Baba,
canımızdan bir can;
en muhteşem vatandır.
Baba, varlığı çok hissedilmeyen
ama yokluğu çekilmeyen insandır.
Baba, sevginin birleştiği an;
kanımızdan bir kandır.
Baba, koruyucu bir melek;
başımızda uçuşan kelebek;
bu yalan dünyada
en yalansız gerçektir.
Baba, sırtımızda hissettiğimiz güven;
bizleri koşulsuz sevendir.
Baba, yuvası için kocaman
bir çınar; babanın gölgesinde
sonsuz mutluluk var.
Babasız ev güneşsiz dünya gibidir.
Geçenlerde bir iş adamı ağabeyle oturuyorduk. Konu dönüp dolaşıp ticaretteki ahlaki davranışlara geldi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra içini çekerek şöyle dedi:
“Hocam, nerede birisi namaz kılıyor, nerede sakallı bir adam görüyorum, nerede Allah'tan, kitaptan, imandan örnekler veren birisi çıkıyor, korkmaya başladım. Çünkü çoğu zaman bizi aldatanlar onlar oluyor. Biz Müslümanlar olarak bu hale ne zaman geldik? Güvenilirliğimizi nasıl bu kadar kaybettik?
Adamın ağzından Allah, din, iman düşmüyor ama bakıyorsun üçkâğıtçı. Bakıyorsun parasını faize yatırmış. Bakıyorsun ticarette yapılmaması gereken ne varsa yapıyor. İnsanlar böylelerini gördükçe İslam'a da, Müslümanlara da özenmiyor. Çok korkuyorum. Bu şekilde devam ederse insanlar bizim gibi insanlara bakarak dinimiz hakkında hüküm verecekler.”
Sözlerini bitirdiğinde bir süre düşündüm. Çünkü anlattıkları yalnızca onun yaşadığı birkaç kötü tecrübenin sonucu değildi. Toplumun birçok kesiminde giderek büyüyen bir güven ve ahlak krizinin ifadesiydi.
İşin daha acı tarafı ise şu: Haksız da görünmüyordu.
Bugün birçok insanın zihninde benzer sorular dolaşıyor. Neden dini söylemleri en çok kullanan bazı insanlar, ahlaki sınırları en kolay aşabiliyor?
Neden Allah'tan, kul hakkından, haramdan ve helalden bahseden bazı kişiler söz konusu menfaat olduğunda bütün bu kavramları unutabiliyor?
Neden bir zamanlar güvenin sembolü olan bazı dini görüntüler, bugün bazı insanların zihninde şüphe uyandırmaya başladı?
Aslında sorun dinin kendisinde değil; dini temsil ettiğini iddia eden bazı insanların tutarsızlığında yatıyor.
Tarih boyunca kutsal olan her şey iki farklı insan tipini kendine çekmiştir. Birinci grup hakikati arayanlardır.
İkinci grup ise hakikatin sağladığı itibarı kullanmak isteyenlerdir. Birinciler dini yaşarlar, ikinciler dini kullanırlar. Birinciler Allah'ın rızasını ararlar, ikinciler insanların güvenini ve menfaatlerini.
Bu yüzden görünüş ile hakikat arasındaki mesafeyi iyi görmek gerekir.
Bir insanın sakalı olabilir ama ahlakı olmayabilir. Bir insanın dili ayetlerle süslü olabilir ama kalbi hırsla dolu olabilir. Bir insan ön safta namaz kılabilir ama arka tarafta insanların hakkını yiyebilir. Çünkü din yalnızca şekilden ibaret değildir. Din, insanın karakterine dönüştüğünde anlam kazanır.
İslam'ın amacı insanlara ahlaki bir şahsiyet kazandırmaktır. Namaz insanı kötülükten alıkoymuyorsa, oruç merhamet üretmiyorsa, hac tevazu kazandırmıyorsa ve ticaret dürüstlük doğurmuyorsa, ortada dinin ruhundan uzaklaşmış bir görüntü vardır.
Bugün birçok insan İslam'ı doğrudan Kur'an'dan değil, Müslümanların davranışlarından tanıyor. Eğer gördükleri şey adalet yerine hile, dürüstlük yerine çıkarcılık, merhamet yerine kibirse, o zaman din hakkında yanlış bir kanaate varabiliyorlar. İşte bunun vebali yalnızca bireysel bir günah değildir; temsil ettiği değerlere zarar vermektir.
En tehlikeli aldatma, dini kullanarak yapılan aldatmadır. Çünkü burada yalnızca para çalınmaz; güven çalınır. Yalnızca mal kaybedilmez; insanların inancı, umudu ve dini değerlere olan saygısı da yara alır.
Bu yüzden mesele sakal meselesi değildir. Mesele cübbe meselesi değildir. Mesele görünüş meselesi değildir.
Mesele emanete sadık kalabilmektir.
Mesele kimsenin görmediği yerde de dürüst olabilmektir.
Mesele Allah'ın adını anarken gösterilen hassasiyeti, kul hakkı söz konusu olduğunda da gösterebilmektir.
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla dini slogan değil, daha fazla ahlaktır. Daha fazla gösteriş değil, daha fazla samimiyettir. Daha fazla konuşmak değil, daha fazla örnek olmaktır.
Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşananları hatırlarlar.
Fakat umutsuzluğa kapılmamak gerekir. Çünkü dini istismar edenler hiçbir zaman dinin tamamını temsil etmezler. Sessizce dürüst kalan, ticaretinde adil olan, kul hakkından korkan, sözüne sadık kalan insanlar hâlâ var. Bir toplumu ayakta tutanlar da aslında onlardır. Bizim rehberimiz Hz. Kuran ve Sevgili Peygamberimizdir. (sav)
İnsanlar bir gün yine güzel ahlaka bakacaklar. Çünkü sözün gücü bir yere kadardır; fakat dürüstlüğün, adaletin ve merhametin etkisi nesiller boyunca sürer.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer tam olarak burasıdır. Dini anlatmaktan önce, dini temsil edebilmek... Bundan sonra hiç kimse, "Bunlar MÜSLÜMANSA ben MÜSLÜMAN değilim" diyemeyecek, "BİZİ ÖLDÜRMEYE gelen bizde dirilecek."
Çok sevdiğim bir sözümle bitirmek istiyorum: "Dışı MAEVLANA içi EBU CEHİL gibi insanlardan sen bizi koru YARABBİ."
Rice ediyorum bizdeki Müslümanları görmesinler İslam'a girmeye devam etsinler. Biz o kadar kötü örnek oluyoruz ki inanın biz gören bırakın Müslüman olmayı her şeyi terk eder... Ülke olarak hepimiz inandığımız gibi yaşamadığımız, yaşadıklarımızı inancımıza sığdırmaya çalıştığımız müddetçe toplum olma millet olma en sonunda da devlet olma özelliklerimizi kaybederiz...
Mümin, hacca gittiği hâlde kısmetini açtırmak için kızını bir falcıya, iki ayaklı şeytana nasıl gönderir? "Kızımın kısmeti kapalı bir baksana" der mi? Falcılar mı Allah'ın kısmetini ve nasibini açacaklar bu dünyada? Yazıklar olsun bile demeyi yazık buluyorum böyle bir şeye.
Israel calls its occupying forces the "Moral Army."
But who has the right to define morality?
Those who drop the bombs? Or those who live beneath them?
#ArmyOfImmorality
ALLAH'IM Rahmetini elde etmeyi her günahtan uzak olmayı Affetmediğin hiç bir günah feraha çıkarmadığın hiç bir tasa senin rızana uygun olan hiç bir ihtiyacı da karşılamadan bırakma Ey merhametlilerin en merhametlisi
#SabahNamazı#GazzeyeAcilYardım#BOYKOTADEVAM
Telefonu çantada aramadan, cepte taşımadan kullanmak isteyenlere ✨
Taşlı Telefon Askısı kolayca takılıp çıkarılır, boyunda veya omuzda rahatça taşınır.
Birbirinden farklı askı ve bileklik modellerine 1001 KILIF mağazalarında göz atabilirsiniz.
#1001kılıf#taşlı#askı
🚨🇵🇸 Kuzey Gaza'daki gazeteciler dünyaya doğrudan hitap ediyor: "İsrail'in Palestinlileri ölüme asma yasası Nazilerden daha kötü."
Bu videoyu görürseniz, lütfen farkındalık için yeniden yayınlayın.
Bix BPH04 Moto Telefon Tutucu; bisiklet ya da motosiklet kullanırken telefonunuzu sabit tutmak için pratik bir seçenek.
Kolay kurulum, titreşim önleyici yapı ve ayarlanabilir başlık bir arada!
#1001kılıf#motosiklet#bisiklet
Mat şeffaf görünüm, tırtıklı kenarlarla daha güvenli tutuş ve MagSafe uyumu.
Metal tuş ve kamera çerçevesiyle günlük kullanımda sade ama güçlü bir kılıf.
Mat MagSafe Kılıf tüm Iphone modelleri ve renk seçenekleriyle 1001 KILIF mağazalarında!
#1001kılıf#iphone#magsafe
Bu saatten tezi yok şimdiye kadar olmalıydı olmadı bundan sonra
— Ülkemize İsrail ürünleri girmesine izin vermeyin!
— Kamu kurum ve kuruluşlarında başta şehir hastaneleri olmak üzere İsrail ve Abd menşeili ürünlerin satılmasına izin vermeyin!
— Bu kafirlerin kazanmasına, kazandıklarını Müslümanları öldürmek için kullanmalarına izin vermeyin!
— Kendisine insanım diyen boykot ürünü almasın, satmasın!
Rızkı veren Allah’tır satmayın Allah rızası için satmayın yeter artık!
Baharın en şık esintisi: Kapitone Kılıf 🌸
Çiçek desenleri, yumuşak dokusu ve süet iç yüzeyiyle hem tarz hem koruma bir arada.
Sana eb çok yakışanı yine 1001 KILIF’ta bulursun!
#1001kılıf#iphone#kapitone#bahar
1001 KILIF BURSA ŞUBESİ AÇILDI!
Apple'dan Infınıx'e, Samsung'dan Vivo'ya kadar her marka ve model için geniş ürün yelpazesiyle her tür aksesuar artık tek adreste!
1001 KILIF, her bütçeye uygun fiyat yelpazesi ve on binlerce farklı ürün çeşidiyle Bursa Cumhuriyet Caddesi'nde!