Kadın nasıl küfür ediyor.
Seviyeye bakın ya!
Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu destekçisi iki kadın birbirine girdi, Özel destekçisi kadın sinir krizi geçirip küfürler yağdırdı.
لقد وصلت الأمور إلى طريق مسدود في ألبانيا!
الاحتجاجات تتفاقم ووصلت إلى مستوى الثورة الشعبية!
تزايدت أعداد المتظاهرين في شوارع ألبانيا والجميع يهتف ضد كوشنر وايفانكا ومصالح إسرائيل!
🇮🇱🇵🇸 Denuncia estremecedora de la activista turca Ayçin Kantoğlu
“¿De quién son estas pieles?
¿De quién son estos órganos?
¿Cómo pueden saquear a un pueblo entero hasta quitarle la piel y los órganos?
¿Con qué derecho?”
La traductora y activista turca cuestionó duramente la existencia de uno de los bancos de órganos y piel más grandes del mundo en manos israelíes, mientras que, según ella, los judíos no donan sus propios órganos por razones religiosas relacionadas con la integridad del cuerpo.
“¿De dónde sacan entonces tanta piel y tantos órganos?”
Esta denuncia reabre el debate sobre las graves acusaciones de tráfico de órganos de palestinos asesinados o detenidos, cuyos cuerpos han sido devueltos en ocasiones con órganos y piel faltantes.
Fransız bir kadın katil İsrail'in soykırımını anlattı:
"Gazze'de bir tane toplu mezar bulduk, içinde 300 kişi vardı.
Elleri arkadan bağlı öldürülmüş küçük çocuklar.
Sonra çıkıp diyorlar ki, İsrail askerleri dünyanın en ahlaklı askerleri."
Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, ruhsatı olmadığı gerekçesiyle Suriyeli bir esnafın dükkânını mühürledi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kaidelerine uyacaksınız. Burayı mühürlüyorum.”
Bu adam tribünlere oynayan, bizden çok karşı mahallenin beğenisine talip olan biri. Reisin hatırına oy alıp başkan olan bu tip, eğer bir dahaki seçimlerde yeniden aday olursa ciddi tepki görecektir.
Yazıklar olsun! Sözde video çekip prim yapacak. Yanı başında Güngören Belediye Bünyamin Başkan var; ona bak, onu örnek al bari. Bu ne aymazlık? Böyle PR çalışması mı olur?
Gücünü zincir marketlere göster bakalım.
üç harfli marketlerde her gün fiyatlar değişiyor onları kapatamıyorlar böyle küçük bakkallara güçleri yetiyor. Bir tane üç harfli marketi kapatın sizi ayakta alkışlayalım.
Mazlumun ahı, indirir şahı.
🚨 Son Dakika.. Macaristan Başbakanı Peter Magyar ;
" İsrail'in Başkanı Netenyahu Macaristan topraklarına girdiği an tutuklanacak.."
🇧🇬 Macaristan'dan dik duruş..
🌍 Dünya sessiz kalmasın!
İsrail'i Durdurun
🏷️ #WorldAllianceForGaza
(Gazze İçin Dünya İttifakı)
⚖️ Adalet için,
🤝 İnsanlık için,
📢 Gazze için ses ver!
Sessiz kalma. Paylaş. Yaygınlaştır. 🇵🇸
Filistin'de zulüm bitmiyor!
İsrailli teröristler, Batı Şeria'da "yabani sebze ve çiçek topladıkları gerekçesiyle"
yaşları 8 ile 12 arasında değişen
5 Filistinli çocuğu, gözaltına aldı.
Çocukların akıbeti bilinmiyor.
Hatay’da bir manav, domatesi 2,90 TL, salkım domatesi 15 TL, biberi 10 TL ve salatalığı 15 TL gibi fiyatlardan satışa sunmasıyla gündem oldu.
Bu fiyatlardan kazanıyorsa biz İstanbul'da ne yiyoruz?
OKUL MU DEVŞİRME MERKEZİ Mİ?
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde öğrencilerin okul müdürünü sırtına dönerek konuşturmaması ve velilerin küfürlü protestoları sonrasında törenin iptal edilmesi çok konuşuldu.
Alman vakıflarından fonlu medyaya göre “Atatürkçü gençler gerici müdürü” protesto etmişti. Yaşananlar ülkenin en parlak öğrencileriyle, onlara gerici bir anlayışı dayatan müdürün şahsında Millî Eğitim Bakanlığı arasındaydı.
Öyle ya, ülkede ne kadar güzel şey varsa “dinci-gerici Atatürk düşmanı iktidar” ona düşmandı.
Oysa gerçek, otel odalarında basılan hırsızların peştamallarıyla örtemediği suçlar kadar ortada. Hakikat, maskelerle perdelenemeyecek kadar başka.
Bu okul İttihatçı Mehmet Nadir tarafından Numune-i Terakki adıyla 1884’te kurulmuştu. II. Abdülhamid’e darbe teşebbüsünde okulun merkezi bir rol üstlendiği ortaya çıktığında ise kapatılıp devletleştirilmişti.
Yani Türk Devleti’yle kan uyuşmazlığının tarihi kuruluşuna kadar gidiyor. Geçtiğimiz yıl okulun yatakhanesinin camından “İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez” yazılı pankartın sallandırılması aslında okulda fiilen hâkimiyet kuran “çetenin” neler yapabileceğini gösteriyordu.
Okulda Almanların etkisi 1950’lerde başladı. Fakat ülkenin en başarılı öğrencilerinin girebildiği liseye Alman Devleti’nin adeta çöreklenmesi 1997’de başladı. Ne tesadüf ki, bu sırada ülkede 28 Şubat darbesi yaşanıyordu.
Almanya ile yapılan anlaşma sonucu öğrenciler mezun olduklarında aldıkları “Abitur diploması” sayesinde Almanya’da istedikleri üniversiteye sınavsız girebileceklerdi. Böylece gençler sadece Alman kültürüyle hemhal olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletin imkânlarıyla yetişip tüm birikimlerini Alman Devleti’nin hizmetine sunabileceklerdi.
Liseye giriş sınavlarında her yıl tam puan yapacak kadar zeki ve başarılı 150 Türk genci bu okuldan mezun olduktan sonra soluğu Almanya’da alıyor. Zaten Türkçe ve Tarih gibi birkaç istisna dışında tüm dersler Almanca olduğu için Türkiye’deki üniversite sınavlarında başarılı olma şansları oldukça düşük. Bunun için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi derslere Türkçe olarak ayrı bir mesai harcamak zorundalar.
Kavga da tam bu noktada patlak veriyor. Bakan Yusuf Tekin Abitur uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatınca Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesini istiyorlar.
Yani törendeki protestonun arkasındaki asıl mesele bu.
Yusuf Tekin devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemiyor; Almanlar ise adeta bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları medya ve yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürmeleri bu yüzden.
İşte İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve Okul Müdürü Hikmet Konar, bu çeteye boyun eğmeyip dik durarak devletimizin itibarını korudular.
Almanya’nın ülke dışında benzer statüye sahip yaklaşık 140 okulu var. Fakat sadece Türkiye’deki İEL “devlet lisesi”. Diğerleri oldukça pahalı özel liseler.
Yani bu ülkelerde parası olana Almanya’da üniversite kapısı açık. Oysa biz devletin tüm imkanlarını seferber edip yüksek burslar verdiğimiz çocuklarımızı kendi ellerimizle bir başka devletin hizmetine gönderiyoruz.
Atatürk maskesi ise her yerde olduğu gibi burada da toplumu manipüle etmenin bir aracı. Oysa Atatürk bunun gibi tüm yabancı okulları çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla devletimizin uhdesine almıştı.
O gün de başta Fransa olmak üzere, İngiltere, İtalya ve ABD Türkiye’ye ültimatom gönderip “müfredata karışma” diyordu. Atatürk hiçbirisini dinlemedi. Bir gecede kapattığı sadece Fransız okullarının sayısı 38'di. Okullar ancak yabancı bayraklar ve haç gibi dini semboller binalardan kaldırılıp MEB’e “tamamen” bağlandıktan sonra yeniden açılabildi.