Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Kıldığımız namaz bizi kötülükten alıkoymuyorsa:
1- Namazı namaz bilinciyle; huşu ile kılmıyoruzdur;
2- Namazla birlikte diğer ibadetleri ihmal ediyoruzdur;
3- Namazı riya ve gösterişe kurban ediyoruzdur.
Bütün mesele bizim beynimizde ve irademizde bitiyor. Rabbimiz bize namazımızı namaz gibi eda etmeyi, adam gibi adam ve Müslüman gibi Müslüman olmayı nasip eylesin.
Hayırlı cumalar.
Öz saygı, başkalarının beğenisi veya dış itibar ile değil, kişinin kendi hayatının sorumluluğunu üstlenme cesaretiyle ilgilidir.
Bu duygudan yoksun olmak, geceleri kendi hatalarımızla ve kaçırdığımız fırsatlarla dolu bitmek bilmeyen bir iç hesaplaşmaya mahkûm olmak demektir.
Öz saygı doğuştan gelen bir yetenek değil; anlık konforlar yerine sorumlulukları seçerek ve küçük kişisel disiplinlerle geliştirilen bir zihin alışkanlığıdır.
Öz saygısı olmayan insanlar, kendi değerlerini kanıtlamak için başkalarını memnun etmeye çalışır ve sürekli kendilerine ait olmayan sahte roller oynamak zorunda kalırlar.
Bizi başkalarının beklentilerinden özgürleştiren bu duyguya sahip olmadığımızda, günün birinde kendimizi bulmak için içimize döndüğümüzde bulacağımız tek şey devasa bir boşluk olacaktır.
Joan Didion
Bir çıkış yolu bulamıyorsak,
Yolun yokluğundan değil,
İmanımızın zayıflığından.
İmanı yeter olana,
Allah yeter:
"Kim Allah'tan korkarsa,
Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.
Ve ona beklemediği yerden rızık verir.
Kim Allah'a güvenirse,
Allah ona yeter."
Talak: 2-3.
Münkir/müşrik/ateist kendisi akıllı zanneder.
Oysa haberi yoktur ki, şeytanın kurulu oyuncağı olmuştur:
"Şeytan insana der ki:
-İnkar et!
İnsan inkar edince de hemen der ki:
-Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
Haşr-16
Zaman kaygısı : Zamanın sürekli tükendiği, hep geç kalındığı ve hayatın yetişilmesi gereken bir yarış olduğu hissi. Oysa bu kaygının kökeninde çoğu zaman kendi kendimize dayattığımız bir aciliyet yanılsaması yatar.
Çözüm : Her şeyi yapmaya çalışmak yerine gerçekten önemli olan az sayıda şeye odaklanmak, kaçırma korkusuna teslim olmak yerine bilinçli olarak vazgeçmeyi öğrenmek ve zamanı bir düşman gibi değil, anlamlı bir hayatın hammaddesi olarak görmek.
Yaşadığımız çağ bilgi çağı olmaktan çok anlam arayışının yaşandığı bir çağdır. İnsanlar bugün bilgiye çok kolay ulaşabiliyor, fakat hikmete, merhamete ve güvene ulaşmakta zorlanıyor. Evet bugün insanlığın en büyük ihtiyacı bilgi eksikliği değil güven eksikliğidir. İnsanların güven açısından ümitsizliğe düştüğü zaman en büyük sığınağı ise imandır. Çünkü iman ve eman/güven aynı köktendir.
Hayırlı cumalar.
Modern dünya bize kusursuz bir mutluluk vaat edip acıyı ve başarısızlığı bir "arıza" gibi pazarlıyor. Oysa olgunlaşmak, arzularımızın ertelenmesine ve hayal kırıklıklarına tahammül edebilmektir.
Ağzı kulaklarında yaşamak mecburiyetinde değiliz.
Hayatın kayıplarını göğüsleyebilen, ‘daha hüzünlü ama daha bilge’ bir benlik, toksik bir iyimserlikten daha gerçektir. 🎯
Sandalye ve masaların giydirildiği düğünlerde, düğün ahalisi yarı çıplak...
İnsanlar neden yarı çıplak olunca daha güzel olduklarını düşünüyor ki 🤔
"Ama abla orası düğün ortamı" diyor beyefendi.
"Tamam kardeşim, şimdi bir de şöyle düşünelim. Sen eve erkek arkadaşlarını çağırmışsın.
Eşin de atletiyle yada askılı bir kıyafetiyle çay servisini yapıyor. Sonra da sizin önünüzde oynamaya başlıyor. Nasıl karşılarsın?"
"Hiç hoş olmaz abla. Önce eşime kızarım. Delirdiğini düşünürüm. Hatta kan bile çıkar öyle birşey olsa..."
"Eee ne fark ediyor? Düğünde aynı arkadaşlarının önünde yarı çıplak aynı şeyler oluyor."
Ve can alıcı cevap geliyor.
"Çünkü düğünde herkes aynı şekilde giyiniyor" diyor.
Demek ki çoğunluğun yaptığı şeyleri günah, ayıp veya edep dışı olarak görmüyoruz.
Böyle böyle alıştırıldık herşeye.
Ne diyordu Rabbim;
"Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar..."
- En'am Suresi 116
Düğün sezonu, deniz sezonu açıldı diye çoğunluğa uymak zorunda değilsiniz.
Allah bizi oralarda da görüyor....
Demiş birisi....
Futbolun müşterisi değiliz, kıyısında da ucunda da kendimize bir yer bulamadık.
Lakin bir asrı aşkın süredir futbol oynayan, futbolla yatıp futbolla kalkan bir devlet bunca süre zarfında "millî" takımını yönetecek "milli" bir antrenör yetiştirememişse yalanla milleti oyalamasın.
“Soğumuş demiri, çürümüş eşyayı düzeltmeye çalışma” diyor Gazali. İnsanın yeniden başlamak için içinde bir kıpırtı, düzelmek ve iyileşmek için bir arzu yoksa sizin sunduğunuz çareler havada kalır. Sızlanmaktan başka atacak bir adımı, ilerleme gayreti yoksa ittirmeye çalıştığınız, anlasın diye çırpındığınız yükün altında yorgun düşersiniz, yorulurken de hiçbir şeyin değişmediği gerçeğiyle yüzleşirsiniz. İbn-i Rüşd’ün dediği gibi “Önemli dönüşümler hep içten gelir.”
İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümünde, Ayasofya Camii’nin kubbeleri altında devletimizin en üst makamının Kur’an-ı Kerim tilavet etmesi;
sadece bir an değil, tarihimizle, medeniyetimizle ve köklerimizle kurduğumuz güçlü bağın anlamlı bir göstergesidir.
Rabbim bu topraklarda Kur’an sesini, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesini ve bu millete hizmet eden, değerlerine sahip çıkan böyle liderlerin varlığını kıyamete kadar daim eylesin. 🇹🇷
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun. Bugün bir çağın kapandığı, Türk’ün çağının başladığı gündür!
Fatih Sultan Mehmed Han’ı ve bu kutlu fetih uğruna canlarını ortaya koyan aziz ecdadımızı rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
“Her kim ‘Zul��m 1453'te başladı’ diyorsa maskesinin altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Bunlar, Topkapı'da okunan Kuran'ı, Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir."
DÜNYA KIBLE GÜNÜ
Kıble; sözlükte yön, yönelinen taraf anlamına gelir. Dini bir terim olarak kıble, namazda yönelmemiz gereken istikamet, yani Kâbe’dir
Kıble saati, Kâbe’nin tam tepesinden güneşin geçtiği anın her bir coğrafi konuma göre saat cinsinden hesaplanmış şeklidir.
Her bölgeye göre değişmekle beraber iki özel günde, güneşin konumu Kâbe’nin enlemiyle tam olarak çakışır. Bu tarihlerde Edirne’den Kars’a kadar tüm Türkiye’de kıble saatleri aynıdır.
Diğer ülkelerde saat değişebilir, ama gün değişmez. Bu nedenle 28 Mayıs ve 16 Temmuz, dünya genelinde “Dünya Kıble Günü” olarak anılır.
#diyanetdijital #kıble #kabe