Karnenizi Getirin, Kitabınızı Alın! 📚
Karnesiyle birlikte şubelerimize gelen tüm öğrencilerimizin başarılarını kutlamak için kitap hediye ediyoruz. ✨
Bu güzel hediye için size en yakın Albaraka Türk şubesine bekliyoruz! 😊
#AlbarakaTürk#KarneHediyesi#Kitap
Radyoda çalan müziğin sözleri:
Yaşlanırsın yaşlanırsın
Yaşlandıkça taşlanırsın
Taşlandıkça haşlanırsın
Ses gayet dokunaklı, müzik te beğenilenlerden bir karma gibi. Kesin yapay zeka diye düşündüm, yapay zeka doğruladı.
Bakalım sanat nereye gidecek bu hengamede!
BİR ZEKA TÜRÜ OLARAK ‘SABIR’
Sabır, pasif bir bekleyiş değil; aklın aceleden arındırılmış, sükûnet hâlidir.
Her şeyin hemen çözülmesi gerekmez, çünkü bazı gerçekler yalnızca zamanla birbirine bağlanır.
Bazen yapılacak en zeki şey müdahale etmek değil; örüntüyü izlemek
ve yaşamın kendi bağlamını açığa çıkarmasına alan tanımaktır.
Sabır, bilişsel bir yetidir: karmaşık sistemlerde her düğüm hemen açılmaz.
Yaşam, doğrusal değil bağlantısal ilerler; bu nedenle bazı anlamlar
ancak gözlem, zamansal mesafe ve müdahalesiz etkileşimle görünür olur.
Bazen en rasyonel eylem yaşamın kendi bağlamının açılmasına izin vermektir.
Bazen, sabır zekadır..
#Penceremdenİstanbul
Vay güllerle, ağaçlarla, kurtlarla, kuşlarla konuşmayanların haline! Rüzgârların, derelerin ve dağların dilinden anlamayan, cehennemi uzak bir akıbette aramasın sakın. Kalbin emirleri bir zorbadan, bir zenginden, bir hasetten alınır mı sanırsın? Onun emirleri nazenin bir ağaçtan, hıçkıran bir kuştan, ağlayan bir dereden alınır.
Nurettin Topçu
" Artık insanların bir şeyi tanımak için yeterince vakitleri yok. Her şeyi hazır halde dükkanlardan alıyorlar. Tabii dostlar satan bir dükkan olmadığı için artık insanların dostları da yok."
Bugün Saint-Exupery bu arada, dostlar satan dükkânların da açıldığını ve Facebook ya da Tinder gibi isimler taşıdıklarını söylerdi.
Ancak tilkiyle karşılaştıktan sonra küçük prens, gülünün onun için neden bu kadar biricik olduğunu anlar: “Benim bir paravanla koruduğum oydu. (...) Ve benim şikâyet edişini, atıp tutuşunu ya da bazen de susuşunu dinlediğim de gene oydu.” Küçük prens güle, onu “dinleyerek” zaman verir. Dinlemek öteki için söz konusudur. Gerçek dinleyici kendisini koşulsuz bir şekilde ötekine maruz bırakır. Bu ötekine maruz kılınma olmadan, ego gene başını kaldırır. Öteki için metafizik bir zayıflık, dinlemenin etiğini bir sorumluluk etiği olarak kuran şeydir. Güçlenmiş ego dinlemeyi başaramaz; çünkü her yerde yalnızca kendi konuşmasını duyar.
Kalp bir başkası için çarpar. Gönül nesnelerinde de biz ötekiyle karşılaşırız. Bunlar çoğunlukla ötekilerin bir hediyesidirler. Bugün bizim ötekilere ayıracak vaktimiz yok. Kendinin zamanı olarak zaman bizi ötekilere karşı kör kılıyor. Ancak ötekinin zamanı yoğun bağı, dostluğu, evet, cemaati meydana getirir. O iyi zamandır. Tilki şöyle der:
"Senin güle verdiğin onca zaman gülü bu kadar önemli kılan şeydir. (...) İnsanlar bu hakikati unuttular. Sen kendine aşina kıldığın şeyden sorumlu olursun. Sen gülünden sorumlusun."
Tilki, küçük prensin kendisini her seferinde aynı vakitte ziyaret etmesini, böylece bu ziyareti bir ritüel haline getirmesini diler, Küçük prens tilkiye bir ritüelin ne olduğunu sorar: “O da unutulmaya yüz tuttu... O, bir günü diğerinden, bir saati diğer saatten ayıran şeydir.” Ritüeller, kendini evinde hissetmenin zaman teknikleridir. Dünya-İçinde-Oluş'u, Evde-Oluş'a dönüştürürler.
Byung Chul Han, Küçük Prens'i yorumluyor. Büyükler için.
Istırap ıstırabı tanır, maskeler ve tüllerin ardına gizlenmiş bile olsa. İsterse bütün dünya inkar etsin, acı çekmiş bir insan ötekinin acısını ilk bakışta hisseder.
Kişinin bir konuyu
bilmeye ve anlamaya
zihnî kapasitesi,
malumatı,
marifeti,
ilmi
ya da irfanı
kısaca birikimi yetmeyebilir.
Ancak bunların hepsi gerek-şart olsa dahi
kişinin ahlâkı da yeter-şart olarak
bilmek ve anlamak için zorunludur.
Kasdî cehâlet gayr-i ahlâkî bir tutumdur.
Sena Polat Türk gençliği için fevkalade bir örneklik olarak karşımızda duruyor. Yetiştiren ana babaya ne mutlu!
Varlıklarıyla gurur duyduğumuz gençlerimizin tertemiz niyetlerini muhafaza eyle Allahım. Onları dünyanın öncüsü kıl, yollarını aç, bahtlarından güldür.