Bir ara bize çip takacaklar diye endişe ediyorduk, çip cebimizde ve gayet normal karşılıyoruz. Şu aletle gittiğimiz her konum, dokunduğumuz her bağlantı ve konuştuğumuz her şey bir yerlerde depolanıyor.
“O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.”
7. asrın insanı için bu gibi ayetlere inanmak belki zordu ama biz daha dünyada iken bunu yaşıyoruz. Yarın birileri çıkıp bütün hayatımızı sayıp dökse; “şu tarihte şuraya gitmişsin, bu tarihte şununla görüşmüşsün, şunu almış bunu satmışsın” dese, şaşırmayız, inkâr da edemeyiz. Dijital ayak izimiz şahitlik eder.
Kullar buna kâdirken Allah değil midir? Dünyevî mecralarda bunlar depolanırken uhrevî mecralarda depolanmıyor mu?
"Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, “Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez." (Kehf, 49)
Fon pisliği ne dış operasyondur, ne de Reis’e operasyondur..Eğer böyle yaklaşmazsak konuya CHP li belediyelerin yolsuzluklarına ne diyeceğiz ? Herkes bulduğu yeri soymuş..Olay budur..Ama soygun kesinlikle örgütlüdür..Siyaset, iş dünyası, medya, bürokrasi ortaklığı..
Siz kimsiniz yahu?
Kendinizi ne sanıyorsunuz?
Size bu denli arsız ve hadsiz olabileceğinizi düşündüren şey tam olarak nedir?
Kime güveniyorsunuz?
Siz kendinizi milletten üstün mü görüyorsunuz?
Özel ırk, ayrıcalıklı sınıf falan mısınız?
Kimsiniz siz?
Ülke ekseriyetle şirketlerin eline geçmiş,
City Of London faiz üzerinden milletin ümüğüne çökmüş,
Denizcilikten tut ağır sanayiye, inşaatçılıktan tut gıdaya kadar tekelleşmeyen yer/alan kalmamış,
Nerede bir armatör, nerede yeni yetme avam bir iş adamı varsa; ya bizzat kendileri ya da temsilcileri teker teker siyasete girmiş/sokulmuş.
İsrail?
Dış güçler?
Yahu İsrail'in yeni maslahatguzarı daha bir ay önce güven mektubunu sundu bu millete(!)
Gazze'ye ineriz diyerek halkın tansiyonu alınırken, müteahhitler şimdiden Gazze için(!) ABD-İsrail projelerine amade oldu.
Gazze'ye gidip onlarca çoluk-çocuk kadın biçen çifte vatandaşlara tek bir yaptırım dahi uygulanamadı.
İki kelimeyi bir araya getiremeyen on binlerce kişi, hayal dahi edemeyeceği imkanlara boğuldu.
Kemalist maskeli mirasyediler yetmiyormuş gibi,
Korkunç derecede cahil, avam ve ihtiraslı muhafazaKÂRımsı bir sınıf türetildi.
Tarımda sırf ihracat yüksek görünsün diye yıllardır millete adeta ürünlerin kasa dibi/çöpü layık görüldü.
Üstelik akıl almaz fiyatlarla.
Ülke, Karadeniz mafyaları ile Doğu mafyaları arasında bölge bölge preslendi.
KDV'nin ÖTV'si, ÖTV'nin Kayınvalidesi vs. derken tarihte hiç olmadığı kadar elektronik kaçakçılığı zirveye ulaştı.
Üstelik bunun başına dahi birileri oturdu.
Görsel medyada sigara alkol vs. blurlanırken;
Onlarca mafya, aşiret, töre, çete ve kadın programı içeriklerine verilen taviz/imkanlar ile hastalıklı bir nesil türetildi.
Ülke adeta 3. sınıf bir Latin Amerika ülkesine dönüştü.
Tüm bunlar ve daha da fazlasının görülmediğini mi sanıyorsunuz?
Ya da bu milletin günü geldiğinde bunların hesabını sormayacağını mı düşünüyorsunuz?
Doğruyu söyleyenleri susturduğunuz ya da sansürlediğinizde, gerçekleri sinelerden sökebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Neyin peşindesiniz?
Hesap verme/sorma bu kadar mı korkutuyor sizi?
Bu kadar mı çamura battınız?
Ya da(!)
Bu kadar mı dokunulmaz oldunuz?
Bu kadar mı kendinizi devletin ve milletin sahibi olarak görüyorsunuz?
Türk milletinin irfanını ve sabrını bu denli hafife alma cüretini siz ne ara kendinizde buldunuz?
Türk Devleti sevdalılarını siz kör kütük kendinize tabi mi sandınız?
Siz hangi aymazlıkla Devletçileri ve Milliyetçileri bu kadar hafife aldınız?
3-5 tane yandaş tv, çakma akademisyen ve fondaş gazeteciler ile bu milleti uyutabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Bakın net olarak belirtiyorum;
Bu gidişat yıkılmaz sanılan düzeni -milletin iradesiyle- yıkar.
Bu gidişat bu ülkede yeni bir dönemin kapılarını öyle bir açar ki, o kapının ardında tarihten silinirsiniz.
Adaletin kişiye/kuruma göre şekillendirildiği yerde, su bulanır.
Bulanan su da bulandıranları teker teker yutar.
Kendinize gelin.
Hesap sormak güzeldi evet; şimdi hesap verin.
Ya kendinize ivedilikle çeki düzen verin ya da bu milletin gözünün önünden çekilin.
Toplumu infial noktasına getirdiğinizin farkında olun.
İnsanlar hiçbir kuruma ve kişiye güvenemiyor artık.
Kötünün iyisi, iyinin kötüsü algısını dahi yerle bir ettiniz.
Yeter.
Kamu görevlerinde çalışmış ve mal varlığı anormal şekilde artmış kişiler inceleme altına alınmalı.
Fetö süreci gibi.
Pisliğe bulaşan herkes tasfiye edilmeli.
Malları kamulaştırılmalı.
Ve sonunda, devlete bu ahlak yerleştirilmeli.
Kalıcı olarak…
Siyasetin her kolu ve her kademesi Türk milletinde teneffür oluşturdu artık.
Bu durumu en son 1998-2001 arasında görmüştük ki bu millet birçok partiyi/siyasetçiyi tarihten adeta hiç var olmamış gibi silip atmıştı.
Bugün gelmiş olduğumuz noktada bu düzen artık hiçbir şekilde devam ettirilemez.
Toplumun neredeyse hiçbir parti, hiçbir belediye, hiçbir kurum veya siyasetçiye zerre güveni kalmamıştır.
Öyle bir yüzsüzlük, arsızlık ve aptala yatma hali var ki ortada,
İnsanlar artık ciddi manada -ve haklı olarak- taraf gözetmeksizin kinlenmeye başladı.
Bir tarafta üç kuruş asgari ücret veya emekli maaşı ile ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar varken,
Diğer tarafta iki kelimeyi dahi bir araya getiremeyen avam mirasyedilerin (birer mantar gibi türetilerek) ülkeyi adeta rehin alması,
-Bugünden söylüyorum- Türkiye'yi çok büyük ve köklü bir değişimin eşiğine kaçınılmaz olarak götürecektir.
Su bulanmadan durulmaz.
Ve su, artık bulanmak bir yana, kökten zehirlenmiştir.
Net olarak belirtiyorum ki;
İster seçime yakın milleti paraya boğun, ister dış güçler, iç çarpanlar vs. safsatalarının arkasına sığının,
Bu çürümüşlüğün hesabı -kimse için- kolay olmayacaktır.
Rektör seçiliyor; karısını, kızını memur yapıyor. Bakan seçiliyor; akrabalarını önce özel kalem, sonra müdür yapıyor. Belediye başkanı seçiliyor; damadına ihale, yeğenine kadro buluyor.
Bu nedir?
Feraset yoksunluğu. Bir adım ilerisini görmekten aciz olmak.
Çünkü kızını memur yapan rektör, kızının diplomasını aldığı üniversitenin itibarını da harcıyor. Akrabasını müdür yapan bakan, torunlarının yaşayacağı ülkenin devletini zayıflatıyor. Liyakatle o koltuğa oturması gereken genç, ya küsüp kenara çekiliyor ya da bavulunu toplayıp gidiyor. Giden, o ülkenin yetiştirdiği en değerli sermayedir ve geri gelmez.
Kayırılan da kazanmış sayılmaz. Ne kadar çalışırsa çalışsın, adı hep "falancanın kızı", "filancanın yeğeni" olarak kalır. Hak ettiği bir başarı bile şüpheyle karşılanır.
Kısa vadede aile kazanır, uzun vadede herkes kaybeder; o aile de dahil.
Ferasetli insan şunu bilir: Çocuğuna bırakabileceğin en iyi miras bir kadro değil, adil işleyen bir kurumdur. Kadro bir gün elden gider. Adil bir düzen ise hepimizin çocuklarını korur.
Liyakatin olmadığı yerde kurum kalmaz. Kurumun olmadığı yerde devlet kalmaz. Devletin olmadığı yerde ise ne aile kalır ne de kayırılacak bir kadro.
Madem twit attık şu fon meselesine dair de kısaca yazayım. Fırsat bulursam video da çekerim. Biraz uzunca olacak.
Konuyu fazla takip etmedim ama anladığım kadarıyla Fon hacimsiz bir hisseyi alıp şişirmiş. Normal yatırımcı da aynı hisselere binmiş. Sonra fon yavaş yavaş kar alıp normal yatırımcının üstüne hisseyi yıkmışlar.
Doğru anladıysam bu borsa işlemlerinde giriş seviye dolandırıcılıktır. Genelde işsiz güçsüz tipler böyle köşe dönmeye çalışır.
Eğer böyle bir dolandırıcılığı devletin gücünü kullanan birisi yaptıysa elbette dolandırıcılığın hacmi de ona göre olur. Koca devletin imkanlarına sahip birisi tırnakçı gibi halkı dolandırsa buna ne söylenir ki ? Böylesine söz tükenir, cezadan gayrı söz bile insanlara nefret verir.
Açıkçası hukuki prosedür başka bir şeydir. Suçun sabitliğini anlamak başka bir şey. Bulaştığı bilinen herkesin ters kelepçe ile videosunun düşmesi lazım. Koca koca makamlarda şuna tevessül edilebilmesine tahammül gösterilmemeli.
Bu dümdüz vatan hainliğidir. Adi dolandırıcılıktan da fazlasıdır. Muz cumhuriyeti mi burası yahu ? Makam mevki ile adi borsa dolandırıcılığı nasıl birleşir ?
Normalde borsa milli sermayedir. Senin yastık altında bekleyen altınının aselsan hissesinde olması, hem aselsanın hem senin karınadır. Yastığın altında duran atıl paranın ticarete dahil olması bir ülkenin ekonomisinde gerçekten önemlidir.
Türk borsası yıllardır bu güveni bir türlü sağlayamadı. Normalde uzun vadeli bir ticari ortaklık gibi olması gereken hisse senedi alışı halen 3 günde vole vurmaya çalışılan, tokatçılık yapmaya çalışılan bir kumar gibi görünüyor halka. Bunun bariz alameti normal anadolu insanının borsaya bakışıdır.
Bir kaç düzenleme ve güven unsuru ile mudarebe akdine benzeyecek olan iş, kumar oynamak gibi görünüyor.
Her şeye olduğu gibi borsaya da absürt gerekçelerle haram diyen adam ''bak gördün mü biz dediydik'' diyor. Bir işi yaparken dolandırılman onu haram kılarmış gibi. Ya da borsa kar getirince helal olacakmış gibi. Sanki insanlar ticaret yaparken dolandırılmıyor.
Aynı şirketten gidip ortaklık alsan caiz diyecek. Pff Türkiye gerçekten zor bir ülke.
Kumar gibi algılanıyor, haram deniliyor, gerçekten insanlar tokatlanıyor. Yatırımcısı zaten halk tabanına yayılmadığı için ticaret gibi de bakmıyor konuya. 3-5 günde vole vurulacak bir şey gibi addedenler kağıt alıp kağıt satıyor.
Normalde ortağı olduğun şirket ne alır ne satar bakmaz mısın ? Adam rakamlara bakıyor 3-5 aydır hissenin fiyatı artıyor diye yapıştırıyor. Çünkü üstteki sebeplerden dolayı zaten borsa algısı ticaret gibi değil.
Tüm bu sebeplerle borsanın para hacmi düşük olduğu için de dolandırıcılık da kolay yapılıyor. Adam ufak bir parayla bile hacimsiz hisseyi uçurabiliyor. Sonra başkasının sırtına yıkıyor. Tekrar aynı döngüler.
Hele bir de devletin gücüyle bunun yapılmasını düşün. Yahu ticareti olmayan bürokratın elinde o borsaya yatırdığı miktar naktin olması bile zaten anormal.
Türk borsası bu kısır döngüyü bir noktada kırmak zorunda. Bunun yanı sıra devletin imkanı ile vatandaşın dolandırılmasına tahammülsüz olduğu mesajını da vermek zorunda.
Bunun yolu da bellidir. Hızlı, keskin hukuki müdahele.
Ben fon krizine üzülmüyor seviniyorum..Çok büyük bir temizlik için büyük fırsat olarak görüyorum bunu..Askeri olmayan alanların 15 Temmuz’u..Her renkten, her meslekten, her siyasi görüşten vs birileri var..Söylendiği gibi kimsenin gözünün yaşına bakılmazsa, ülkenin önü açılır
Rakip yani CHP ve Yeni Parti full hırsız, full yolsuz, full iğrenç ilişkiler içinde olmasa Ak Parti bu kadar vurdum duymaz olamazdı, bunun rahatlığı var sanırım..Ama bir de ahiret var..
GALATASARAY A.Ş. Kulübü’nün 09.03.2025 tarihinde oynanan CORENDON ALANYASPOR-GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve “7 futbolcusunun sarı kart ve 1 futbolcusunun kırmızı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine,
GALATASARAY A.Ş. Kulübü futbolcusu GÜNAY GÜVENÇ ’in aynı müsabakadaki “hakareti” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 41. maddesi uyarınca 10.03.2025 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.
https://t.co/rtz0Er4EA8
mustafa kemal döneminde;
"Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed" diyen 2 gün hapis ve para cezası alıyordu.
Gördünüz mü kurtuluşu?
Kaynak; Devlet Arşivi
Ortaya çıkan mesajlaşmalara ve konuşmalara bakılırsa, 4 büyükler arasında Hacıosmanoğlu ve MHK’dan “hakem siparişi” vermeyen tek kulüp Galatasaray. Buna rağmen 4 sezondur kafalarına vura vura şampiyon olup hepsini tasmayla gezdirmişiz.