Aşırı keyiflendim. 3. Dünya Savaşı'na giden komando triplerine girdiniz, elinize verip yolladılar. Ülkücü bıyıkları, hamaset fışkıran ağlak reklamlar, otel köşesinde lise bebeleri gibi sigara içmeler, halka mafyacılık oynamalar... Partili milli takımdan kurtulduk sonunda.
Dünyada futbol oynanan ülkelerin yarısından çoğunun katıldığı bir turnuvaya katıldıkları için villa dağıtılan, ama sosyal medyada bizi eleştiriyorlar diye basın toplantısı düzenleyip ağlayan ve turnuvaya ilk veda eden dünyanın en kırılgan, en toksik takımı. Dört dörtlük bir siyasal islamcı tek parti rejimi takımı.
Eli kanlı çoçuk öldüren emperyalist NATO’yu güzel karşılamak için garibanın evinden utanmışlar ama garibanı bu hale getiren kendileri bundan utanmıyorlar boşuna sirkiye devleti demiyoruz
Cumhurbaşkanı adayı olmuş / olacak iki siyasetçi hapiste. Sosyal medyada iktidarı eleştirmek bile hapse girme sebebi. Hukuksuzluğun ve zorbalığın haddi hesabı yok. Tüm kaynaklarımız, kurumlarımız yağmalanmış. Günlük hayatımız, nereden ne alışveriş yapıp yapamayacağımıza kadar keyfi yasaklarla yönetiliyor. ÖTV - bandrol - gümrük zart zurt adı altında haraca bağlanmış yaşıyoruz... Ama adamlar çıkıyor "bugün olanlar demokrasimize darbedir". Hangi demokrasi yahu? Tiksindik artık bu "mış gibi yapma" oyunundan, bu sahtekârlıktan. Sadece bu bile tek derdinizin kendi düzeninizin sürmesi olduğunun su götürmez kanıtı. Yıllardır olan bitenin adını koymaktan ısrarla kaçan kim varsa, muhalif falan değil bu iktidarın muhalefet departmanında çalışan beyaz yakalıdır.
Biz niye seçime gidiyoruz tam olarak? Seçtiğimiz kişi tutuklanıyor, seçtiğimiz parti başkanı değiştiriliyor, her yere kayyum atanıyor. Ekonomi zaten kendi başına bir distopya. Halk olarak rolümüz sadece vergi ödemek mi? Cidden soruyorum.
yaşadığımız her şey halksız siyaset yapmayla, halktan kaçmayla ilgili. halkın, halkın gücünün, halkın taleplerinin damgasını vurmadığı, normal bir rejimde yaşıyormuş gibi kürsüden, meclis'ten yapılan, sadece seçime endeksli bir siyasetin sonuçlarını yaşıyoruz hep beraber.
Ya harbi sikecem sizin goygoyunuzu da. Hükümet ülkenin en büyük muhalefet partisini yargıyla yok etti. 2017de parlamenter sistem nasıl bittiyse bugün de çok partili sistem bitti. Fiili olarak kaldırıldı ve diktatörlük rejimine geçtik, siz hala olayı chpye indirgeme derdindesijiz
CHP kitlesi bilerek boş işlerin etrafında gezdiriliyor, yorulması sağlanıyor. Bu sayede her şeye yavaş yavaş alışılıyor. Bu arabesk şarkılar umutsuzluğun ve güçsüzlüğün kabulü. Ezik kitleler bu şekilde yaratılır. Türk siyaseti kocaman bir tiyatrodan ibaret.
Bu görüntülere iyi bak Türk.
Her sene sırf sen gireme diye binlerce polisin seferber edildiği, onlarca tomanın, barikatın önüne dizildiği, tam 13 senedir hiçbir etkinliğin yapılmadığı Taksim Gezi Parkı'nda elin Avrupalısı için içkili müzikli panayır düzenleniyor.
Sen bu hükümet için üvey evlatsın, anla artık. Bunlara göre sana mutluluk haram, sana kendi ülkende özgür olmak haram.
Geçen sene depremzeleder buraya çadırlarını açmak istediklerinde çevik kuvvet diktiler başlarına yahu daha ilerisi var mı? Hala neyi tartışıyoruz, hala neyin hesabını yapıyoruz?
videodaki iki vurgu, yani 19 mart operasyonuna ve yeni sürece sahip çıkılması, bu ikisinin birbirinden ayrıştırılarak okunamayacağını ve asıl hedefin seçimsizleştirme olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
belediyelere kayyım, diploma iptali, imamoğlu'nun tutuklanması ve en güçlü cumhurbaşkanı adayı olarak tasfiyesi derken, seçimsizleştirme sürecinde sıra ana muhalefetin tasfiyesine ve güdümlü bir chp yaratılmasına geldi, süreç adım adım derinleşiyor.
Sınırsız yetkileri var, bürokrasi çok yavaş diye başkanlık sistemi istediler onu da aldılar, 20 sene kesintisiz iktidardalar ama her olumsuz olayda sadece onların sorumluluğu yok.
Oyunlar suçlu, CHP suçlu, diziler suçlu, internet suçlu, sosyal medya suçlu, onlar ise hep mağdur.
genclerin 4 sene cektikleri stresten sonra eglenmek ve okullarina veda etmek icin duzenledikleri balolari bile sorun haline getirip "milli ve kulturel degerlere uygun" olmasini isteyen yusuf tekin 13 yasindaki bi picin okulu taramasini milli ve kulturel degerlere uygun bulmus mu?
Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılan eyleme katılanların sayısı giderek artıyor.
Eğitim alanlarını ölüm yuvasına çevirenlere karşı toplanan kitleden “Yusuf Tekin istifa” sloganları yükseliyor.