Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi 468 “Evet” oyluyla TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı
Tablo @tv100
SON DAKİKA:
5 yaşındaki Filistinli kız Hind Rajab için Berlin'de bir anıt dikildi; Gazze'de mahsur kaldığı araca 335'ten fazla mermi isabet ettirildikten sonra öldürüldü...
TEŞEKKÜRLER CUMHUR İTTİFAKI 👏🏻🇹🇷
Ahmet Minguzzi yasası Ak Parti ve MHP oylarıyla TBMM'de kabul edildi.
15-18 yaş arasındaki çocukların kasten öldürme gibi ağır suçlarda müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alabilmesini öngören kanun teklifi kabul edildi.
CHP Ankara İl Başkanı Fahri Yıldırım’dan YENİ Partililere:
“12. kata sığındınız. Emniyet müdürü kulağınıza bir şey söyledi, nedense 3 dakikada terk ettiniz.”
“Yağmur altında yürüyelim dediniz. Vallahi yağmur bile sizi temizleyemedi.”
“Hiçbir CHP yöneticisinin hırsızlık anlayışı yoktur. Hiç görmedim. İl-ilçe binalarını soyan bir örgütü hiç görmedim.”
“‘Baba ocağı’ diyenlerin hiçbirisinin babası CHP değil. Bunların merkezi Pensilvanya.”
Almanya’da, mazlumların üzerine yağacak işgail bombaların yazılımını bozan beş mühendis hakim karşısına alkışlar eşliğinde çıktı.
Bilgi vicdanla harmanlanınca değerlidir 👏
Ülkenin baş belası Fetö'yü Ak Parti besledi diyenlere izletin bu videoyu.
Eski Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'dan dinleyelim:
-"İfadesi getirilen ve askeri orijinli, uzatmalı başçavuş bir arkadaşın ifadesi esnasında tesadüfen Fethullah Gülen'in İstanbul'daki bir mafya babasıyla iltisaklı olduğu ve para alışverişinde bulunduğu şeklinde bir paragraflık bir beyan ifadeye geçti.
Bu beyan, ifade medyaya sızınca Emniyet Teşkilatı içerisindeki cemaatin kadroları;
-"Vay, hoca efendinin ismi niye bu ifadeye girdi?" gerekçesiyle aleyhimizde bir kampanyanın içerisine girdiklerini fark ettik.
Dedim, Sayın Başbakanım, bu cemaat aleyhimizde müthiş bir kampanyanın içerisine girdi. Müsaade ederseniz bunun sebebi hikmetinin ne olduğunu anlamak ve bu cemaatin faaliyetleriyle alakalı da devleti bilgilendirmek istiyorum.
Mesut Bey bir duraklama geçirdi ve; -'Sakın ha!' ile başlayan bir cümleyle niyetini bana ifade etti.
Dediler ki: 'Bu konuyla alakalı bir çalışma yaptığını Sayın Ecevit duyarsa hükümeti yıkar. Çünkü Ecevit'in bu cemaate dönük önemli bir beklentisi ve sempatisi var. Bu itibarla bu çalışmayı yapma.' dediler.
Ne oldu, aslan parçaları?
Metin ortada...
Hani federasyon çıkacaktı? Hani bölünmenin yolu açılacaktı? Hani Apo’ya af vardı? Hani örgüt yöneticileri, merkez komite başta olmak üzere genel af vardı?
Metin ortada, imzaya açıldı. Örgütün tüm bileşenleri tam anlamıyla silah bırakmadan zaten yürürlüğe girmiyor. Silahların terk edilmesinin MİT ve emniyet tarafından tam olarak tespit edilmesiyle metin hayata geçiyor.
Hani bölünme? Hani taviz?
Baksana, apaçık örgütün yok edilmesi, terörün sona ermesi söz konusu. Hem de TBMM iradesiyle.
Asıl başarı ise yabancı gözlemci olmadan. Doğrudan Türk devletinin Meclisinde iş bitiyor. Yabancı devletler aracılık etmiyor, gözlem heyetleri kullanılmıyor.
Irak’taki de, Suriye’deki de, İran’daki de karara uyacak; silahını teslim edecek. Bunlar kayıt altına alınacak, ondan sonra tüzük geçerli olacak.
Yok bölünme, yok genel af, yok Apo’nun salınması... Hiçbir şey yok. Türkiye’nin hükümranlık hakları var; net, aleni.
Ulan, öyle olmasa; en ufak bir dümen, alengir, falso olsa PKK’yı yok etme, terörü sona erdirme, toplumsal barışı ve kardeşliği inşa etme yolunda tüm varlığını ortaya koymuş bir lider imza atar mıydı?
Bugün egemenlerin en büyük oyunu bozuldu.
Siz bakmayın bu iki felaket tellalına. Elbette örgütü muhafaza etmek, yaşatmak, terörün sürmesini istemek, kandan umut beklemek; küresel güçlerin ve yerli iş birlikçilerinin en büyük rüyasıydı.
Biz o rüyayı kabusa çevirdik.
@HugulVedat
Asırlık Gece 8. bölümünü şimdi izledim.
Biz gerçekten çoğu şeyi bilmiyormuşuz.
Halk sokağa çıktı darbecileri durdurdu’dan başka.
Devletin her kurumunda kıran kırana mücadele geçmiş.
Eğer o gece Malatya’dan ağır bombardıman uçaklarını kaldırabilseler meydanları bombalayacaklardı.
Allah bu vatan için elini taşın altına koyan herkesten razı olsun.
Gözlerimiz doldu yine #Asırlıkgece
Velid Canbolat, Beşşar Esed’le son konuşmasını açıkladı. Ona sordum:
-Hamza el Hatip meselesi nedir, bu çocuk işkence ile öldürüldüğü söyleniyor.
-Hayır işkence etmedik, sadece öldürdük.
Bana böyle söyledi.
Oyuncu Bekir Aksoy:
“Gazze bizim meselemiz değildir demek insanlığı satmaktan başka bir şey değildir.”
Bu tür güzel oyuncular gün yüzüne çıkmalı.
Tebrikler Bekir Aksoy.
Recep Tayyip Erdoğan, resmen islam Natosunu kuruyor ve israil korkuyor
Süper güç Türkiye, islam ülkelerinin ağabeyi
—Lübnan: "Türkiye, başta elektrik ve petrol olmak üzere enerji alanında Lübnan'a destek vermeye hazır."
—Pakistan: “Nükleer, emrinizde”
TÜRKİYE DURDURULAMAZ
🔴 Zülfü Livaneli:
Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler. Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış; onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor.
Ama biri ‘Kızıl Sultan’, diğeri ise gelişmiş, uygar bir Batılı…
Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum. ‘Avrupa değerleri’ dedikleri şeyler… İnsan hakları, evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. Gazze’de yaptıklarını görmüyor musunuz? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.
Suriye Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Suriye Yatırım Ajansı Başkanlığına atanan, ülkemizde yerleşik İSRA Holding CEO’su, kıymetli iş insanı değerli dostum Ravad Ramazanoğlu’nu yeni görevinden dolayı tebrik ederim.
Daha önce yürüttüğü Suriye İş Konseyleri Üst Kurulu Başkanlığı sırasında olduğu gibi yeni görevinde de hem Suriye’nin yeniden ayağa kalkması ve ekonomik toparlanması çalışmalarına hem de Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik işbirliğine çok değerli katkılarda bulunacağına eminim.
Sayın Ramazanoğlu ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
#SIA
FAİİLİ MEÇHUL CİNAYETLER ÜLKESİNE VEDA
Behçet Oktay …
Eski Özel Harekat Daire Başkanı
Türk Silahı Kuvvetleri Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyasına hak kazanmış bir kahraman.
25 Şubat 2009’da Ankara Dikmen’de saat 01.30’da vurulmuş olarak bulundu.
Dosyası “İntihar etti” denilerek kapatıldı.
Oysa vücudunda kırıklar vardı.
Oktay solaktı ama intihar ettiği iddia edilen silah sağ elindeydi!
Ölümünün ardından babası Muhammet Oktay “Oğlumu öldürdüler ve devlet sahip çıkmadı” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek dün Oktay’ın kız kardeşi ve oğluyla görüştü.
“Başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüpheler yeniden ve kapsamlı biçimde incelenecek; hiçbir husus karanlıkta bırakılmayacak” dedi.
Bakanın 17 yıl sonra Behçet Oktay vakasına el atması önemli…
Bu ülkede bir daha hiçbir baba “ Oğlumu öldürdüler ve devlet sahip çıkmadı” cümlesini kurmamalı..
Maalesef yakın tarihte buna benzer cümleler bu ülkede çok kuruldu.
Çünkü Türkiye’nin yakın tarihi aynı zamanda bir “Faili meçhul cinayetler” tarihi…
Uğur Mumcu
Muammer Aksoy
Gaffar Okkan
Hrant Dink
Özdemir Sabancı
Necip Hablemitoğlu
Ahmet Taner Kışlalı ve diğerleri…
Farkında mısınız? Dünya üzerinde bizden başka hiçbir ülkede 1 hafta içinde 3 ayrı faili meçhul cinayet kurbanı için anma töreni düzenlenmiyor!
19 Ocak Hrant Dink..
23 Ocak Gaffar Okkan
24 Ocak Uğur Mumcu!
O karanlık dönemin bize bıraktığı mirasın kötü anılarını devletten başkası silemez..
Bu sebeple son dönemde faili meçhul cinayetlerin çözülmesi konusunda gösterilen irade ve ortaya konulan kararlılık desteklenmeli.
Behçet Oktay meselesine dönecek olursak..
Adalet Bakanının açıklamasındaki “FETÖ vurgusu” dikkat çekici.
Oktay’ın Ergenekon kumpası sırasında ele geçirilen mühimmatların bir kısmının Emniyetteki FETÖ ekibi tarafından Özel Harekattan çalınıp Zir Vadisine gömüldüğünü ortaya çıkardığı için öldürüldüğü yıllardır konuşulur.
Bu ihanet şebekesinin kumpaslarında kim bilir Oktay gibi kaç vatan evladı daha can verdi?
Hepsi aydınlatılmalı…
https://t.co/VrhIjO2Uwi
MANSUR BANA BÖYLE BİR NOT GELDİ…
BİR ARAŞTIR BAKALIM…
SÖYLENENLER DOĞRUYSA VURGUN BÜYÜK…🔻
ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SU İNŞAAT DAİRE BAŞKANLIĞINDA BÜYÜK VURGUN
Aski Genel Müdürlüğü Su İnşaat Dairesi Su Grup firmasına yapılan büyük kıyak
Su grup firma sahibi samet bey su inşaatta daire başkanı ve inşaat şube müdürü ile olan ilişkilerini Sayın Başkan Hariç herkes biliyor .
Su grup Aski Genel Müdürlüğü Su İnşaat dairesinden farklı tarihlerde 2 tane ihale alıyor bu ihaleler
1.Çankaya, Gölbaşı, Mamak, Elmadağ, Haymana, Şereflikoçhisar, Evren Ve Bala İlçeleri İçme Suyu Şebeke Hatları Ve Diğer İmalatlar Yapımı İş(16.05.2025 tarinde168,725,785.00 TL %18.42 tenzilatla alıyor
2. Altındağ, Keçiören, Pursaklar, Çubuk, Akyurt, Kalecik, Kızılcahamam, Kahramankazan Ve Çamlıdere İlçeleri İçme Suyu Şebeke Hatları Ve Diğer İmalatlar Yapımı İşi(07.10.2024 tarihinde 269,540,235.000 TL %19,75 tezilatla alıyor
Su grup bu işleri yüksek tenzilatla alıyor işler aldığı rakamla zarar ama firma sahibi ikili ilişkilerle bu işlerden zarar etmeyi bırakın nasıl para kazandığını anlatayım size ,firma bu ihaleleri aldıktan sonra ihale kapsamındaki ilçelerde imalatları yapmayıp YAPIM OLURU ile karmarjı çok yüksek işler yapıyor olay şöyle ;
1.Koyunlu baba barajından çubuk 2 barajına normalde onaylanan projesi çelik boru imlatını İdare malı düktil e çevirip Su grup firmasının iki işi kapsamında yapım oluru veriliyor yaklaşık yapım olur miktarı 200 milyon bu ne demek bu firmanın elindeki 2 işde bu yapım oluru sayesinde 3-4 ay içinde bitecek ve bu firma zarar ettiği işlerden yüksek kar marjı elde etmiş çünkü ihale kapsamında olmayan yeni imalatlar için yeni birim fiyat yapılacak ( burda haksız kazanç elde etmiş olucak) ilçelerde yapılması beklenen imalatlar yapılmayacak ve o ilçelerde ihale çıktı diye sevinen insanlar hüsrana uğrayacak
Bu yapım oluru yazana kadar yeni den burası için ihaleye çıkılsa kamu menfati olucak çünkü daha uygun bir fiyata bu proje yapılacak ama yeni ihale işlerine yaramaz sametabilerini zarar etmelerine daire başkanı inşaat şube müdürü yatırımlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı asla istemez
Askide artık çıkan ihalelerde firmalar çok düşük rakamlara işler alınıyor çünkü herkez biliyorki aldığın ihale mahal listesi yapılmıyor nerde kolay kısa ve para kazandırılacak imlatlar yaptırılıyor.
YENİ PARTİ VE İYİ PARTİ DİRENİYOR 🙂
DEMEK Kİ NE İMİŞ?
“…Bazıları bunları sadece silah elde savaşırken görmek istiyormuş, bizim sadece silahları gömerken görmek istediğimiz gibi, Bazılarına bu örgütler sadece savaşırken iyiymiş, bize sadece barışırlarken iyi olduğu gibi…”
1 Ekim 2024 çağrısının ardından yazmıştım;
Barış ve çözüm sürecinde örgüt "silah bırakıyorum" dediğinde homurdanan, ateşkese bin türlü kulp takan, o dönem iki-üç yıl içinde olsa kanı durdurmayı başarmış Erdoğan`ı örgütle anlaşmakla suçlayanlar, örgüt yeniden silaha sarıldıktan itibaren terör örgütünün bir numaralı destekçisi olup, örgütle kolkola seçimlere girmişti.
2013 sürecinde andımız kaldırılıp, Kürtçe alfabe, Kürtçe okullar, anadilde propoganda gibi yüzlerce demokratik reform hayata geçirilirken hükümeti bölücülük dahil herşeyle suçlamışlar, terör örgütü yeniden kan dökmeye başlayıp, şehirleri yaktıktan sonra örgütle halaylara durup, kolkola seçimlere girmişti.
2015`ten itibaren yaklaşık 10 yıl boyunca, bu ülkede Kürt sorununu yaratmışlarla, Kürt sorununun arkasına sığınıp bu ülkeye saldırmışları aynı kaptan beslenip, aynı korodan şarkılar söylerken izledik.
Derken araya zaman ve 1 Ekim 2024 tarihinde Sn. Bahçeli’nin çağrısıyla start alan bir devlet inisiyatifi girdi.
Upssss!
Bu defa aynı sahneleri tersinden yaşamaya başladık.!
Son 11 yılda bütün seçimlere terör örgütüyle kolkola girmiş, ‘Kent Uzlaşışı’ adı altında ittifaklar kurup, terör örgütünün adaylarını kendi listelerinden seçtirmiş, örgüt üyelerini belediyelere doldurmuş, teröre yönelik her operasyonda örgütün avukatlığına soyunmuş, Kandil’in argümanlarıyla konuşup, sınır ötesi operasyonlar dahil her fırsatta devleti suçlamış dünün CHP`si bugünün Yeni Partisini birde şimdi yani örgüt kendisini fesh edip, silahları imha/teslim ederken izleyin.
Bugüne kadar örgütle iş tutmuş, kolkola seçimlere girmiş Yeni Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi gibilerini tümden yasal demokratik siyaset arenasına taşınmaya başlayan PKK/DEM çevrelerini topa tutuşlarına şahitlik edeceksiniz.
Bugüne kadar terör örgütü ve yöneticilerine ‘çiçek çocuklar’ muamelesi yapmış Batıcı Liberal Sol çevrelerin burunlarından soluyuşlarına tanıklık edeceksiniz.
Türkiye’nin terörden ve şiddetten arındırılma sürecini ‘Seçim yatırımı’ gibi yakıştırmalarla itibarsızlaştırma girişimlerine ve iktidarı teröristlerle işbirliği yapmakla suçladıklarına şahitlik edeceksiniz.
Daha bir kaç ay öncesine kadar değme kürtçülere nal toplatacak kadar ayrılıkçı söylemlere varan, Kürtlere devlet teklif eden, "Türkiye’nin bir Kürt sorunu vardır ve çözülmelidir` diye bas bas bağıran Özgür Özel`in birden bire Türkçülüğe doğru yelken açıp, teselliyi Musavat Dervişoğlu ve Ümit Özdaggiller familyasında aradığına şahitlik edeceksiniz.
Yani başa sardık.
Demek ki ne imiş?
Bunların Kürt-Severliği de buraya kadarmış.
Demek ki ne imiş?
Bazılarına bu örgütler sadece savaşırken iyiymiş, bize sadece barışırlarken iyi olduğu gibi.
Demek ki ne imiş?
Bazıları bunları sadece silah elde savaşırken görmek istiyormuş, bizim sadece silahları gömerken görmek istediğimiz gibi. Çünkü bazıları taşeron ama biz buralıyız ve istikbal kaygımız var.
OLAĞANÜSTÜ BİR ŞEY YOK
Türkiye tarihinde büyük bir dönüm noktasına şahitlik ediyoruz. Terörsüz Türkiye ve bölge inşa ediliyor. TBMM’deki yasa tasarısında Türk milliyetçiliğinin lideri Bahçeli’nin imzasının yanında DEM eş başkanının imzası var. Onun yanında ise Meclis Başkanı’nın. Belki de ilk defa bu denli büyük bir konsensüs sağlanmış durumda.
Fakat toplumda büyük bir heyecan yok. Bu denli büyük bir olayı, son derece sıradan bir gelişme gibi izliyor kamuoyu. Neden?
PKK terörü ülkemizin en büyük sorunu değil mi? Kökleri 1921 Koçgiri İsyanı’na kadar uzanan bu sorun Türkiye’yi sarsan en can yakıcı problem değil mi?
Koçgiri İsyanı ki, Millî Mücadele'nin en kritik dönemlerinden birinde karşı karşıya kaldığımız en ciddi tehditlerden birisiydi. O isyan bastırılmamış olsaydı belki de Sakarya Meydan Muharebesi gerçekleşmez, Yunan Ordusu Anadolu’dan sökülüp atılamazdı.
Öyleyse neden Türkiye’nin en köklü sorunu çözülürken toplumdaki bu sükûnet?
Çok mu umursamazız?
Elbette hayır.
Çünkü toplum, PKK’nın bitişini sağlayan tüm süreçlerde “yapması gerekeni” yaptı. Düşmanlarımız Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurmaya çalışırken, bu planları altüst eden “Türk Ordusu’nun dört büyük harekâtını” sonuna kadar destekledi. Muhalefetin tüm karşı koyuşlarına karşı adeta cephede savaştı.
PKK’nın en büyük hamisi olan Esat diktatörlüğünü yıkmak için mücadele ederken Suriye Halkının yanında yer aldı. Muhalefet Esat’ı desteklerken, toplum hükümetle birlikte Baas diktasına karşı özgür Suriye mücadelesinin yanında yer aldı.
Çünkü bu mücadelenin sadece Baas’ı değil, PKK’yı da bitireceğinin farkındaydı.
Hükümet Kürt sorununu çözmek için elini taşın altına koyduğunda halk en büyük destekçisi oldu. Muhalefetin bileşenleri küçük hesaplar uğruna kimi zaman ırkçı nefreti kimi zaman ise bölücü histeriyi körüklerken, toplum sağduyusunu hiç yitirmedi.
İşte şimdi bu mücadelenin meyvesini topluyor.
Bu sükunetin ardında Erdoğan ve Bahçeli’ye duyduğu büyük güven var.
Toplum bu sürecin her aşamasında bedel ödedi, destek verdi. Dolayısıyla bugün atılan imzayı bir başlangıçtan çok, uzun süredir yürüyen bir mücadelenin doğal sonucu olarak görüyor.
Bu yüzden Türk’üyle Kürt’üyle Türkiye toplumu, bu mücadelenin sonucunu bir zafer gösterisiyle değil, büyük bir sükûnetle karşılıyor.
Çünkü bu onun başarısı.
Çünkü 23 yıldır kesintisiz desteklediği siyasi iradeden istediği şey buydu: Terörü bitirmek, ülkenin önünü açmak ve Türkiye’yi yeni bir güç merkezine dönüştürmek.
Şimdi istediği oluyor.
Bu yüzden zaferini büyük bir olgunlukla selamlıyor.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 8 Ağustos 2026, Cumartesi.