!
Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki duruşmasını takip ediyorum. Hayatımda pek çok farklı an yaşadım ama ilk defa bu kadar şaşırdım:
Mahkeme başkanı İmamoğlu’nun salondan çıkartılmasını istedi. Jandarma da kolunu tutup çıkarmaya kalkınca salondan yükselen tepki üzerine mecburen bıraktı.
Milyonların oyunu almış bir insana yapılan bu muameleyi gözlerimle görünce “yok artık” diyorum…