📌Ali Tatar kumpaslarınız yüzünden intihar ettiğinde kızı Gökçe de 10 yaşındaydı.
📌Amiral Cem Çakmak'ın Tuğçe ve Dilara adında 2 kızçesi vardı.
📌Murat Özenalp'in kızı Duru'nun babasının cenazesindeki gözyaşları ve hali hala akıllarımızda.
📌Kumpas Şehitlerimizden Kaşif Kozinoğlu ve Kuddusi Okkır'ın oğulları vardı.
📌Türkan Saylan yüzlerce kız çocuğunun annesiydi.
Sen tüm bunlara sebep olan fethullahçı iblislerden birisin Rasim Ozan Kütahyalı.
Aslında sen Fethullahçı Çete mensubu olarak bu şehitlerimiz ve kumpasların faili olarak yargılanman lazım şu an ama kadere bak ki adi bir suçtan yargılanıyorsun. Ama elbet Fetö Kumpasından da yargılanacağın günleri göreceğiz.
Bir laf vardır tam sana göre; Bıldır yediğin hurmalar gelir götünü tırmalar...
TSK'yı tasfiye sürecinin baş aktörlerinden biri olduğunu gururla iddia eden birinin sözde ızdırabı şahsen umrumda bile değil…
Ali Tatar’ın ve Kuddusi Okkır’ın ailelerinin acısının yanında Rasim’in iki günlük gözaltı süreci ne olabilir ki?
Olağanüstü sözler
İnanılmaz bir müzik
Mükemmel bir ses...... Göksel💚
2010 lu yıllarda
Aşk acısını daha iyi anlatan
Bir şarkı yoktur bu ülkede.....
"Kuru dallarında,kanatlarım kırılıp koptu"
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
Madencilerden zafer kutlaması
Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır: Zafer her zaman direnen emekçinin olmuştur.
Bugün de bir daha gösterdik, direnen kardeşlerimiz emeğinin karşılığını aldı!
MADENCİ KAZANDI!
İlk günden beri yanımızda olan herkese teşekkür ederiz. Tüm Ankara halkını 19.00'da yapacağımız açıklamaya ve ardından madencileri uğurlamaya çağırıyoruz. Teşekkür ederiz.
#DorukMadencisiKazandı
Madencilerin alacaklarının yatırıldığına dair holdingler tarafından yapılan yalan haberlere karşı madencileri dinleyelim.
"7 maaş alacağı olan arkadaşımıza 1-2 maaş anca yatırdılar. Ödenen miktar toplam alacağımızın 50'de 1'i bile değil."
Sendikamız ve madenciler tarafından yapılan açıklamalar dışında hiç bir habere itibar etmeyiniz. Her bir madencinin son kuruşunu dahi alana kadar direneceğiz. #HakkımıVerDorukMadencilik
Kurtuluş Parkı'ndaki maden işçilerinin çocukları, eşleri, yakınları hasta. Pek çoğu ikinci, üçüncü işlere günü birlik çalışmaya gidiyorlar. Bu durumun yanı sıra en az 100.000 TL borçları var, kredi kartları şişmiş. İcralık olanlar, engelli yardımları kesilenler var. Çıkış verildikten sonra yatırılan para 2-3 maaşlarına denk geliyor. "Direnmeyip de ne yapalım?" diyorlar.
Ankara’da eylemdeki madenci yaşadığı zorlukları anlattı:
“Ev sahibine 80 bin TL, markete 70 bin TL borcum var”
“Epilepsi hastası bir çocuğum var. Dün akşam nöbet geçirmiş, hastanede”
Paran içerde kalmış perperişansın eşin çocuğun da sana desteğe gelmiş.. eşinin ve çocuğunun gözü önünde polisten dayak yiyorsun..
Mafya olsa racon bilir
Şeytan olsa valla imana gelir..
Amma bu düzen hepsinden aşağılık..
Adamlar 12 ayda iki kere, bak iki kere maaş almış. Bir düşünün, hanginiz ayakta kalabilirdiniz bir senede iki kere maaş alarak? Şuna isyan ettiler diye her gün gaz yiyorlar, gözaltına alınıyorlar. buna karşı durmazsak insanlık onurumuzun son zerresine kadar alır bunlar