Dün gece saat 00:30 sıralarında müvekkilim Ekrem İmamoğlu’nun ikameti önünde gözaltına alındım. Bildiğiniz üzere bugün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım.
İçinde olduğumuz bu süreçte avukatlık, yalnızca bir meslek değil aynı zamanda bir direniş biçimidir. Bizler, hukukun sadece uygulayıcısı değil; onun zorlandığı, ihlal edildiği her yerde vicdanın ve adaletin sesi olma sorumluluğunu taşırız.
Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da hukuka aykırı biçimde tutuklanması, yalnızca kişiye yönelik bir adım değildi; toplumun iradesine, savunma hakkına ve hukukun kendisine yöneltilmiş bir tehditti. Bu süreçte, avukat olarak susmak, yalnızca kendimize değil, adalet arayan herkese ihanet olurdu.
Baskının arttığı, ifade özgürlüğünün daraldığı, yargının siyasallaştığı dönemlerde avukatlık, geleneği gereği bir cesaret mesleğine dönüşür. Çünkü bu mesleğin özü, korkuya rağmen konuşabilmek, yalnız da kalsa hakikatin yanında durabilmektir. Bu koşullarda, avukatın susturulması; sadece kişiyi değil, toplumu adaletten mahrum bırakmak anlamına gelir. O yüzden bugün, bu baskıya karşı direnmek, bizim mesleki görevimizdir.
Avukatlık geleneği yalnızca mahkeme salonlarında değil; her yerde, tutanak aralarında, susturulmak istenen her sözde şekillenir. Susarak değil, direnerek, dayanışarak ve hakikati ısrarla söyleyerek büyür. Israrla hakikati söylemeye devam edeceğim!
Benim için Sayın İmamoğlu hakkındaki soruşturmalar sadece hukuki bir dosya değil; tarihe düşülen nottur. Çünkü korku ikliminde avukatlık, bir tercih değil, bir sorumluluktur. Ve biz bu sorumluluğu, “savunma susmaz” diyerek taşıyoruz. Taşımaya devam edeceğiz!
Bu vesileyle dayanışma gösteren herkese teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla,
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
6 Mayıs 2019 günü yine bir ramazan günü bu saatlerde çıkıp “Seçimini iptal ettik” demişlerdi. Ülkeye dair en umutsuz hissettiğim anlardı .Sonra çıktı şu konuşmayı yaptı. Üstüne 2 kere daha yendi Tayyip Erdoğan’ı. Yine başaracak. Yine kazanacak @ekrem_imamoglu