Almanya nitelikli göçmen çekmede başarılı.
Ancak orda nitelikli göçmenler vatandaşlık aldıktan sonra çoğunlukla Almanya'da kalmıyor.
Başka ülkelerde iş arıyor, buluyorlar ve göç ediyorlar.
Sebebi Kanada, Abd, İsviçre, İngiltere vs gibi ülkelerde nitelikli çalışanlara verilen maaşların çok daha doyurucu olması.
Bu bakımdan Almanya'nın stratejileri yetersiz, nitelikli çalışanları ülkede tutamıyor.
Ayrıca kalifiye iş alanlarında ciddi çalışan eksiği var ve dolduramıyor.
bi aydır şu arabayı geri versek mi vermesek mi onu düşünüyoruz.
aylık 420 euro taksidi var.
bazen ne gerek var, ver geri, al 7000 euroya bi dacia sandero, sür diyorum.
arada dağlar kadar fark var ama ikisi de A’dan B’ye götürüyor.
sonra vazgeçiyorum.
ödemeye devam et,+
Avrupalıların özellikle de Almanların klima kullanmaması, çöpleri ayrıştırması, komşularını ihbar etmesi falan çevreye duyarlılık adı altında övülecek şeyler değil. Bu çevreye duyarlılık değil, çevre sorunları karşısında sermayeyi ve devleti aklayabilmek için tüm suçu bireylerin üstüne atan neoliberal anlatıyı boğazından taşıncaya kadar yemiş olan bir toplumun beynini dahi kullanamayacak aptallara dönüşüp kendisine her denileni düşünmeden, sorgulamadan kabullenmesidir. Bunu övdükçe sermayeyi ve devleti aklama amaçlı neoliberal anlatıya meşruiyet kazandırırsınız. Tam tersine bu aptallığı iyice ifşa etmeli, iyice alay konusu haline getirmeliyiz ki belki beyni iğdiş edilmiş olan Avrupalılar da çevre sorunlarında asıl suçluların kim olduğunun farkına varabilir. Özel jetleriyle dünyada fink atan zenginlerin veya İsrail’in bombalarının yarattığı kirliliği canlarıyla telafi etmeye çalışan adamlar duyarlı falan değildir, dümdüz koyundur. Bir de bu halde dahi gidip komşularını ihbar ediyorlar, tam bir çılgınlık hali. Hani o derece “rasyonel” Alman halkı nasıl olmuş da Nazilerin arkasına takılmış diye şaşıranlar var ya; işte cevabı burada saklı.
Aklı çalışan birçok Alman bile Almanya’dan kurtulduğu için dua ediyor.
Bizim okumuş kesim ise Almanya’ya gidip memur kölesi olmak için çıldırıyor.
Toplu bir akıl tutulması yaşanıyor.
@finozg Bence biri o arkadaşa öbür tarafta paranın geçmediğini anlatmalı. Amk parasını yiyemiceksek ne diye kazanıyoruz ki? Adamın 100 milyon mal varlığı parası vs var 10 milyonluk arabaya bimiyor. Sokayım öyle zenginliğe
@finozg Düz yolda giderken, karşı şeritten takla atan bir araba üzerine düşer.O aylık hakedişleri de yaslı ailesi yer…
Zengin adamın biraz da olsa kafası çalışması lazım.Ulan bu kadar param var,tesadüfen ölümüm fakirler ile aynı olamaması lazım demeli!
(Kader işine falan girmeyin ltf.)
@finozg Ben de bu ders içerikli, öğüt veren, aklınca "doğruyu" gösteren msjlara ayar oluyorum. Harcayacak paran olacak da, yatırım ha yatırım.Neyi bekleyeceksin birader? Zaten 40 olmuşsundur, aktif 15 sene ömrün kalmıştır, her anlamda aktif yani. Süre dolunca napacan o parayı.? Geçiniz.
Almanya'da çalışanların 3te 1 i yurtdışında iş aramaya da başlamış. 3te 2 si ise yurtdışında çalışmaya sıcak bakıyormuş.
Almanya harika diyenlere duyurulur.
Bu arada ben Türkiye süperdir vs demiyorum ama şu anda maaşlar vs Almanya ciddi manada birçok gelişmiş ülkeye göre cazibesini yitirmeye başladı diyorum.
Yarın milyonlarca çocuk YKS'de 3-5 net fazla yapmak için aylardır stres yaşıyor
Oysa gerçek şu: O sınavda ilk 10-20 bine girip en kral mühendisliği bitiren adam, mezun olunca iş bulamıyor
Türkiye'de oku da kurtul masalı biteli çok oldu...
Almanyadan vatandaslık alıp amerikaya yeni tasınan gencecik expat bir çifti takip ediyordum daha 6 ay dolmadan adam vefat etmis.. ölüm buz gibi önümüzde ve dünya bizim gercek yurdumuz degil
Türkiye’de orta sınıfın başına gelen en büyük trajedi:
Çocukken “oku, çalış, büyük adam ol” diye kandırıldığın yarışın koskoca bir yalan olduğunu 30’undan sonra anlamak.
Dereceler yapıyorsun, iyi okullar bitiriyorsun… Sonuç? Daha lüks tüketen, daha pahalı yaşayan bir köle oluyorsun.
Hiç okumayıp küçük yaşta çalışıp 2-3 daire sahibi olan, kahvehanede okey oynayan dayılar senden kat kat iyi yaşıyor.
Maalesef okuyanın, niteliklinin cezalandırıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
#OkumanınCezası #NitelikCezası #OrtaSınıfTrajedisi #Adaletsizlik
Adamın evi barkını satıp altın aldığında paylaştığı şu fotoğrafı aklınıza iyi kazıyın.
Günü geldiğinde, en tepeden altına ve gümüşe kör topal dalan bu kitle, kriptoya da aynen böyle balıklama atlayacak. Sadece zamanı var.
Twitter'a girdiğinizde herkesin kripto konuştuğu, kafede yan masanın birbirine Bitcoin anlattığı, ana haber bültenlerinde BTC'nin konuşulduğu o gün geldiğinde...
Masadan ne var ne yok toplayıp gitmezseniz, işte bu adamlarla beraber içeride mahsur kalıp o kanlı düşüşü izlersiniz.
Bir arkadaşım Almanya’daki 1 aylık harcamasını anlattı 🇩🇪
Kira: €850
Market: €320
Ulaşım: €49
İnternet + telefon: €45
Sigorta: €120
Dışarıda yemek: €180
Kahve + küçük harcamalar: €90
Toplam: €1654
Maaş: €1500
Kalan: -€380
“Avrupa’da hayat çok rahat” diyen keşfet videolarına inanmayın dedi… çocuk resmen eksiye düşmüş 😅
Bence de Almanya vize almak dışında bir daha gider miyim gitmem... Almanya'nın o kaotik yapısını ırkçılığını insanlarını daha ayak basar basmaz hissediyorsunuz
Avrupa görmeden Almanya ve Fransa listemde sevme açısından hep sonlarda olur diye hissediyordum Almanya şuan öyle..
İngiltere'de ortalama veya üstünde bir maaşla yaşayınca birçok şeyin çözüldüğünü sanıyorsunuz. Sonra anlıyorsunuz ki para güneşi satın alamıyor, insanların iç enerjisini satın alamıyor, sıcak ilişkileri satın alamıyor. Türkiye'de iyi para kazanan biri, çoğu İngiliz'den daha stresli bir hayat yaşıyor olabilir ama çoğu zaman daha canlı bir hayat yaşar. Güneşsiz yaşamak, yaşamak değilmiş. Türkiye'de iyi bir geliriniz varsa güneşi, spontane insan ilişkilerini ve hayatın içindeki canlılığı ne kadar hafife aldığınızı anlarsınız.
Avrupalı, özellikle de Almanya gibi tamamen sanayi bölgesi olmuş yerlerin insanı, bildiğiniz obsesif kompulsif bozukluk tarzı bir saplantıya düşmüş durumda. Dıştan bakınca çok güzel, huzurlu ve sakin görünen bu manzara, hakikatte büyük bir trajediyi barındırıyor. İçeriye girdiğiniz zaman maalesef ruhsuz, gıcık, takıntılı ve sinir bozucu insanlarla karşılaşıyorsunuz.
Bu toplumlarda insanlar tabiri caizse birer muhbire dönüşmüş; herkes birbirini ufak ufak hesaplarla dikizliyor. Adam camdan yolu izliyor; kırmızı ışıkta karşıya geçen biri var mı diye etrafı gözetleyip hemen şikayet ediyor. Biri gözünün önünde bir şey yapmaya görsün, anında salça oluyor. Elbette toplum birbirine karşı duyarlı olmalı, hatta mahalle baskısı bile yerine göre gereklidir; fakat buradaki durum tam bir gıcıklık ve aşırı hesapçılık boyutu.
Bu takıntı insan ilişkilerine de aynen yansıyor. Misafirliğe giderken yanında kendi yemeğini götüren, kalan yemek bitmediyse geri alıp evine getiren insanlar var. Bir yerde bir şey yenip içildiğinde, herkes milim milim kendi hesabını ödüyor. Market alışverişinden gündelik ilişkilere kadar her şey ufacık, kıytırık hesapların peşinde yürüyor. Belki o imrenilen düzenin sürgüsü budur ama emin olun bu kadarı normal değil; büyük meselelerle uğraşmamaktan ötürü küçücük şeyleri hayatın merkezi yapmışlar.
Gündelik hayatta orada asla özgür hissedemezsiniz; yolda arabayla giderken bile her an diken üstündesinizdir. Elbette demokratik haklar, fikir ve vicdan hürriyeti gibi övülecek tarafları var ama bu aşırı kuralcılık hayatı çekilmez ve bunaltıcı kılıyor.
Bizim ülkeye baktığımızda ise durum tam tersi bir trajediyi barındırıyor; bizde de kimse kimseyi umursamıyor. Siyasi ayrışmaları ve insanların hissettiği siyasi baskıları bir kenara bırakırsanız, emin olun bizim ülkedeki gündelik özgürlüğü dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Bizde haddinden fazla bir serbestlik var. Doğrusu bizim de kuralları biraz sıklaştırmaya ihtiyacımız var; çünkü bizdeki bu kadar aşırılık ve umursamazlık da fazlasıyla zarar verici.
@Keselj3 La bilip bilmeden konuşmayın o eski Almanya'yı yok ettiler. Kötülük 2015de başladı, çöküş 2020den beri hızla devam ediyor. Mühendisim, evim var işim güzel ama bu hükümet benim gibilere resmen savaş açtı. İsrail'e Ukrayna'ya para yetiştirmekten kendi insanlarini sikiyorlar