Daha da düşündürücü olan, sürecin merkezinde yer alan Ulusal Ajansın bu durumun farkında olmaması ya da gerekli denetimi sağlayamamasıdır; bu da sistemin kendi içindeki çelişkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. @ulusalajans
Türkiye’de İl Millî Eğitim Ar-Ge birimlerinde görev yapan kişiler, 2020 yılından bu yana Erasmus projeleri aracılığıyla Avrupa Birliği’nin ülkemize ayırdığı fonlardan kişisel kazanç elde ediyor. Belli ki birileri bu duruma dur demediği sürece, 2027 yılına kadar da devam edecek!
İşin en üzücü tarafı ise, bazı Millî Eğitim müdürlerinin bu usulsüz uygulamalardan haberdar bile olmamasıdır. Oysa bir devlet kurumunda görev yapan hiç kimsenin, kamuya ait projeler veya hibeler üzerinden kişisel kazanç sağlamaya yasal olarak hakkı yoktur.
➕ ODAK | Netanyahu’nun Tehlikeli Hayalleri ve Tarihi Gasp Etme İhtiyacı
▪️ Netanyahu Kudüs’teki arkeolojik mirası nasıl siyasi bir meşruiyet aracı olarak kullanıyor?
▪️ Tarihsel örnekler Netanyahu’nun bugünkü söylem ve hamleleriyle hangi açılardan benzerlik gösteriyor?
Not: içime çok sinerek yazdığım bir değerlendirme olduğu için şimdilik şunu söyleyebilirim ki; Bölge Çalışmaları alanında “ustalık” yazılarımdan birisi sizlerle.
@BolgeArsMerkezi@fokusplusnet
https://t.co/a3lwokC5Fz
Yüzlerce polis tarafından sarıldık!
İstanbul İl Başkanlığımıza giriş ve çıkış yapılamıyor.
Tüm İstanbulluları buraya, milli iradeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Bu ülke bu kötülüğü hak etmiyor!
Venedik Film Festivali jüri başkanı “Filistin” hakkında tek söz etmedi. Soruları geri çevirdi. “Burda sinema konuşalım” dedi.
Sinema neyi anlatıyor lan?
Godard falan basacaktı orayı bir temiz dövecekti seni.
Bir avuç un değilsiniz orada.
Bir avuç un!
İnsanız. Dün üzüldüğüme bugün üzülmüyorum, dün sevdiğimi belki bugün sevmiyorum. Hiçbir şey sabit değil. Büyümek, gelişmek, değişmek — hepsi insana dair. Değişmeyen tek şey, her sabah bazen farkına bile varmadan aldığımız o nefes. Aldığım her nefese binlerce kez şükürler olsun.
Jeolog olarak bütün kıtalarda bulunmak kendisini maalesef herbokolog noktasına da getirmiş. “Cahillerin demokrasisine karşıyım”derken de Türkiye’yi demokratik süreçten tamamen dışlama düşüncesi mi vardı kafasında?
Ya hu siz kimsiniz de sokak röportajı yaptığınızı zannederek insan aşağılamaya çalışıyorsunuz? Mikrofonları bu kadar seviyorsanız sokak röportajına çıkmayın. Karşıt görüşler sizi kudurtuyorsa sokak röportajına çıkmayın. Kibir doluysanız sokak röportajlarına çıkmayın!
Gazzeli çocuklar İngilizce basın toplantısı düzenleyerek dünyaya sesini duyurmak istiyorlar:
“Şimdi bağırmaya ve sizi bizi korumaya çağırmaya geldik;
yaşamak istiyoruz, barış istiyoruz.
Diğer çocukların yaşadığı gibi yaşamak istiyoruz.”
Bizim görevimiz;
Bu çığlığı tüm insanlığa duyurmak!
Rahmetin yeryüzüne iniş sebebi olan çocuklar katledilmişse, bundan sonra inecek olan rahmet olmayacaktır.
“Beşikteki bebeleriniz, beli bükük ihtiyarlarınız olmasa üzerinize bela yağardı.”
Artık ikisi de yok!
İnecek olan belli!
Çok söylendi ama katkı olsun. Aybüke Pusat meselesi ile Gökhan Ünver olayı doğru bir kıyas değil.
Aybüke Pusat’a “neden hükümetten yana tavır almıyorsun, neden sessizsin?” denilip işine son verilseydi, ancak o zaman adil bir kıyas olurdu.
Kaldı ki “TRT hepimizin” ise ve “TRT tarafsız olmalı” ise, o zaman TRT’de ekran önünde olanlardan da aynı tavrın beklenmesi gerekir.
Hem TRT’yi boykot ediyorlar hem oyuncularına “neden boykot etmiyorsunuz” diye taciz de bulunuyorlar. TRT milleti hedef alan kampanyaya alet olmak istemeyip pozisyon alınca bu sefer demokrasi duyarı kasıyorlar.
Nereden bakarsanız bakın tutarsız bir yaklaşım.