Hiç şaşırmadım! İlk davamızda katiller için hemen gözlemci vekil gönderdiler, SSÇ’ler için de ardı arkası kesilmeyen açıklamalar yaptılar. Ama ben kendilerini ziyaret etmeyince ne oldu? Hemen ırkçı damgasını yapıştırdılar!
Siz kimi kandırıyorsunuz? Katili koruyan, çocuk katillerini kollayan sizsiniz! Vicdanınız yok, adaletiniz yok. Biz adalet istiyoruz, siz katilleri aklıyorsunuz. Bu utanç verici düzen değişmezse, yeni Ahmet’ler olmaya devam edecek!
Rezilliğe bak. Düşman olduğunuz şey cumhuriyet sizin. Afgan f4reler gibi olmak için çırpınıyorsunuz. Biz o Şule’nin ne bok olduğunu biliyoruz. Evden çıkarmadığınız çocuklarınız yer anca bu hikayeleri
Şule Yüksel Şenler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir ajandır. Başı açık kadınların “orospu” olduğunu ve cehennemde yanacağını söylemiştir.
Türk kültürünün bir parçası olan yazmayı kafirlik olarak görmüş, Alman Katolik Rahibesi Rotraut Scheer’den öğrendiği türbanı pazarlamak için onunla birlikte Anadolu’yu dolaşmıştır.
“Erkekler karılarını dövebilir, eziyet gören kadın sabrettiği takdirde allah katında büyük derecelere ulaşır.” demiştir ancak ilk kocası tarafından şiddete uğradığı için boşanmış ve “büyük derecelere” ulaşamamıştır.
Kendisi CIA ajanıdır. 6. filoyu desteklemiştir. Siyasal islamın kadın temsilcisidir.
bir gece, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan bir kararla bir üniversiteyi kapatıp 25 bin öğrenciyi altyapısı bile olmayan başka bir okula devretmeye “ülke yönetmek” denemez. imamoğlu 'artık hiç kimsenin diplomasının güvencesi yok' dediğinde aslında tam da bu keyfiyeti anlatıyordu
Belediye başkanı seçiyorsun, tutuklanıyor. Üniversite tercih ediyorsun, kapatılıyor. Konsere bilet alıyorsun, iptal ediliyor. Bira içmeye gidiyorsun, mekan mühürleniyor. Ev tutuyorsun, depremde yıkılıyor. Attığın adım, aldığın nefes için cefa çektirmek üzerine programlanmışlar.
kadınlar gününde jja sloganları ile terör propagandası yap, 1 mayısta kğrdistan diye anır, terör örgütü mensuplarına devrimci de, Sabiha Gökçen pankartı taşıyan kadınlara saldırıp kendine feminist de, Türk bayrağına saldırıp tutuklanınca mağdur ol, siz nasıl bir mikropsunuz ya 😂
Ben tek kişi kalsam da boykotumu sürdüreceğim. Prens izlemeyi bıraktım. Şebnem de dinlemeyeceğim. Bunların tayfadan kim varsa hepsini boykot etmeye devam edeceğim. Bir kuruşum bile gitmesin bunlara. Kime para kazandırıp zengin ettiğimize dikkat etmek zorundayız artık.
Demek sen Türk olduğum için varlığıma bile tahammül edemediğin halde aydın ve barış yanlısısın ama ben Türk’üm dediğim için bile ırkçı ve faşistim he öyle mi kokuşmuş sarı torba
Ülkenin namuslu vatandaşlarının vergileriyle faaliyetlerini sürdüren bir üniversitede, o ülkenin vatanseverleri ve bayrağına taarruz edilmesini demokrasinin hiçbir tanımına sığdıramazsınız. Bu şahısların ne öğrenci olarak üniversitede, ne de vatandaş olarak bu ülkede yerleri yok.
Yahu bu halkın soyunu kurutmaya and içmiş bir çete mi var? Arabistanlı Lawrence böylesini yapmazdı herhalde.. bir mega kentin su kaynağına çimento fabrikası ne demek, cinnet mi geçiriyorsunuz, kendi çoluğunuzu çocuğunuzu da mı düşünmüyorsunuz?
Bu polis hakkında soruşturma açılmalıdır. Biber gazı sağlığı tehlikeye atan zehirli bir kimyasaldır ve doğrudan insanların yüzü hedef alınarak sıkılması hukuka aykırıdır.
Abi üzüntüden kalp krizi geçireceğiz artık. Lütfen yeter, durun artık. Dünya'nın en güzel coğrafyası ve insanı yaklaşık 4-5 bin kişilik bir aç gözlüler ordusu tarafından sömürülüyor
Adamlar 12 ayda 2 kere maaş almış. Bizim maaş 1 gün geç yatsa kafayı yiyoruz bu insanlar çocuk büyütüyor. Özel şirket olmasına rağmen devlet 12 ayda 2 maaş almış açlık grevi yapacak duruma gelmiş insanların,üstelik de bu insanlar depremde en önce koşanlar, karşısına polis dikiyor
Gülistan'ı ararlarken barajı boşaltıyorlar ve bir kadın cesedi bulunuyor, bir dereyi arıyorlar başka bir kadın cesedi bulunuyor. Haber kanalları da bunu "Ama Gülistan değilmiş" diyip geçiyor. Dalga mı geçiyorsunuz lan? Bu normal mi? Kim bu kadınlar? Hangi aileler ağlıyor şu an?
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?