"kemal kılıçdaroğlu şunu okumuyor", "kemal kılıçdaroğlu sosyal medyaya bakmıyor" muhabbetinden de ikrah geldi. madem hiç bir şeyi okumaya ve bakmaya tenezzül etmiyor, ne demeye böyle büyük iddiaları var? gitsin evinde bulmaca çözsün.
Zübüklerin BirGün gazetesini okumamasından normal ne olabilir. Haber değeri bile olmayan bir bilgi. Zaten onların Saray yandaşlarıyla aynı bataklıkta olduğunu biliyoruz.
o kadar büyük bir utanmazlıkla karşı karşıyayız ki, her türlü ahlaki bariyer aşıldı. eskiden tarihteki ihanetleri okurken düşünürdüm, bunlara tanıklık etmek nasıldı diye, en rezillerinden birine tanıklık ediyoruz şimdi. hataylıların lütfü savaş övgüsü gerçeği çarpıtmak bile değil, gerçeği yerlerde sürüklemek olabilir ancak.
Şu pankartı açmaya utanmadınız mı? Hatay’ın yerle bir olmasının sorumlularından biri de Lütfü Savaş. Kendisi deprem suçlusu; binlerce insanın hayatını kaybetmesinin sorumlularından biri. Bu pankartı gidip Hatay’da açamazsınız. Açtığınız anda kafanızda parçalarlar.
Polis CHP Beyoğlu İlçe Örgütü'nün açıklamasına izin vermeyince partililer pasaj içinden geçerek Şişhane'de ulaşmaya karar verdi. Bi basın açıklaması için sonsuz bürokrasi.
Bugün Ankara'da kesintisiz yayın yapan muhabir ve kameramanlara da sonsuz teşekkürler. Sabahtan CHP Genel Merkezi'nde güne başladılar; yeri geldi, partililerle birlikte gaz yediler, yeri geldi, arbedenin ortasında kaldılar. Eskişehir yolunda Özgür Özel ve beraberindekilerle birlikte yağmur ve dolu altında uzun yürüyüşü takip ettiler ve yayınlarını kesmediler. Gazetecilik ödüllerinde canlı yayın kategorisi de olmalı. Bugün birkaç ekip bunu çoktan hak etti.
Büyük habercilik başarısı gibi "Kılıçdaroğlu, kongreleri yapacak, kurultay sonra" haberleri yapıyorlar.
İstinaf kararına göre bile kurultay toplamamak hukuksuz! 38. Kurultay zaten gecikmişti ve öncesinde İstanbul dışında kongreler "hukuki" bulundu. Delegeler belli...
Kavga verilirken akıl değil destek verilir.
Kavga edene daha önce yüz kere söylemiş olsan da, bin kere haklı olsan da, seni kırk kere dinlememiş olsa da...
Davasını haklı buluyorsan kavgasında destek verirsin.
Eleştiri, serzeniş, geçmişin defterleri vs. sonra gelir.
Ve şimdi kavga veriyorlar CHP G.Merkez'de.
Verenler hepimizin yoldaşı değil. Ama davaları haklı, tarihin doğru yerindeler.
O halde şu an sadece destek, yalın destek.
Kılıçdaroğlu ilk değil, Türkiye siyasetinin yeni İştirakçı Hilmi'si olma yolunda.
Hüseyin (İştirakçı) Hilmi, Ekim 1920'de Türkiye Sosyalist Fırkası (TSF) tüzüğüne eklenen bir maddeyle "lâyenazil" (azledilemez) ve daimi başkan ilan edilmişti.
Ancak Mart 1922'de, kendisi tramvay grevi nedeniyle hapisteyken düzenlenen TSF Kongresinde bu madde kaldırıldı ve yerine Şakir Rasim seçildi.
Hilmi hapisten çıktıktan sonra kongre sonuçlarına itiraz etti. Dahiliye Vekaleti'nin onayıyla, Haziran 1922'de tepeden inme bir kararla yeniden TSF başkanlığına getirildi.
Sonuç mu? TSF hızla bölündü. Şakir Rasim ve arkadaşları partiden ayrılıp dönemin komünist çevrelerinin de yer alacağı Müstakil Sosyalist Fırka'yı kurdu.
TSF bundan sonra kitlesel bir parti olma vasfını hızla yitirdi. Hilmi ise tarihyazımında çoğunlukla küçümsenen bir figür olarak kaldı.
Hilmi'nin geri dönüşü hakkında: Tevhid-i Efkar, 12 Haziran 1922, s: 3 👇🏽
gazeteciliği derme çatma bilgileri alt alta koyup yapılan programlarla reklam tırtıklamadan ibaret zanneden, "popüler" olmanın şu Türkiye koşullarında aynı zamanda mimlenme, işsiz kalma, uzun zaman sosyal tecrit yaşama ihtimali olabileceğini düşünmeyen bir muhalif medya patronu da gördük. yok birbirinizden bir farkınız ve gazetecilik bu cendereden çıktığında siz tarihe gömüleceksiniz.
Halk TV’nin muhaliflerin izlediği tek haber kanalı olması, doğal olarak birçok sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu durumun getirilerini nasıl sahipleniyorsak, götürülerini de sahiplenmek benim sorumluluğumdadır.
Öncelikle dışarıdan yazanlara birkaç şey söylemek istiyorum: Kendilerini muhalif kesime tanıtmak ve önemli hissetmek isteyenler, editoryal. nedenlerle Halk TV’ye çıkamayınca doğal olarak bize saldırıyorlar. Ekranda yer bulamadıkları ve şöhret peşinde koştukları için bu kampanyaya katılmalarını anlıyorum.
Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller de görevlerini yapıyorlar çünkü aldıkları paranın hakkını veriyorlar. En çok da anları anlıyorum.
Yola çıkarken nasıl bir yükün altına girdiğimin, nelerle karşılaşabileceğimin ve ne tür saldırılara maruz kalabileceğimin farkındaydım. Bunun nasıl bir mücadele olacağını da biliyordum.
Bu dönemde bana yönelik bir anda düğmeye basılmışçasına başlayan organize saldırının tesadüf olmadığını da biliyorum.
Üzücü olan bu operasyona arkadaşlarımızın da katılması. Neyin içinde olduklarını bildiklerine emin değilim ama emek sömürüsü konusunda söyleyeceklerim var… İddialar gerçeği yansıtmıyor, zaten niyet de gerçekleri konuşmak değil anladığım kadarıyla. Madem burada konuşuldu söyleyeyim: Ayrılan arkadaşlar geleceğimize hizmet eden bir bilim insanının, hayat kurtaran bir doktorun, çocuklarımızı yetiştiren profesörlerin aldığı maaşı alıyorlardı.
Dünden beri devam eden saldırı ne ilk ne de son olacak ama ne olursa olsun Halk TV, halkın gerçek haberlere ulaşması için mücadeleye aynı kararlılıkla devam edecek.
Üstlendiğim tarihi misyonu 3-5 troll ve şöhret sevdalısı için terk edeceğimi sananlar yanılıyorlar.
"Kitap listem biraz sıkıcı" diye düşünüyordum ama @yelkovansizsaat onaylı olduğu için üzerime bi rahatlık geldi. Ayrıca gerçekten Gülten Akınsız, Pınar Kürsüz, Kemal Tahirsiz, Vedat Türkalisiz, Haldun Tanersiz yaşayamam.
hepsini bildiğimiz halde hakikatlerin acılığından gözlerim doldu. yazık bize, yazık bu ülkeye…
kitap listesine de imza kaşe mühür ✍🏻@aycaorer@yenalbilgici@sifirbirdizi
https://t.co/DWFn3NLHyY
Yenal o kadar güzel şeyler yazmış ki mahcup oldum sahiden. Türkiye'nin farklı yerlerinde, birbirinden çok farklı insanlar benzer bir hikayeyi paylaşıyor. Onlara tanıklık etmek ve seslerine ses vermek de bizim mesleğe borcumuzdur.
Neyiz ve Nerelerdeyiz?
Sıfır Sayı'da hafta Ayça Örer ile @aycaorer emeğimizi konuşuyoruz. Ayça'nın yazdıklarını yıllardır hevesle, takdirle okuyorum. Özellikle son yıllarda dört başı mamur ve maalesef çoğunlukla hazin bir Türkiye portresi çıkartıyor
Çalışıyoruz ama çalıştığımızdan ne anlıyoruz? Yaşıyoruz ama yaşadığımızdan ne anlıyoruz? Neyiz ve nerelerdeyiz? Ayça Örer, son iki yıldır işçi, beyaz yakalı, emekli, genç, doktor, kurye, öğretmen, ebeveyn, orta sınıf, dar gelirli; toplumun her kesimiyle konuştu, cevaplar aradı. Bu bölümde ben de ona soruyorum: Türkiye’de anlatılan kimin hikâyesi?
Bir de bonus var... Ayça'dan 40 yaşından önce 40 kitap’ önerileri… Geçen hafta Banu Yıldıran Genç ile başlamıştık. Sıfır Sayı'da konuklu her hafta sormayı planlıyorum; daha önceki konuklara da soracağım, bir liste çıksın. Sizin önerilerinize de açığım.
Bu yayınla beraber, Sıfır Sayı’da Neyiz ve Nerelerdeyiz alt başlığı da başlıyor. Memlekette toplumun nabzını tutanlar ve nabzı bilenlerle hâl ve gidişi konuşacağım.
https://t.co/l1XV5BqFcR
@sifirsayipodcas
Bir keresinde hatrı sayılır kütüphanesi olan bir yazarla konuşurken "Kitaplarımı bağışlamayı düşünüyordum ama tanık olduklarım beni vazgeçildi, ölünce vasiyetimdir, gelen geçen alsın en azından kıymetini bilir" demişti. O zaman o kitapların akıbeti için üzülmüştüm. Haklıydı ama elbette.