İstanbul | 📢 İşten Çıkarılan Fide Öğretmenleri — Açıklama
Bizler, Fide’de çalışırken işten çıkarılan öğretmenler olarak yaşanan sürecin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz.
Fide’de yaşanan ekonomik sorunların çözümünün, “küçülme” gerekçesiyle öğretmenlerin işten çıkarılması üzerinden kurulmasını kabul etmiyoruz. Yıllara dayanan plansızlığın, biriken sorunların ve yaşanan krizin faturasının öğretmenlere ödetilmesini doğru bulmuyoruz. Bu süreçte işini kaybeden öğretmenler, zaten ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının üzerine bir de işsizlik ve belirsizlikle karşı karşıya bırakılmıştır.
Bununla birlikte, iki aydır maaşlarımızın ödenmemesi ciddi mağduriyetler yaratmıştır. Emeğimizin karşılığı olan ücretlerimizin zamanında ödenmemesi, yaşadığımız ekonomik ve psikolojik yükü daha da ağırlaştırmıştır.
Sendikamızın, kurum yönetimiyle bir süredir iletişim halinde olduğunu ve yapılan görüşmelerde çözüm için çaba gösterildiğini biliyoruz. Ancak tüm bu görüşmelere rağmen henüz çözüme dair somut bir yol haritası ortaya konulmuş değildir.
6 Ağustos’ta ödenmesi gereken ikinci maaşın da ödenmemesinin ardından, kurum yönetimi tarafından 18-19 Ağustos tarihlerinde öğretmenlerle toplantı yapılacağı tarafımıza iletildi. Bu nedenle, toplantı tarihine kadar yaşanan mağduriyetin kamuoyuna duyurulmamasını kendi aramızda konuştuk ve bekledik. Ancak 19 Ağustos’ta yapılan toplantıdan da bir çözüm çıkmadı. Çözümün ne olacağını, nasıl bir yol izleneceğini duymayı bekledik; fakat somut bir çözüm duymadık.
Sendikamızın, gerek kurumda çalışmaya devam eden gerekse işten çıkarılan öğretmenlerin görüşlerini alarak ilerlettiği bu sürecin farkındayız. Bu yaklaşımın, Fide’de çalışmaya devam eden öğretmen arkadaşlarımızın çalışma devamlılığını gözeten bir tarafı olduğunu da biliyoruz ve bunun önemini göz ardı etmiyoruz.
Ancak biz, işten çıkarılan öğretmenler olarak Fide yönetimine karşı güvenimizi kaybetmiş durumdayız. Üzerine çokça söz söylenen aidiyet duygusunu taşıyacak bir pozisyonda da değiliz. Çünkü bugün geldiğimiz noktada, emeğimizin karşılığını alamadığımız ve işimizi kaybettiğimiz bir sürecin içindeyiz.
Bizler kimsenin mağduriyet yaşamasını istemiyoruz. Fide’de çalışmaya devam eden öğretmen arkadaşlarımızın da benzer bir belirsizlik ve güvencesizlik yaşamamasını istiyoruz. Ancak bunun yolu, yaşanan sorunların sorumluluğunu öğretmenlerin üzerine yıkmak ve çözümü işten çıkarmalarda aramak değildir.
Biz çözüm bekliyoruz.
Ödenmeyen maaşlarımızın ne zaman ve nasıl ödeneceğinin, işten çıkarılan öğretmenlerin haklarının nasıl güvence altına alınacağının ve yaşanan krizin nasıl çözüleceğinin somut biçimde açıklanmasını istiyoruz.
19 Ağustos’taki toplantıda çözümü duymayı bekledik. Duymadık.
Şimdi soruyoruz: Çözüm nerede?
Fide’de çalışmaya devam edecek meslektaşlarımızın da ilerleyen süreçlerde benzer mağduriyetlerle karşı karşıya kalmamasını ve emeklerinin karşılığını zamanında, güvenceli bir şekilde alabilmelerini temenni ediyoruz.
İşten Çıkarılan Fide Öğretmenleri
Başakşehir Şamlar bölgesinde 26 saattir sular kesik. Defalarca aramamıza rağmen bir şey yapılmadı. Bu sıcak yaz gününde bu kadar saat insanları susuz bırakmak ne demek.
@iski_destek
Bir koca, eve yalnızca para getiriyorsa, o evin gerçek direği sayılmaz.
Bir direk olmak, sadece faturaları ödemekle olmaz.
Gerçekten orada olmaktır. Sevginin sözle değil, eylemle gösterilmesidir. Yükleri birlikte taşımaktır. Huzur getirmektir.
Çünkü bir yuvayı sadece gelirle inşa edemezsin; o yuva, teselli eden kollarla, ayağa kaldıran sözlerle, zor zamanlarda kaçmayan bir varlıkla kurulur.
Bazı erkekler, iyi bir sağlayıcı olmanın bütün gün çalışıp maaşı masaya bırakmak olduğunu sanır. Oysa unuttukları bir şey var: Bir aile sadece fiziksel açlıkla değil, zaman eksikliğiyle, sevgisizlikle, duygusal yoksunlukla ve güvensizlikle de acı çeker.
Para kirayı öder, ama senin varlığın duygusal istikrar sağlar.
Para eşyalar alır, ama senin ilgin anılar inşa eder.
Para konfor sunar, ama senin sevgin hayata anlam katar.
İçinde olmadığın bir ev, eşyalarla dolu olsa ne yazar?
İyi bir koca, sadece maddi sorumluluğunu yerine getiren değil; evine dönen, ilgilenen, yardım eden, dinleyen, sarılan, örnek olarak çocuklarını yetiştiren kişidir.
Yani bir yuva kuran kişi, sadece onu finanse eden değil, onu inşa edendir.
Çünkü günün sonunda, evin faturalarını para öder; ama o evi gerçek bir yuvaya dönüştüren, senin varlığındır.
Yusuf Tekin’in kendi kızı Ankara’nın en pahalı ve ‘lüks’ okulunda okuyor. Kendisinin aldığı tek maaş onlarca öğretmenin maaşı. Bize reva gördüğü ise asgari ücret, intihar. Fazlasını değil hakkımızı istiyoruz.
#ÖğretmenlerAcilÇözümİstiyor
2014 yılına kadar, özel okul öğretmenlerinin devlet okulu öğretmenlerinden daha az maaş almasını yasaklayan 5580 sayılı Kanun yürürlükteydi. Bu kanun 2014 yılında yürürlükten kaldırıldı. Aynı diplomaya ve aynı müfredata sahip olan bu insanlar, önceki kazanılmış haklarını talep ediyorlar. Ve günlerdir maruz kaldıkları muamele kabul edilemez derecede utanç verici.
📣 WFTU Türkiye'deki Öğretmenlerin Mücadelesiyle Dayanışma Açıklaması!
Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU):
“Türkiye'de yıllardır özelleştirme politikalarına, iş güvencesizliğine ve çalışma koşullarının kötüleştirilmesine karşı mücadele eden öğretmenlerle enternasyonalist dayanışmasını ifade etmektedir.
Hükümetle yapılan sayısız görüşmeye ve verilen sözlere rağmen somut bir ilerleme kaydedilmemiştir. Ayrıca, demokratik sendikal hakların sistematik ihlalini kınıyoruz.
Öğretmenlerin sendikal haklarını kullanmalarını engelleyen tüm gözaltı, kısıtlama ve diğer önlemlerin derhal sona erdirilmesini talep ediyoruz. 1600'den fazla öğretmenin kamu atamalarından dışlanmasının geri çekilmesi çağrısında bulunuyoruz.
WFTU, onurlu bir istihdam, adil çalışma koşulları ve tüm eğitim emekçileri için sendikal hakların tam olarak tanınması için mücadele eden öğretmenlerin ve Öğretmen Sendikasının yanındadır. Uluslararası sınıf odaklı sendika hareketi, onların mücadelesi ve haklı talepleriyle dayanışma içindedir.
1945-2025
Sınıf Mücadelesinin 80 Yılı
Enternasyonalizm ve Dayanışma ile
WFTU
20 Haziran 2026
Atina, Yunanistan”
@Wftu_eurof@wftucentral1945@MulakatPlatform
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17 @elvangezmischp @yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
Bu gece öğretmenlere uygulanan şiddetin en açık hali. Polise karşı kalkan bir el yok, hakaret yok,öğretmenlerin anneleri, çocukları bile gaza bulanmış. Yetkililere soruyoruz 2.15 dakikadan itibaren ortaya daha net çıkan beyaz tişörtlü, 50 li yaşlardaki polis amiri kimdir? Tam görevi nedir? İnsanlar baygınlık geçirirken çevik kuvveti bile aşıp koşarak öğretmene vuran, diğer poliselerin bile tutmaya çalıştığı, doğrudan “şunu al” diye parmakla insanları göstererek düşmanla savaşır gibi davranan bu şahsa karşı bir işlem yapılacak mıdır? Biz unutmayacağız. Bu yaşananların peşini bırakmayacağız.
Yazıklar olsun…
Düzeniniz batsın!
Özel sektör öğretmenleri taban maaş hakkı için, mülakat mağduru öğretmenler gasp edilen hakları için günlerdir mücadele ediyor.
Görüşebildikleri her siyasetçi haklı olduklarını söylüyor. İktidarın bazı temsilcileri sözler veriyor. Ama sarayın gölgesinde siyaset yapanların ne iradesi oluyor ne de cesareti.
Öğretmenler yaşarken yoksulluğa, güvencesizliğe ve itibarsızlaştırmaya mahkûm edildi. Şimdi de açlık grevine, açlık grevinde bile şiddete maruz bırakılıyor.
İktidar çözüm üretmek yerine yine görmezden geliyor ve hak arayan öğretmenlerin karşısına polisi, gözaltıyı ve şiddeti çıkarıyor.
Öğretmeni itibarsızlaştıranlar, hedef haline getirenler ve can güvenliğini sağlayamayanlar; bugün açlık grevindeki öğretmenlere yönelik baskının ve şiddetin de sorumlusudur.
Bugün makamlarınızın, yetkilerinizin ve iktidarınızın arkasına saklanabilirsiniz.
Ama ne halkın vicdanı sizi affedecek ne de tarih bu karanlığı unutturacak.
Ve bir gün, mutlaka, bu ülkeye gerçekten hukuk geldiğinde; öğretmenlere, emekçilere yaşattığınız yoksulluğun, güvencesizliğin, baskının, şiddetin ve adaletsizliğin hesabını vereceksiniz.
Zulmünüz arttıkça öfkemiz, baskınız arttıkça mücadelemiz büyüyor. Bu açık cezaevi düzenine de, bu saltanat rejimine de boyun eğmeyeceğiz.
Bu yaşananları izleyen, boş bakan, öğretmenlerin haklı taleplerini yok sayan Milli Eğitim Bakanı’na;
Şiddetin ve baskının talimatını verenlere;
Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve bugün açlık grevine mahkûm eden tek adam düzenine;
Yazıklar olsun!
Özel sektör öğretmenleri de, mülakat mağduru öğretmenler de haklı mücadelelerinde yalnız değildir. Dayanışmayı büyütmeye, haklı taleplerin sesi olmaya ve bu mücadeleyi omuz omuza sürdürmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika@eren_edebali
Açlık grevlerinin 6. gününde öğretmenlerin sesini yükseltiyoruz: Verilen sözler tutulsun! Milli Eğitim Komisyonu derhal toplansın! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yüz binlerin sesi olan öğretmenleri muhatap alsın!