Sayın Cumhurbaşkanım @RTErdogan 11 Mayısta atmış olduğunuz bu Tweetinizi çerçeve yapıp asacağım duvara❗️
Sizin sözünüzü kim yere düşürdüyse lütfen gereğini yapın.
Bu millete ömrünü adamış sayın Cumhurbaşkanımızın sözünü kimse yere düşüremez❗️
#MemurEmeklisiKabineyeSoruyor
BU İŞİN SIRRI NE?
Memur sendikalalaşmasında yeni zirve: yüzde 78.
Memurların sendikalaşma oranı artıyor ancak memurların ve memur emeklilerinin hakları geriliyor.
Peki bunun sırrı ne?
Konfederasyonların temsil gücüne bakınca gerçek tablo daha iyi anlaşılıyor.
Cumhur ittifakına (yani hükümete) yakın iki konfederasyonun toplam temsil gücü 69,3!
İzlenen ekonomi politikasına itirazları yok. Hak arama mücadelesi vermiyorlar. Birkaç basın açıklaması. Hepsi o kadar!
Aidatlar devlet kesesinden, üyeler hükümet desteğiyle geliyor.
İşin sırrı burada!
İşin sırrı güdümlü sendikacılıkta!
Merak edenler için özel sektörde sendikalaşma oranı yüzde 5 civarında!
Verilerin detayı için bakınız: @SendikaData
https://t.co/NotCW78LCh
Hafta sonu kendimizi Ankara dışına attık, yollardaydık.
Mola yerlerinde, akaryakıt istasyonlarında, düğünde, taziyede, kısaca ayak bastığımız her yerde yanımıza yaklaşıp meramını anlatanlar oldu.
Her kesimden farklı sorunları dile getirenler oldu.
Neredeyse tamamı ekonomiyle ilgili, laf dönüp dolaşıp oraya geliyor.
Fakat.
Bu başlıkta emeklilere özel bir yer ayırmak gerekiyor.
Hiç tartışmasız toplumun en dertli, en mutsuz kesimi.
Bir o kadar öfkeliler, bir o kadar faaller, her yakaladıklarına dert yanıyorlar.
17 milyonu aşkın oy gücüyle iktidarı belirleyici fırsata kavuştuklarının da farkındalar.
Öyle enflasyon farkı gibi iyileştirmeyle yetinecek gibi gözükmüyorlar.
İnsanca yaşamı ve adil paylaşımı sağlayacak reformu bekliyorlar.
EYT vesaire gibi bahanelere de tepkililer.
Haklılar da.
Sonuçta 24 yıllık bir iktidar için hiçbir şey mazeret olamaz.
Şu an iktidar için en büyük siyasi tehdit, ne Özel, ne o, ne bu, tümüyle emekliler.
Şuracıkta kalsın.
MEMURLARIN HİÇ
SENDİKASI OLMASAYMIŞ
DAHA İYİYMİŞ.
Memur ve memur emeklisi %13,52
diğer emekliler %17,76 zam alacak.
İkisi de çok az
ama biri daha az.
Memur ve
Memur Emeklileri!
NEDEN DAHA AZ ALACAKSINIZ BİLİYOR MUSUNUZ?
Yetkili sendikanız Memur-Sen ve Başkanı Ali Yalçın sizin adınıza toplu sözleşme yaptı da ondan.
Yani;
Hiç sendikanız olmasaymış,
hiç görüşme yapmasalarmış
daha iyiymiş.
Yani;
@_aliyalcin_ gibi bir başkanımız olmasaymış
daha iyiymiş.
Yani;
Başkanınız sizin değil
iktidarın yanındaymış…
MEMUR KARDEŞLERİM,
ÜLKEDEKİ KÖTÜ İKTİDARDAN KURTULMANIN YOLU;
SENDİKANIZDAKİ KÖTÜ İKTİDARDAN KURTULMAKTAN GEÇİYOR.
#memur #MemurEmeklisi #enflasyon
Neden mi randevu alamadım..Çünkü bizde de randevu yok..Hastalar diyor ki, biz şimdi ne yapacağız? Çok haklılar..Ama verecek cevabım yok..Çünkü bilmiyorum randevu yoksa ne yapabilirler…
Ayrıca, ben hastaneye gitmesi gereken hastalarıma, yıllardır randevu alarak, hastaneye gönderiyordum..Şimdi ben sekreter miyim de hasta, randevu için bana başvuruyor? Randevu varsa 182 versin hastaya, neden mağdur ediliyor insanlar oradan oraya @saglikbakanligi@dayanismasen
2.
Başvurumuzda, incelemenin duruşmalı yapılması ve tedbir kararı verilmesi de talep edilmiştir.
Her zaman olduğu gibi olanı olduğu gibi (ne bir eksik ne bir fazla olmadan) görerek mücadelemizi bütün yasa yolları tükenene kadar sürdüreceğiz.
Sevgili Memur Emeklisi kardeşler;
Ödenmeyen seyyanen zam mücadelemizde, Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen davanın reddi ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. Dava Dairesince oy çokluğuyla verilen istinaf talebimizin reddi kararlarından sonra, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur.
@samiltayyar27 Belki klişe bir ifade ama
Zengin daha zengin
Fakir daha da fakir oldu
En çok da olan emekliye, memur emeklisine oldu
Asla unutmayacağız bize yapılan haksızlığı
Çalışan memura verilen zam öyle akıllıca bir ek madde ile emeklisine verilmedi
#MemurEmeklisineAdalet@csgbakanligi
“kanuna konulan özel hükümler nedeniyle "ilave ödeme" ya da "seyyanen zam", memur emekli aylıklarının hesabında dikkate alınmıyor. İlave ödeme, memurların emekli aylıklarına eklenmiyor; adeta bir sosyal yardım gibi memurlara maaşlarıyla birlikte ödeniyor”
#MemurEmeklisineAdalet
@Emegin_Halleri#EmekliMemur'un başına gelen kötülüğü bir hoca gözüyle anlattığınız için teşekkür eder, saygılar sunarım..
Yasaya göre aynı zammı vermek yerine, 375/40ek maddeyle Memura zam değil
ek ödeme veriyorum denildi.
35 aydır yarım maaşlı
#MemurEmeklisineAdalet istiyoruz!!
@Akparti
Sürecin en başından beri hatta kimsenin memur emeklisine yapılanın farkında olmadığı zamandan beri hep yanımızda oldunuz
Siz anlattınız her mecrada
Bu açıklamanız için tekrar çok teşekkür ederiz
@Emegin_Halleri@csgbakanligi#MemurEmeklisineAdalet
MEMUR EMEKLİLERİNİN İLAVE (SEYYANEN) ZAM KONUSU ve YARGI KARARLARI
Her şey Mayıs 2023 seçimleri öncesinde başladı. Önce muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçilirse en düşük memur maaşını 21.265 TL'ye yükselteceğini açıkladı. Bunun ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan en düşük memur maaşının 22.000 TL'ye yükseltileceğini söyledi. Erdoğan, 11 Mayıs 2023 tarihinde yaptığı açıklamada ilave ödeme ile en düşük memur maaşını 22.000 TL'ye yükselteceklerini ve bunun memur emeklilerine otomatik olarak yansıtılacağını net bir şekilde vadetti.
Ancak Erdoğan'ın "Artışları memur emeklilerine de otomatik uygulayacağız" demesine karşın bu artışın emekli aylıklarına aynen yansıması, AKP tarafından verilen bir teklifle özel bir yasal düzenleme yapılarak engellendi.
Kamu görevlilerine, yani memurlara "ilave ödeme" (seyyanen zam) öngören 7456 sayılı torba Kanun, 15 Temmuz 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun ile 375 sayılı KHK'ye Ek Madde 40 eklendi. Kanuna göre memurlara, 15.965 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ilave ödeme yapılması kabul edildi. Böylece Temmuz 2023'ten geçerli olmak üzere memur maaşlarına seyyanen 8.138 TL eklendi. İlave ödeme, Ocak 2026'da ise 22.157 liraya yükseltildi.
Ancak bu yasa, şeytanın bile aklına gelmeyecek tuzaklar içeriyor. AKP tarafından kanuna konulan özel hükümler nedeniyle "ilave ödeme" ya da "seyyanen zam", memur emekli aylıklarının hesabında dikkate alınmıyor. İlave ödeme, memurların emekli aylıklarına eklenmiyor; adeta bir sosyal yardım gibi memurlara maaşlarıyla birlikte ödeniyor. Diğer bir ifadeyle, tıpkı emeklilere yapılan ve kök aylıklara eklenmeyen Hazine katkısı gibi, memurlara da maaşlarından ayrı bir ilave ödeme yapılıyor.
İlave ödeme, memurların emekli ikramiyelerine yansımıyor ve işçilerin kıdem tazminatı hesabında da dikkate alınmıyor. Bilindiği gibi işçilerin kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemiyor. Hâlen 22.157 TL olan ilave ödeme, memurların emeklilik ikramiyelerinde dikkate alınmadığı için kıdem tazminatı tavanı da bu miktarda eksik hesaplanıyor. Böylece yasadan işçiler de mağdur oluyor.
Yasanın en büyük mağdurları kuşkusuz memur emeklileri. Yasadaki tuzak, memur emekli aylıklarında şok bir düşüşe yol açtı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) verilerine göre 2023 yılı başında ortalama memur maaşın yüzde 71'i kadar olan ortalama memur emekli aylığı oranı, Ocak 2026'da maaşın yüzde 46'sına geriledi.
Bu oran ortalama olup yeni emekli olan memurlar için daha da düşüktür. Yasada memur emeklilerine kurulan tuzağın bile isteye yapıldığı son derece açık. Bu yolla, 5510 sayılı Kanun'un yanı sıra memur emekli aylıklarının düşürülmesinin yeni bir yolu daha icat edilmiş oldu.
Anayasa'ya aykırı bu düzenlemenin iptali için kanunun yayımından itibaren 60 gün içinde AYM'ye soyut norm denetimi (iptal) başvurusu yapılması gerekiyordu. Maalesef bu başvuru yapılmadı.
AYM'ye soyut norm denetimi başvurusu vaktinde yapılmayınca geriye, bu kez mahkeme yoluyla somut norm denetimi yolu kaldı. Bu yolun işleyebilmesi için davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bulursa resen AYM'ye başvurabilir. Ayrıca taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasını mahkeme ciddi bulursa dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderir.
Seyyanen zam, emekliler arasında büyük tepki yarattı. Bazı emekliler konuyu yargıya taşıdı. Ancak söz konusu olan bir yasal düzenleme olduğundan konunun idari yargı eliyle çözülmesi mümkün değildi. Nitekim bu konuda Yargıtay 7. Ceza Dairesi onursal üyesi Seyfettin Çilesiz, hem bireysel başvuru yoluyla AYM'ye başvurdu hem de idare mahkemesinde dava açtı.
Ankara 9. İdare Mahkemesi'nden kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılması istendi; ancak idare mahkemesi, seyyanen zammın memura verilip memur emeklisine verilmemesinin hukuka aykırı olmadığı şeklinde Anayasa'ya aykırı bir gerekçeyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyu reddetti.
İstinaf edilen red kararını bu kez bölge idare mahkemesi de reddetti. Dolayısıyla mahkeme yoluyla AYM'ye başvurup norm denetimi yapma imkânı sağlanamadı. İstinaf mahkemesi başkanı karara son derece isabetli bir şerh koydu; ancak istinaf mahkemesi, oy çokluğuyla AYM'ye gidilmesi talebini reddetti. Şimdi geriye hem bu karara ilişkin bireysel başvuru hem de bu karardan bağımsız olarak açılan bireysel başvuru davaları kaldı.
Kuşkusuz bu hukuki mücadele son derece yerindedir, anlamlıdır ve övgüye değerdir. Bu mücadeleyi yürütenleri kutluyorum. Ancak AYM'nin bireysel başvuruları ne zaman gündeme alacağı ve nasıl bir karar vereceği belli değildir. Öte yandan norm denetimi ile bireysel başvuru (hak ihlali davaları) davaları arasında önemli farklar vardır.
Bu nedenle AYM yolu uzun bir yoldur ve nasıl sonuç doğuracağını kestirmek mümkün değildir. Bu yolların sonuna kadar zorlanmasını doğru buluyorum. Ancak memur emeklilerini kısa vadede gerçekleşmeyecek beklentilere yöneltmek ve sorunu yalnızca yargısal bir sorun olarak görmelerine zemin hazırlayan değerlendirmeleri doğru bulmuyorum.
İlave (seyyanen) zammın memur emeklilerine yansıtılması siyasi bir meseledir ve Meclis'te çözülebilir. Bu meselenin seçimlerden sonraya kalacağı anlaşılıyor. O nedenle memur emeklilerinin, sendikalarının ve örgütlerinin enerjilerini asıl olarak siyasi kanallara harcamalarının doğru olduğunu düşünüyorum.
Bu süreçte olumlu bir AYM kararı son derece faydalı olur; ama bu yol uzun, çetrefilli ve belirsiz bir seçenektir. Bir yandan hukuki mücadeleyi sürdürmek ve bunu ciddiye almak gerekir.
Ancak esas mesele, ilave ödemenin memur emeklilere yansıtılması için yürütülecek kitlesel mücadeledir. Hukuk mücadelesi önemli bir ayaktır ancak esas mesele toplumsaldır ve siyasaldır.
MEMUR EMEKLİLERİNİN İLAVE (SEYYANEN) ZAM KONUSU ve YARGI KARARLARI
Her şey Mayıs 2023 seçimleri öncesinde başladı. Önce muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçilirse en düşük memur maaşını 21.265 TL'ye yükselteceğini açıkladı. Bunun ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan en düşük memur maaşının 22.000 TL'ye yükseltileceğini söyledi. Erdoğan, 11 Mayıs 2023 tarihinde yaptığı açıklamada ilave ödeme ile en düşük memur maaşını 22.000 TL'ye yükselteceklerini ve bunun memur emeklilerine otomatik olarak yansıtılacağını net bir şekilde vadetti.
Ancak Erdoğan'ın "Artışları memur emeklilerine de otomatik uygulayacağız" demesine karşın bu artışın emekli aylıklarına aynen yansıması, AKP tarafından verilen bir teklifle özel bir yasal düzenleme yapılarak engellendi.
Kamu görevlilerine, yani memurlara "ilave ödeme" (seyyanen zam) öngören 7456 sayılı torba Kanun, 15 Temmuz 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun ile 375 sayılı KHK'ye Ek Madde 40 eklendi. Kanuna göre memurlara, 15.965 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ilave ödeme yapılması kabul edildi. Böylece Temmuz 2023'ten geçerli olmak üzere memur maaşlarına seyyanen 8.138 TL eklendi. İlave ödeme, Ocak 2026'da ise 22.157 liraya yükseltildi.
Ancak bu yasa, şeytanın bile aklına gelmeyecek tuzaklar içeriyor. AKP tarafından kanuna konulan özel hükümler nedeniyle "ilave ödeme" ya da "seyyanen zam", memur emekli aylıklarının hesabında dikkate alınmıyor. İlave ödeme, memurların emekli aylıklarına eklenmiyor; adeta bir sosyal yardım gibi memurlara maaşlarıyla birlikte ödeniyor. Diğer bir ifadeyle, tıpkı emeklilere yapılan ve kök aylıklara eklenmeyen Hazine katkısı gibi, memurlara da maaşlarından ayrı bir ilave ödeme yapılıyor.
İlave ödeme, memurların emekli ikramiyelerine yansımıyor ve işçilerin kıdem tazminatı hesabında da dikkate alınmıyor. Bilindiği gibi işçilerin kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemiyor. Hâlen 22.157 TL olan ilave ödeme, memurların emeklilik ikramiyelerinde dikkate alınmadığı için kıdem tazminatı tavanı da bu miktarda eksik hesaplanıyor. Böylece yasadan işçiler de mağdur oluyor.
Yasanın en büyük mağdurları kuşkusuz memur emeklileri. Yasadaki tuzak, memur emekli aylıklarında şok bir düşüşe yol açtı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) verilerine göre 2023 yılı başında ortalama memur maaşın yüzde 71'i kadar olan ortalama memur emekli aylığı oranı, Ocak 2026'da maaşın yüzde 46'sına geriledi.
Bu oran ortalama olup yeni emekli olan memurlar için daha da düşüktür. Yasada memur emeklilerine kurulan tuzağın bile isteye yapıldığı son derece açık. Bu yolla, 5510 sayılı Kanun'un yanı sıra memur emekli aylıklarının düşürülmesinin yeni bir yolu daha icat edilmiş oldu.
Anayasa'ya aykırı bu düzenlemenin iptali için kanunun yayımından itibaren 60 gün içinde AYM'ye soyut norm denetimi (iptal) başvurusu yapılması gerekiyordu. Maalesef bu başvuru yapılmadı.
AYM'ye soyut norm denetimi başvurusu vaktinde yapılmayınca geriye, bu kez mahkeme yoluyla somut norm denetimi yolu kaldı. Bu yolun işleyebilmesi için davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bulursa resen AYM'ye başvurabilir. Ayrıca taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasını mahkeme ciddi bulursa dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderir.
Seyyanen zam, emekliler arasında büyük tepki yarattı. Bazı emekliler konuyu yargıya taşıdı. Ancak söz konusu olan bir yasal düzenleme olduğundan konunun idari yargı eliyle çözülmesi mümkün değildi. Nitekim bu konuda Yargıtay 7. Ceza Dairesi onursal üyesi Seyfettin Çilesiz, hem bireysel başvuru yoluyla AYM'ye başvurdu hem de idare mahkemesinde dava açtı.
Ankara 9. İdare Mahkemesi'nden kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılması istendi; ancak idare mahkemesi, seyyanen zammın memura verilip memur emeklisine verilmemesinin hukuka aykırı olmadığı şeklinde Anayasa'ya aykırı bir gerekçeyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyu reddetti.
İstinaf edilen red kararını bu kez bölge idare mahkemesi de reddetti. Dolayısıyla mahkeme yoluyla AYM'ye başvurup norm denetimi yapma imkânı sağlanamadı. İstinaf mahkemesi başkanı karara son derece isabetli bir şerh koydu; ancak istinaf mahkemesi, oy çokluğuyla AYM'ye gidilmesi talebini reddetti. Şimdi geriye hem bu karara ilişkin bireysel başvuru hem de bu karardan bağımsız olarak açılan bireysel başvuru davaları kaldı.
Kuşkusuz bu hukuki mücadele son derece yerindedir, anlamlıdır ve övgüye değerdir. Bu mücadeleyi yürütenleri kutluyorum. Ancak AYM'nin bireysel başvuruları ne zaman gündeme alacağı ve nasıl bir karar vereceği belli değildir. Öte yandan norm denetimi ile bireysel başvuru (hak ihlali davaları) davaları arasında önemli farklar vardır.
Bu nedenle AYM yolu uzun bir yoldur ve nasıl sonuç doğuracağını kestirmek mümkün değildir. Bu yolların sonuna kadar zorlanmasını doğru buluyorum. Ancak memur emeklilerini kısa vadede gerçekleşmeyecek beklentilere yöneltmek ve sorunu yalnızca yargısal bir sorun olarak görmelerine zemin hazırlayan değerlendirmeleri doğru bulmuyorum.
İlave (seyyanen) zammın memur emeklilerine yansıtılması siyasi bir meseledir ve Meclis'te çözülebilir. Bu meselenin seçimlerden sonraya kalacağı anlaşılıyor. O nedenle memur emeklilerinin, sendikalarının ve örgütlerinin enerjilerini asıl olarak siyasi kanallara harcamalarının doğru olduğunu düşünüyorum.
Bu süreçte olumlu bir AYM kararı son derece faydalı olur; ama bu yol uzun, çetrefilli ve belirsiz bir seçenektir. Bir yandan hukuki mücadeleyi sürdürmek ve bunu ciddiye almak gerekir.
Ancak esas mesele, ilave ödemenin memur emeklilere yansıtılması için yürütülecek kitlesel mücadeledir. Hukuk mücadelesi önemli bir ayaktır ancak esas mesele toplumsaldır ve siyasaldır.