İslam hukukunun korumayı hedeflediği din, can, mal, nesil ve akıl emniyetinin diğer hukuk sistemlerinde ne derece korunduğu ile ilgili doktora tezime aşağıdaki linkten ulaşılabilir.
https://t.co/GGcopHgRqL
@enis_doko @mimarysf Bilimsel devrimlerle ilgili görüşlerinize katılmakla beraber bu teorideki anomalilerin artması ve Thomas Kuhn'un ifadesi ile bir paradigma değişikliğine gidilmesi halinde ayeti kerimeleri evrim teorisine uyumlu hale getirmek için yaptığımız zorlama teviller ortada kalacaktır.
@enis_doko @mimarysf Ancak bu benzetme birkaç yönden yanlış gibi duruyor. Öncelikle Evrim teorisi, kötülüğün varlığı kadar kaçınılmaz bir hakikat değildir.
Diğer taraftan yeryüzünde kötülüğün olmadığına dair Kur'an-ı Kerim'de herhangi bir ifade bulunmuyor.
İslam hukukunda zarûriyyât-ı hamse olarak ifade edilen din, can, nesil, akıl ve mal emniyetlerinden akıl emniyetinin diğer hukuk sistemlerindeki durumunu ele aldığım makalem:
Dünya Hukuk Sistemlerinde Aklın Korunması İlkesi https://t.co/qnTgKGa0Vu
Kâinatın işleyişinde cari doğa kanunlarını keşfetmek için geliştirilmiş yöntemlerle kâinata aşkın bir varlığı tespit etmeye çalışmak ve bunu yapamayınca da inkâr etmek en hafif tabirle akılsızlıktır.
Nimetin, başarının, mutluluğun devamı bunların Allah’a nispetiyle mümkündür. Bunları kendine nispet ise zevalin ilk habercisidir.
“Kârûn: ‘Bu servet, bendeki bilgi (beceri) sayesinde bana verildi’ dedi.”
“Derken Kârûn'u da, sarayını da yerin dibine geçirdik.” (Kasas 28/78, 81)
@enis_doko Allah Teala'nın insanı yaratmasının bilimsel bir açıklaması yapılabilir. Ancak bu açıklamanın Kur'an'la çelişmemesi gerekmektedir. Çünkü yaratılışı ile kelamı arasında çelişki olamaz. Çelişki gördüğüm noktaları aşağıdaki videoda anlatmaya çalıştım:
https://t.co/5PXnEqbJ8T