Mülakat mağduru öğretmenlerimiz de, özel sektörde çalışan öğretmenlerimiz de bu iktidarın bile isteye yapmış olduğu politikalar nedeniyle 12 gündür açlık grevinde.
Bir kez olsun sözünüzde durun. Öğretmenlerin hakkını verin!
Bu zulümden derhal vazgeçin!
@ogretmensendika@MulakatPlatform
Açlık grevindeki özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağdurları, MEB'e yürümeye başladı.
Yusuf Tekin'in, "Bize gelen şikayet yok' demesi üzerine öğretmenler ellerinde şikayet dilekçeleri ile yürüyor.
Hakları için günlerdir mücadele veren öğretmenlerimizi görmezden gelen Yusuf Tekin çıkıp “Keşke önce Milli Eğitim Bakanlığı’na gelselerdi” diyor!
Oysa 3 yıldır geliyorlar, anlatıyorlar, dilekçe veriyorlar, görüşüyorlar!
Öğretmenlerle dalga geçmeyi bırakın, haklarını verin!
@ogretmensendika@MulakatPlatform
📢 Bugün yükselttiğimiz ses yalnızca bir grubun değil; mülakat mağdurlarının, atama bekleyen öğretmenlerin, güvencesiz çalıştırılan özel sektör öğretmenlerinin ve emeğinin karşılığını alamayan tüm eğitim emekçilerinin ortak sesidir.
Yıllarca emek verip sınavlarda başarı gösteren binlerce öğretmen, mülakat uygulaması nedeniyle hak ettiği kadrolardan mahrum bırakıldı. Yüz binlerce öğretmen atama beklerken mesleğini yapamıyor. Özel sektörde çalışan öğretmenler ise düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve güvencesiz koşullara mahkûm ediliyor.
Bizler, öğretmenliğin onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz. Talebimiz lütuf değil, haktır.
Taban maaş talebimiz; aynı işi yapan öğretmenlerin insanca yaşayabilecek bir gelir güvencesine kavuşması içindir. Eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanmadığı, emeğin sömürülmediği bir düzen istiyoruz.
Bugün Sendikamız, hakları için açlık grevini sürdürüyor. Bir öğretmenin, en temel haklarını talep edebilmek adına bedenini ortaya koymak zorunda kalması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir durumdur. Bu süreçte beklenti; taleplerin diyalog yoluyla ele alınması ve öğretmenlerin hak arayışlarının karşılık bulmasıdır.
Eğitimin geleceği için aç kalıyoruz!
Öğretmeni değersizleştiren hiçbir sistem geleceğini güvence altına alamaz. Mülakat mağduriyetlerinin giderildiği, liyakatin esas alındığı, yeterli atamaların yapıldığı, taban maaş hakkının güvence altına alındığı ve öğretmenlerin insanca koşullarda çalışabildiği bir eğitim sistemi mümkündür.
Büyük bir direnişi sürdürüyoruz.
Mücadeleyi büyütüyor; mülakat mağdurlarının, taban maaş mücadelesi veren özel sektör öğretmenlerinin, güvencesizlerin Sendikası olarak haklarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmiyoruz!
#ÖğretmenlerAcilÇözümİstiyor
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17@elvangezmischp@yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
Türk sinemasının dev çınarı, dik duruşun, mertliğin ve adaletin simgesi Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
'Tatar Ramazan' gibi hafızalara kazınan rolleriyle her zaman halkın, emeğin ve haklının sesi oldu.
Beyaz perdede bıraktığı o asil ve bükülmez duruş, bizlere daima rehber kalacak.
NATO ve ABD yandaşı iktidar, 7–8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde, dünya kamuoyuna "en sadık NATO’cu ve ABD yanlısı" olduğu mesajını vermek için olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Zirvenin toplumsal bir öfkeye dönüşmesinden endişe eden iktidar, "önleyici bir gözdağı" stratejisiyle hareket ederek muhalif duruş sergileyen grupları hedef alıyor; baskı, gözaltı ve tutuklama operasyonlarına başvuruyor.
Hukuk devletinin askıya alındığını herkese göstermek istercesine, Kuş Cenneti gezisinden dönen TEMA Vakfı yönetici, çalışan ve gönüllülerinden oluşan tamamen sivil ve masum bir gruba yapılan müdahale bu korku ikliminin zirve noktasıdır. "Protestolarla hiçbir ilgisi olmayan insanlara bunu yapan, herkese her şeyi yapabilir" algısıyla kitleleri sindirme amacı güdülmektedir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, TEMA gönüllülerine işlem yapıldığı iddiasının "dezenformasyon" olduğunu öne sürdü. Ancak araştırmacı gazeteciler açıklamanın aksine konuya dair sunduğu somut verilerle asıl dezenformasyonu kimin yaptığını gözler önüne serdi. Sıradan vakalara yönelik adli operasyonlar maskesiyle hukuk ve adalet kurallarının işlediği masalını kimseye yutturamazsınız.
Adalet Bakanlığı ve iktidar yetkililerinden, bu uygulamalara dair acil, şeffaf ve belgeye dayalı bir açıklama bekliyoruz. NATO Zirvesi gerekçesiyle, delilsiz gözaltı ve tutuklama uygulamalarına maruz bırakılan herkes derhal serbest bırakılmalıdır.
Son Dakika
Sürdürdüğümüz açlık grevinin 5. gününde bir arkadaşımızın sağlık durumunda oluşan bozulma sebebiyle ambulans talep ettik.
Sağlık görevlileri yola çıktı!
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Ağrı’nın Hamur ilçesindeki Soğanlıtepe İlkokulu’nda görev yapan 24 yaşındaki gencecik meslektaşımız Irmak Koparan’ın ölüm haberi, tüm eğitim camiasını derinden sarsmıştır.
Gencecik bir öğretmenin hayattan kopuşu; sistematik mobbingin, fiziksel boyutlara ulaşan şiddetin, öğretmenin yıllardır içine itildiği derin psikolojik ve ekonomik bunalımın bir sonucudur. Bu acı kayıp, öğretmeni değersizleştiren ve yalnızlığa mahkûm eden politikaların bir eseri olarak tarihteki yerini alacaktır.
Bugün eğitim emekçileri; giderek ağırlaşan geçim derdiyle ekonomik, okulları sarmalayan şiddet ve can güvenliğini tehdit eden saldırılarla fiziksel, liyakatsiz yönetici kadrolarının baskı ve mobbing uygulamalarıyla da psikolojik şiddet görmekte, her türlü şiddetin kıskacında meslek onurunu korumaya çalışmaktadır.
Eğitim-İş olarak soruyoruz:
Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor?
24 yaşında hayattan koparılan öğretmenimiz Irmak Koparan’a rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Henüz ömrünün ve mesleğinin baharında olan Irmak öğretmenimizi ölüme sürükleyen sürecin tüm yönleriyle aydınlatılması, makamını gencecik öğretmenlerin üzerinde bir güç aracı olarak kullananların adalet önünde hesap vermesi için adli ve idari sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
ANA MUHALEFETE BUTLAN, DEMOKRASİYE DARBEDİR; KABUL EDİLEMEZ!
Türkiye demokrasisi karanlık bir eşikten geçmektedir.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi tarafından verilen 'tedbirli mutlak butlan’ kararı, açıkça hukukun siyasete alet edilmesidir. Bu karar, mevcut parti yönetimini anti-demokratik yollarla uzaklaştırma ve ana muhalefeti yargı eliyle dizayn etme operasyonudur.
Mahkemenin bu kararının; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seçim startı” olarak yorumlanan konuşmasının hemen ardından gelmesi, zamanlama açısından tesadüf olamayacak kadar dikkat çekicidir.
Büyük resme baktığımızda; CHP’li belediyelere atanan kayyumlar, şantaj iddialarıyla gündeme gelen siyasi ‘transferler’, güçlü cumhurbaşkanı adaylarına yönelik yargı kıskacı ve diploma iptalleriyle örülen bu süreç, Türkiye’yi adım adım bir "seçimsizleştirme" girdabına sürüklemektedir. CHP’ye yönelik butlan kararı, bu tehlikeli süreci daha da hızlandırmıştır.
Her zaman adaletten ve Cumhuriyetimizin asırlık demokrasi kültüründen yana olan Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Son seçimlerden birinci parti olarak çıkmış ana muhalefet partisinin yargı eliyle hizaya getirilmeye çalışılması asla kabul edilemez. Bu karar; hem köklü demokrasi kültürümüze hem de halkın seçme ve seçilme hakkına indirilmiş ağır bir darbedir.
Bu butlan kararı, bu ülkenin asil vatandaşlarına; "Senin oyunun da tercihlerinin de bir önemi yok; sen iktidarı bırak, muhalefeti bile değiştiremezsin" demektir. Bu hamle, "milli iradeyi" dillerinden düşürmeyenlerin, kendi elleriyle milli iradeyi yok saymasıdır.
Sandıkta bulunamayan ‘irade’, mahkeme salonlarında aranmaz!
Demokrasiye ve Anayasa’ya aykırı bu kararı şiddetle kınıyor; bağımsız ve tarafsız bir yargının tesis edilmesinin ülkenin her bir ferdi için nefes kadar acil bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha yüksek sesle vurguluyoruz.
Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu