2022 yılında Suriye’de mücadele veren Türkmen mücahitleri desteklemek üzere ziyaret ettiğimde aklımda hep Irak tecrübesi vardı.
2003 sonrasında Irak’ta Türkiye’nin sahadaki etkisinin sınırlı kalmasının ne anlama geldiğini gördük; bunun en ağır bedellerinden birini de Irak Türkleri olarak biz ödedik. Suriye’deki Türkmen soydaşlarımızın aynı kaderi yaşamamasını, kurulacak yeni düzende sahipsiz ve etkisiz bırakılmamasını çok istedik.
Bugün SDG’nin fesih süreciyle birlikte gelinen noktada görüyoruz ki Suriye’nin geleceği; dışarıdan çizilmiş, etnik ve mezhebî kimlikler üzerinden parçalanmaya müsait bir devlet modeli değil, ülkenin bütünlüğünü esas alan üniter bir yapı olacaktır.
Bu coğrafyanın ihtiyacı yeni sınırlar, yeni etnik devletçikler ve yeni çatışma alanları değildir. Güçlü bir merkezî devlet, vatandaşlık temelinde birlik ve ülkenin bütün unsurlarını aynı siyasi çatı altında buluşturabilen bir düzendir.
Ortadoğu’daki dost ve kardeş ülkeler için bunun en yakın ve en güçlü örneği Türkiye Cumhuriyeti modelidir.
Aradan geçen yılların ardından bu fotoğraflara bugün çok daha başka bir anlamla bakıyorum…