Newroz mizgîna biharê ye, Newroz sembola aştîyê ye, Newroz cejna azadîyê ye… Newroz li we pîroz be…
Newroz baharın müjdecisidir, Newroz barışın simgesidir, Newroz özgürlüğün bayramıdır… Newrozunuz kutlu olsun.
Seninle aynı fikirde olmayabilirim,ama;
Senin kendi fikrini söyleme hakkını sonuna kadar savunurum!
Bu sözü kendime ders olarak yazdım!
Burada kalsın;
İleride şayet unutursam,mutlaka birileri bana hatırlatsın lütfen! 🥰
Kabahatin çoğu sende!
Hayatları boyunca sendika üyesi olmayanlar,
Sendikal haklar için kılını kıpırdatmayanlar,
Güvenli akademik unvanlara sahip olup sendikaya üye olmaya tenezzül bile etmeyenler,
Hakları için sokağa çıkmayanlar,
Patronla karşı karşıya gelmeyenler,
“Eşit işe eşit ücret” ilkesinden haberdar olmayanlar,
Grevin en önemli hak arama aracı olduğunu unutanlar,
Sendikaların siyasi partilere göre hareket etmemesi gerektiğini bilmeyenler,
Sırf ücretleri yüksek diye sendikalı işçileri aşağılıyor,
“Profesörlüğü bırakıp belediyede işçi olayım” diyor.
Sırf greve çıktılar diye işçilere saydırıyor.
Onların ücreti yüksek değil canım kardeşim, senin ücretin, maaşın veya aylığın düşük.
Ücreti senden yüksek olan işçi senin rakibin değil.
Senin ücretinin ve maaşının düşük olmasının sebebi senden yüksek ücret alan sendikalı işçi değil.
Sebep senin sessizliğindir, sebep yandaş sendikacılıktır, sebep hükümetlerdir.
Sendikalı işçileri kıskanacak ve hakir görecek yerde örgütlen, sendikalı ol, hak ara, mücadele et!
Kabahat sendikalı olup ücreti senden yüksek olan işçide değil.
Söylemeye dilim varmıyor ama kabahatin çoğu sende canım kardeşim!
Şişli’de Bahar AKSU adlı kadın sabah işe giderken boşandığı erkek ve beraberindeki üç kişi tarafından silah zoruyla kaçırılmak istendi direndi ve katledildi ..
Alınmayan önlemler, cezasızlık yine bir kadını aramızdan aldı..
#Kadın Cinayetleri Politiktir ..!
Ölümün acı kokusu geçti ama o tatlı elma kokusu, hâlâ geçmiş değil..
16 Mart 1988 tarihinde gerçekleşen ve sadece Kürt tarihinin değil, tüm insanlık tarihinin en korkunç katliâmlarından biridir #Halepçe..!
Annemi kaybettiğimde en zor şey, onun yaşadığı evi boşaltmaktı. O eşiği geçmek, eşyalarına dokunmak, nefes aldığı odalara yeniden bakmak… Bana çok zor geldi. Ayaklarım o eve gitmeye varmadı, yüreğim dayanmadı. Kapısından bile geçemedim.
Annem, hayatı boyunca hep paylaşmayı öğütleyen bir kadındı. Vasiyeti üzerine eşyaları ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Ben ise yıllardır başına bağladığı tülbenti ve tarağını getirmelerini istedim.
O tülbenti her yere yanımda taşıyorum, çünkü hâlâ annemin kokusu var üzerinde. Ne zaman koklasam, yanımda beliriyor gibi oluyor. Ellerini saçımda hissediyorum sanki. O an, annemi ne kadar çok özlediğimi anlıyorum.
Tarağını ise kızım için saklıyorum. Bir gün büyüdüğünde, ona vereceğim. Annemi ne kadar çok sevdiğini bilmesini, o hatıranın onunla yaşamasını istiyorum. Çünkü biliyorum ki, sevdiklerimiz gider ama hatıraları, anıları hep bizimle kalır.
Bugün 8 Mart… Annem, kiremithanelerde taş taşıyarak dört çocuğunu büyütmüş güçlü bir kadındı. Tıpkı onun gibi hayatın yükünü omuzlarında taşıyan, emeğiyle var olan, sevgisiyle ışık saçan kadınlar gibi… Onların fedakârlıkları, sevgileri ve bıraktıkları izler, bize hep yol göstermeye devam edecek.
Yolumuzu aydınlatan, bizi biz yapan tüm kadınlara selam olsun! Bu dünyayı güzelleştiren tüm kadınların günü kutlu olsun!
#8Martdünyakadınlargünü
#8mart
#dünyakadınlargünü
#emekçikadınlargünü
Yeşil Pasaport kaldırılmalı! Anayasa der ki: ‘Herkes kanun önünde eşittir.’ Hiçbir zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Vatandaş vize kuyruklarında çile çekerken, kamu personeli ve yakınları yeşil pasaportla vizesiz seyahat ediyor. Eşitlik nerede?