İnsan, sahip olduklarıyla değil; sahip olduklarının onda neyi değiştirdiğiyle tanınır aslında. Bilgi arttıkça tevazusu azalıyor, para çoğaldıkça inceliği kayboluyor, yetki büyüdükçe merhameti eksiliyorsa mesele sahip olmak değil, o yükü taşıyacak karaktere sahip olmamaktır.
@NeslihanKarassu Bence bırakın babanız dediği gibi yapsın. Zaten kardeşiniz yine sıfıra düşer. Hakettiğini bulmuş olur böylece. Vermeyene zorla ver diyilmez bir de babanıza hürmet edin derim naçizane🙏🏻
Malını mülkünü insanın gözüne sokan fakirdir, güzellikle kafayı bozan çirkindir,başkalarının iyi niyetinden sürekli şüphe eden kötüdür,suçlayan ah vah eden kusurludur, özür dilemeyen hatalıdır,başa kakan nankördür, seviyorum diye kendini sağa sola vuran sevmiyordur. Son kısımda içtihat birliği yok,tartışmaya açıktır. Hayırlı cumalar 🌹
İşine geldiği gibi konuşan insanlar, omurgasız ve bukalemun gibi. 2 ay önce öyle diyorken şimdi başka söylüyor ve yalanını ya da farklı beyanlarını fark etmediğimi sanıyorlar herhalde. Böylelerine tam dürüst davranmak değil de doğruları söylemeyip susmam gerekiyor sanırım.
Aslında çocukluğumdaki gibi çevreyi duymamak istiyorum. Ama yapamıyorum. Yaşamak zor. Hayat da zor. Bazı şeyleri gözüm kesmiyor. Nasıl olacak bilmiyorum. Çocukken umudum vardı gelecekten, şimdi yok. Dayanacağım, tutkuyla sevdiğim bir şey yok. O yüzden de zor…
Böyle bir kere daha bakıyorum çevreme ve uzaklaşmak istiyorum. Ama uzaklaşmak çözüm olmuyor çünkü bunların arasında neşet ettirilmişsin. Kader de uzaklaştırmıyor. Aşırı uzaklaşmaktan da korkuyorum. İnşallah sevmediğim şeyleri tekrar görmem.
Hayat, yürüdüğümüz yollardan çok; o yollarda karşılaştığımız insanlarla güzelleşir. Allah yolumuzu da bahtımızı da hayırlı insanlarla kesiştirsin. Âmin. 🌿
Cidden memurların adı çıkmış. Ben kendime şu kadar işi yapar kenara çekilirim diyen bilmem kaç milyon ülke vatandaşı var. Demem o ki herkes memur bu ülkede yaşlısı genci evlisi bekarı tembeli çalışkanı hele çocuklar ki zaten en üst seviyenin elitleri…
Çocuklarına "kıyamayan" ama aslında onların geleceğini kendi elleriyle mahveden dev bir ebeveyn kitlesi var.
Çantasını annenin taşıdığı, ödevini babanın yaptığı, yatağını başkasının topladığı bir çocuktan ileride güçlü bir "şahsiyet" bekliyoruz. İşin aslı şu; kendi yükünü taşımayan çocuk, yarın öbür gün hayatın o ağır yükü altında saniyeler içinde ezilecek.
Geçenlerde İlber Ortaylı'nın bir tespiti önüme düştü, aslında tam da bu konunun temelini özetliyor: Evde kendi tabağını bile kaldırmayan, sofraya yardım etmeyen çocuk ileride topluma karşı nasıl bir sorumluluk hissetsin? Çocukların en başta, kendi evlerinde "hizmet etmeyi" öğrenmesi gerekiyor.
İş o boyuta geldi ki, okul kapısında elinde beslenme çantasıyla nöbet tutan veliler var ve bu durum memleketin geleceğine vurulan en büyük darbelerden biri. Bırakın o çocuk acıksın, bırakın kendi kendine bir çözüm arasın. Bugün acıktığında çözüm üretemeyen, hazıra alışmış bir çocuk, yarın gerçek bir kriz anında nasıl sorumluluk alacak veya bir haksızlığa karşı nasıl dimdik durabilecek?
Çocuklarımıza evde sürekli hizmet ettikçe onları daha çok sevdiğimizi sanıyoruz ama çok büyük bir yanılgı içindeyiz; onları hayata karşı tamamen silahsız bırakıyoruz. Biz yanlarında olmadığımızda bir bardak suyu bile başkasından doldurmasını bekleyen devasa "yetişkin bebekler" yetiştiriyoruz. Hayatında hiç terlememiş, yorulmamış, en ufak bir zorluk görmemiş bir insan ne başarının tadını bilebilir ne de bir başkasının emeğine zerre saygı duyar.
Karakter, yani şahsiyet dediğimiz şey, tıpkı insan sorumluluk aldıkça kalınlaşan bir deri gibidir. Çocuğun önüne çıkan her taşı siz temizler ve her sorumluluğu onun elinden alırsanız, onu kağıt helva gibi inanılmaz kırılgan yaparsınız. Ve hayatın o gerçek rüzgarı ilk estiğinde, maalesef dağılıp giderler.
Lafın kısası; evde bir prens veya prenses yetiştirmeyin. Bırakın düştüklerinde kendi başlarına kalkmayı, kendi hayatlarının yükünü sırtlamayı öğrensinler.
🎙️
Herkes…
Sadece kendi mahallesine adalet isterse,
bu ülkeye adalet de gelmez, demokrasi de.
Çünkü adalet, bir mahallenin değil,
bütün bir insanlığın ortak nefesidir.
O nefes bir yerde kesilirse,
her yerde boğulur insan.
Demokraside mahalle ayrımı olmaz.
#KHKlılarAdaletİstiyor
Nefret ediyorum birbiriyle laf yarışı yaparak sohbet ettiğini sananlardan, birbirini eziklemeyi küçümsemeyi alaya almayı marifet sayanlardan. Cahilliğin zirveye yakın yamaçları… O yüzden Kürtçe de tam öğrenmeyecem ki ne dediklerini anlayıp yine aynı sahneleri izlemeyeyim.