Yemeğimi sıcak ve zevkle yiyebilmeyi, istediğim an istediğim yere gidebilmeyi.. şimdi tuvalete bile gitmek bir savaş :))
Uyku zaten 1 senedir yok, psikolojik olarak çok yorulmuş ve yıpranmış hissediyorum
Oğlum doğalı 1 sene oldu. Onu aşırı seviyorum ölürüm onun için ama kendimi de seviyodum eskiden. Çok özlüyorum kendimle bişeyler yapmayı, bi deniz kenarında gün batımında 2 kadeh rakı içmeyi, arkadaşlarımla sohbet edebilmeyi, kendi kendime saatlerce alışveriş yapabilmeyi,
15 seneden beri her sabah kefir içerim,
Etrafımdaki herkes evimde en az 5-6 çeşit peynir olduğunu ve gece gündüz peynir yediğimi bilir. Tekte hamile kaldım 🤣🤣🤣🤣
Doktor Ebru Ünal, hamile kalmak isteyen kadınların süt ve süt ürünü tüketmemesi gerektiğini söyledi.
• Gebe kalmak isteyen kadınlar mutlaka süt ve süt ürünlerini bırakacak.
• Peynir yemeyecek, yoğurt yemeyecek.
• Süt ve süt ürünlerindeki maddeler geçirgen bağırsak sendromu yapıyor.
• Bağırsakta böyle sıkı olması gereken çeper gevşiyor.
• Daha parçalanmamış yiyecekler kana geçiyor.
• Mikroplar geçiyor, ağır metaller geçiyor. Yumurtalıklar çalışamaz hale geliyor.
• İyi bir amino asiti ememiyor vücut ve bunu kullanamıyor.
• Östrojen üretemiyor mesela. Yani bir kadın gebe kalmak istiyor, çabalıyor ve kalamıyorsa peyniri, yoğurdu, sütü, kefiri kesecek.
Modern evliliklerde muazzam bir ikiyüzlülük var:
Çocuksuz çiftler her hafta sonu gezip kahve içerek "özgür ve vizyoner" takılıyor ama içten içe yaşlandıklarında köksüz ve yapayalnız kalacaklarını bilmenin varoluşsal korkusunu yaşıyorlar. Çocuklu çiftler ise kutsal aile rolü kesip çocuksuzları bencil ilan ediyor ama pazar sabahı o evdeki gürültünün ve biten aşklarının içinde, karşı tarafın sessizliğini kıskançlıkla izliyorlar.
İki taraf da kendi mutsuzluğunu meşrulaştırmak için diğerini aşağılamak zorunda. Dürüstçe soruyorum; yolun sonuna geldiğimizde hangisinin yalnızlığı daha ağır basar?
Erkekler o kadar çok yalan söylüyor ki, artık elmayı Adem'in yediğine ve suçu Havva'ya attığına inanıyorum. Bu yüzden erkeklerin gırtlağında adem elması var. Boğazınızda kalmış, kalsın.
Psikolog Neslihan Girgin, kimseye muhtaç olmamak için her zaman önlem alan kişiler üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
🔶 Bazı insanlar vardır, bir ekmek lazımken iki tane alırlar.
🔶 Benzin ışığı yanmadan depoyu doldururlar.
🔶 Telefonun şarjı daha yüzde yirmideyken panikle şarja takarlar.
🔶 Bir mesajı göndermeden iki kere düşünürler.
🔶 Şampuanı bitmeden yenisini alırlar.
🔶 Bu insanlar dışarıdan bakınca fazla tedbirli gözüküyor.
🔶 Ama aslında mesele çok daha farklı.
Yıllarca kendi sorunlarıyla kendi başına mücadele etmek zorunda kalan herkes kendisini garantiye almak zorunda hisseder. Kolay kolay risk almaz, çok güven duymadıkları bir yerde bulunmaz.
Bardağı taşıran son damla öfke değil, yorgunluktur. Çünkü insan yorulduğunda bakış açısı değişir. Artık açıklamaz, peşinden koşmaz, yalvarmaz, beklemez, çabalamaz. Eskisi kadar önemsemez. Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür, perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu yerde bırakır. Nokta.
1 yaşında bebeğim gece yarım saatte bir uyanmaya başladı sabah 5-6 dedik mi ayaktayız 😳 bebeği olan annişler bunun nedeni ne olabilir uyku eğitimi alan var mı bi elden ele yaysakta iletişsek 😬
Kral da benim sultan da benim
Bin kere ölsem yine gelirim
Zayıfı da ezerim rüşvet de yerim
Tüm sofralarda hazır yerim.
Ne halkı takarım, ne fakire bakarım; keyfimi bozanın anasını satarım.
Kahpe Bizans - 2000
Bende de doğumdan sonra 🤦🏼♀️ fıtık zaten yeni annelerin fix hastalığı, onun dısında lekeler, sürekli kemik ağrıları, diş hassasiyeti, saç dökülmesi vb bir çok şey🤷🏼♀️ ama oğluma aşığım canı sağolsun 🥰
Burası Yeni Türkiye;
Bir kararname, bir fezleke, bir iddianame…
🔘Bir gün öğrencisi olduğun üniversite yoktur.
🔘Ertesi gün oy verdiğin belediye başkanı yoktur.
🔘Sonraki gün oy verdiğin parti yoktur.
Başkanlık rejimi budur !
Dur hele sen daha dur....
"Ben bir daha geri gelmeyecek olan bir ömür harcadım. Emek verdiğim herşeyin gözümün önünde göz göre göre ziyan oluşunu izledim. Herkesi kendim gibi sanan kalbime de kıngınım..."