Şerefli Türk askeri Türker Ertürk’ün hapiste olması biz yurtseverlerin canını acıtıyor.
Yıllar önce yapılmış konuşmalardan ötürü hapsedilmesi kabul edilemez!
İşaretlenmiş konuşmaları bugün
yapmış olsa bile hapsedilmemeliydi!
Vicdan, hukuk, güvenlik, adalet ?
Ne hale geldik!
#türkerertürküserbestbırakın
@Orsatramola@zdenErtrk@adalet_bakanlik
Hayvanlara işkence edip öldürüyor, bunları da sosyal medyada paylaşıp sergiliyorlar. Bunun nasıl büyük bir toplumsal tehdit olduğunu, ne kadar alçak suçlularla karşı karşıya olduğumuzu idrak edebilecek bir tane bile savcı yok mu?
Adam, Türk değilim dedi, anlamadınız! Türk Andı'nı ve TC'yi kaldırdı, ses etmediniz! Tüm fabrikaları, kurumları sattı, umursamadınız! Emeklileri perişan etti, gazılerı önemsemediniz! Terörist başını serbest bırakacak, dinlemiyorsunuz! Ey Türk, uyanmak için daha neyin olmasını bekliyorsun? Yoksa öldün mü?
Alternatif çözüm!
Türk bayrağını kendi bayrağı olarak kabul etmeyen ve cebinde taşıdığı kimliğin temsiliyetini reddeden kişilere sağlanan tüm yasal haklar geri alınmalı, istedikleri ülkelere gidebilmeleri için kapılar açılmalıdır.
Biz anti-emperyalist Mustafa Kemal’in yolundan, izinden giden yurtseverleriz.
Türkiye’yi eyaletlere bölmek isteyen sömürgeci stratejinin bugünkü temsilcisi Tom Barrack’ın yolundan gidenlerle hiçbir surette uzlaşamayız, barışamayız, anlaşamayız.
#çerçeveyasa#pkk#terörizm
🇹🇷 Cihat Yaycı :
Kamuoyuna yansıyan bu görüntüler son derece vahimdir!
Yıllar önce etkisiz hale getirilen PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların ve örgütü çağrıştıran sembollerin önünde sözde taziye etkinlikleri düzenleniyor; yapılan konuşmalarla terör örgütü mensupları yüceltiliyor izlenimi oluşturuluyor.
Soruyorum:
12 maddelik Çerçeve Yasa’nın hangi hükmü bu görüntülere dayanak yapılabilir?
Bu etkinliklerde terör propagandası, suçu veya suçluyu övme yahut halkı tahrik niteliğinde bir eylem bulunup bulunmadığının yetkili makamlarca derhal ve titizlikle incelenmesi gerekir. Hukuki değerlendirme ve karar elbette bağımsız yargıya aittir.
Öte yandan, bu vatan uğruna uzuvlarını ve gözlerini kaybeden gazilerimizin ve onlara destek veren milletvekillerinin maruz kaldığı muamele vicdanları yaralamıştır.
12 maddelik Çerçeve Yasa, TBMM’de 467 kabul oyuyla geçti. “Evet” diyen milletvekillerinin, yasanın bu tür görüntülere gerekçe yapılmasına karşı açık tavır göstermelerini beklemek milletimizin hakkıdır.
Şimdi ikinci bir düzenleme hazırlanacağı yönünde açıklamalar ve iddialar gündemdedir. Kapsamı henüz kesinleşmemiş hiçbir düzenleme; terörün, teröristin veya örgüt propagandasının meşrulaştırılmasına kapı aralamamalıdır.
Terörü yücelttiği değerlendirilen her eylem hukuk içinde incelenmelidir.
Bu çifte görüntü kabul edilemez! 🇹🇷
Açılım süreci, şimdiye kadar siyaset sahnesinde pek rastlanmayan nitelikte, bir yeni örgütlenmeye meşruiyet kazandırmıştır.
Saiki ne olursa olsun sonuç budur. Terör örgütü olarak tanınan bu örgütün silahlarını terk ederek sivilleşmesi öngörülmekte ve bu olgunun da Türkiye’ye barış ve huzur getirmesi umulmaktadır.
Bu konuda İktidar ve Ana Muhalefet arasında hiçbir uyuşmazlık yoktur.
Bu noktada İktidar tarafından Öcalan’ın, PKK'yı desteklemeyenler dâhil, tüm Kürtlerin temsilciliğine tayini, sürecin gelişmesini onun insiyatifine bırakmaktadır.
Türkiye siyasetinde tayin edici rol verilen PKK'nın, disiplinli militanları bu siyaseti uygulamakla görevlendirilerek peyderpey siyaset sahnesine salıverilmektedir.
PKK, kendisine meşruiyet verilerek devlet himayesinde elde ettiği bu konumu, sadece devlet tekelinde bulunması gereken şiddet kullanarak elde etmiştir. Bunun da bilincindedir. İstediklerini elde edemezse tekrar şiddete başvurmayacağının güvencesi yoktur. Bu konuda hazırlıklı kalması çıkarınadır.
İnançlı ve amaçlarına ulaşmak için bütün bir aileyi katletmekten dahi çekinmeyen PKK’nın, Kürt asıllı vatandaşlarımızın yoğun bulunduğu yerlerde yapılacak seçimlerde, onları temsil edecek belediye başkanlarını, milletvekillerini tayin edeceği aşikâr hâle gelmektedir.
Ve bunu devletten aldıkları meşruiyete dayanarak yapacaklardır. Herkesin ağzından düşürmediği demokratikleşme eşit vatandaşlıktan kast edilen budur.
Devletin bekasına karşı en tehlikeli oluşum; halkın, PKK'nın devletten daha güçlü olduğuna inanmakta oluşudur.
Bu kanıyı güçlendiren son olay 1984 ayaklanmasının yıldönümünün havai fişeklerle kutlanması karşısında hiç tepki gösterilmemesi / gösterilememesidir.
Her masum sözden hakaret anlamı çıkararak hemen dava açan savcılarımızın, bu konudaki körlük ve sağırlığı bir tıp mucizesidir.
Türkiye etnik çeşitliliğe sahip bir imparatorluğun varisidir. Ancak Cumhuriyet, kökenine bakılmadan her çağdaş devlet gibi, eşit vatandaşlık temelinde kurulmuştur. Bu ilkenin uygulanıp uygulanmadığı geçmişteki ve mevcut yönetim yapısına bakılarak kolayca doğrulanabilir.
Ancak vatandaşın da devlete sahip çıkma, toplum güvenliği ve refahı için kendi seçtiği hükümet tarafından yönetilen devlete itaat etme mecburiyeti vardır. Her devlet kendine karşı çıkanı tedip etme hakkına sahiptir.
Aynı zamanda bununla görevlidir.
Herhangi bir siyasi veya idari düzenleme, Türk vatandaşlığının benimsenmesi temelinde olabilir. Hâlbuki vatandaş çoğunluğu ben Türk'üm demeyi gerekli görmediği hâlde PKK propagandasına kapılan vatandaşlar, kendilerini, metroda bile ben Kürdüm diye bağırmaya mecbur hissetmektedirler.
Her partinin, özellikle de iktidar partilerinin küçük hesapları, Türk siyasetinin yönlendirilmesini Öcalan ve emrindeki DEM’e emanet etmiştir.
Onlar gayet açık konuşmaktadırlar. Bu sürecin bir al-ver olduğunu, silah bırakmanın kamuoyuna takdim edildiği gibi bir teslimiyet olmadığını ifade etmektedirler. Yani PKK ve devlet eşit muhataptır.
Amaç bellidir. Türkiye’yi çalmaktır. Yönetimi ele geçirilen demokratik Türkiye, diğer Kürt toplumlarını da birleştiren, İsrail’in, ABD’nin, Avrupan’nın, hatta Rusya’nın stratejik ortağı olacak bir Büyük Kürdistan Devletinin gönüllü ve müşfik ebeliğini yapacaktır.
Çerçeve kanunu bu sürecin ilk aşamasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu getirecek bu süreç önlenemez mi?
Eğer bunu istemeyen ve siyasi partilerce temsil edilmesi gereken halk iradesi, temsil imkânına kavuşursa önlenir. O da iktidar ortakları içinde dahi bu sürece karşı olanlar, muhalefet rolünü oynamakta olan siyasi partiler, gittikçe örgütlenen toplum, tek sesle yeter derse!
Biraz bilinç. Biraz öngörü, biraz cesaret!
AYM'ye başvurmak, tarihi sorumluluktur.
İptal isteği konusundaki yürürlüğü durdurma isteğinin bir an önce görüşülebilmesi için de, başvurunun 19.10.2026 tarihi olan son gün beklenilmeden, çok çok önce yapılması gerekmektedir.
TBMM'de 91 üyesi olan ana muhalefet partisinde başvuru için 46 üyenin oyunun yeterli olmasına,
Oylamada bunun da ötesinde 54 hayır oyu verildiğine göre,
"Herkes anayasaya aykırı diye verdiği hayır oyuna" sahip çıkmalı, grup kararı alınmalı, başvuru yapılacağı bir an önce de kamuoyuna açıklanmalıdır!
Sevgili Dostlar,
Türker Ertürk”ün avukatından mesaj var…
Bugün Türker Ertürk’ü nakledilmiş olduğu, Kandıra’da bulunan, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevinde ziyaret ettim, morali çok iyi ve hepinize sevgi ve selamlarını gönderdi.
Bu hukuk dışı uygulamanın sizlerin de oluşturacağı kamuoyu desteği ile kısa sürede sonlandırılmasını bekliyoruz.
Yarın itibari ile yapacağımız tutukluluğa itiraz talebimizin, ilgili makamlar tarafından incelenerek, Türkiye’de ön cezalandırma yöntemine dönüşmüş olan haksız ve hukuksuz tutuklamalardan, bir yenisi olan bu uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını diliyoruz.
En kısa sürede özgürlüğüne kavuşması öncelikli talebimiz olmasına rağmen, önümüzdeki günlerde bir gelişme olmazsa, aşağıdaki adrese mektup ve kitaplarınızı gönderebilirsiniz.
Türker ERTÜRK
Oda : B - 2 - 60
KOCAELİ 1 NOLU F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU
KANDIRA YOLU ÜZERİ 20. KM KANDIRA/KOCAELİ
Hukukun ve adaletin egemen olduğu günlere kavuşmak dileğiyle,
Av. Ayhan YILDIZEL
@Orsatramola
Sevgili Türk halkı,
Onbinlerce asker, sivil yurttaşımızın ölüm emrini veren narko-terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’da bahçeli bir evde ikamet etmeye ve bir devlet komisyonuna başkanlık etmeye başladığının farkında mısınız?
Öcalan’ın yapılmak istenen yeni anayasayı yazacak kişilerden birisi olduğunun farkında mısınız?
Türk Milleti’nin Türk, Kürt, Arap diye 3 farklı millete bölündüğünün farkında mısınız?
Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ağır çekim yıkılmakta olduğunun farkında mısınız? @zaferpartisi
🩸“Bunların ‘barış’ dediği;
-Anayasanın askıya alınması,
-Milli ve Üniter Devletin yok sayılması,
-Türklüğün Anayasadan çıkarılmasıdır.
Bunun adı barış değil, gaflet ve dalalet de değil, düpedüz ihanettir.”
Dr. Cenk özatıcı
Tarihçi, Prof Dr Erhan Afyoncu: bir İmparatorluk düşün, 10 milyon km2 ama yenilmiş-yenilmiş-yenilmiş-yenilmiş...
sonunda işgal edilmiş,
Sivas-Tokat arası kalmış elinizde, Sevr'i size dayatmışlar ama Türk milleti bunu kabul etmemiş, Çanakkale'de parlayan Atatürk'ü lider seçmiş, Kurtuluş Savaşı yapmışlar ve bugünkü sınırlarımıza gelmişler. Atatürk bu ülkenin tek kurucusudur. "Başka kurucu arayanları kınıyoruz.. "
Erhan Afyoncu: Atatürk'e saygısı olmayanın harp Okulu'nda işi ne?
Ben bir memurum bazı şeylere gücüm yetmiyor ama Harp Okulu'nda doğal olarak Atatürk'ü daha iyi anlıyor insan. ...
- Üç ay bakanlık yap 40 yıl makam aracı ve koruma verilsin.
- Vekil 2 yilda super emekli olsun
- Mecliste bedavaya yakin fiyatla yemek verilsin
- vekile Danışman verilsin
- Tum ailesi yurtdisi dahil super saglik imkani saglansin
Vs
COK REZIL BIR SISTEM,
BU DUZEN DEGISMELI.
Yalnızca üç ay İçişleri Bakanlığı yapan İdris Naim Şahin ile on beş gün bakanlık yapan HDP'li Ali Haydar Konca'ya araç tahsis edilmiştir.
Eski bakanlara tahsis edilen araç yasası gözden geçirilmelidir.
Erol Mütercimler net konuştu: “Milletvekilliği bir meslek değildir; emekli maaşı almaları kabul edilemez.” dedi.
Bu açıklama, sosyal medyada yeniden gündeme gelerek geniş yankı uyandırdı.
Mütercimler, milletvekilliğinin bir meslekten ziyade halka karşı yürütülen bir temsil görevi olduğunu ifade ederek, milletvekillerine emekli maaşı bağlanmasını eleştirdi.
Bu açıklamanın ardından sosyal medyada yeni bir tartışma başladı:
“Milletvekillerinin emekli maaşları iptal edilsin mi?”
Tartışmanın en çok öne çıkan noktalarından biri ise milletvekilleri ile diğer emekliler arasındaki gelir farkı oldu.
2026 yılının ilk yarısında emekli milletvekili aylığının yaklaşık 177 bin 658 TL olduğu belirtilirken, Temmuz 2026’daki artışlarla bu tutarın yaklaşık 201 bin 677 TL’ye yükseldiği bildirildi. Görevde bulunan milletvekillerinin maaşı da yaklaşık 310 bin TL seviyesine çıktı. Böylece hem milletvekili maaşı hem de emekli aylığı alanların toplam geliri yaklaşık 512 bin TL’ye ulaşıyor.
Buna karşılık, toplumdaki çok sayıda emekli oldukça düşük aylıklarla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. TBMM’de Ocak 2026’da gerçekleştirilen bir konuşmada en düşük emekli aylığının 20 bin TL, ortalama emekli aylığının ise yaklaşık 23 bin 550 TL olduğu ifade edilmişti.
Tartışmanın temel noktası da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Milletvekilliği gerçekten bir meslek olarak kabul edilmiyorsa, milletvekillerine özel emeklilik hakları tanınması ne kadar doğru?
Bununla birlikte, milletvekillerinin görevleri boyunca sahip oldukları sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının tamamen ortadan kaldırılması da başlı başına hukuki ve siyasi bir tartışma konusu.
Dolayısıyla konu yalnızca “maaş yüksek mi, düşük mü?” sorusundan ibaret değil.
Asıl mesele şu:
Halkı temsil edenlerle toplumun diğer kesimleri arasında ekonomik açıdan bu kadar büyük bir fark bulunması adil mi..
Sizce milletvekillerinin özel emeklilik hakları kaldırılmalı mı..
Dün gece Ankara'ya gelir gelmez ilk olarak hastaneye koştum.
Çünkü Güvenpark'ta gazilere yapılan ölçüsüz polis müdahalesinin ve ertesi gün yaşananların sonucu olarak gazi @idrisTugunmus12 kardeşimin apandisiti patlamıştı.
Düşman mermileriyle delik deşik olup, ölümlerden dönen bir vücut bu kadar şiddete nasıl dayanabilirdi?
İdris, o gece sabaha karşı parkta uyurken yapılan müdahale esnasında, "İdris'i alın, İdris'i alın" komutlarını ve kendi ifadesiyle en az beş polisin kendisine nasıl şiddetle müdahale ettiğini anlatırken kelimeleri zor seçiyordu.
Babası ve annesi yanındaydı. Tuhaf tesadüfe bakın ki, 1993 yılında Bingöl'de 33 silahsız askerin şehit edilmesinden sonraki operasyonlarda birlikte görev yapmışız. İdris'in bütün ailesi korucu olarak vatana hizmet etmiş ve çok sayıda şehit vermişler.
İşte bugün bir hastane odasında, Türk polisinin, gazi olmuş Türk askerine yaptığı müdahaleyi konuşuyoruz. Çünkü İdris, er gazilerin hak taleplerine destek oldu, PKK affına karşı çıktı. Bu yüzden yapıldı bütün bunlar.
Bütün askerlik hayatı boyunca kafasının üzerinden bir kez bile düşman mermisi geçmemiş üniformalıların ve siyaset esnafının, gazilerin haklarına karar verdiği, hatta bütün bir milletin kaderine müdahale ettiği bir alacakaranlık kuşağındayız.
#GazileriminYanındayım
#HainsizTürkiye
Türker Ertürk’ü bir haftada Metris, Silivri ve Kandıra’da dolaştırarak eziyet etmeye çalışıyorlar…
Destek ve dayanışma mektuplarınız için yeni adresi aşağıda 👇🏽