Bakın bu abim HALİS YILMAZ.
Devletin düzenli olarak denetlediği fabrikada üretilen kaçak barut yüzünden, yapılan usulsüzler yüzünden 6 arkadaşıyla can verdi.
Daha cenazesi bile bulunmadan katillere Cumhurbaşkanı @RTErdogan talimatıyla moral yemeği verildi.
Denetçiler dahil hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı.
Katil patronlardan biri FİRARİ,
Diğeri 15 MİLYON TEMİNATLA SERBEST.
7 kişi katledildi.
AKP'li katil sermayedarlar yeni katliamlar için ödüllendirildi.
#HendekİçinAdalet
Ekrem İmamoğlu'nun ekibine yapılan operasyonların son dalgasında göz altına alınan Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık, nasıl bir insan biliyor musunuz?
Sosyal Hizmetler Daire Başkanı iken, ihtiyaç sahibi ailelerin sosyal yardım ücretlerini almak için Edirnekapı'ya geldiğini öğrendiğinde "Bu insanları buraya getirtmeyelim, ceplerinde yol parası olmayabilir, çoluk çocuğunu bırakacak kimsesi olmayabilir." diyerek dertlenen ve sistemi değişteren bir adam...
Hayvansever bir arkadaşımın parkta baktığı kedilerinin yuvalarının görevliler tarafından yıkılması üzerine kendi cebinden ödeyerek kedi yuvası alıp gönderen adam...
Birlikte çalıştığı insanlara tepeden bakmayan, oy verdiği siyasi partiye göre onları değerlendirmeyen bir adam...
Vatanını seven, vatandaşın dertleriyle dertlenen insanlara bu ülkenin ihtiyacı var.
"Göz altına alındı." haberini alan ve kendisini tanıyan, her görüşten arkadaşım beni arayarak üzüntülerini dile getirdi. Ben de üzgünüm...
@SaltikYavuz
Gözaltına alınan İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın emniyetteki ifadesinden:
“Ekrem İmamoğlu meslek hayatımda en rahat çalıştığım ve kariyere, kurumsal bilgiye önem veren bir yöneticidir.
Allah şahittir ki genel müdür olarak şahsıma hiç bir zaman kanunsuz bir emir vermemiştir.”
İBB soruşturması...
Tanık Tolgahan E.: Paranın Onur Soytürk tarafından HSBC'nin Atina şubesine kayınpederi adına yatırıldığını duydum.
Onur Soytürk: Kayınpederim 2021 yılında vefat etti. Hiç Atina'da bulunmadı. HSBC'de aktif hesabım yoktur. Ben de Atina'da hiç bulunmadım.
Boykot zor mu geliyor?
3 Temmuz 2020'de Hendek de Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası patladığında işçilerin parçalanmış cenazeleri aranırken patronlara Cumhurbaşkanı talimatıyla verilen moral yemeğini hatırla.
İşçinin cenazesine bile saygı duyulmazken patronların midesini düşünen iktidarı boykot ediyorum.
Biz yoksak siz hiçsiniz.
#Boykot
#BoykotaDevamEdiyoruz
1 yıl önce bugün, 1 milyon oy farkıyla 16 milyon İstanbullu bir kez daha kazanmıştı. Milletin tercihine ancak işine gelince saygı duyan "1 kişi", 1 yılda millet iradesine saldırdıkça saldırdı.
5 ilçe belediye başkanımız tutuklu
2 ilçe belediyemize kayyum atandı
Birçok çalışma arkadaşımız tutuklu
İBB Başkanı olarak ben tutukluyum
"1 kişi" bunları hep haksız, hukuksuz operasyonlarla yaptı.
Bu yapılanlar çok açıkça suçtur, milletin iradesini yok saymaktır. Milli iradeye darbedir. "İstanbul Hukuksuzluğu" net olarak darbedir.
“Yargı bağımsız” diyerek, kafasını kuma sokan herkes de gerçekleri bile bile bu suça ortak olmuştur.
Artık 86 milyon vatandaşımızın hakkı, hukuku ve refahı için yola çıkmış biriyim.
Milletimizin demokrasiye ve adalete olan inancıyla, sevgisi ve tutkusuyla bu bozuk yapıyı bu topraklardan söküp atacağız. Milli iradeye düşmanlaşan bir avuç insanı, yine milli iradenin gücüyle durduracağız.
Türkiye hiç de uzun olmayan bir vadede adil, müreffeh, öngörülebilir bir ülke olacak. 31 Mart’ın yıl dönümünde sizlere çok güzel günleri müjdeliyorum.
Şeyh Bedreddin, Ziya Gökalp, Süreyya Paşa, Sadullah Paşa, Sait Halim Paşa, Hasan Fehmi, Muallim Naci ve daha nice önemli mezarın olduğu bir müze hepimiz için.
II. Mahmud Türbesi Haziresi bakım ve temizliklerini yaptık. Bu tarih hazinesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı malum soruşturmanın sonucu olarak, ülkede meydana gelen ekonomik kayıplar ve özellikle Gazze'de işlenmeye devam eden insanlığa karşı suçlar toplumun gündeminden uzak tutulmuştur.
Farkında mısınız, pek çok kişi, - buna Chp’li olmayanlar da dahil- olanları İmamoğlu’nun şahsıyla ilgili ya da “İBB’de de ne dolaplar dönmüş” olarak görmüyor.
Çünkü seçilmiş bir adamı uyuşturucu tüccarı gibi şafak baskınıyla ve 106 kişiyle beraber aldığınızda mesele muhalefetin olası cumhurbaşkanı adayını/ adaylarını etkisizleştirmek, muhalefeti güven kaybına uğratmak ve yapılacak ilk seçimde güçlü bir alternatifin ortaya çıkmasını engellemek olarak görünür.
Tabii burada ilk soru
“Ne yani, biri cumhurbaşkanı adayı diye, hakkındaki şikayetleri yargı görmezden mi gelsin?”
Elbette hayır. Ama yargının neyle ne zaman ne ölçekte ilgilendiği de mercek altına alınması gereken bir meseledir . Aynı ölçüde ciddiyetle ele alınmayan, hiç davaya dönüşmeyen ya da yıllarca bekletilen yüzlerce başka dosya varken; bazı isimlere ilişkin süreçlerin hızla ve siyasi sonuç doğuracak şekilde yürütülmesi, adaletin değil, tercihin göstergesidir.
Mesele adalet değilse, cezalandırılan şey suç değildir.
Tepkisini gösteren insanların itirazı da tam olarak buna…
Yargının bir denge ve denetim mekanizması olmaktan çıkıp, iktidarın stratejik hamlelerinin zemini hâline gelmesine.
Hukukun, kamu yararını gözeten bir norm olmaktan çıkıp, siyasal hedefler doğrultusunda pozisyon almasının normalleştirilmesine...
İBB operasyonunda gözaltına alınan kişiye, PKK/KCK ile ilgili soru sorarken Almanya’daki bir toplantı kanıt diye gösterilmiş. Verdiği cevap gerçekten, tüm operasyonu çöpe atacak cinsten:
“Aynı toplantıda Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Uçum da vardı.”