🚨Rams Park “Hell” başlığıyla Uefa tarafından Şampiyonlar Ligin’nde bu seninin en iyi atmosferi seçildi.
Sesin kısıldığı anda tüm stad tek ses çocukluk aşkımsın giriyor… Şakasız dünyanın en iyi atmosferi. Tüyler diken diken
Ve Tom Barrack nihayet, ABD’nin ölümcül hedefini açıkladı. Şimdi anladınız mı ABD’nin projesini? Komisyon’a katılan partiler anladınız mı?..
Bak, ne diyor Barrack:
“Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı…”
Durumun vehametini şöyle anlatabilirim, hukukun üstünlüğü açısından Fransız Devrimi'nden itibaren Türkiye en kötü günlerini yaşıyor.
III. Selim zamanında 0,23 olan hukukun üstünlüğü puanımız Erdoğan döneminde 0.18 oldu.
Yani III. Selim'den itibaren bu topraklarda yaşayan kimse bu kadar hukukun yok edildiği bir dönem görmedi.
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özcan (CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı hk):
“İkisi de seçimi kazanır, Benim gönlüm öteden beri CHP’de siyaset yapmış olan Ekrem İmamoğlu’ndan yana.
Ekrem Bey süreci yönetmeyi biliyor bakın İstanbul’daki 3 seçime.”
⭕ İrlanda Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Gould:
"Umarım Netanyahu da o çocukların ve ailelerinin yandığı gibi cehennemde yanar.
Umarım Tanrı, Netanyahu’nun hak ettikleri cehennemde sonsuza dek kalacakları yeri hazırlar."
Galatasaray sampiyon oluyor, Sampiyon Kulupler kupasinda yari final oynuyor, saibe.
Galatasaray Feldkamp’la 9 kisiyle bile derbileri kaybetmeyen akilalmaz bir sezon gecirip sampiyon oluyor, saibe.
Galatasaray maaslarini odeyemezken, 4 sene ust uste sampiyon oluyor, ustune UEFA’yi, Super Kupa’yi aliyor, ustune CL’de iki gruptan cikip Sampiyonlar Ligi’nde ceyrek finalde Real’i yenip eleniyor, saibe.
Galatasaray rakibi maddi manevi en guclu zamaninda ellerle kollarla mac kazanirken, sol bekinde Ferhat, sag bekinde Ugur’la oynayip son maca kadar umudunu tasiyip sampiyon oluyor, saibe.
Galatasaray normal sezonda 9 puan fark atip ligi bitirip sampiyon olacakken, tarihte ilk kez icat edilen play-offla rakibinin evinde sampiyonluk macina cikartilip yine de sampiyon oluyor, saibe.
Galatasaray 8 puan geriye dusup, 8 de kapanir 18 de deyip en son direkt rakibini de yenip geriden gelip sampiyon oluyor, saibe.
Galatasaray yetmiyor, artik herhalde saibe demezler deyip 102 puan aliyor, hayir; yine saibe.
Buna karsilik, Galatasaray namaglup ikinci olup sampiyonlugu verir, unutur gider sonraki seneye odaklanir.
Galatasaray bir golle sampiyonlugu averajla kaybeder, rakibinin 7 gol attigi maci unutur, sonraki seneye odaklanir.
Galatasaray Kuddusi ben seni korurum senelerinde sampiyonlugu bariz hakem hatalari olmasina ragmen rakip takim iyiydi diye hatirlar, uzatmaz.
Galatasaray kume dusme tehlikesi yasayip 13. olur hani nerde bizi destekleyen saibe diye sormaz.
Yazildikca yazilir. Galatasaray’a atilan iftiralardan, Galatasaray’in her basarisina camur sicratanlardan artik Galatasaraylilarin ici sisti. Gercekten kendi basarisizliklarini ortmek icin Galatasaray’a ofkeyle dolu nesiller yetistirdiniz.
Ancak unuttugunuz, bu basarilarla cig gibi buyumus, kendisine yapilan bu haksizliklari gorup daha da bilenmis ve Galatasaray’a her sene daha cok baglanmis ve kenetlenmis milyonlar var.
Yaptiginiz her iftira, her basariya kara calma ile Galatasaray’in yeni basarilarinin önünü aciyorsunuz.
Varin, geri durmayin.
Kimse gündeme getirmedi ama yandan Osimhen’in bacağına direkt tabanla vuran futbolcu kırmızı görmeliydi. Herkes Emirhan’a odaklandı burda ama net kırmızı. Hakem diye ağlıyorlar bir de
Uzun zamandır içimde kopan fırtınaların aksine, beni kahreden ve gözlerimin önünde gerçekleşen hadiseler için sakin ve naif cümleler kuruyorum. Hakkı haykırmanın hiç faydasını görmediğim için. Yani bir işe yaramadığını bizzat tecrübe ettiğim için. Bir de olmuşla ölmüşe çare yok derler. Sakinim… Bas bas bağırmamıza rağmen bazı şeyler olmuş, bazı şeyler de ölmüş olduğu için. Okumaya mecaliniz varsa, şimdi aynı sakinlikle bir soru sormak isterim.
Bu memlekette adalet dediğimiz şey maalesef hiçbir zaman tam olarak adil olamamıştır. Çoğu zaman gücü eline alanın balansına maruz kalmış, on yıllardır binlerce farklı mağduriyet yaratmıştır.
Bugün mesela, Türkiye Cumhuriyetinin adaletine güven duymayan, anayasanın hiçe sayıldığını haykıran milyonlar var. İnsanlar hep beraber, farklı birçok konu için “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlar. Şimdi bunun nedenini nasılını konuşmaya lüzum yok elbette, görüyoruz zaten, biliyoruz… Bizzat bugünümüzde yaşanıyorlar. Ayrıca konuşan da çok zaten, biz en iyisi düne bakalım.
Geçmiş yıllarda da adaleti elinde tutan güç tarafından ezildiklerini söyleyen, mağdur edildiklerini dile getiren insanlar vardı bu ülkede. Tıpkı bugünün mağdurları gibi “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlardı. İbadetlerini yerine getirdikleri için dışlanmayan, damga yemek istemeyen insanlar. Sırf başörtüsü taktığı için okuma hakkı elinden alınan, iş bulamayan insanlar. İki satır şiir okuduğu için hapse atılan politikacılar vardı… Ne oldu sonra? Dün yaşadıkları mağduriyetleri anlatarak diğer tüm mağdurlardan destek aldılar. İlk başta sol kesimden oy aldılar, sonra sağa yanaştılar. Mağdur edilmemiş kesim mi var olm memlekette? Yok. Her kesimin mağduruna dönem dönem kucak açtılar. Herkese kucak açmak da zor mesele. Mhp dediğin zaman başlığı, kime hitap edeceği bellidir mesela. Chp için de öyle. Dem’in adı değişir, rengi değişir ama onun da başlığı nettir. Peki sizce Ak partinin başlığı nedir? Sağcı mı, solcu mu, muhafazakar mı? Koyamazsınız başlık. Koysanız bile başlığı hangisine koyacaksınız? 2005’in Ak partisine mi? 2013’ün Ak partisine mi? Peki ya şimdikine?
Öyle veya böyle… Güç Ak partinin ellerinde. Dilerlerse pek tabii adaleti de sağlarlar… Ancak bugün, seçildikten sonra hapsedilen siyasetçiler, tutuklanan gazeteciler, fikrini belirttiği için yargılanan gençler, kıyafeti açık diye kendi mezuniyetine alınmayan öğrenciler var. Aynı dün gibi… Öyle değil mi? Dün adalet arayanlar, bugün gücü ellerine alınca, dün için ne aradıklarını mı unuttular? Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin… Adalet kişiden kişiye, fikirden fikire değişir mi? Değişiyorsa buna adalet denir mi? Dünün mağdurlarının bugünün mağdurlarını nasıl yarattığını izliyoruz resmen. Üzgünüm, bunun adı adalet değil, olsa olsa intikamdır. İsteyen kızsın, ne demişler, “intikam arayan iki mezar kazsın.”
Sonu var mı? Yok.
Dini bütün, cennet arzulayan, müslüman kardeşlerim yanıtlasın… Defalarca izledim… Diamond Tema tam olarak nerede hakaret ediyor Hz. Peygamberimize? Yanlışı var derseniz tamam, “yanlış biliyorsun, gel doğrusunu anlatalım” diyebilir, cahil bir çocuk yerine Diamond’un karşısına siz çıkabilirsiniz. Hakaret etti deyip yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Kaşını sevmezsin, gözünü sevmezsin, ideolojinisi sevmez, fikrini beğenmezsin ona sözüm yok da… Aksini ispat seçenekken beğenmediğiniz cümlelerin, yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Ben cahilim, lütfen siz söyleyin… Bu adil mi? Bu adalet mi? Evet adalet diyen varsa aptala anlatır gibi anlatsın da dinleyeyim.
Bir görüşü mat etmek için değil, adalet için cevap verin. Adalet suçu bırakıp, suçu kimin işlediğine odaklanıyorsa, hesap sormak yerine kimlik soruyorsa… Bugünse bugün, yarınsa yarın! Ama sakin, ama sert! Yazar söyler yine adalet dilenirim. Dünü geçin artık, dün yoktum ben, olsaydım inanın sizin için de direnirdim. Lütfen bana bügünle gelin, bugünle cevap verin. Partili gibi değil, insan gibi cevap verin. Bu adil mi?