İlber Ortaylı'nın vefatının üzerinden -bırakın birkaç günü yahut 24 saati- 4-5 saat bile geçmeden kullanılan dilin ucuzluğu o dilin sahiplerinin ederini göstermesi bakımından bir ölçüdür. Sadece karakterin değil, zihnî gelişmemişliğin de delilidir. Kişilerin hayatlarında birtakım hatalar yahut bize göre doğru olmayan davranışlar da olabilir. Durdukları yer, yakın oldukları ideoloji, hayat görüşü, bazı sözleri bize uymayabilir. Fakat bir ilim insanı vefat ettiğinde -bunun sizin hayatınızda önemi olmasa da- ülke adına bir kayıp olduğunu idrak edemiyorsanız, küçük dünyanızda boğulan/boğuşan birisinizdir.
"Hayatında camiye gitmedi." iftirası atmak (gitmeseydi de bu bizim meselemiz olmazdı), "Vay efendim, dil bilmiyorum diye beni kabul etmedi." türünden saçma düşmanlıkları heybede biriktirip ortalığa saçmak, eleştirinin yerini/zamanını ve ayarını kestiremeyecek kadar ferasetsiz olmak İlber Ortaylı'nın değil, sizin çapınızı ortaya koyması bakımından yeterlidir.
Her ilim insanının kaybı bizi üzmeli. Kendi küçük dünyamızdan bakarak değil, şahsî problemlerimizi hatta kavgalarımızı önceleyerek değil, nefsimizin söylediklerini dillendirerek değil; geniş bir pencereden bakarak, "Ülkemizin değerleriydi bu isimler." diyerek üzülmeliyiz. Bu ülkenin insanına ve bu ülkeye düşmanlık etmemiş her ilim insanı, ardından vakur bir şekilde "Allah rahmet eylesin." denilmesini hak eder. Dil bu kadarını da diyemiyorsa, susmak gibi bir seçenek var ortada. İnsanlık da, Müslüman ahlakı da bunu gerektirir. Müslümanlık dersi veren bazı kimselerin bu konuda öğrenmesi gereken çok şey var. Bu saatten sonra öğrenebilirler mi, bilemiyorum. Hoş, pek de ümitvar olamıyorum. Çünkü bu sadece teorik bir bilgi değildir; akıl ve kalbin, harmanlayarak benimseyebileceği bir ahlak biçimidir. 20'sinde öğrenememiş olanın 40'ından sonra öğreneceğini düşünmek hayalperestlik olur. Bu kayıp vakalar, ahlaksız tavırlarını gençlere benimsetmesinler, kâfî. Bu ülkede, onlardan yana başka bir beklentimiz yoktur.
Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Atilla Kaya'dan 30 Ağustos Mesajı:
"Zafer'de bizim Türklerin, bayramda Türklerin!
Türkiyeliler isterse kutlamasınlar."
Bugün CHP’nin de yer aldığı komisyonda konuşulanları Hilal Köylü aktarmış.
Buna göre, Atatürk ve arkadaşlarının ulus devlet olarak kurdukları cumhuriyetin - ki Atatürk kendi el yazısıyla millet tanımını yapmıştır, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” bu özelliğinin değiştirilmesi teklif edilmiş.
Hatta Binali bey, sanki vatandaşlık tanımımız etnik kimlik üstüne oturtulmuş ve bütün vatandaşlar anayasa ve yasalar önünde eşit değilmiş gibi, “vatandaşlık tanımı eşitliğe dayalı olmalı” diye saçmalamaktan bile geri durmamıştır.
Bu sırada, beklendiği üzere, Genel Af yani PKK’lılara af, KHKlılara af, Öcalan’a umut hakkı gibi fikirler de ortaya atılmıştır.
Peki bu konuşmalar karşısında CHP üyeleri, mesela Tanrıkulu vb ne cevaplar vermiş, hangi karşı argümanları getirmiş, nelere itiraz etmiştir?
Bildiğimiz kadarıyla sessizce dinlemişler...
Getirin bu saçmalıkları referanduma, görün bakalım biz Türk Milleti ne cevap vereceğiz…